Türkiye'de çevrenin korunması adına umut verici bir gün. Bu yeni mahkeme kararının duyulmasına destek verirseniz sevinirim. Bizzat kendi adıma ve tüm memleket hayrına Aydın’daki yeni maden ocağı projesinin ruhsatının iptali için açtığım davada maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Böylelikle, valiliğin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açtığım davada Aydın 2. Idare mahkemesinden aldığım iptal kararından sonra bu sefer de Aydın 1. İdare Mahkemesi tarafından ilgili müteahhit firmaya Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (“MAPEG”) tarafından verilen maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Öyle orman gördüğünüz her yeri darmaduman edecek şekilde kazmayı vurup kazmaca yok. Memleketin doğasına sahip çıkan vatandaş var. Hukukçular var. Aydın'da hakimler var.
Bu kararın ilgili sayfalarını 290,000 takipçime iletiyorum. Memleketin nice yerlerindeki doğa katliamlarına karşı kullanılabilecek önemli bir karardır. Eğer duyurulmasına ve elden ele dolaşarak bilinmesine katkı verebilirseniz, koruma etkisi benim yetişebildiğim yerlerle sınırlı kalmamış ve yurt sathına yayılabilmiş olacaktır.
Hürmüz boğazı Amerika'yı bitirebilir.
500 yıllık imparatorluk tarihini inceleyen. Milyarlarca doları yöneten Ray Dalio bugün bir makale yayınladı.
İçindeki tek bir cümle her şeyi açıklıyor.
"Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü kaybetmek Amerika için 1956'da Süveyş Kanalı'nın İngiltere için olduğu şey olabilir."
Bu cümleyi anlamadan önce size 1956'yı anlatmam lazım.
Çünkü 1956'da ne olduysa şimdi aynısı olabilir.
1956: İngiltere'nin sonu
İngiltere 200 yıl boyunca dünyanın süper gücüydü. Sterlin dünya parasıydı. Donanması okyanusları kontrol ediyordu.
Gücünün en kritik noktası: Süveyş Kanalı.
Dünya ticaretinin büyük bölümü bu kanaldan geçiyordu. Kim kanalı kontrol ederse dünya ticaretini kontrol ederdi.
1956'da Mısır kanalı millileştirdi. "Artık bizim" dedi.
İngiltere tehdit etti. "Açın yoksa geliriz" dedi.
Mısır açmadı.
İngiltere, Fransa ve İsrail ile birlikte saldırdı.
Ama bir şey oldu. Amerika "dur" dedi. Sovyetler "dur" dedi. BM "dur" dedi.
İngiltere geri çekilmek zorunda kaldı.
Ve o gün dünya bir şeyi gördü.
İngiltere artık dünyanın süper gücü değil.
Ne oldu sonra?
Sterline güven çöktü. Müttefikler uzaklaştı. Sömürge devletler bağımsızlık ilan etmeye başladı. Sermaye İngiltere'den kaçtı. 20 yıl içinde İngiltere sıradan bir ülkeye dönüştü.
200 yıllık imparatorluk tek bir kanal yüzünden bitti.
Tek bir kanal değil aslında. Tek bir algı yüzünden bitti.
"Bu ülke artık güçlü değil."
Bu algı oluştuğu an para kaçar. Müttefikler döner. Sistem çöker.
Ray Dalio diyor ki: Şimdi aynı şey Amerika'nın başına gelebilir.
Hürmüz boğazı neden bu kadar kritik ?
Dünya petrol arzının %20'si bu boğazdan geçiyor.
Suudi Arabistan'ın petrolü buradan çıkıyor. BAE'nin petrolü buradan çıkıyor. Kuveyt'in petrolü buradan çıkıyor. Irak'ın petrolü buradan çıkıyor.
Boğaz kapanırsa ne olur?
Petrol fiyatları yükselir. Dünya ekonomisi durur. Körfez ülkeleri ihracat yapamaz. Avrupa enerji krizi yaşar. Asya'nın fabrikaları durur.
Şöyle düşünün.
Bir otoyolun tek tüneli var. Tüm kamyonlar bu tünelden geçiyor. Gıda, yakıt, hammadde. Her şey bu tünelden.
Birisi tünelin girişine oturdu. "Ben izin vermeden kimse geçemez" diyor.
İşte İran şu an bunu yapıyor.
Ve Dalio diyor ki: Amerika bu tüneli açamazsa her şey değişir.
Dalio'nun tarihsel formülü
Dalio 500 yıllık tarihi incelemiş. Her büyük imparatorlukların yükseliş ve çöküşünü araştırmış. Ve bir kalıp bulmuş.
Kalıp şu: Her zaman aynı şekilde bitiyor.
Bir süper güç var. Dünyanın parasını kontrol ediyor. Deniz yollarını kontrol ediyor. Herkes ona güveniyor.
Sonra daha küçük bir güç kritik bir ticaret yolunda meydan okuyor.
Süper güç tehdit ediyor. "Aç yoksa gelirim" diyor.
Ve tüm dünya izliyor.
Eğer süper güç o yolu açarsa güç teyit edilir. Herkes güvenmeye devam eder. Para akmaya devam eder. Sistem sürer.
Eğer süper güç o yolu açamazsa her şey tersine döner.
Güven çöker. Müttefikler kaçar. Para kaçar. Borç krizi başlar. İmparatorluk biter.
Portekiz böyle bitti. Hollanda böyle bitti. İngiltere böyle bitti.
Dalio'nun sözleriyle: "Süper güçler aşırı borçluyken askeri ve finansal kontrolünü kaybettiğini gösterdiğinde müttefiklerin ve alacaklıların güvenini kaybetmesini, rezerv para birimi statüsünü kaybetmesini, para biriminin özellikle altına karşı zayıflamasını izleyin"
Bu cümleyi bir daha okuyun.
Şimdi Amerika'ya bakın.
Amerika'nın durumu
Borç: 38 trilyon dolar.
Faiz ödemesi: Yılda 1 trilyon dolardan fazla. Toplanan her 4 dolar vergiden 1'i faize gidiyor.
Vietnam'da kaybetti. Afganistan'dan çekildi. Irak'ta 20 yıl harcadı, kaos bıraktı. Dünya artık Amerika'nın güçlü olmadığını düşünüyor.
Ve şimdi İran ile savaşıyor.
Trump ne dedi?
"Mayınlar koyarlarsa ve hemen kaldırılmazsa askeri sonuçları daha önce görülmemiş seviyede olacak."
Dalio ne diyor?
"Diğer ülkelerdeki üst düzey politikacıların özel sohbetlerde şunu söylediğini sık sık duyuyorum: 'Trump iyi konuşuyor ama işler zorlaşınca savaşıp kazanabilir mi?'"
İşte kritik nokta
Dalio'nun en önemli tespiti şu:
Savaşta acıya dayanma kapasiten acı verme kapasitenden daha önemlidir.
İranlılar ne yapıyor?
Savaşı uzatmaya çalışıyor. Yavaş yavaş yoğunlaştırıyor. Çünkü herkes biliyor ki Amerikan halkının ve Amerikan liderlerinin acıya ve uzayan savaşlara dayanma kapasitesi çok sınırlı.
İran'ın planı basit: Savaşı yeterince acılı ve yeterince uzun yap. Amerikalılar savaşı bırakacak.
Vietnam'da olan bu. Afganistan'da olan bu.
İranlılar için bu savaş varoluşsal. İntikam meselesi. Onur meselesi. Hayattan daha önemli bir şey için savaşıyorlar.
Amerikalılar ne için endişeleniyor? Benzin fiyatları. Ara seçimler.
Bu asimetri Dalio'yu korkutuyor.
Anlaşma mümkün mü?
Dalio'nun cevabı net: Hayır.
"Herkes biliyor ki hiçbir anlaşma bu savaşı çözmeyecek."
Ne olursa olsun, ister Hürmüz İran'ın elinde kalsın ister kontrolü alınsın, önümüzdeki dönem çatışmanın en kötü aşaması olacak.
İran'ın sözleri: "Bölgedeki ABD'ye ait olan veya ABD ile işbirliği yapan tüm petrol, ekonomik ve enerji tesisleri derhal yok edilecek ve küle dönüştürülecek."
Bu son savaş yaklaşıyor.
Ve Dalio diyor ki bu savaşın sonucu tarihi yeniden şekillendirecek. Bu savaşın etkileri sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacak.
Ticaret akışları değişecek. Sermaye akışları değişecek. Çin, Rusya, Kuzey Kore, Avrupa, Hindistan, Japonya. Hepsi etkilenecek.
Eğer Amerika kazanırsa:
Dolara güven artar. Tahvillere talep artar. Müttefikler yakınlaşır. Trump'ın gücü teyit edilir. Amerikan hegemonyası devam eder.
Eğer Amerika kaybederse:
Dolar çöker. Tahviller satılır. Altın fırlar. Müttefikler uzaklaşır. BRICS güçlenir. Çin'in yükselişi hızlanır.
Dalio'nun 500 yıllık tarihten çıkardığı ders:
Para ve güç her zaman kazanana akar. Kaybedenden kaçar.
SONUÇ
Ray Dalio açıkça söylüyor:
Hürmüz Boğazı Amerika için son sınav.
Kazanırsa hegemonya devam eder. Trump'ın gücü katlanır. Dolar güçlenir.
Kaybederse 1956 İngiltere senaryosu başlar. Dolar çöker. Altın fırlar. Müttefikler dağılır. Amerikan çağı biter.
500 yıllık tarih aynı şeyi söylüyor. İmparatorluklar kritik ticaret yollarını kaybettiğinde biter.
Portekiz bitti. Hollanda bitti. İngiltere bitti.
Sıra Amerika'da mı?
Cevap Hürmüz'de.
Sen ne düşünüyorsun?
Bütçede iki aylık sonuçlar gayet iyi, özellikle şubat sonuçları.
Ocaktaki 214 milyar açıktan sonra şubatta 24 milyar lira fazla verildi.
Geçen yılın ilk iki ayı toplamında 449 milyar olan açık bu yıl 190 milyara indi.
Bu gelişme nasıl oldu, bütçeye sihirli bir el mi dokundu?
Kurumlar vergisi sağ olsun!
Geçici vergide 2022'de kaldırılan dördüncü ödeme uygulamasına geri dönüldü.
Bu değişiklik sayesinde şubattaki "Kurumlar Geçici Vergisi" geliri 372,5 milyar lira oldu. Geçen yıl dördüncü ödeme yoktu ve bu kalemdeki tutar yalnızca 8,5 milyardı.
Yani bütçede olağanüstü bir iyileşme yok, nisanda toplanacak vergi şubatta alınmış oldu, hepsi bu.
Ama geçici vergide dördüncü ödemenin geri getirilmesi tahsilatı öne çeken yerinde bir uygulamadır.
https://t.co/gBmI3J6KSi
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yardımcısı sayın @_cevdetyilmaz aylık "ENAG'a çatma seansı"nda yine grubumuza seviyesi çok düşük olan eleştirilerde bulunmuş.
Sayın Yılmaz, tarafıma kapasitesi yeterli email adresini gönderirseniz, size günlük 250,000 fiyat verisini kaynaklarıyla beraber göndereceğim.
Belki bu sefer nefesinizi tutup, yutkunur, ENAG'ın kamu malı olmasından sonra kaç TÜİK başkan ve yardımcı ile şube müdürlerinin yine ENAG'dan dolayı görevlerinden alındığını hatırlarsınız.
Bu arada, TÜİK eliyle gittiğiniz mahkeme salonlarında sizleri savunmamız ile nasıl etkisiz hale getirdiğimizi unutmayın.
Bilin ki, bu ülkede her kişi ve kurum devletin iznini almadan elindeki verileri metdolojilerini sunduğu takdirde, kamuoyuyla paylaşabilir.
Nerede mi yazıyor bu?... TÜİK yönetmeliğinde....
Kendinize gelmenizi, Maraşlı yaklaşımıyla, heryerde dilinizi sevdirmek amacıyla, ortaya çıkardığımız kurumu "bir yapı" diye nitelendirme hakkına sahip olmadığınızı belirtmek isterim.
Vergi Müfettişleri başta olmak üzere, kamudaki tüm müfettiş, kontrolör, denetmen ve iç denetçilerin özlük hakları, mesleki görev ve sorumluluklarına uygun olarak acilen iyileştirilmelidir. Bu güzide kariyer mesleklerini hedef alan her türlü hakaret ve iftiraları kınıyorum.! @vergimufder@DenetdeBasin
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 585 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, bugün Resmi Gazete'de yayımlandı.
Bu kapsamda, yeniden değerleme oranının 2025 yılı için % 25,49 olarak belirlenmiştir.
-İçinde bulunduğumuz yıl Gelir Vergisi tarifesinin ilk dilimi 158.000 TL idi.
-Yeniden Değerleme Oranı artışı ile önümüzdeki yıl bu tutar 190.000 TL olacaktır.
-Oysa 2000 yılından bu yana Yeniden Değerleme Oranı kuruşu kuruşuna uygulansaydı ilk dilimin önümüzdeki yıl 190.000 TL değil 521.210 TL olması gerekirdi.
-Mevzuatın çalışanlar aleyhine kurgulanması ve sair sebeplerle milyonlarca bordro mahkumunun bu gizli vergi zammının kurbanı olması ve bu makasın her geçen yıl daha da açılması kaçınılmazdır!
Amazon haberine 24 Ekimde paylaştığım bir notla finansal değil sosyal olarak değinmek istiyorum "Bu hafta işgücü piyasasında robotlar ve AI rolü kaynaklı iki haber çıktı : https://t.co/Y2gmYtYy7B ve https://t.co/szZpWvcuFU . Eş zamanlı olarak hem mavi hem de beyaz yakanın işsiz kalma ihtimali var. Geçtiğimiz aylarda bahsettiğim iki kitap vardı: Turchin’den End Times ve Carl Schmitt’ten Parlementer Demokrasinin Krizi. https://t.co/1qNZXysW1M linkinde gençlerin demokrasiye olan inancı ölçülmüş. Haberi okumadan bir tahminde bulunabilirsiniz diye düşünüyorum. İçinden geçtiğimiz dönemde şayet eğitim sistemi hızlı bir şekilde kendisini gelişmelere adapte etmezse sosyal bağlantıları yüksek, zeki , en iyi üniversitelerden mezun olmuş ancak iş bulamayan bir kitle üretecek. Bu kesim belki aileleri nedeni ile mali sorun yaşamıyor olabilir ancak Sistemden memnun olmayacaklar ve elleri üzerinde oturmayacaklardır (https://t.co/eSlhapELaq ) . Bir kesimin çözüm olarak lanse etmeye uğraştığı evrensel gelir vs ile de kanmayacaklardır.
Öte yandan daha az şanslı olan kesim de istihdam olanaklarının azaldığını ve eğitim yolu ile sosyal mobilitenin artmadığına şahit olacak. Her ikisi birden sorunlu emeklilik sistemi vs nedeni ile Sistemin kazananı olan kendinden önceki kuşakları ve bu kuşakların temsilcisi olarak gördükleri siyasi yapıları hedef alacaklar. Çin’de ise tam aksi bir durum söz konusu. Parti ekonomik bir mucize yarattığı için yasallığı hiçbir zaman tartışma konusu olmadı. Ancak şimdi onlar da yeni kuşakları tatmin edememe riski ile karşı karşıyalar. https://t.co/dGnutpSxEa . Entelektüel görünmek için Çin’de de kriz fırsat demektir dedik, ilginç zamanlarda yaşayasın diye ata sözleri var dedik. Buyurun ikisi de kapımızda…."
"Çözüm Nerede" diyenlere makro tavsiyeleri vermiştik. Şimdi sırada patron ve üst düzey yöneticilere mikro tavsiyeler:
- Dijitalleşmeye devam et
- Döviz borcu/döviz geliri dengesini koru
- Bütçelemeyi tabana yay, herkes katılsın
- Bilançolarına kurla ilgili sürekli stres testi yap
- İnsan kaynağına yatırıma devam et
- Tedarik ve ciroda % 30'dan fazla kimseye teslim olma
- Mali İşler, Satın Alma ve Finans sürekli temasta olsun
- Aşırı stok yapma, stok yaşlandırma
- Piyasayı duy, istişareyi güçlendir
- Verimliliğe zaten mecbursun
- Şahsi veya ailevi harcamalarını şirkete yükleme
- İhtiyacın ile ihtirasını birbirinden ayır
- Elzem olmayan harcamaları ertele, likiditeyi gözet
- Çalışanlarınla sürekli temasta ol
- Yeni fikirlere açık ol, önce dinle sonra konuş
- Değer eko sitemini kur, sadece üretmekle övünme
- Uçtan uca lojistik ve finansman olmazsa olmaz
- Resmi enflasyona bakma kendi endeksini üret, ona göre işini takip et
- Gerçek veri ile hareket et, bilgiye para harcamaktan çekinme
- Etrafına seni övenlerden bir çember kurma, eleştiriye açık ol
- Tecrübeli ve marifetli personeli kaybetme
- Akılcı ve vefalı ol, ahlaktan uzaklaşma
@BMDonline toplantısında bahsettiklerimin özeti..
Hala "çözüm nerde" diye soran var ise, Allah selamet versin derim.
#HataydaÇareArıyoruz Etiketiyle Hatay'daki Meslektaşlarımız Etkinlik düzenlemişler.
Direkt Meslektaşımın yazdığını kopyalıyorum.
Zordayızzzzzz! Dardayızzzzz! DUYUNN ARTIKK! SESİMİZİİİ. ÇA-LI-ŞA-MI-YO-RUZZ!
NEDEN Mİ?
- İnternet yokk,
- Elektrik yokk.
Bu nedenle 2023-2024-2025 beratlarının ertelenmesi elzemdir..
Demek ki Hatay'da halen işler yolunda değil Sn. @memetsimsek@HMBakanligi@gibsosyalmedya
#Hatay'lı Mükellefler ve Meslektaşlarımız için Uzun Vadeli ve Kalıcı bir çözüm üretilmesi konusunda desteklerinizi önemle rica ediyoruz.
#MücbirSebep
KINAMA
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Gaziantep Defterdarlığı’na bağlı olarak saha denetimi yapan gelir uzmanlarına Gaziantep Sebze ve Meyve Hali’nde saldırı gerçekleştirilmiştir.
Görevlerini ifa etmekte olan kamu görevlilerine karşı gerçekleştirilen bu menfur saldırıyı kınıyoruz.
Geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, özellikle vergi adaletinin tesisi anlamında gerçekleştirilen mali denetimler ve saha denetimleri sırasında kolluk kuvvetlerinin daha etkin bir şekilde kullanılmasını temenni ediyor, bu doğrultuda yasal düzenlemelerin artırılmasını bekliyoruz.