Gazeteci Orhan Bursalı:
"Türkiye’de en az 20 yıldır parayla tez yazdırılıyor, parayla tez yazan en 200 şirket var.
YÖK en az 15 yıldır bu sahtekârlığın farkında. Parayla yazdırılmış tez sayısı en iyi ihtimalle 3 bin 650, en kötü ihtimalle 60 bin.
Bu sahtekârlığı yaptığı için tutuklanan kişi sayısı: 0"
Komedyen Deniz Göktaş yurtdışından dönünce havaalanında ters kepçeyle gözaltına alındıktan sonra cumhurbaşkanına hakaret ve dini değerleri aşağılama suçlamasıyla mahkemeye sevk edilmiş ve yurtdışına kaçma şüphesi olduğu için tutuklanmış.
Mesleği komedyenlik. Adı üzerinde komiklik yapıyor. Eğer yaptığı şakalara kızıyorsanız Ona verilebilecek en büyük ceza gülmemektir, tutuklamak değil!
“Her cuma bir ayet sallıyorum, Bakara makara” diye doğrudan ayetlerle hem de siyaset yaptığını anlatmak için alay ettiği iddia edilenlerin büyükelçi yapıldığı bir ülkede kimse bana Deniz’in dini değerleri aşağıladığı için tutuklandığını söylemesin.
Deniz, beni Oxford’a davet etmişlerdi, seni de davet etmişler. Ben Silivri’de iken sen Oxford’a gitmiştin. Şimdi sen “devletimle” 😀 sorun yaşadığın için Silivri’desin.
Galiba benim Oxford’a gitme zamanım geldi:) @zaferpartisi@zpgencresmi
Sadece sorumlu hissetmek değil mesele. Medeni olmak böyle bir şey. Yetkili olduğu kadar sorumlu da olan, iş yaparken hesap da veren insanların ülkesi... Malesef Türkiye değil.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, Dünya Kupası’ndan elenen Milli Takımına:
Beklenmedik bu sonuca şaşkınlığın ötesinde saçmalık hissettim.
Dünya Kupası'na katılım için birçok vatandaş vergisi ve ulusal destek kapasitesi harcandığı için, Kültür ve Spor Bakanlığı'ndan bu olayın tam durumunu, neden analizini, tekrarı önleme ve iyileştirme için önlemleri titizlikle ele almanızı rica ediyorum.
Akıl almaz bir olayla vatandaşlara derin hayal kırıklığı yaşattığımız için son derece üzgünüm. Tekrar böyle bir olayın yaşanmaması için spor idaresi reformunu hızla gözden geçireceğim.
Mucadele ve hirs gormek isteyen acsin 2-0 geriden gelip Almanyayi ter, goz yasi, takim ruhu ve inanc ile 2-3 yenen A Milli Kadin Voleybol takimimizi izlesin. Milli takim ve milli sorumluluk budur.
#FileninSultanlarına Helal olsun, gurur duyduk 🇹🇷
Topla oynama oranımız % 80'di. Paraguay 2. yarıyı 10 kişi oynadı. 1-0 yenildik. Avustralya maçının kopyası gibiydi. Bilinçsiz hücumdan sonuç çıkmıyor.
Taner Berksoy hoca derdi ki "topla çok oynamış olmak iyi oynadığınız anlamına gelmez."
Ne diyelim: "Biz voleybol ülkesiyiz."
— Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık; iki kez atlattığı Lösemi, cezaevi sürecinde ameliyat edilmesine neden olan boyun kitlesi, anjiyo gerektiren kalp rahatsızlığı ve ciddi kas/kilo kaybı gibi sağlık sorunları yaşamasına rağmen TUTUKLU.
— 6 yaşındaki kızının ist*smar edilmesine olanak sağlayan bu mahlukat, Yusuf Ziya Gümüşel sağlık sorunları sebebiyle SERBEST!
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Bu öyle böyle bir iş değil, bu öyle böyle bir işbirliği değil…
Kendi arkadaşları için cehennemin kapılarını aralayan anlayışa yazıklar olsun! Aldığım selama, birlikte içtiğim bir yudum çaya yazıklar olsun, haram zıkkım olsun.”
Limak’ın altın madeni keşfinde skandal.
Antik kent gizlendi, muhtarlar "ikna" edildi, doğa tehdit altında
Özer Akdemir (@ozer_akdemir )'in haberi
https://t.co/q66UZZq4r4
a lot of you found me because of what i wrote about Turkey. about how a dictatorship gets built without a single tank in the streets. i need you to read what i found next.
i've been writing about Turkey for years and i still wasn't prepared for what i found when i looked south.
most people think the İmamoğlu story ends in Silivri prison.
it doesn't. it just moved.
let me explain.
Ekrem İmamoğlu beat Erdoğan twice. won Istanbul. proved the man was actually beatable. so Erdoğan did what he always does when the courts can't be avoided: he made sure the courts could always be avoided.
young loyalist judges. surgical prosecutions. no tanks. no coup. just paperwork that destroys a man's life while everyone is looking somewhere else.
İmamoğlu is in a cell right now. his party was handed back to a puppet nobody voted for. and the democratic will of millions of Turkish citizens was quietly shredded by a man who understood one thing very clearly:
you don't need to win the fight. you just need to make sure your opponent never gets to show up for it.
that method is now being exported.
800 kilometers away, in Tirana, a man named Erion Veliaj has been sitting in pre-trial detention since February 2025. no conviction. no trial. over 470 days. his lawyers still haven't been given full access to the case files. he stood in a glass cage in a courtroom.
Veliaj is the mayor of Tirana. three times elected. 60 percent of the vote in his last race. transformed an entire capital city. one of the most popular politicians in the Balkans.
Edi Rama, the Albanian prime minister, looked at what Erdoğan did to İmamoğlu and apparently took notes.
and now here is the part that i can't stop thinking about.
İmamoğlu, from his prison cell in Silivri, wrote a personal letter to Veliaj.
two men. two cells. two countries. one method.
"the fight for democracy in one country is a fight for democracy everywhere," İmamoğlu wrote.
he recognized it immediately. because he's living it.
and from that same cell he said something else that nobody should be allowed to forget:
"we must protect the rule of law and the democratic mandate of elected local authorities at all costs."
a man in prison. still leading. still fighting. still thinking about everyone else.
the Council of Europe's own Venice Commission put it in writing last October: using pre-trial detention against sitting mayors constitutes a serious risk to democratic governance, and when applied indefinitely, it effectively disenfranchises citizens by removing their chosen representatives without due process.
both Turkey and Albania read that report. both ignored it.
forty mayors across the Balkans signed a joint letter demanding their release. they called it what it is: detention used not as justice, but as political incapacitation.
not surprisingly it didn’t move anyone in Tirana or Ankara, but what about the European Commission, the EU, UK and the US?
now here is where the story splits in a way that should make every single person in Europe deeply uncomfortable.
when Erdoğan does this, Europe lectures Turkey. resolutions. stern statements. talk of values and rule of law.
when Rama does this, Brussels fast-tracks Albania toward EU membership. target date 2030. they are literally preparing to hand this man the keys to the European club while his most popular political opponent sits in a cell without a trial.
Turkey is being punished for the method.
Albania is being rewarded for using it.
Veliaj knows this. that's why İmamoğlu wrote to him from prison. not as a courtesy. as a recognition. you are part of the same fight.
the millions of Turkish people who took to the streets for İmamoğlu weren't just fighting for Istanbul. they were fighting for every city where a mayor gets thrown in a cell for being too popular. they just didn't know it yet.
they do now.
Avrupa'ya gitmek isteyen milyonlarca insan, senelerdir bir yazılım mafyasına haraç ödüyordu.
Adı vize ücreti değil. Adı, gücü elinde tutanın saltanat sefasıydı resmen.
Ve bu düzen kendiliğinden çatlamadı. Bir süredir biliniyordu, Canan Coşkun ve İbrahim Haskoloğlu gibi gazeteciler inatla üstüne gidiyordu. İkisi de susturulmaya çalışıldı ama azimle devam edilince, ülkemizde bile bir şeylerin değişebileceğini gördük sayelerinde.
Senelerdir bize yaşatılanı düşünün, randevu açılıyor, biz daha sayfayı göremeden bir yazılım saniyede yüzlerce kez deneyip hepsini kapıyor. Uyumayan, yorulmayan bir makineyle yarışıyoruz ve kaybediyoruz, her alanda... Sonra o randevular bize yüzlerce euroya geri satılıyor.
Ama asıl mesele bottan derin. Sistem en baştan, hepimizi bir aracıya muhtaç bırakacak şekilde kurulmuş. Bot sadece o boşluğu nakde çeviren araç.
Teknoloji kimsenin elinde silah olmamalı ama oluyor. Yapay zeka ölçeğinde bu işler çok daha tehlikeli bir hal alabilir. Sokaktaki başıboşluk dijital dünyaya da taşınırsa gerçekten çok daha zor durumda kalırız.
Bu yalnızca bizim ülkemizin sorunu da değil. Ama herkesin sadece kendi çıkarını düşündüğü bir dönemde, insan ister istemez karamsarlığa kapılıyor.
Yine de o gazetecilerin yaptığı tam olarak şunu kanıtlıyor: bir tek kişinin inadı bile koca bir çarkı durdurabiliyor. O yüzden hem bu işin peşini bırakmayan gazetecilere destek olmalı, hem de kendimizi sürekli geliştirmeliyiz.
Birey olarak bir şeyin peşine düşmek, sandığımızdan çok daha büyük bir şeyi değiştirebilir.
Türkiye'de çevrenin korunması adına umut verici bir gün. Bu yeni mahkeme kararının duyulmasına destek verirseniz sevinirim. Bizzat kendi adıma ve tüm memleket hayrına Aydın’daki yeni maden ocağı projesinin ruhsatının iptali için açtığım davada maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Böylelikle, valiliğin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açtığım davada Aydın 2. Idare mahkemesinden aldığım iptal kararından sonra bu sefer de Aydın 1. İdare Mahkemesi tarafından ilgili müteahhit firmaya Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (“MAPEG”) tarafından verilen maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Öyle orman gördüğünüz her yeri darmaduman edecek şekilde kazmayı vurup kazmaca yok. Memleketin doğasına sahip çıkan vatandaş var. Hukukçular var. Aydın'da hakimler var.
Bu kararın ilgili sayfalarını 290,000 takipçime iletiyorum. Memleketin nice yerlerindeki doğa katliamlarına karşı kullanılabilecek önemli bir karardır. Eğer duyurulmasına ve elden ele dolaşarak bilinmesine katkı verebilirseniz, koruma etkisi benim yetişebildiğim yerlerle sınırlı kalmamış ve yurt sathına yayılabilmiş olacaktır.
Sözcü gazetesine FETÖ’ye yardımdan ceza veren mahkemenin başkanı Akın Gürlek, S.Ö. adlı 15 yaşındaki kıza 84 kişi tarafından tecavüz edilmesine dair dosyanın Fethullahçılar tarafından nasıl kapatıldığını anlatan haberleri yasaklatan hakimdir. Söyleyeceklerim bu kadar.
Özgür Özel kapalı grup toplantısında partinin milletvekillerine konuştu:
İmkanlarımız kısıtlı, paramız yok, otobüsümüz yok, sahne kuralım desek artık durumumuz yok ama onlarda olmayıp bizde olan bir şey var.
Sokağa çıkacak yüzümüz!