su fotoyu herhangi 1 tıpçı bin kere görmüştür ama alıntılarda hep ne kadar acı verici gözüktüğü yazılmış.. ben bu fotoyu slaytta gördüğümde nedenine tedavisine odaklanmaktan bi insanın acı çektiğini hiç düşünmemişim cok değisik hissettirdi
son yıllarda her yazın başında barajların doluluk oranının azlığı konuşuluyordu 1 hafta sürmedi dolması bu da bize Allah’ın Kün fe yekün oluşunu hatırlattı hiçbir zorluk yok onun için ol der ve olur.
Ne kadar terbiyesizce bir yazı bu ya. Sosyal medya ergenliği ile yazıldığı ne kadar belli.
Rahmetli peder vefat ettikten sonra acımızı tam anlamadan cenazeyi taşıma, namazı ayarlama, anons yaptırma, köyde mezar yerini kazacak adamı bulma, gelen misafirlerle ilgilenme falan derken birden bir sürü telaşın içinde bulduk kendimizi. Ha yalnız da değildik; sağolsun tüm eş dost akraba işin bir ucundan tuttu, defin yapıldı, yemekler hazırlandı, taziye yapıldı.
Her neyse rahmetliyi defnettik, İstanbuldan cenaze için gelen arkadaşları uğurlamadan önce bir çay içmeye oturduk. Orada birisi bir espri yaptı muhabbbet arasında, birden kendimi katıla katıla gülerken buldum. Ve fark ettim ki iki gün sonra ilk kez orada tekrar gülebiliyorum. İlk kez bu acının da dağılacağını anlamış oldum orada. İlk kez hayatın devam ettiğini hissettim.
Bakmayın bu ergenlere, cenazemiz olunca karalar bağlayıp hayattan soyutlanmak yoktur bizim kültürümüzde. Ölene son görevini yapmaya gelenleri ağırlamak da ölene bir vefadır bir kere. Kalanın borcudur. İnsana hayatın ve dünyanın devam ettirdiğini hissettirir. Derin kuyulara ve isyana düşmekten korur insanı bu adetler.
Büyük bir ârife sordular; "Neden bu kadar sakinsiniz?"
Dedi ki; uzun uzun okumam ve tecrübelerimin neticesinde hayatımı beş esas üzerine kurdum:
1- Benim rızkımı kimsenin yiyemeyeceğini anladım ve sakinleştim
2- Allah'ın beni daima gördüğünü anladım ve hayâ ettim
3- Benim işimi kimsenin yapamayacağını anladım ve çalışmaya koyuldum
4- Anladım ki işimin sonu ölümdür ve ona hazırlandım
5- Anladım ki iyilik ve kötülük her ikisi de kalıcıdır, dolayısıyla iyiliklerimi çoğalttım ve kötülüklerimi azalttım.
bazı lütufların gecikmesi gerekir. çünkü belki de erken gelseydi onları koruyamazdık.
“ve ne zaman olgunluk çağına erişti… ona verdik.”
(yûsuf sûresi, 22)
Ben artık neredeyse hiçbir konu üzerine düşünmüyorum. Olmadı mı? Allah istememiştir, böylesi hayırlıdır, olmaması daha iyidir, böyle olması lazımmış falan diyip orada bırakıyorum. Nasiple kavga mı edeyim bir de
97 yaşında bir dedeyle sohbetimde bana şunu söylemişti:
Allah azan karıncaya kanat takar kuşa yem edermiş.
Her yükselişi hayra, her düşüşü şerre yormamak lazım
ACM sayesinde Sünni Müslümanların neredeyse hiçbirinin Ali Şeriati'nin Hz. Ebubekir ve Hz. Osman dahil birçok sahabeye küfür ettiğinden haberi olmadığını, Rafızilerinse bilmesine rağmen Müslüman camiadan ustaca gizleyerek onu muteber bir alim gibi pazarladığını öğrendik.
ne yaşarsak yaşayalım, kalbimizi Allah’ın hükmünün bizim için en doğru ve en hayırlı olduğuna ikna etmeliyiz. akıl anlamakta zorlanır, gönül sabretmekte yorulur ama biliriz ki onun takdiri, bizim göremediğimiz iyilikleri içinde saklar. bu yüzden kalp sonunda yine ona teslim olur.