Veledin teki panelden benim üzerime sosyal medya hesabı açıp reisimize söverse suç benim üzerime mi kalıcak şimdiii 🥺🥺🥺 E devlet bilgilerimiz de çok korunaklı olmasıyla bilinirdi
Sosyal medyaya kimlik göster, sigara alırken kimlik göster.. Kimlik bilgileri özel bilgilerdir, kimlik resmi işler dışında her yerde sergilenecek bir şey degildir. Sayenizde kimlikler de iyice ayağa düştü artık.
@PlayStation Then stop selling digital games for the same price as physical ones too. You're removing the printing, box, and shipping prices from the equation completely so I shouldn't be paying $70 for digital games anymore.
bunu biraz araştırdım.
thy'nin büyüme rakamlarından, siparişlerden falan bahsedicem ama önce şu haber metnine bi bakın. bu nasıl bi haber metni olum.
thy kurumsal iletişimden mi aldınız bunu?
"39 bin çalışan kesintiyi kabul etti."
kabul etmek için reddetme ihtimalinin olması lazım. masanın bi tarafında bordro, öbür tarafında kapı duruyosa ortada kabul mabul yok, düpedüz zorlama vardır.
ama haber diline bak, sanki bu teslimiyeti rızaya çevirmekle görevlendirilmiş gibi yazılmış.
"büyük çoğunluk kabul ederken, karşı çıkan az sayıda kişi haklarını alarak ayrıldı" cümlesi de tesadüfen böyle kurulmamış. itaat edenler normal insanlar, gidenler de lütufla kapıya kadar uğurlanmış birkaç aykırıymış gibi sunulmuş.
işini kaybetmek "hak alma" töreni gibi anlatılıyor. kıdem tazminatı da sanki şirketin cömertliğiymiş gibi.
herkes kendi kirası, kendi kredisi, kendi çocuğunun okul taksitiyle tek başına bırakılmış. sözcü'nün haberine göre imzalar işsizlik korkusu ve mobbing altında atılmış, böyle atılan imzaya da rıza denmez.
neyse rakamlara baktım biraz.
thy bu yılın ilk yarısında gelirini dolar bazında bile yüzde 21 büyütmüş, yolcu sayısı da artmaya devam ediyo. eylülde boeing'e 150 uçaklık sipariş vermiş. 2033'te 800 uçaklık filo hedefliyormuş. ve bu imzanın üstünden tam iki hafta geçmiş, 39 bin çalışana "maaşınız yüzde 20'ye kadar kesiliyor" denmiş.
şimdi dürüst olalım, şirket üstünde baskı var. yakıt pahalanmış, net kar marjı ikinci çeyrekte yüzde 11.6 dan yüzde 2.7 ye inmiş falan ama 800 uçak hedefinden de, 150 uçaklık siparişten de bi milim geri adım yok. yani kesilen şey büyüme planı değil, maaş.
olayı anlamak için marx'ın basit bi ayrımı yetiyor. şirketin parası iki yere gidiyor. biri uçak, yakıt, hangar. buna değişmeyen sermaye deniyor, çünkü uçak kendi maliyetini bilete yansıtıyor ama kendi kendine yeni bi değer üretmiyor. hangarda duran uçak para kazanmıyor yani.
diğeri pilot, kabin memuru, teknisyen. buna da değişen sermaye deniyor, çünkü o metal yığınını para basan bi makineye çeviren şey insan emeği. işçi aslında emeğini değil emek gücünü satıyo, şirket de bu gücün ürettiği değerle ödediği maaş arasındaki farktan kazanıyo.
maliyet şoku da kapital tarafından gelmiş. pahalanan şey yakıt, yani değişmeyen sermaye. ama fatura kapitale kesilmiyor, emek gücüne kesiliyor.
marx bunu da yazmış zaten, kar oranı neden düşerse düşsün sermayenin ilk refleksi ücretleri bastırıp emekten daha fazla değer çekmek. aynı uçuş, aynı mesai, aynı gece seferi ama daha az maaş.
bunun bi de büyük resmi var, literatürde adı the great decoupling. daha önce post-agi döneminde ekmek parası diye yazmıştım uzun uzun.
70'lerden beri verimlilik ve şirket gelirleri artıyor ama ücretler aynı hızda artmıyor, aradaki fark sermayeye akıyor. thy'deki durum bunun da bi adım ötesi, gelir büyürken ücret sabit bile kalmıyor, düşüyor.
800 uçaklık vizyonu o uçakları uçuracak insanların cebinden finanse ediyorlar. zararı aşağıdakine ödetiyorlar, büyümenin getirisi yukarıda kalıyor. tahakküm dediğin de tam olarak bu.
ahaha sonra ekşiye baktım biraz, trajikomik yorumlar var.
kesintiye sevinenler bile var. zaten çok kazanıyorlardı, oh olmuş diyenler var. olum bu nasıl sınıf bilinçsizliği lan? ultra lüks yatından yazıyosan anlarım, ama ekranı kırık iphone'dan yazdığın belli.
"uçakta kek dağıtana 250 bin verilmez" diyen arkadaş, kendini gece vardiyasında üç kuruşa çalıştıran sisteme değil, ondan biraz daha iyi kazanan başka bi çalışana sinirleniyor.
patronlar için bundan daha verimli bi şey yok, çünkü maaşlar aşağı çekilirken bunu alkışlayan da yine çalışanın kendisi oluyor.
meziyetli hosteslere acıyın demiyorum ama böyle maaş indirimlerine sevinen, yarın kendi zammı "thy'de bile kesinti yapıldı" diye budandığında sıradaki kurban kendisi olacak.
olum hem sınıfsızsınız hem salaksınız aq ne diyim.
Türklerin son 1 haftada dünya oyun gündemine çöküşü:
🔸Paradox’un alt şirketini hackleyip 2.2 milyon kişiye Atatürk hassasiyeti maili göndermek
🔸Kırık PS4/PS5 konsollara özel Türkçe korsan mağazası açmak
🔸Silent Hill P.T.’yi PC’ye portlayıp Kojima’ya RT attırmak
Şöyle hissettirdi 😅:
yemekhaneden üç öğün yemek yesen ayda 7500 lira ediyor. devletin hem barınma hem beslenme hem de eğitim için verdiği toplam burs miktarı 4000 lira. kim neyden çalıyormuş bir anlat bakalım?
Yunanların "İmam Bayıldı" hırsızlığını "Yunanistan'da imam mı var?" gibi sığ argümanlarla geçiştiremeyiz.
Bizde de papaz eriği, papaz yahnisi vesaire var... Böyle argüman çürütülmez.
Çünkü karşı taraf uluslararası arenada "Osmanlı'da zeytinyağı ticaretinin tamamını biz yapıyorduk, Anadolu'dan sürüldük, yemeğimizi de çaldılar" diyerek o meşhur "mağdur kartını" oynuyor ve Batı gastronomisinde gayet ciddi destek buluyor.
Bu iddia ciddiye alınmalı ve kahvehane ağzıyla değil; bilimle, etimolojiyle ezilmelidir.
Yunanlar, Türklerin "imam bayıldı" hikayesini zaten olduğu gibi kabul ediyor. Tek fark, hikayedeki "imamın eşi" ya da "komşusu" olarak anlatılan kişinin Rum olduğunu söylüyorlar. İmam, yemeğin lezzetinden ya da maliyetinden dolayı bayılınca, bu olay meşhur oluyor ve yemeğin adı "imam bayıldı" olarak kalıyor...
Bu argümanın temel hatası şudur;
Kültürler birbirinden 'kelime' ödünç alır, ama istisnalar dışında 'cümle' almaz.
Müslüman bir Türk'ün yaptığı yemeği bir Rum Papaz sevse, ona "Papaz Sevdi" deriz "O Papas Agapise" demeyiz.
Nitekim "Papaz Yahnisi" diye bir yemeğimiz var. "Tu vrasto tu Papas" demiyoruz.
Türkler Rum ve Ermenilerden ilham aldığında kelimeyi alır ama grameri Türkçe kurarız: Papaz Yahnisi, Papaz Eriği gibi.
Ancak İmam Bayıldı sadece bir isim değil; Özne + Yüklem + Zaman ekinden (-dı) oluşan eksiksiz bir Türkçe CÜMLEDİR.
Eğer bu zeytinyağlıyı bir Rum aşçı icat edip adını koysaydı, "İmam" kelimesini (Ιμάμης) ödünç alsa bile fiili kendi anadilinde kurar; yemeğe "O İmamis Lipothimise" derdi.
Hiçbir millet, kendi evinde icat ettiği, kendi mutfağında yediği öz yemeğine yabancı bir dilde, tam kurallı bir cümleyle isim vermez. Etimoloji yalan söylemez.
İmam Bayıldı tartışmasız bir Türk yemegidir. Kültürel mirasımızı savunalım! 🇹🇷🍆