Biz cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklemek için varımızı yoğumuzu ortaya koyarken Sinan Oğan'ı destekleyen Yılmaz Özdil şimdi CHP'yi destekliyormuş. Bu şahsın görevinin olduğunu anlamamak için özel durumunuz olması lazım.
3/ Gerçi Ecevit ‘derin CHP’li olarak sonra bazı kriz anlarında devletçi refleksler verdi.
1995 ve 99 seçimlerinde CHP’yi geçmeyi başarmıştı, ama iktidarda devletleştikçe yokluğa mahkum oldu.
Kıssadan hisse ‘yeni iyidir’, fakat ismiyle değil, özüyle gerçekten yeni olmak şartıyla.
2/HP ve SODEP’ten sonra DSP’nin kuruluşunu “Bütün topluma seslenen yeni bir siyaset düşündüğünü” söyleyerek açıkladı.
Bunu neden CHP ile yapmayı düşünmediğini sordum. “CHP’nin refleksleri devletçidir. Kriz anında milletin değil, devletin yanında durur” dedi.
Tespiti önemliydi. +
Davullar, zurnalar çalınsın. Bugün bayram günüdür. Sonunda iteledik. Verdikte veriyor Mevlam. Kurtuluş günü! CEHAPE zihniyeti bu işte. :) Bu ülkeyi merdivene ters bindiremeyeceksiniz.
Elif Esen: “Tarla boşalırken beşik dolmaz!
Gençler tarımdan çekildikçe kırsal boşalıyor, üretim azalıyor, şehirler doluyor, hayat pahalanıyor.
Nüfus politikası sadece doğumdan ibaret değildir, hayat kurma, aile olma cesaretinden başlar.
Ülkemizin bekasını, geleceğini korumak istiyorsak önce Anadolu’yu insanı için yeniden yaşanabilir hâle getirmeliyiz.”
Yeni partinin her kuruşunu sorgulayanlar;
Mesela YSS Köprüsünde Hazine garantili müteahhide fazladan yılda en az 1 milyar dolar olmak üzere toplamda 6 milyar dolar (Bugünkü değerle 282 MİLYAR TL) kıyak çekildi....
Tek kuruşunu soruyor musunuz?
Soramazsınız!
Genel Başkanımız Özgür Özel'in sesini daha fazla kişiye ulaştırabilmesi için destek hesabını takip etmenizi rica ediyoruz.
Lütfen bu paylaşımı RT ve takip ederek destek olun. Desteğiniz bizim için çok önemli çok kıymetli.
Ruşen Çakır (@cakir_rusen): "Kim ki bugün herkesten fazla FETÖ düşmanıysa, bilin ki onun Fethullahçılıkla çok yakın geçmişte çok yakın ilişkisi vardır
17-25 Aralık sürecinde Kılıçdaroğlu, Fethullahçıların çizgisine çok yakındı. Fethullahçılar Kılıçdaroğlu'na CHP lideriyken ulaşabiliyorlardı
Mesela ABD gezisinde Kongre'de yaptığı toplantıyı izlemeye gelen isimlerin yarısından fazlası Fethullahçıydı
15 Temmuz gecesi Meclis'e giden Özgür Özel'e FETÖ şaibesi yaratmaya çalışan Kılıçdaroğlu'nun biraz daha dikkatli olması iyi olacak"
ANAP İmren Aykut bakanlığı sırasında süper emeklilik diye bir şey icat etti. Küçüktüm anlamıyordum ama babamın bu fikri övenlere dedikleri aklımda: bu ülkede kimse kolay yoldan vatandaşa para vermez ama çok kolay vatandaşın parasını alır. Mesela TOKİ! Haluk Levent dünkü çocuk.
Yolu İstanbul’dan geçmiş, adını Marx’ın mektuplarında gördüğümüz, Paris Komünü’nün generali Gustave Flourens’i övelim biraz…. Osmanlı’da “Gelecek” adı altında bir gazete çıkarır, kendini Osmanlı ezilenleriyle bir tutar mücadele örgütlemeye çalışır… Fransa’ya döner defalarca tutuklanır, cezaevinden kaçar, Paris Komünü’nde generallik ünvanını verilir, cephe de son ana kadar çarpışır, teslim olmaz kurşuna dizilir…
Hayatını erken yaşlardan ölümüne kadar bir devrimci gibi yaşar ve tarihe geçer.
Ne muhalifler gördük zaten yoktular. Her yeri kokuşmuş bir ülkenin nesi düzgün kalır ki. Eline fırsat geçse Haluk Levent gibi davranacak o kadar çok muhalif var ki.
Sarıkamış Sonrasında içine kapanan Enver ve saldırganlaşan Talat Paşa
Sarıkamış Harekatı'nın facia yenilgisi, İttihat ve Terakki yönetiminde bir baskı yaratmıştı. Henry Morgenthau'nun gözlemine göre, İstanbul'a döndüğünde Enver Paşa "çok çökkün ve içine kapanıktı"; yenilginin sorumluluğunun kendisine yükleneceğinden endişe ediyordu. Ancak Hans-Lukas Kieser'in belirttiği gibi, İttihat ve Terakki içinde Sarıkamış'ın nedenlerine ilişkin gerçek bir hesaplaşma yaşanmadı. Talat Paşa, başından beri desteklediği bu askerî plan nedeniyle Enver'i açıkça suçlayamadı. Yenilgi, parti içinde sorgulanacak bir başarısızlık olarak değil, savaşın doğal bir riski olarak değerlendirildi.
Kieser'e göre, cephede telafi edilemeyen bu askerî başarısızlığın ardından Talat Paşa dikkatini içeriye çevirdi. 1915 baharında siyasî gücünün zirvesindeydi ve artık Osmanlı'nın çok dinli ve milletli toplumsal yapısını korumaya değil, Anadolu'nun demografik yapısını kökten değiştirmeye yönelmişti. Ona göre Anadolu'nun geleceği, Müslüman Türk nüfusun ekonomik ve demografik olarak güçlendirilmesine bağlıydı. Bu nedenle Ermenilerin yalnızca yerlerinden edilmeleri değil, aynı zamanda ekonomik varlıklarının da düzenli biçimde el değiştirmesi devlet politikası hâline geldi.
Yerlerinden sürülenlerin geri dönmesi öngörülmemişti ve bu yüzden süreç rastgele gelişmedi. Dahiliye Nezareti, Emvâl-i Metrûke (Terk Edilmiş Mallar) Komisyonları aracılığıyla Ermenilere ait evleri, dükkânları, tarlaları, bağları, hayvanları, fabrikaları ve diğer taşınır-taşınmaz malları tek tek kayıt altına aldı. Bu malların önemli bir bölümü devlet el koydu ve ileriki dönemde nasıl paylaşılacığına karar verdi. Böylece tehcir yalnızca nüfusun yer değiştirmesi anlamına gelmedi; aynı zamanda Anadolu'da kapsamlı bir servet transferi mekanizmasına dönüştü.
Talat Paşa'nın telgraflarında yalnızca sevklerin değil, geride bırakılan malların idaresi, korunması, kayda geçirilmesi ve dağıtılması da ayrıntılı biçimde takip edilmektedir. ABD'den sürülen Ermenilerin sigorta policelerini de talep eder, çünkü onlar bir daha dönemeyecekler.
Talat Paşa savaş meydanında henüz zafer kazanamamış, Sarıkamışta ordusu vasat Enver tarafından yok edilmiş ve kendi kafalarında kurdukları ülkede tek bir millet ve din olmalıdırlar. Olmayan Türk Müslüman Burjuvanın oluşması için Ermeni, Rum ve Süryani nüfusun yok edilmesi gerekmektedir. (İlkel Sermaye Birikimi). Osmanlı eşrafını, soykırıma katılan çete ve katillerini ve topraklarını genişleten ağalarını, yenilgilerin artığı dönemde, mülkiyet paylaşımı ve sermaye transferiyle yanımda tutmaya çalışmaktadır.
Artık savaşın kazanılması bir zafer değil, ülkedeki Hristiyanların yok edilmesi ve onların mulkiyetlerinin paylaşılması bir zaferdir. Bu yüzden cephedeki yenilgiler ittihak ve terakki icinde tartışılmaz ve önemsemez. 90 bin askeri Sarikamış soğuğunda doldurarak öldürulse de umursanmaz.
Bugün öğreniyoruz ki, mesela @furkancerkesx yıllar evvel Ahbapgate yolsuzluğunu en ince detaylarına kadar sorgulamis, ihbar etmiş. Bu ülkede bir gazeteci çıkıp Haluk Levent’in o paralarla neler karistirdigini merak edip arastirmamis. Bütün araştırmacı gazetecilik ödülleri iptal edilsin bence. Masak elinize hazır rapor tutuşturunca oradan alıntı yapmayı benim komşu Ayşe teyze de bilir. #dumur
Sayın Özgür Özel’e @eczozgurozel açık mektubum olsun. Okur ya da okumaz bilemem ama ben meramımı yazayım.
İçinde bulunduğumuz süreç “ya iyi adam aslında, bir şeyler yapacak ama işte eli kolu bağlı” gibi mazeretleri kaldırmıyor. Biz “iyi adama” verilecek kredileri Kılıçdaroğlu’nda tükettik. Karşılığında ağır bedeller ödedik, özgürlüğümüzü, umudumuzu, seçimleri belki de geleceğimizi kaybettik; üstüne üstlük adam iyi de değilmiş.
Ve Özgür Bey siz o süreçlerin hiç yabancısı değilsiniz, Kılıçdaroğlu başkanlığındaki partinin ikinci adamıydınız.
Şimdi evelemeden gevelemeden, Kılıçdaroğlu’nun ağzına yapıştırdığı “böyle bir şey olabilir mi?” tarzı söylemlerinin bir başka versiyonu olan “biz günü gelince ne yapacağımızı biliyoruz” apolitikliğinde tekrarlamadan, net siyasi hamlelerinizi hayata geçirme vakti.
İlk seçildiğinizde kayyumu, mahkemeyi ekarte etmek için ekstra kurultaylar yaptınız, çözüm değilmiş. Kılıçdaroğlu ile diyalog kurmaya çalıştınız, çözüm değilmiş. Alttan aldınız, çözüm değilmiş. Halen butlancılara karşı hamlenizin ne olduğunu bilmiyoruz. Halk oyalandığını düşünüyor.
Biz dış kapının mandalıyız hadi, biz kanarız. Halkız. Kılıçdar’ın adaylığı o zaman da içimize sinmedi de umutlanmaktan başka çaremiz yoktu. Ama Kılıçdaroğlu en yakınınızdaki sizi nasıl kandırdı? Çıkıp anlatın. Ne dedi partide, neden 2023’te İmamoğlu’nu aday göstermedi? Muharrem’in altını oydu mu 2018’de? Çıkın anlatın. Butlancılara karşı sesinizi yükseltmedikçe, Hulusi Akar’a Meclis’te konuştuğunuz netlikte konuşmadıkça size güvenimizi diri tutmakta zorlanıyoruz. Haksız değiliz, yaralarımız taze.
CHP baba ocağımız, partiye kıyamam söylemleriniz bir araç olan CHP’ye fazla odaklandığınızı hissettiriyor. Amacınız bu halkın özgürlüğü, hukukun ve adaletin sağlanması değil mi? Varsın CHP değil başka bir araçla gidin bu yola ama halka yolu gösterin.
Sizi ve ülkeyi kurtaracak güç netlikten, açık iletişimden, halkı net talepler ışığında siyasete çekmekten geçiyor. Bu yolculuğa liderlik edecek misiniz? Mazeretlerin, siyasi olanaksızlıkların arkasına sığınmadan bu ateş çemberinde siyaset yapacak mısınız?
Teşekkürler,
Saygılarımla