Sabahattin Ali’nin dediği gibi: “Dünyada hayatın bir manası varsa o da sevmektir.”
Belki de bütün karmaşanın, bütün koşuşturmanın, bütün kırgınlıkların ortasında ayakta kalmamızı sağlayan tek şey budur. Sevmek… Bir insanı, bir ağacı, bir şehri, bir hatırayı, hatta bazen sadece bir umudu.
Hayat çoğu zaman adil değildir. Planlarımız bozulur, insanlar değişir, yollar ayrılır. Ama sevdiğimiz anlar, içimizde sarsılmaz bir yer edinir. Çünkü sevgi, dış koşullara bağlı değildir; içimizde açılan bir penceredir. O pencere açık kaldığı sürece, en karanlık odada bile biraz ışık vardır.
Sevmek cesaret ister. Kırılma ihtimalini kabul etmeyi, karşılık görmeme ihtimaline rağmen kalbi açık tutmayı gerektirir. Ama insanı insan yapan da tam olarak budur. Sevmeden yaşamak mümkündür belki, ama eksiktir. Nefes alırsınız ama içiniz dar kalır. Günler geçer ama anlam bir türlü yerleşmez.
Sevgi sadece romantik bir duygu değildir. Bir dosta omuz vermek, bir çocuğun başını okşamak, bir yabancıya anlayış göstermek de sevmektir. Hatta bazen en büyük sevgi, birini özgür bırakabilmektir.
"Evet, ben haklıydım... ama o sırada içimde kırgınlık, öfke ve yalnızlık vardı."
Çünkü haklı olmak bazen:
▪️Görülmemiş çocuk yanını,
▪️Onaylanma ihtiyacını,
▪️Sevgiye duyulan özlemi örtmez.