Hudâ’ya bin şükür bir mü’miniz Allâh’ımız vardır
Şehâdet eyleriz ancak Rasûlu’llâh’ımız vardır
Tahiyyât ü selâm olsun ana hem âl ü sahbına
Ki şer’-i pâkine münkâd dil-i âgâhımız vardır
O şâh-ı Nakş-bend’in bendesiyiz bâb-ı lutfunda
Sırât-ı müstakîme muttasıl dergâhımız vardır
Bi-hamdi’llâh bizim kaygı gününden bâkimiz yokdur
Şefî’-i Rûz-ı Mahşer çâre-sâz-ı râhımız vardır
Reh-i aşkındayız gerçi anın âvâre bir sâlik
Cenâb-ı Pîr-i rûşen-dil Karîbu’llâh’ımız vardır
Mukavves kaşlarından gayrı bir mihrâbımız yokdur
Bizi ta’n eyleyen nâ-merde eyvallâhımız vardır
O müşgîn zülfü koklatmaz yanakdan bûse vermezse
Kesilmez tâ-kıyâmet nâle-i cângâhımız vardır
Ne derlerse desinler bîgânelerden ictinâbım yok
Harîm-i yâra mahrem dilde resm-i râhımız vardır
Hulûsî kûy-ı yâra kazsalar mezârımız dostlar
Yolunda öldü derler başka ne günâhımız vardır
Sunucu Sistemleri İçin Güvenilir Bellek Performansı!
Kurumsal sunucu ve iş istasyonu altyapılarında yüksek performans ve veri güvenilirliği için doğru bellek seçimi büyük önem taşır.
🌐 https://t.co/AjLOcCVXs1
#DDR4#ServerMemory#ECCMemory#KurumsalSunucu#SunucuÇözümleri
Unutulan bilim kahramanlarımızdan biri:
Prof. Dr. Ali Yar (Kazan, 1885 - İstanbul, 1965)
Sultan Hamid 1908'de onu Fransa'ya uçak mühendisliği okusun diye göndermiş.
İlk uçak mühendisimiz olarak yurda dönmüş.
Bizimkiler onu Yeşilköy'deki askeri uçak müfrezesine tayin etmiş.
Sonra ne mi olmuş?
Komutan uçağı göstererek
-Hadi uç bakalım! demiş.
- Efendim ben pilot değilim, uçak mühendisiyim. Uçamam ama uçak yaparım diye cevap vermiş.
Komutan da
-Burası uçak fabrikası değil, işimize yaramazsın. Kendine başka bir iş bu diye başından savmış.
(Kenan Kocatürk, Bir Subayın Anıları 1909-1999, Kastaş: 1999, s. 222.)
O da gitmiş, Galatasaray lisesinde matematik öğretmenliği yapmış, gece gündüz çalışmış, matematik profesörü olmuş, ders kitapları yazmış, yetmemiş bilimsel çevirilere imza atmış.
Kim bilir uçak sanayiimize ne değerli katkılarda bulunacaktı.
Böyle ne kabiliyetler heba olup gitmiş bu memlekette!
Hakkında bilgi için bkz. https://t.co/HQG31IR7sU
ACİL ELDEN ELE YAYIP
BU AHLAKSIZLIĞI DURDURALIM ⚠️
Uluslararası ve Yerel medyada yeralan
Reklam ve duyurulara göre,
Büyük bir LGBT (GAY) kruvaziyer gemisi
Önümüzde ki günlerde (8 Temmuz)
İstanbul’a 5.000 LGBT'li getiriyor ⚠️
Sayın yetkililerimizin bu kepazeliğe
İvedilikle ✋ dur demesini bekliyoruz..
Sayın @TC_icisleri@TCKulturTurizm@TC_istanbul@mustafaciftcitr@gul_davut
İnsanları güldürmek adına milyonlarca Müslüman için kutsal olan Kur’an-ı Kerim’i alay konusu yapmak ifade özgürlüğü değil, inançlara saygısızlıktır.
Mizahın da, eleştirinin de bir sınırı vardır.
YouTube ‘da “Ebu Bekir Sifil’e Reddiye” başlıklı videolara rastlıyorum.
Bakıyorum ne söylenmiş diye; müteveffa velinin tasarrufunun devam edeceği anlatımından başka birşey yok!
Tekrar tekrar söyledim: Ben vefat etmiş evliyanın ruhlarının tasarrufta bulunmasının hiçbir şekilde mümkün olmayacağını hiçbir yerde söylemedim.
Benim söylediğim şudur: Vefat etmiş evliyanın ruhunun, geride kalan müritlerini, vekillerini, ihvanı… tıpkı hayattayken olduğu gibi küllî olarak yönettiğini söylemek doğru değil.
Bunu, Cübbeli’nin aşağıya bıraktığım linkteki gibi iddialarına tenkit olarak söylemiştim.
Mesele bu kadar açıkken, Cübbeli’nin iddiasının altını dolduramayanların “Ebubekir Sifil’e reddiye” takdimiyle söylediklerinin/yazdıklarının acziyet ikrarından başka bir anlamı yoktur!..
https://t.co/4ZJ25c0BaZ
Eskiden olsaydı ''geç kalınmış bir iş'' derdim. Bunu hoca sadedinde söylemiyorum. Toplamda külli olarak ilim ehlini kastediyorum.
Zira yıllarca şu düzeyde akide bilgisi ile çokça müslümana gadretti. Bunları da genelde nefsi çatışmaları ekseninde yaptı. Eğer nefsi için lazım olsa ''ehli sünnet kişinin kendisine yakışanı giymesidir'' tanımı ile dahi birilerini ehli sünnetten atacak bir jargon geliştirmişti.
Şu an bakınca ''geç kalınmış'' demekten ziyade ''Allah böyle takdir etmiş'' demek daha doğru geliyor. Yıllardır avantajı ona yönelen eleştirilerin hadis inkarcıları ve tekfircilerden gelmesiydi. Dolayısı ile hiç alakası olmamasına rağmen onunla tasavvufun ve kelamcıların arasını ayırmak mümkün değildi.
Düşünülünce tasavvuf ve ehli sünnetin zahir görüntüsünün böyle olması çok kişinin tasavvuf ve ehli sünneti tü kaka algılamasına sebep oldu. Demek ki Allah cc o zaman hak etmememiz sebebi ile tasavvuf ve ehli sünnetin üstüne bir tül atmış. Gayret etmeyenin ulaşmasına bir perde koymuş.
Aynısı kelamda da vardı. O zamanlar Maturidilik sanki şarap içerken akşam felsefe konuşan ve dindarlardan rahatsız olan insanlar gibi algılanırdı.
Öyle sanıyorum ki yavaş yavaş Tekfircilik, hadis inkarcılığı ve bu şekil bir garabet ehli sünnet-tasavvuf üçlüsü ve bu üçlünün kısır tartışmaları arasına sıkışmış olmanın sonuna geliyoruz. Türkiye müslümanlığına Allah hayır vermeyi murad ediyor diye umuyorum.
Batılın tayini mutasavvıfın değil kelamcının işidir. Zira tenzih ve kamusal akaid onun işidir. Böylesi de güzeldir. Tasavvuf sureti ile tekfire benzer bir akide kurup, herkesi batıl ehli ilan etmek abestir. Bununla kamusal akaid belirlemek hevesi olan bunu istismara açar. Vakıada da müşahede ediliyor.
Tasavvufun istismarını yine kamusal ilimlerle ilgilenen ama ehli tasavvuf kimseler eliyle defetmesinde de pek çok hayır olmalı.
Zira tasavvuf düşmanı kimseler saldırdığında normal insanlar saldırının mutasavvıf olmaktan kaynaklandığını vehmederler. Oysa ömrü vehhabilerle tartışmak ile geçmiş bir mutasavvıf bu işi yaptığında konu belirginleşir.
Tenzihi olmayan bir taasavvufun putperestliğe dönüşmesi an meselesidir. Şeriatsız tarikat denilen şey zaten böyle vaki olur.
Tasavvufun güzelliği saldırgan bir dille tekfir etmekte, bid'atçı ya da sapık ilan etmekte değildir. Zira onun makamı tenzihten ziyade hakikatin intişarıdır.
Yunus ve Hoca Ahmed senin kusurlarını arayarak seni tekfir etmez. Onlar kendi nefsini itham eder, nefsinin eksikliklerinden kaynaklanan işlerden Allah'ı tenzih eder(tesbih zaten budur) ve bunları düzeltmeye çalışır.
Allah tenzihleri vesilesi ile onlara hakikat zerkeder.(hamd da bu anlamdadır) Onlar da bu hakikati sana bulaştırır. Böylece hak intişar etmiş olur.
Tenzih düzgünce oturunca sen hakikati almaya uygun bir mahal olmaya başlarsın. Umuyorum ki külli anlamda Allah memleketimizi bir mahal olarak hamda hazırlıyor ve tenzih ettiriyor.
Tekrar Osmanlı'da olduğu gibi tasavvuf yaygınlaşacak ama önce tasavvufun tenzihi gerekiyordu. Allahualem.
@ilhami_toptas@Sevincteacher Akşama kadar yemeyeceksin diyen kim yav sen nasıl müslümansın
...Tan yerinde beyaz iplik siyah iplikten (aydınlık karanlıktan) ayırt edilinceye kadar yiyin, için. Sonra akşama kadar orucu tamamlayın..." (Bakara Suresi, 187. Ayet)
@ilhami_toptas@Sevincteacher İkinci tiwitin neresinde dini kendisine uydurmak var. Sırf teslimiyetten bahsediyor. Sen de gelmis laga luga kelime diziyorsun. Münkir olsan banane der en fazla cahil derim ama senin durumun daha vahim. Allah selamet versin
@ilhami_toptas@Sevincteacher Kendine göre kelimelere mana yükleyip duruyorsun. Şurda dinci adı altında yüklediğin mana ile ikinci tiwitin ne alakası var onu açıkla diyoruz sen ne anlatıyorsun. Banane sana göre din dinci ayrımından. Önce soruyu anlasan cevabın yarısını vereceksin zaten ama cevap işine gelmez
@ilhami_toptas@Sevincteacher Dinci ile dindar adasında bir fark olduğunu ima etek en fazla demogoji olur kardeşim sen ne anlatıyorsun senin dediğin ile ikinci arasında ne fark var
UYARI / YORUM
Kuzey Kore’yi geçeceğiz böyle giderse…
Yeni torba yasasıyla birlikte 163. madde hortlatılacak!
Yanlış okumadınız!
Buna göre, Atatürk ilke ve inkilaplarına aykırı yayın yapılamayacak!
Laikliği eleştirmek suç sayılacak!
İnsanın inanası gelmiyor!
Siz insanı çıldırtmak mı istiyorsunuz?
Bu çağda bu zamanda nasıl ilkel bir kafa yapısıdır bu?
Milleti aptallaştırdığınız yetmiyormuş gibi, şimdi de milletin yarısını hapishanelere mi dolduracaksınız?
Özgürlüklerin önünü açmanız gerekirken, milleti inim inim inleten 5816 sayılı yasanın kaldırılmasını beklerken, yapılan işe, getirilmeye çalışılan yasaya bakar mısınız!
Bunun bir şaka olduğunu söylesin biri!
Eğer bu yasa geçerse, Ak Parti intihar eder, bu milletin tarihî yolculuğunu da mezara gömer!