De ki: 'Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?'
Rabbiniz buyurdu ki: 'Bana dua edin, size icabet edeyim (duanızı kabul edeyim)!'
Kullarım Beni sana soracak olurlarsa (bilsinler ki), şüphesiz Ben (onlara) çok yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim
Allah (c.c)
Ey kâinatın yegâne sahibi, her şeyin yaratıcısı olan Allah’ım! Senden başka sığınacak kapımız yoktur. Kalbimizi iman nuru ile doldur; bizi her an Seni hatırlayan, Sana teslim olan kullarından eyle. Dünya ve ahiret sıkıntılarımızı Senin yüce adınla ortadan kaldır.
İnsan, duanın kabulünü beklediği sürece hala zamanı görmektedir. Oysa iman derinleştikçe insan, zamanı değil Rabbini görmeye başlar. O noktadan sonra "Ne zaman?" sorusu yavaş yavaş kaybolur. Yerine tek bir cümle gelir. "Vakti geldiğinde zaten olacaktır."
Allah için güçlük yoktur. O'nun mülkünde O'na engel olacak hiçbir kuvvet yoktur. O'nun ilmini aşacak hiçbir sır yoktur. O'nun iradesini durduracak hiçbir güç yoktur. İşte bu bakışla dua ederseniz, istediğinizden fazlasına ulaşırsınız. Duada esas olan farkındalık ve odaktır. Sonuç ise Allah'a aittir.
Allah'ı tanıma derinleştikçe tevekkül güçlenir. Tevekkül güçlendikçe de kul, sıkıntılar karşısında Allah'ın yardımını daha sağlam bir ümit ve daha sarsılmaz bir güvenle bekler. Çünkü tevekkül, sebepleri terk etmek değil; sebepleri yerine getirdikten sonra sonucu Allah'a bırakabilmektir.
Eğer günahta israrcıysanız , tövbe namazı+seyyidül-istiğfar+salavat bu üçlüyü her gün en az 1 kez yapmaya çalışın. Allah'a günaha karşı gelmeye iradenizin yetmediğini, ve O'nun iradesinin, isteğinin her şeyin üzerinde olduğunu arz edin, yardım dileyin.
Rad suresi:27
“Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.”
(Tekvîr, 29)
Duamız şöyle olmalı;
“Allah’ım, eğer bu iş benim için hayırlı ise, onu dile. Bana da onu istemeyi, ona ulaşmayı ve ona kavuşunca şükrünü eda etmeyi nasip eyle. Eğer Sen dilemezsen, benim istemem neye yarar? Öyleyse dileğimi kendi dileğine muvafık eyle.”
Çünkü nihayetinde;
“Âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.”
Ve kul için en büyük emniyet de budur:
Kaderini kendi nefsinin eline bırakmayan, onu Rahmân ve Rahîm olan Rabbinin iradesine teslim eden asla sahipsiz değildir.
Gecikmiş rızıklar, karşılığının ağırlığıyla gelir. Başınıza gelenlerin umduğunuzdan çok daha büyük olduğunu görüp şaşırırsınız çünkü Allah, her gece dökülen gözyaşlarını, gizlice kırılan sesini ve yakın bir sabahta gerçekleşmesini umarak kalbinde sakladığın hayalini muhafaza etmiştir. Şüphesiz Allah, kendisine açılan eli boş çevirmez; Allah’a güven ve hüsnüzanda bulun.
Tasavvufu “terk-i dünya” değildir. Terk, dışta değil; bilinç boyutunda olur. Hakikat de yine bilinç boyutunda yaşanır
Dünya terk edilmez; ona yüklenen anlamlar, bağımlılıklar ve zanlar terk edilir
İnsan eşyadan değil, eşyaya verdiği yanlış kıymetten sıyrılarak özgürleşir
hala anlamayan varsa temel mantığı anlatıyorum:
normalde adımımızı öne atıyoruz ve kendimizi ön bacakla çekiyoruz. bunu yapınca ön bacak kaslarımız baskın oluyor ve kalça-arka bacak kaslarımız tembelleşiyor. pelvic dediğimiz bölgenin sağlıklı kalması güçlü kalça ve karın+
@Devlet_iAli@sadecedelileer Sayısız deneyin. Zikrin kalbe düşmesi için dilde çok tekrar önemli. Başka şeyler düşünseniz de devam edin bir süre sonra sizden bağımsız dilinizin zikri söylediğini göreceksiniz
Bismillahirrahmanirrahim.. Ve her şeyin hazineleri bizde vardır .. Hicr 21
La ilâhe illallahul melikül hakkul mübin
Hırsların .. hayallerin .. dileklerin hepsi, yüce ve ulu Hünkârın katındadır ..
Öyleyse onları, yakarış ve dualar ile, af dileme ile yağmur gibi yağdır…!!!
Bismillahirrahmanirrahim.. zül celali vel ikram..
Ey Celal ve İkram Sahibi.. Bu faziletli on günde; affınla, rızanla ve ateşlerinden kurtuluşla bizi onurlandır.
Ey Celal ve İkram Sahibi.. Göğüslerin ferahlığıyla, işlerin kolaylaşmasıyla ve kederlerin dağılmasıyla bizi onurlandır.
Ey Celal ve İkram Sahibi.. Uzun zamandır umutla beklenen duaların kabulüyle ve kereminle asılı kalan arzuların gerçekleşmesiyle bizi onurlandır.
Ey Celal ve İkram Sahibi.. Dünyada ve ahirette geniş lütfundan bizi onurlandır ve bizim elimizdekilerin kötülüğüyle yanındaki hayırlardan bizi mahrum bırakma…!!!
Hasbunallahu ve nimel vekil.. Bir insan saatlerce insanlara umut bağlar ve onlar onu hayal kırıklığına uğratır, ama sana, ey Rabbim, bağlanan umut asla boşa çıkmaz, sen gerçek desteksin…!!!
Selam size ey dostlarım!
Hadis kitaplarında okuduğumda
kalbim parçalanıyor:
Bir sahabi başka birine sordu: Nereden?
O da dedi ki: Peygamber'den ( S.A.V )
Bir sahabi yolda başka bir sahabiyle karşılaştı
ve sordu: Nereye?
O da dedi ki: Peygamber'e
İşte bu sadelikle,
bu güzellikle,
Peygamber'den ve O'na!
Keşke O'na gelebilsem,
ve O'na desem: Ya Resulallah, kalbim ağrıyor!
O da göğsüme elini sürer, beni teselli eder,
belki de der: Üzülme, bunlar sadece günler ve geçip gider!
Ya da elini kalbimin üstüne koyar ve der: Sabret ey kalp!
Böylece sabitlenir ve huzur bulur, çünkü Uhud da O'nun çağrısıyla sabitlenmişti!
Keşke O'na özlem duyduğumda,
özleyenin hıçkırığı göğsümden yükseldiğinde,
hurdubaşa gösterdiği merhameti bana da gösterse,
ve beni kucaklasa, tıpkı onu kucakladığı gibi,
sonra da dünyaya elveda!
Keşke bir sevgiliyle küssem ve O'na gidip şefaatini istesem,
O da benimle yürür, kalbimdeki yarayı onarır,
tam olarak Mugis'in özlemiyle Berire'yi terk ettiğinde koştuğu gibi,
ve ona dediği gibi: Keşke onu geri alsaydın!
Keşke bir borç beni ezse ve O'na şikayetçi olarak gitsem,
O da benimle yürür, alacaklılara benim için yalvarır,
tam olarak Cabir'in borcu için yürüdüğü gibi,
ve Yahudi alacaklıya dediği gibi: Cabir'e süre ver!
Keşke bir dost bana kötülük etse ve O'na acı içinde gitsem,
O da benim için hakkı savunsa, tıpkı Bilal için savunduğu gibi,
Ebu Zer ona "Ey siyah kadının oğlu!" dediğinde,
O da ona dedi ki: Annesiyle mi karşılık veriyorsun ona? Sende hâlâ cahiliye kalıntısı var!
Ya da belki o gün kalbinde Ebu Bekir gibi değerli olsaydım,
benim için öfkelense ve dese: Arkadaşımı bana bırakmayacak mısınız!
Keşke hastalandığımda beni evimde ziyaret etse,
Sa'd bin Ebi Vakkas'ı ziyaret ettiği gibi, ve kalbini okşasa!
Keşke bir şey beni üzerse beni teselli etse,
serçesini kaybeden bir çocuğu teselli ettiği gibi!
Keşke en ufak bir şey bile beni endişelendirse,
O'na gidip hafifletmesini istesem, ve o konuda benim için çaba gösterse,
küçük bir cariyeyle yürüdüğü gibi, ailesi nezdinde onun için şefaat ettiği gibi,
onlar onu bir ihtiyaç için gönderdiklerinde geciktiğinde!
Keşke O'nunla sefere çıksam,
kalbimle ve gözlerimle O'nu korusam,
belki yorgunluğundan binek hayvanında uyusa,
ben de O'nu yaslasam, ve O bana Ebu Talha'ya dediği gibi dese: Allah seni korusun, tıpkı Peygamber'ini koruduğun gibi!
Keşke Uhud günü O'nunla savaşsaydım,
Talha'yı geçsem, ondan önce sırtımı eğsem,
O da üstüne bassın ve kayaya çıksın, sonra dese: Adem'in oğlu haklı!
Keşke her daraldığımda
Yasir'in ailesinin yanından geçtiği gibi benden geçse,
ve dese: Sabret ey Yasir, çünkü buluşmanız cennettir!
O zaman her şeyi kolaylaştırırdı benim için!
Sevgilim ya Resulallah, ne kadar da seni özlüyorum
Allahumme Salli vesellim ala nebiyyine Muhammed ( S.A.V )❤️🌹
Ve selam kalplerinize…!!!