Örnek olay:
Cumartesi 23:40
"TDK'ya göre .... hatalı." dedim.
Pazartesi 17:55
"Hatalı bunlar, değiştiriyoruz." dendi
36 kopyada değişiklik yaptık ve mesai gece bitti. Neyse ki sabaklamadık :)
Meslekte ilk 3 yıl:
"Sistemi şöyle kurarsam hata riski ve kriz ihtimali düşer."
Meslekte 6. yıl:
"Arkadaşlar biz üçüncü dünya ülkesiyiz*, anlatamıyoruz, devam edelim, sabahlamayalım."
*Aksini iddia edenle dövüşürüm.
Not: Son 3 gün 14-16 saat çalışmış ekipteyim.
Duyguların doyurulması daha komplike, tamamlanması için daha fazla dinamiğe ihtiyaç var. Duyguların kendi başına soyut olması ve tamanlanması için soyut başka olgulara ihtiyaç olması onu zorlaştırıyor. Bunlar hep “bence” tabi.
Yaş alırken;
Hayatta kalabileceğim kadar mantıkla yol alıp
Duyguları daha çok önemser olduğumu hissediyorum.
Çünkü insanız, yoksunuz.
Eksik mantık telafi edilebilir de eksikliğini hissettiğimiz duyguların telafisi zor.
Üç hafta 3-5 saat uyku ile yaşadıktan sonra ilk kez bugün evde kaldım. Çamaşır makinemi üçüncü kez kurdum şimdi. Önümüzdeki haftalarda doğru düzgün işe gitmem için tüm gün ütü ve temizlik yapmalıyım. Canım sektör içimden geçiyor.
Koruma güdümün peşine iç hesaplaşmam başladı; bu duygu ekibin eksik noktalarını görmemi engelliyorsa? Bu sorunun sadece varlığı bile önemi. Amaç çoklu düşünebilmek zaten.
Bugün ne kadar ekipçi bir insan olduğumu bir kez daha gördüm, ekibimi yüksek motivasyonla korudum. Gurur duydum. Takım duygusu çook güzel bir aidiyet. Sokaklarda futbol, 6 yıl voleybol, ara ara basketbol oynamanın bana kattığı eennn güzel şey…
Kimsenin beklentisinden sorumlu değiliz. Şartlar olgunlaştığında :) değişim, dönüşüm yaşanıyor. “Sen değiştin” minvalindeki, bağlamı itibariyle olumsuz eleştiri içeren sözler, kibir içerir. Kendini, kendi yaşam anlayışını merkeze koyan bir kibir. Aman!
Neredeyse 32 olacağm ama para ile ilişkim hâlâ berbat.
Çay, kahve içiyorum ve sanki yeme-içme bedava olmalıymş gibi ödemeyi unutacağımı bildiğm için masadaki son dakikalarımda “para öde” diye komut veriyrm kendime. Hem de çok kez iç sesimle tekrarlıyorm. Bu da böyle bir itiraftı.
Gelen otobüs üzerinden sohbet başlattım. Gözlerindeki ifade değişti, otobüse bindim ve ayrıldım yanından.
Bunu neden yaptım bilmiyorum. Ben de ona kötü kötü bakabilirdim. Ama yok illa temas edeceğim. Kendimi tuhaf bulduğum anlardan biri oldu.
Durağa yürürken telefonla konuşuyordum. Durağa geldim. Beni yargılayıcı gözle süzen teyzeyi fark ettim. Kıyafetim için olduğunu düşündüm. Konuşurken yanına doğru gittim. Yanında ne konuşacağımı duyabileceği şekilde konuşmaya devam ettim. Telefonu kapattım.
Kuş yuvalarına yem bırakmayın! Her fırsatta bahsettiğim şey tam olarak buydu. Ev sahibi burada kumruya yardımcı olmak amacıyla yuva yanına yem ve su koyuyor. Ancak aynı yemler saksağanı da yuvaya çekiyor. Ve saksağan da bulgur yerine yumurtayı yemeyi tercih ediyor.