Bir öğretmenin hayalini ertelemek bir milletin geleceğini ertelemektir!..
Atanamayan öğretmenlerimizin sesi olmaya ve hak ettikleri değeri görene kadar yanlarında durmaya devam edeceğiz. Söz veriyoruz...
Türkiye’de emeklilik meselesi yalnızca emeklilerin aldığı maaş üzerinden tartışılamaz. Bu mesele; istihdamı, sosyal güvenlik sistemini, prim yapısını, çalışma hayatını ve gençlerin iş gücüne katılımını birlikte ele almayı gerektirir.
Bugün ne eğitimde ne istihdamda olan milyonlarca gencimiz var. O gençler üretime ve çalışma hayatına katıldığında hem prim gelirleri artacak hem de sosyal güvenlik sistemi daha güçlü bir yapıya kavuşacaktır. Emeklilik rejimi de kök maaş uygulaması da bu bütüncül anlayışla yeniden ele alınmalıdır.
Emekliye, “Bu maaşla idare edin.” demek milletimize hakarettir. Bu maaşlarla yaşanmaz; ancak hayatta kalma mücadelesi verilir. Bu yüzden emeklilik meselesini sadece maaş artışı olarak değil, ekonomi, istihdam ve sosyal güvenlik politikalarının ortak konusu olarak görüyoruz. Bu konuda ayrıntılı ve uygulanabilir bir yol haritamız hazır.
Fedakârlığa emeklilerden başlamak ayıptır. Zaten yıllarca çalışmış, ömrünü bu memlekete vermiş insanlara “Biraz daha sabredin.” denemez. Eğer tasarruf yapılacaksa önce siyaset tasarruf etmelidir.
Cumhurbaşkanı külliyesinden, makam uçaklarından, makam araçlarından; siyaset kurumunun temsil giderlerinden ve israf kalemlerinden başlanmalıdır. “Ülke zor durumda.” deniliyorsa, bunun yükünü önce devleti yönetenler omuzlamalıdır.
Biz, Anahtar Parti olarak bunu bir siyasi ilkeye dönüştürdük:
Kamuda lale, yönetimde sülale dönemine son vereceğiz.
Çünkü bu ülkede sorun sadece israf değildir; aynı zamanda liyakatin yerine adam kayırmacılığın geçirilmiş olmasıdır. Millet fedakârlık yaparken devlet de fedakârlık yapmak zorundadır. Devlet, vatandaşından istediğini önce kendi uygulamalıdır.
Yola çıkarken,
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" dediniz.
Bugün ise milleti,
hayat pahalılığıyla baş başa bıraktınız.
Bir zamanlar "Simidi bile çok görüyorlar" diyerek iktidara geldiniz.
Bugün emekliye de asgari ücretliye de aynı simidi çok görüyorsunuz!..
NATO ZİRVESİ’Nİ ÇOK DİKKATLİ TAKİP EDECEĞİZ!..
“Yargıtay parti üyeliğiyle ilgili bir mevzuat değişikliği yaptı ve seri numarası mecburiyeti getirildi. Elimizde seri numarası alınmadan ‘ben Anahtar Parti’ye üye oluyorum’ diyen 38 bin 700 kişinin kaydı var. Yani Anahtar Parti aslında en çok üye girişi yapan, en çok üye artışı sağlayan parti sıralamasında ikinci sırada olabilirdi!..
NATO toplantısına ev sahipliği yapacağız ve sonuçlarını hassasiyetle takip etmek zorundayız. NATO’nun buradaki toplantısında kimin ne diyeceğine, kimin kurgusunun ne olduğuna, Türkiye’ye ne deneceğine, Türkiye’den ne isteneceğine, Türkiye’nin başına yeni bir çorap mı örüleceğine, her şeye çok dikkatli bakacağız.
‘öcalan’a hürriyet’ diye planlanan mitinglerde, memleketteki sükûneti tahrik edecek, huzuru bozabilecek hadsiz açıklamalar yapılıyor. İçeride 12 kişinin ölümünden sorumlu olarak yatmış, sonra bir kanun düzenlemesiyle dışarı çıkmış bir terörist çıkıyor ve ‘Burada pişman olmuş insan var mı?’ diyerek meydan okuyor! Bizim siyaset kadromuzun hissesine de ‘galip milletin, galip devletin, mağlup siyasetçileri’ olmak düşüyor
Bir ay yetmesi gereken maaş 20 gün yetmemeye, 20 gün yetmesi gereken maaş 10 gün yetmeye başlıyor. Alım gücünün düştüğünü insanlar çok rahatlıkla görebiliyor. Siz güzel güzel nutuklar atıyorsunuz, millet yediğine bakıyor; siz rakam açıklıyorsunuz, millet alım gücüne bakıyor.
Anahtar Parti yazın sahada olacak. Önümüzdeki dönemin hazırlıklarını yapıyoruz; seçim ne zaman olacak bilmiyoruz ama seçimin de hazırlığına şimdiden başladık. Biz İzmir’den seçim otobüsüne binmiştik. Şimdi meydan meydan milletimizle buluşacağız, milletimizin sorunlarını konuşacağız.
Kamuda çalışan 138 bin taşeron işçimiz var… Aynı işi yapıyorlar ama farklı ücret ve farklı özlük haklarıyla karşı karşıyalar, kötü muamele görüyorlar. Durumlarının düzeltilmesini istiyorlar. Kamuda çalışan bu işçilere kadro verilmesini istiyoruz. Bunu talep etmeye, tekrar etmeye de devam edeceğim; ta ki çözene kadar. Çözmezseniz, biz memleket yönetimini devraldık mı çözeceğiz inşallah.”
ROTA BELİRLENDİ!
‘Anahtar’ın Rotası: Millet!
Yaz boyunca Türkiye’nin dört bir yanındayız.
81 ilimizde vatandaşlarımızla buluşacak; esnafımızı, çiftçimizi, emekçilerimizi dinleyecek, kadınlarımızın ve gençlerimizin beklentilerini doğrudan kendilerinden dinleyeceğiz.
Milletimizin sesine kulak vermek, sorunlarını birlikte değerlendirmek ve çözüm önerilerimizi paylaşmak için 1 Temmuz’da yola çıkıyor; 1 Ekim'e kadar memleketimizi karış karış geziyoruz.
Özümüz, sözümüz, yönümüz millet!..
#RotamızMillet
Pençe-Kilit Harekât bölgesinde meydana gelen kazada yaralanmasının ardından tedavi gördüğü hastanede şehit olan kahraman Mehmetçiğimiz Uzman Çavuş Abdurrahman Hilal’e Allah’tan rahmet diliyorum.
Acılı ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, silah arkadaşlarına ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.
Milletimizin başı sağ olsun.
Denizlerindeki hakkını koruyamayan milletler, bağımsızlığını da tam manasıyla koruyamaz!..
1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı; milletimizin kendi denizlerinde egemenliğini ilan ettiği, bağımsızlık iradesini denizlerde de perçinlediği tarihi bir dönüm noktasıdır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve denizlerdeki egemenlik mücadelemize emek veren bütün kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyor; tüm denizcilerimizin Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı kutluyorum.
Mazeret iktidarı diyorum artık iktidara. Çünkü hep mazeretleri var; sanki ilk defa başımıza bunlar geliyormuş gibi konuşmayı seviyorlar; ilk defa savaş görüyormuşuz gibi ilk defa deprem görmüşüz gibi ilk defa sınırımızda savaş varmış gibi ilk defa dünyada kriz görmüşüz gibi... İlk defa karşılaştığımızdan bahisle hep mazeretleri olan bir iktidarla karşılaşıyoruz…
Uzun iktidar koltuğu bırakmayı unutur!..
Sonra Anayasa da hukuk da devlet de kişiye göre şekillenmeye başlar.
Türkiye'nin ihtiyacı; uzayan iktidar değil güçlü demokrasidir.
Milletimiz, siyasetçileri en çok ne zaman sevdi? Empati kurduklarında... Kendine oy vermeyenlerin de hukukunu koruduklarında... Hasımlarına adalet vadettiklerinde... Düşman bildiklerine bile hikmetle yaklaşabildiklerinde... Kalpleri yumuşak, sözleri vakur, yüzleri mütebessim olduğunda.
Çünkü bu millet, tebessüm edeni de adaletli davrananı da sever.
Bugün sadece muhalefetin değil, milletimizin asabı bozuk. İktidarın kendisine şu soruyu sorması gerekir: Bu milletin huzuru niçin kaçtı? İnsanlarımız neden bu kadar gergin, bu kadar umutsuz?
Daha da düşündürücü olan şudur: Bu iktidar döneminde büyük servetler kazananlar bile mutlu değiller. Kazandıkları parayı bu ülkede değerlendirmeye güvenmiyor, başka ülkelere taşıyorlar. Demek ki mesele sadece para kazanmak değildir.
Çünkü huzurun teminatı servet değil, hukuktur.
İnsanlar geleceğine güvenmiyorsa, mülkiyetinden endişe ediyorsa, yarın neyle karşılaşacağını bilmiyorsa; ne kadar zengin olursa olsun huzurlu olamaz.
Ülkeyi güvenli, müreffeh ve mutlu yapan şey yalnızca ekonomik büyüklük değildir. Asıl güvence hukuktur. Hukukun güçlü olduğu yerde yatırım da kalır, sermaye de kalır, umut da kalır.
Bizim mücadelemiz sadece ekonomiyi düzeltmek için değil; adalet duygusunu yeniden ayağa kaldırmak içindir. Çünkü biliyoruz ki hukukun olmadığı yerde ne zenginlik huzur getirir ne de imkânlar mutluluk sağlar.
"Yenikapı ruhu" diyorsunuz!..
Bizim ölçümüz nettir:
Terörle aynı zeminde, terörle aynı ruhta olmayız.
Ay yıldızlı al bayrağın gölgesinden başka hiçbir gölgeyi kabul etmeyiz.
Biz Türkiye’nin siyasi merkezi olmaya talibiz. Sağın ya da solun değil; milletin merkezindeyiz!..
Kimsenin gömleğini çıkarmasını istemiyoruz. Kimseye geçmişini inkâr ettirerek siyaset yapmıyoruz. Bizim tek ortak paydamız; ay yıldızlı al bayrağı kendi bayrağı bilen, bu memlekete aidiyet hisseden ve Türkiye’nin geleceğine karşı sorumluluk duyan herkestir.
Aidiyetiniz, kökeniniz, dünya görüşünüz ne olursa olsun; “Ben bu millete borçluyum, çocuklarıma daha güçlü, daha zengin, daha huzurlu bir Türkiye bırakmalıyım” diyorsanız, bizimle aynı istikamettesiniz.
Biz insanların dün nerede durduğundan çok, yarın bu memleket i��in ne yapacağıyla ilgileniyoruz.
Bu yüzden her kesimin oyuna talibiz. Türkiye’nin dört bir yanından, farklı siyasi geleneklerden, farklı hayat hikâyelerinden insanların ortak umuduna dönüşüyoruz. Belki henüz anketler bunu tam göstermiyor ama Anahtar Parti’nin en büyük gücü, toplumun her kesiminden gördüğü bu karşılıktır.
Ay yıldızlı al bayrağı kendi bayrağı bilen, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, hukuku ve vatan sevgisini evlatlarına bir emanet gibi bırakmayı namus borcu sayan herkesle omuz omuzayız.
Biz ayrıştırmaya değil, birleştirmeye talibiz. Biz kutuplaşmanın değil, milletin iktidarına talibiz.
Bunu yaparken de ukalalık etmeyeceğiz. Kendimizi milletin üstünde görmeyecek, kimseye doğrularımızı dayatmayacağız. Ama memleketimizin geleceğini, devletimizin itibarını ve milletimizin birliğini korumak konusunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz. Çünkü bizim siyasetimizin merkezi millet, pusulası ise Türkiye’dir…
Memleketin her sorunu konuşulur.
Her fikrin konuşulacağı yer de Meclis'tir.
Ama terörle arasına mesafe koyamayan hiçbir anlayışın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yeri olmayacaktır.
Çocuklarımızın katiline selam verenlere değil, milletin iradesine kapı açacağız!..