Geçmişi ve Geleceği de Kurtaran BÜYÜK ZAFER
26-30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla elde edilen Büyük Zafer, hiç kuşkusuz, çok zor koşullarda vatanı ve milleti kurtardığı için ve emperyalizmin pençesinde ezilen sömürülen tüm “mazlum uluslara” örnek
olduğu için büyüktür.
Ancak Büyük Zafer’in büyüklüğü aynı zamanda Türk ulusunun geçmişini ve geleceğini kurtarmasından kaynaklanır.
Çünkü eğer Büyük Zafer kazanılamasaydı Türk ulusu sadece vatanını, bağımsızlığını ve ulusal onurunu değil, bu topraklardaki geçmişini; bu topraklardaki yüzlerce yıllık toplumsal belleğini ve geleceğini kaybetmekle karşı karşıyaydı.
Sinan Meydan yazdı : ‘Geçmişi ve geleceği de kurtaran BÜYÜK ZAFER’ | Cumhuriyet 👇 https://t.co/O595uXILM2
Deniz'in Daltonları övme suçundan içeride tutulmaya devam edilmesi muazzam bir komedi skeci olurdu tabi ama Deniz kuyuda hayata devam edecek. Gerçek bu, komedi değil.
Komedyen dostumuz Deniz Göktaş’ın avukatlarının bilgilendirmesi doğrultusunda; tutukluluğuna yapılan itiraz kabul edilerek bugün kendisi hakkında tahliye kararı verilmiştir. Ancak henüz cezaevinden dahi çıkamadan, gösterisindeki bir şaka gerekçe gösterilerek "suçu ve suçluyu övme" iddiasıyla yeni bir soruşturma açılmış, kendi isteğiyle ülkeye dönmüş olmasına rağmen; kaçma ve delilleri karartma şüphesiyle yeniden tutuklanmıştır.
Deniz’in avukatı ve tüm hukuk ekibi itirazları ve yasal süreçleri eksiksiz yürütmektedir.
Bir şakanın suç sayılmasını kabul etmiyoruz. Dostumuzun yanındayız; ilk gün olduğu gibi bugün de sürecin takipçisiyiz, olmaya devam edeceğiz.
TuzBiber
Rejim Deniz Göktaş'tan neden korkuyor?
Çünkü Deniz iktidarın en büyük silahını elinden alıyor: otoritesini.
Yıllarca kurdukları korku ve dokunulmazlık imajını, sahnede söylediği iki üç cümleyle tuzla buz ediyor.
Deniz Göktaş'ı serbest bırakın...
Demokrasi yarışından korktu diplomamı iptal ettirdi.
Tutuklanıp hücreye atılmamı istedi.
Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklattı.
Sosyal medya hesabımı defalarca kapattırdı.
Yetmedi, mahkemede savunma hakkımı dahi engelletti.
Sanıklara soru sormama bile tahammül gösteremedi.
Şimdi ise bana yaptırmadıkları savunmamın yer aldığı “Millet Şahidimdir” kitabımı daha yayınlanmadan yasaklattı.
Emniyet güçleri eliyle matbaalar basıldı ve kitaplar toplandı.
Yılmayacağım!
Susmayacağım!
Durmayacak ve teslim olmayacağım!
Milletle beraber bu kitabı milyonlar okuyacak.
Savunmamı herkes görecek. Yasakçılar dahil!
Dünden beri bakıyorum, bir cinnet hâlindesiniz İ. Melih Gökçek Bey.
Durun, 6 yıldır yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı sıralayayım.
Trol saldırıları ✔️ Ev ve iş adresime linç kitapçıkları ⏳ Beyaz TV’de Onlar TV ve Murat Ağırel programı ⏳ …
Bu FETÖ mensubu hainleri siz iyi bilirsiniz. Oğlunuz bu hainlerin okulunda okudu, eşinizin adı bu hainlerin yetiştiği okulların tabelasında yer aldı. FETÖ’ye “parsel parsel” arazi veren, genel sekreteri FETÖ’cü olan, kapının önüne boş damacana gibi konulmuş belediye başkanı; FETÖ kumpasında yargılanmış bana “Sana FETÖ’cüler destek veriyor” martavalına sığınıyor. :)
Daha önce argümanınız PKK’ydı, sanırım “Terörsüz Türkiye” sürecinden mütevellit bugün DHKP-C olmuş. Yakında Guatemala’daki adı sanı bilinmeyen bir örgütün de beni gizliden desteklediğini iddia ederseniz…
Bırakın bu bıdı bıdıları.
Ben çok basit bir soru sordum:
Oğlunuzun ve onun eşinin 30 bin avro sermayeyle kurduğu şirket nasıl oldu da kısa sürede milyonlarca avroluk mal varlığına ulaştı?
Bu paranın kaynağı nedir?
Bu kadar basit.
Hodri meydan. Bekliyorum.
Kırmızı Kedi’nin basacağı İmamoğlu’nun “Millet Şahidimdir” isimli savunmasını içeren kitabı için el koyma, dağıtılmasına ve satışa konulmasına yasak getirildi.
İmamoğlu’nun savunması duruşmada türlü yollarla önleniyor, canlı yayınlanmasına zaten müsaade edilmiyor, sınırlı sayıda gazeteci duruşmaya alınıyor, sosyal medya hesabı engelleniyor, savunmasının kitaplaştırılmasına da müsaade edilmiyor.
Ne güzel barış ve demokratikleşme süreci!!!
Deniz Göktaş’ı cezaevinde tutmak için hukuku çiğnemeye doyamıyorlar. Tahliye kararı çıkınca Daltonlar çetesi ile ilgili espriyi ‘Suçluyu övmek’ diye absürt biçimde yorumlayıp Deniz Göktaş’ı cezaevinden çıkmadan tekrar tutukladılar. Artık herkes yaptığı her espriden ayrı ayrı tutuklanabilir. Yargını geldiği hal budur. @karabayfurkan5 haberi.
Dünden beri birçok sosyal medya hesabında “34 yıl sonra tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olan çift, çocuklarıyla birlikte Anıtkabir'i gezdi.” diye bir haber dolaşıyor. Fotoğraflara bakınca insan ister istemez duygulanıyor. Hele ki nazarlardan ırak güzellikteki kızlarımızı görünce insan maşallah demeden geçemiyor 🧿
Paylaşımların yorumlarına bakacak oldum, işin o tarafı apayrı bir tartışma konusu. Aslında yorumlar sosyal medyada dolaşan kitlenin ne kadarlık bir yüzdesinin ciddiye alınması gerektiğini de gözler önüne seriyor. “Bu çok eski bir haber!” diyen mi dersiniz, “La her Ai haberi de gerçek sanmayın… (aq, aw gibi cinsel içerikli küfür kısaltmasıyla bitirilmiş tipik yurdum argo lügatı)” yani o denli eminler yapay zeka olduğuna beynini formatladıklarımın embesilleri.
O kadar ama o kadar tembeller ki; ya bu haber neymiş? nasıl ortaya çıkmış? gerçek mi? Nasıl Anıtkabir’e gelmişler? Gerçeklerse kim bu insanlar? Maddi durumları nasıl? vs. En ufak bir araştırma gereği duymadan saçma sapan yorum yapmayı bir şey yapıyorum zanneden terliksiler.
Haber doğru fakat eksik. Yapılan ve harcanan emeğe saygı duyduğumdan ben de detayına pek girmeyeceğim. Girmeyeceğim çünkü bu güzel insanları, iki eşsiz güzellikteki kızlarımız Tekbir Gül ve Havva Gül’ü daha yakından tanımak isteyenleri ve onları dünyaya getiren ailenin durumunu görmek isteyenleri haberin ortaya çıkmasına sebep olan, kızlarımızın ve ailenin Anıtkabir hayaline kavuşturan, kızlarımızın doğum gününü kutlayan Zeynep öğretmenin sayfasına yönlendirmek istiyorum.
Instagram’da @sevgivarsaengelyok sayfasını ziyaret ederek hem hikayenin aslını hem de daha birçok alkışlanısı hikayeyi görebilir ve oradaki güzel insanlara yardımda bulunabilirsiniz.
Elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık Zeynep öğretmen.
İyi ki sizler gibi İNSANLAR hâlâ varlar💫
Bulut’a yuva bulamadım.
Korumaya alınca destek olacağını umduklarım da destek olmadı.
Bi köpek eğitmeninin evinde duruyor; aylık ücretini ödedim; mamasını, ilacını vb aldım.
Bulut’a acilen yuva bulmamız lazım.
Hem maddi, hem manevi boyutu var durumun.
Kurtaralım Bulut’u
Evren abiyi 1-2 kez cezaevinde ziyaret etme fırsatı buldum. Neredeyse tutukluluğunun birinci yılı dolarken bir sohbetimizde şöyle dedi, olduğu gibi aktarmaya gayret edeceğim:
“İtirafçıları anlamıyorum. Birilerine iftira atarak buradan çıkmayı bırak, bir sene olmuşken mahkemeye çıkmadan bırakılsam bile bana dert olur. Bu saatten sonra mahkemeye çıkacağım, temiz olduğumu, arkadaşlarımın da temiz olduğunu anlatacağım öyle gideceğim ailemin yanına.”
Bu insanın siyaset iddiası yok, kamu görevlisi. Kızının kazanacağı liseyi bekleyen, ona göre iş değiştiren, evini taşımayı planlayan normal bir aile babası. Sırf 75 gün emek verdiği yerde arkadaşlarının izzetini, haysiyetini kendisini düşündüğü gibi düşünüyor bu adam. Bazı “seçilmişlerin” bir ömürlük yol arkadaşlarını yüz üstü bırakıp yönünü değiştirdiği günlerde böyle insanların kıymetini bilelim diye paylaşmak istedim. Özgür günlerde, özgür ve adil günlerde buluşacağız umarım.
Gülistan Doku'nun katili
eski vali Tuncay Sonel'in mal varlığı:
🔸40 adet dükkan
🔸1 adet düğün salonu
🔸5 katlı iş merkezi
🔸6 arsa, 1 bağ, arsa, hobi bahçesi
🔸2 adet konut
🔸2 adet lüx BMW araç
🔸13,4 milyon TL değerinde ziynet
AKP, Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davayı kaybetti!
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler gerekçesiyle;
Türkiye aleyhine hükmedilen 1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki cezanın ödemesi için geri sayım başladı.
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!