Mustafa Hoca’nın tercihlerine saygı duyarak, takıma tam destek vermemiz gerekiyor. Biz bu hafta nasıl Keçiören’in anti tezi isek, Bandırma da bizim anti tezimiz gibi top oynuyor. Ama aramızda büyük kalite farkı var. Kalitemizi ve oyun aklımızı sahaya koyup kazasız geçmeliyiz
Maç öncesi beklentilerime çok paralel bir maç oldu. Mustafa Hoca Keçiören’e çok net iyi çalışmış. 11 tercihinde Rahmetullah ve Baker hamleleri bunun açık göstergesi. Emirhan için şanssız bir maç geçti bu maçta nazar boncuğu olsun. Baker ve Elitim oyun ritmini muazzam ayarladılar+
Kelechi için çok söyleyecek bir şey bulamıyorum. En sıradan oyununda yine klasıyla tabelaya dokunmayı bildi. Oynadığı kısa sürede Ben Toral’ı da iyi gördüm. Oyuncu hazır olunca Hoca’nın forma adaleti apaçık ortaya çıkıyor. Artık kim oynuyor oynamıyor mevzuundan vazgeçip +
Boutrah’ın oyun katkısını gol ile süslemesi çok güzeldi. Lincoln Baker ve Elitim desteği ile resital sundu desek yeridir. Ama kırmızısı beni önümüzdeki hafta için çok düşündürüyor. Hakem raporu ile muhtemelen 2 maç olmayacak.Umarım eksikliğini çok hissetmeyiz.
Şimdi @beysim1963 ve @kyzikosspor yayını bitirebildim. Akşama Kelechi iki gol daha yazıyor gibime geldi. Biri penaltı biri arka direk :)) Birde Baker mı yoksa Eyüp mü diye düşünürken Hocanın Soner ile başlaması bize kontra olur :)))
Amine Boutrah "Meselesi"
Saha içi bakış açımı yansıtacağım, Boutrah'ın takımımıza ne gibi katkılarının olduğunu detaylıca inceleyeceğim, aynı zamanda oyuncunun eksik taraflarına da değineceğim bir yazı olacak. Uzun bir yazı, iyi okumalar.
--------------------------------------
Amine Boutrah "Meselesi"
Gol sayısı 0, asist sayısı 0 fakat oyun gücü ?
Öncelikle buradan başlayalım. Skor yapmayan kanat oyuncusu mu olur? Rakip x-y-z takımı hem sol kanadından hem de sağ kanadından skor katkısı alıyor. Peki, bu oyuncuları karşılaştırmak ne kadar doğru ? Bursaspor, maçlarının büyük bölümünde topa sahip olan ve derin bloklara, kapalı ve kompakt savunmalara karşı hücum eden bir takım. Rakiplerimiz ise -bizden sonraki favori bile olsalar- bizim gibi karşılanmıyor ve karşılarındaki takımlar bizim kadar dirençli olmuyor.
Takımımızın toplu oyun planları
Oyun kurulumu
Bursaspor, son birkaç maç hariç oyun kurulumunda 3+2 yapısını kullandı. Bu yapıyı oluştururken sağ bekimizi arkadaki üçlüyü tamamlayan oyuncu olarak gördük. 10 numaramızın sağ iç koridoru, Boutrah'ın ise sol iç koridoru işgal ettiğini izledik. Sol bekimizin çizgiye basarak genişlik verdiği, Boutrah'ın da sol iç koridorda konumlandığı bu yapıyı birçok maçta etkili kullandık.
Boutrah, oyun kurulumunda takımın elini fazlasıyla rahatlattı. 1v1 dribling seviyesi ligin üzerinde olan oyuncumuz, iç koridorda her derinleştiğinde rakip savunmada soru işaretleri yaratarak eşleşme problemlerine neden oldu. Topu aldığı anlarda yüzünü hızlıca kaleye dönmesi ve top taşıma kapasitesiyle de hücumlarımıza delicilik kazandırdı.
Oyun kurulumumuzu birinci bölgeden üçüncü bölgeye çok hızlı bir şekilde taşıyabilen oyuncumuz, bu açıdan takımda bunu yapabilen tek oyuncu. Bunu abartmak için söylemediğimi her Bursasporlu az çok biliyordur.
Diğer kanat oyuncularımızın profillerini incelediğimizde hem sağ hem de sol kanatta farklı özelliklere sahip oyuncular görüyoruz. Tek tek bakalım.
Hüseyin Maldar: Daha çok geniş alanları kat edebilen, temasta ise zayıf kalabilen genç ve potansiyelli oyuncumuz. Alan bulduğunda top taşıyabilse de 1v1 mücadelelerde ayakta kalması zaman zaman problemli.
Halil Akbunar: Takımın en tecrübeli kanat oyuncusu. Fakat profili hiçbir zaman 1v1 veya 1v1+ üzerinden adam eksiltmeye dayanmadı. Daha çok geniş alanları değerlendiren, savunma arkasına koşularıyla derinlik yaratabilen ve skora bu şekilde etki edebilen bir kanat oyuncumuz.
Emir Kaan Gültekin: Bir forvet olsa da Mustafa Hoca'nın onu son zamanlarda kanatta da kullandığını düşünürsek değerlendirmemize dahil edebiliriz. Teknik kalitesiyle geçen sezon 2. Lig'de fark yaratan ve sırtı dönük oyunuyla takımımıza katkı sağlayan oyuncumuz, alan bulduğunda uzun adımlarıyla kaleye doğru ilerleyebiliyor. Fakat dribling ve 1v1 üzerinden üretim, onun da öne çıkan özellikleri arasında değil.
Ivan Saranic: 1v1 fırsatı bulduğunda çevikliği sayesinde zaman zaman fark yaratabilse de önünde alana ihtiyaç duyan, fazla fiziksel temasta yine dayanıksız kalabilen bir oyuncumuz. Profilini daha detaylı değerlendirebilmek için süre almasına da ihtiyacımız var. Şu ana kadarki özelliklerine baktığımızda dribling üzerinden yarattığı tehdidin genel olarak kenar ortalarıyla sonuçlanması daha olası görünüyor.
Görüldüğü üzere, Boutrah'ın sahip olduğu ve rakip savunmaya bireysel yeteneğiyle 1v1 üzerinden çözüm üretebilen profile sahip başka bir oyuncumuz yok. Tabii ki bu oyuncular da sekans sekans dribling özelliklerini gösterebilir. Fakat istikrarlı biçimde 1v1 ve dribling üzerinden hücum üreten başka bir kanat oyuncumuz bulunmuyor.
Bu açıdan Boutrah, takım içerisinde zaten doğrudan fark yaratan bir konumda duruyor.
Dribling mi daha önemli, skor mu ?
Bu açıdan düşündüğümüzde final aksiyonları doğal olarak izleyen herkesin daha çok aklında kalıyor. Fakat Boutrah'ın sahada olmadığı iki maçımızı detaylı incelersek takımımızın eksiklerini ve Boutrah'ın önemini net bir şekilde görebilmek lazım.
Bu maçlardan biri evimizde 2-2 biten Esenler Erokspor maçı, diğeri ise Batman'da oynadığımız ve 2-1 kazandığımız maç. Bu maçlardan özellikle Batman karşılaşmasına değinmek istiyorum.
Batman maçında her ne kadar galibiyet almış olsak da Boutrah'ın eksikliğini en çok hissettiğimiz maçlardan biriydi. Rakibin bizim oyun kurulumumuzu ilk defa ciddi şekilde ve maç boyunca test ettiği bir karşılaşmaydı. İlk yarıda her ne kadar topa sahip olsak da yaklaşık 20-25 oyun kurulum sekansımız başarısız sonuçlandı. Ligin oyun kurulumunda en kaliteli ayaklarına sahip olan Bursaspor için bu, toplu oyun planının ciddi şekilde aksaması demekti.
Rakip 1v1 baskılara çıkıyordu ve kalite olarak daha iyi olan takımın biz olduğumuz bir maçta oyunu bir türlü kuramadık, sürekli top kayıpları yaptık. Bu top kayıpları sık sık rakip için geçiş fırsatlarına dönüştü. Zaten geçişlerde tehlikeli silahlara sahip olan Batman, bir geçiş hücumunun ardından kazandığı kornerle 1-0 öne geçti ve deplasmanda çok kötü bir senaryoyla karşı karşıya kaldık: Bir geçiş takımına karşı geriye düşmek.
Buna rağmen takımımız büyük bir sorumluluk alarak, oyunda net bir üstünlük kuramasa da skoru aldı ve maçı 2-1 kazandı.
Skora göre değil, oyuna göre yorumladığımızda Boutrah'ın eksikliğini yalnızca oyun kurulumuna değinerek bile görebiliyoruz. Bir de Boutrah'ın üçüncü bölgede top sürebilme ve rakip bekleri ciddi şekilde tehdit etme kapasitesini düşünelim.
Boutrah ve rakip savunmacılar
Oyuncunun alametifarikası 1v1 ve rakip savunmacıları tehdit etmesi. Bu ligde şu an dribling konusunda istatistiklere de değinelim. Ligin maç başına en fazla dribling yapan oyuncularına baktığımızda evet, şaşırtıcı olmayan bir şekilde Boutrah birinci sırada.
Üstelik Boutrah'ın dribling başarı oranı da %50'nin üzerinde. Yani oyuncu yalnızca ligde maç başına en fazla dribling yapan isim olarak öne çıkmıyor, denediği aksiyonların yarısından fazlasında rakibini geçmeyi de başarıyor. Bu iki veriyi birlikte değerlendirdiğimizde, bireysel yeteneğinin yalnızca göze hoş gelen hareketlerden ibaret olmadığını ve maçın içine somut şekilde yansıdığını görüyoruz.
Yine de birinci sırada olmasını yeterince övmüyoruz. Çünkü ikinci ve üçüncü sıradaki isimlere baktığımızda Ezeh ve Dimitrov'u görüyoruz. İkisi de sırasıyla Keçiörengücü ve Mardin'in sol kanat oyuncuları.
Biraz düşünmeye başladığımızda ligin favorisi Bursaspor'un dar alanlara karşı hücum ettiğini, rakiplerinin ise her maç derin bloklarda açılması zor savunmalar oluşturduğunu görüyoruz. Fakat Keçiören ve Mardin açısından durum böyle mi ?
Tabii ki hayır. Bu takımlar, karşılarındaki rakiplere göre planlarını değiştirebilen ve sürekli baskın oynamak zorunda olmayan, daha fazla rakibi karşılama ve geçiş hücumları üzerinden plan kurabilen takımlar. Bu da kanat oyuncularının hücum geçişlerinde geniş alanlarda rakip beklerle, hatta bazen rakip stoperlerle 1v1 kalması demek.
Hem geri geri koşmak hem de rakip kanat oyuncusunu savunmak zorunda kalmak, herhalde bir savunmacının isteyeceği en son şeydir. Ezeh ve Dimitrov da bu avantajı çok iyi kullanarak driblinglerini yapıyorlar.
Bu arada bu da çok değerli ve her iki oyuncuyu da beğensem de ikisi de bizde olsa verimlerinin net şekilde düşebileceğini farkında olmak gerek. Çünkü buldukları alan, Bursaspor'da oynuyor olsalar bulamayacakları kadar geniş.
Bulduğu alan ligdeki diğer kanat oyuncularına göre daha az olan Boutrah'ın bu istatistikte zirvede olması, yalnızca bu istatistiğe baktığımızda bile onu çok değerli kılıyor. Üstelik %50'nin üzerindeki başarı oranı da bu performansın altını dolduruyor.
Ama tabii ki önemli olan "göz testi". İstatistikler hakkında Ferguson'un(aslında Ebbe Skovdahl'a ait söz) sözünü hepimiz biliyoruz. Boutrah konusunda da bu driblingler öyle mi diye sorarsanız, hayır, tam aksine. Yaptığı driblinglerin sayısından çok yarattığı tehdit çok daha fazla.
Rakip savunma düzeni
Size elit futboldan bir örnek vermek istiyorum. Güncel olarak dünyanın en güçlü oyunlarından birine sahip olan ve takımı son derece formda olan Luis Enrique'nin Kvaratskhelia hakkındaki sözlerine bakalım.
Luis Enrique, Khvicha Kvaratskhelia için PSG'nin ödediği her kuruşun neden karşılığını verdiğini şöyle anlatıyor:
“Adı ilk kez gündeme geldiğinde, açıkçası onun hakkında çok az şey biliyordum. Gürcistan, Avrupa'nın en büyük kulüplerinin dikkatini çeken oyuncuları düzenli olarak yetiştiren bir ülke değil. Bu yüzden doğal olarak merak uyandırmıştı.
Bir scout(gözlemci) bana, "Topu izleme. Khvicha topu aldığında savunmacıların ne yaptığına bak." dedi. Bana tuhaf bir talimat gibi gelmişti ama haklıydı.
Napoli formasıyla oynadığı bir maçta, Khvicha topa her dokunduğunda iki ya da üç savunmacı anında ona doğru kayıyordu. Sanki tek bir oyuncu yüzünden rakibin bütün saha içi dizilişi değişiyordu.
Yirmi dakika sonra çalımlarına odaklanmayı bıraktım ve onun etrafında yarattığı tepkiyi izlemeye başladım. En iyi oyuncular sadece oyunu oynamaz; sahadaki herkesin davranışını değiştirirler.
Maç bittiğinde ekibime, "Savunmacılar şimdiden ondan bu kadar çekiniyorsa, üç dört yıl sonra neye dönüşebileceğini bir düşünün." dedim. İşte o an, karşımızda özel bir yetenek olduğunu anladık.
--------------------------------------------
Aktarılan yazıda, Kvaratskhelia topa her dokunduğunda iki veya üç savunmacının ona yöneldiği ve rakip takımın yerleşiminin tek bir oyuncunun varlığı nedeniyle değiştiği vurgulanıyor. Gözlemcinin dikkatini çalımlardan çok bu etkiye çevirmesi de oyuncunun yarattığı tehdidi anlamak açısından önemli.
Luis Enrique gibi bir hocanın bu gözlemine ben, Boutrah bize transfer olmadan önce denk gelmiştim ve Boutrah'ı izlerken sürekli aklımda bu cümle vardı, oyuncunun çalımlarına değil rakip savunmacıların davranışlarına bak.
Tabii ki seviye farkı çok net. Fakat oyuncuların driblingleri sırasında rakipte oluşan davranışlar oldukça benzer. Kvaratskhelia'yı nasıl iki, üç, hatta zaman zaman dört kişi karşılıyorsa Boutrah'ta da benzer durumlarla karşılaşıyoruz.
Oyuncu topu her ayağına aldığında rakip savunmayı tehdit ediyor ve rakip savunmanın yerleşimi bozuluyor, hatta Boutrah'a önlem alacak şekilde yeniden kurgulanabiliyor. Bu da net bir şekilde takım arkadaşlarına alan açması demek.
Şöyle düşünelim: Boutrah'a en az iki veya üç oyuncu yöneldiğinde top sol kanattan sağ kanada hızlıca döndürüldüğünde takım arkadaşı olan sağ kanat oyuncusunun 1v1 kalması işten bile değil. Rakibin Boutrah'a gösterdiği ilgi, diğer tarafta savunma dengesinin bozulmasına neden olabiliyor.
Bu açıdan Boutrah'ın önemini sadece gol ve asist sayısıyla açıklayamayız. Takım arkadaşlarına açtığı alanlara da dikkat etmeliyiz. Tehditkarlığıyla rakip savunmalar üzerinde yarattığı etkinin çok büyük olduğunu kavramak gerek.
Futbolun amacı gol atmak olsa da bu amaca istikrarlı bir şekilde ulaşmak için alanı ve zamanı manipüle etmek gerek. Alanı ve zamanı hangi takım daha etkili kullanırsa uzun vadede o takımın aldığı sonuçların büyük oranda pozitif olmasını bekleyebiliriz.
Ayrıca bir kanadınızdan dribling tehdidi alamıyorsanız hücum etmek hem çok zor hem de fazla mekanik ve tahmin edilebilir bir hale geliyor.
Son olarak gelelim üretim konusuna
Boutrah'ın bize gelmeden önceki Bastia dönemine baktığımızda da son vuruş aksiyonlarında dalgalı bir performans sergilediğini görüyoruz. 22/23 sezonunda skor ürettiği bir sezonu olsa da(11 gol 8 asist) Bastia'daki son döneminde skor konusunda soru işaretleri doğal olarak vardı.
Bastia her ne kadar küme düşmemeye oynayan bir takım olsa da oyuncunun bireysel aksiyonlarında karar alma konusunda hataları mevcut. Zaman zaman geç karar aldığı için top kaybı yapabiliyor veya şut çekmeden önce tekrar tekrar “fake” atarak kendisine alan açmaya çalışırken geç kalabiliyor.
Açıkçası driblingi oyun stilinde çok büyük yer kaplayan özellikle Fas asıllı hatta Mağripli oyuncularda gördüğümüz bir durum diyebiliriz. Son vuruşları dalgalı olan bu tarz oyuncular zaman zaman bu alandan eleştirilebiliyor.
Son vuruşlarda dalgalı olduğunu görmek kolay. Peki, asist ? Oyuncu bu kadar dribling yapmasına rağmen üretim kısmında nasıl düşük olabilir ? Bu doğal mı ? Veya dribling yapıyorsa ve bunlar asiste dönüşmüyorsa bu driblingler gereksiz mi demek ?
Bu konulara aslında yazının önceki bölümlerinde de değindik. Yine de oyuncunun asist üretiminde biraz şanssızlık yaşadığını da söyleyebiliriz. Çünkü Boutrah üretmeyen bir oyuncu değil.
Üçüncü bölgede ve ceza sahası çevresinde takım arkadaşlarıyla dar alanda hızlı, kısa kombinasyonlar kurarak hem takım arkadaşlarına hem de kendisine şut şansı yaratabiliyor.
Bodrum maçında sol çizgiye inip ceza sahasına çevirdiği top, Kelechi'nin de dokunuşuyla Lincoln'ün golüne dönüştü. Son Pendikspor maçında da sol çizgiye inerek çevirdiği top rakip savunmaya çarptı, ardından Halil'le buluştu ve Halil golü attı.
Bunları düşündüğümüzde oyuncunun üretimini düşük olarak nitelendirmek bana göre doğru değil. Oyuncu sezon boyunca son çizgiye inmeyi çok az tercih etti; bu eleştirilebilir. Fakat soluna çekip çizgiye indiğinde içeri çevirdiği toplarla tehlike yaratabildiğini gördük. Bu aksiyonlar zaman zaman şuta dönüşse de gol olmadığı için hala 0 gol 0 asist istatistiğine sahip.
Bir diğer mesele ise Boutrah'ın iç koridorda konumlanması ve bizim beki hücuma çıkardığımız kurgu sayesinde bindirme yapan beklerden de destek alması. Daha çok Barış Gök ile birlikte oynadı ve Barış'ın koşu yoluna attığı paslarla, asist öncesi pas dediğimiz "pre-asistleri" de sık sık verdi. Burada Barış Gök'ün de orta kalitesinin dalgalı olması devreye girdi ve sol kanattan gol katkısını istediğimiz seviyede alamadığımız bir durum oluştu.
Bunları yapan bir oyuncuya sürekli “skor yapmıyor” diyerek yüklenmenin adil olduğunu düşünmüyorum. Elbette "pre-asist", asistle aynı şey değil. Ancak hücumun hazırlanmasında ve pozisyonun oluşmasında bu pasların rolü çok büyük.
Son olarak Boutrah maç başına 2,1 kilit pas ile oynuyor. SofaScore'da kilit pas, şuta dönüşen pas olarak tanımlanıyor. Yani her kilit pas bizim zihnimizde canlanan, rakip savunmayı delen klasik kilit pas örneği gibi değil. Yine de bu istatistik oyuncunun üretimi hakkında fikir oluşturabilecek seviyede.
Sonuç olarak
Oyuncunun top taşıma kabiliyeti ve bunu skora çevirebilmesi şu an için zaman zaman endişe uyandırsa da oyun gücüne yaptığı katkıyı, takımda topla en fazla buluşan oyunculardan biri olmasını ve bu buluşmaların önemli bölümünü rakip yarı sahada gerçekleştirmesini göz ardı etmemek gerek.
Boutrah'ın son vuruş ve karar alma konularında geliştirmesi gereken noktalar var. Ancak bireysel yeteneğiyle rakip savunmaları tehdit etmesi, oyun kurulumunda takımımızı rahatlatması, üçüncü bölgeye top taşımamız ve takım arkadaşlarına alan açması da en az skor istatistikleri kadar değerlendirmeye alınmalı.
Boutrah “meselesi”, benim futbol gözümde böyle. Tartışmak isteyenlerle konuşmaya açığım. Fakat bu oyuncunun Bursaspor'a oyun gücü kattığını ve skor istatistikleri sıfır olsa da sahadaki etkisinin bunun çok ötesinde olduğunu düşünüyorum. Hatta iddialı bir şekilde 0 gol 0 asist ile ligin en iyi kanat oyuncusu olduğunu savunuyorum.
Mayıs 2003, sabah Büyükorhan'dan kalkan köy minibüsüyle Bursa'ya geliyoruz, öğlen vakti eve gelir gelmez formayı giyip Küplüpınar'dan stada doğru kosturuyorum. Etibank dolmuşlarında en az 3 araçlık sıra var, gözü karartıp yürüyerek daha doğrusu koşarak stada doğru gidiyorum, maç başladı başlayacak, elimde bilet de yok, maç Fenerbahce maçı. Nefes nefese koştururken İpekiş'in önünde bir amca durduruyor beni, biletin var mı diyor, yok deyince de benim işim çıktı al bu bileti diyor ve böylece kimsenin yanına sığınmadan biletimle maça giriyorum.
Atatürk stadının hangi kapısından girerseniz girin müthiş bir aurası ambiyansı vardı, yaşayan bilir. İnsana huzur veren, güç veren bir havası.
Ama yine de açık kale son tercih, keşke bilet kapalı kale arkası olsaydı diyorum :) Tribünler yine hınca hınç. Herkes maçtan önce ciğerini bırakırcasına bağırıyor. Maça başlıyoruz, kaybetsek neredeyse düşmemiz kesinlesecek. Yine işimizi son 5 haftaya bırakmışız. Egemen'in uzaktan füzesi ve Okan'ın golleriyle 2-1 kazanıyoruz maçı. İkinci yarı Mustafa Er'de giriyor oyuna. Daha 23 yaşında. O sezon ic saha maçlarını büyük bir kaos icinde oynuyorduk, her maç nabızlar 180. Bir sonraki maç Altay maçında top toplayıcı kardeşimizin desteği ve sonrasında Mustafa Er'in de golüyle 2-1 kazanıp son hafta da Gençler maçıyla ligde kalıyoruz. Çok şeyler yaşandı, çok mücadeleler verildi, bu şehrin pek çok dönüm noktasında sahada Mustafa Er vardı. 2003'de ligde kalırken attığı golde, ya da 2017 de Trabzon uçağında. Trabzon'a giderken bize güvenen bir tek Mustafa Hoca vardı diyordu Batalla, haksız değildi. Çünkü kendisinin de dediği gibi hayal ettiği yerdeydi, insan hayaline inanmaz mı? 2010 yılında şampiyonluk, 'cekmisiz kafaları dalmışız hayallere' bestesiyle gelmedi mi? Olmadığı zaman da oldu hayallerimizin, ama zaten hayal de böyle bir sey değil midir?
Bursaspor'la yaşamış ve varolmuş bir adam Mustafa Hoca. Görüyorum ki biraz mutsuz, keyifsiz, hatta anladığım kadarıyla geleceğinden umutsuz. Bu kadar büyük bir baskı altında çalışmak gerçekten çok ama çok zor. Bu kadar zorluk insanı mental olarak ziyadesiyle yoruyor olsa gerek. Bu baskı altında sakin kalabilmek, doğru kararlar alabilmek de bir o kadar zor.
Umuyorum, o hırsını ve hakettiği koltuğu geri kazanmak adına tekrar güç bulabilir kendinde. Elbette ki sonsuz değil hiç bir şey, ama şimdi değil, en azından bu sezon değil, bu sezonda kupa Mustafa hocanın ellerinde yükselmeli. Arkada çalacak olan 'Uzun oldu, ne zor oldu' sözleri ilk kez bu kadar anlam kazanacak.
Hayal edilen başkan ve hayal edilen teknik direktör ikilisi daha büyük başarılara imza atmalı. Bu kişileri sevmekle ilgili değil, bu kişilere bağlanmak değil, Bursaspor'a kimin hangi gözle baktığını bilmekle ilgili. Kulübün dünü, bugünü ve yarını ile ilgili...