@Merci_haber Vallahi sende kıymetleri görecek gözlere, hakkı teslim ve doğru takdir edecek cömertliğe, insafa ve tevazuya sahipmișsin. Her kadın senin gibi adama râm olur. belki de eşindeki yüksek ahlakın müșevviki sensindir.
Böyle sesler etkileyicidir, çünkü performans sanatçısı değiller. ses tellerinde gerçek duyguların titreșimi var, yaşanmışlık, yaralanmıșlık var. İnsan dinlerken "bu adam beni anlıyor, yaşadığım acıyı biliyor" diyorsun. İliğiyle, kemiği ile, tüm hücreleri ile okuyor. :))
@HELN19031@bpthaber Hiçbirşey boş ve anlamsız değil,hayatın amacıda sınava girmek, başarmak,evlenip,yaşlanıp ölmek değil. Biz hayatı kendimiz için yaşamıyoruz. Bu genç, gençliği cihetiyle masumdur, onun rabbide rahim ve kerimdir. Onu bu meșakkatli dünya zindanından kurtarıp yanına aldı, ne mutlu ona
Yıldız Tilbe'yi özel yapan sadece bunlar değil. İlkokul mezunu olmasına rağmen öyle sözler ve şarkılar yazıyor ki insan şaşırıp kalıyor. hatta insanı ve hayatı okuyabililme kabiliyeti birçok eğitimli insanda yok ve hatta bu alanda yıllarca eğitim almış çok insanda bile yok.
@BirdySamuel Birisi konuyu sormuş, gerçekten uyku getirecek, sıkıcı bir konu. hem isabetsizlikten ziyade bu adamın kibirli ve muğlak üslubuyla dinlemek daha tahammül edilemez olduğu için sormamışlar.
şu yorumu okurken aklıma 'Eksik ölçüp tartanların vay haline' ayeti geldi. Bir sözü bağlamından koparıp işine gelen ve fikrini destekleyen kısımlarıyla ilgilenmek, hakikati eksiltmek vs. Bu da bir tür eksik ölçüp tartmak değil mi? Olabilir, ayetlerin mana şümulü geniştir.
@NurullahArdic@celalettingunes öyle olmayabilir… bizim diyarda mânâdan duyulan rahatsızlık, mânâyı anlamamış gibi sözü başka yerlere çekmek şeklinde de tezahür eder. tecrübeyle sâbittir...
Bence bu yazıda Ayşe Şasa'nın hikayesinden daha fazlası var ama yazarın kalbinden kalemine aktardığı sızıyı tam idrak etmek için o sızılı kalple tevafuk etmek gerek galiba...
@mhemetyavuz Rüyalar insanın iç dünyasının yansımasıdır. Ama karışık veya sıkıntılı rüyalar görüyorum, o halde kalbim bozuk, güzel rüyalar görüyorum, o halde kalbim temiz gibi bir anlam çıkmaz fakat kalpteki intibah rüyalara mutlaka yansır. Aklın ve şuurunda hüșyarsa bunu hisseder ve bilirsin
@GuroManol Neden kaleminizi bu müptezellerin seviyesine düşüyorsunuz Allah aşkına!? Görüyorsunuz ki sizi anlayacak kapasitede değiller, söylediklerinize argüman üretmek yerine sadece hakaret ediyorlar. Bunlara verilmesi gereken tek cevap tükürmektir.
İște böyle değerli, içinde bulunduğumuz zulmete ışık tutmak isteyen kimseler, edepten yoksun, seviyesiz insanlarla karşılaşmak istemedikleri için birer birer çekiliyor. Bizler de hakikate ulaşma imkanını böylece kaybediyor ve bunun bedelini en ağır biçimde hep birlikte ödüyoruz.
X'in en leş, en seviyesiz ve bayağı taymına düştüm. Bu rezilliğe tahammül etmek gerekli mi sorguluyorum. Sahiden... Aşıyla, maskeyle filan koruyabilir mi sağlıklı bir insan kendini bu hasta ruhlulardan, yoksa ful izolasyon mu gerek...
Derd-i maișet hakikati arayan insan için mazeret değil, hele de bilgiye bu kadar kolay erişilebilir bir çağda. Hem o kandilleri tutan el, Diyojen'in gündüzün ortasında elinde fenerle insan araması gibi bir şeye benzeyecek ama sende haklısın, meydan cahillere bırakılmamalı.
@ankaveikarus Sorun halkın basiretsizliği değil, büyük ölçüde sosyoekonomik şartlardır. Bu yüzden bazen kandili tutan ellerin sahiplerinin sokak sokak gezip onları aydınlatması, kültürlemesi gerekir. Yani inmesi gerekir o kulelerden bir nevi
@FBozkurt85141 Sadece işi bilen o dar kesim onun eserlerinin çok kıymetli olduğunu anlıyor, sonra bunu duyan o önemsemeyenler anlıyormuş gibi yapıp "filan Türkiye'nin sayılı bilmem neyinden biri" diyor. :))
Halkta görecek basiret ve anlayış olsa bugün edebiyat ayaklar altında olmazdı.
@FBozkurt85141 Bahsettiğin yazarları keşfeden halk değil, yine dar ve bilinçli okur çevrelerisi ve bazı eğitim politikalarıydı. Yani halk bir eseri veya üreten önemli bir insanı görünür hale gelmeden önemsemiyor, keşfedemiyor.
İçlerinde önemli yazarlar da var. Ben sadece o kadar zengin kitaplar arasında insanların alıntıladığı kıytırık cümlelere takıldım. Off, offff ne olacak bizim bu halimiz. 😞
Farklı bir şey okur muyum acaba diye alıntıların hepsini okudum. Hiçbirinde ne dil işçiliği, ne edebî bir derinlik ne de ince zevk namına bir iz göremedim. Alıntıları okurken tam da çağın ve insanlığın içler acısı bu halini estetik bir biçimde hicveden şu satırlar geldi aklıma: