Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve ülkücü hareketin dava büyüklerini rahmet, minnet ve hürmetle anarken; devletimizi içine alan ateş çemberini yarma hareketi olarak ortaya çıkan ve Millî Mücadele’nin ilk adımıyla özdeşleşen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mızı kutluyoruz.
Dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin en büyük ihtiyacı; içeride kardeşliğini tahkim etmiş, terörü tamamen tasfiye etmiş, millî birlik şuurunu yeniden kuvvetlendirmiş güçlü bir devlettir.
Terörsüz Türkiye hedefi; yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in yıllardır işaret ettiği Türk Devletler Topluluğu ve akabinde Turan idealine giden yolun en önemli eşiklerinden biridir.
Türk milletinin enerjisini iç kavgalarla tüketmesine göz yumanlar, Türk milliyetçiliğinin kutlu adının arkasına saklanarak Devlet Bahçeli düşmanlığı yapanlar, ülkücülüğe ve ülkücü harekete saldırmayı marifet sananlar şunu iyi bilmelidir:
Ülkücülük; günübirlik siyasi hesapların değil, devlet aklının, sadakatin ve millet sevdasının adıdır.
Bizler, Bilge Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in yetiştirdiği dava evlatları olarak; genel, özel ve kamusal hayatın her alanında siyaset üstü bir şuurla hareket etmeyi, Türk milletinin birliğini öncelemeyi, Terörsüz Türkiye idealini savunmayı ve Türk Devletler Topluluğu istikametinde yürümeyi millî bir görev kabul ediyoruz.
Liderimizin ortaya koyduğu devlet aklına, ülkücü iradeye ve Türk milletinin geleceğine sonuna kadar sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Yolumuz Türk milletinin yolu, istikametimiz Türk asrının istikametidir.
Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in ifade ettiği üzere:
“Bugün küslük değil kenetlenme zamanıdır. Bugün alınganlık değil adanmışlık zamanıdır. Bugün dağılma değil derlenme, tükenme değil toparlanma zamanıdır.”
Bu anlayışla; Türk milletinin birliği, devletimizin bekası ve kutlu davamızın istikbali için aynı inanç ve aynı sadakatle mücadelemizi sürdüreceğiz.
Ülkücüler, Bilge Lider Devlet Bahçeli Beyefendi’nin öğretileri sayesinde yolunu kaybetmez.
“Önce ülkem ve milletim” anlayışı, yıldızsız gecelerde pusulamızdır.
Varsın oy hesabına, şahsi ikbal ve ihtirasları uğruna yanlışa düşenler düşsün.
Bizim için yol, yön ve iz bellidir: Sağ sancak, sol iskele.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene!
Ne Mutlu Ülkücüyüm ve Ülkücü kalacağım diyenlere!
TÜRKAV ELAZIĞ ŞUBE BAŞKANLIĞI
Kardeşlik kalbimizde, gelecek aklımızda…
Başta Türk devlet aklının ete kemiğe bürünmüş hâli olan Bilge Liderim Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ Beyefendi olmak üzere; kardeşlik hukukunu Diyarbakır’ın sokaklarında yaşayarak ve yaşatarak milletimize örnek olan Diyarbakır İl Teşkilatımıza ve İl Başkanımız Sayın @MiktatArslan1’a saygı ve şükranlarımı sunuyorum.
Liderimizin gösterdiği istikamette; birliğe, kardeşliğe ve büyük Türkiye idealine inancımız tamdır.
5,5 kilometre uzunluğu 80’den fazla burcuyla dünyanın en eski surlarından Diyarbakır surlarında süreçin özeti ,tüm ihtişamıyla….
Kardeşlik kalbimizde
Gelecek aklımızda
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret ederek Uluslararası Avrasya Eğitim Sendikaları Birliği (UAESEB)’mizin faaliyetleri hakkında bilgi arz etttim.
Ayrıca Kerkük’te Türkmen gençlerimize yönelik düzenlediğimiz Türkçe Yeterlik Sertifikası programımızın süreci ve sonuçları hakkındaki raporumuzu da kendisiyle paylaştım.
Programın üçüncü fazının tamamlanmasıyla birlikte eğitime katılan 321 soydaş kardeşimiz sertifika almış ve böylece YTB bursuna başvurma ve ülkemizde yüksek öğrenim imkanına kavuşmuş oldular.
Sayın Genel Başkanımız, tüm soydaşlarımıza ve özellikle Türkmen gençlerimize tebrik ve başarı dileklerini ilettiler.
Türkmeneli’ndeki çalışmalarımıza her daim destek ve takdirlerini esirgemeyen sayın Genel Başkanıma hürmet ve saygılarımı arz ediyorum.
Bu vesileyle Türkmeneli Öğrenci ve Gençler Birliği ve Kerkük Ülkü Ocakları Başkanı Murad İmadeddin Türkmen kardeşime de gayretlerinden ötürü tekraren teşekkür ediyorum.
Kurulduğu günden bu yana; akınlarıyla, tarihin akışını değiştiren zaferleriyle bu toprakları aziz milletine yurt edinen, her türlü zalimliğin karşısında dimdik dururken mazluma daima kucak açan kahraman Ordumuzun 2235’inci kuruluş yıl dönümü kutlu olsun.
🇹🇷 Ne mutlu Türk’üm diyene.
SEN NASIL GEÇMİŞTİN MANSUR YAVAŞ?
Siyasette sık sık parti değiştiren milletvekilleri ve belediye başkanları, kamuoyuna ahlaki olarak güven vermemektedir. Çünkü bu tür geçişler, genellikle kişisel menfaatlerin ön planda olduğu yönünde bir algı oluşturmaktadır. Ancak Türk siyasetinde bu durum artık sıradanlaşmış, hatta gelenekselleşmiştir. Kimi “fikirlerim uyuşmadı”, kimi de “daha iyi hizmet edebilmek” gerekçesini öne sürerek bir partiden diğerine geçmektedir. Elbette, gerçek niyeti doğruda, hakta ve millete hizmette buluşmak olanlar da hatalarından ders çıkararak siyasi tercihlerini değiştirebilmektedir. Bu niyetini somut biçimde ortaya koyabilen siyasetçilere yönelik eleştiriler de doğal olarak daha sınırlı kalmaktadır.
Son günlerde milletvekili ve belediye başkanı transferleri yeniden siyasetin en sıcak gündem maddelerinden biri hâline gelmiştir.
CHP’de yaşanan ayrışma, bölünme ve iç çekişmeler, doğal olarak partiden milletvekili ve belediye başkanlarının kopuşunu hızlandırmaktadır. Nitekim geçtiğimiz hafta bir CHP milletvekili, geçtiğimiz günlerde ise bir CHP belediye başkanı iktidar partisine katılmıştır. Önümüzdeki günlerde de bu katılımların artacağı konuşulmaktadır.
Geçmişte başka partilerden milletvekili ve belediye başkanı transfer etmiş olan CHP’nin Özgür Özel kanadı ise AK Parti’ye geçen milletvekili ve belediye başkanlarına sert tepki göstermektedir. Bu kadro ve medyası bu transferler konusunda neler diyor neler…
Bir de bu konuda konuşan CHP’nin tembel ve vizyonsuz Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş var.
Geçmişte farklı siyasi partilerde siyaset yapmış olan Mansur Yavaş da, CHP’den AK Parti’ye geçen Haymana Belediye Başkanı hakkında “Cumartesi geldi. Elimi öpmek istedi, öptürmedim. Hiçbir şey yokmuş gibi gitti. ‘Sırtımı sıvazlayın yeter, kimseyle işim yok. İyi yaptığım zaman iyi yaptın deyin, yeter’ dedi.” ifadelerini kullanarak eleştiride bulunmuş…
Haymana Belediye Başkanı böyle davranmış olabilir; geçer gider. Ancak senin MHP’den CHP’ye geçişin, siyaset tarihinin en şaibeli, en tartışmalı ve en tuhaf parti değişikliklerinden biri olarak hafızalara kazınmış; gerçek karakterini de ortaya koymuştur. Unuttun mu Mansur Yavaş?
12 Eylül 2010 referandumu sürecinde, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye gönderdiğin mektupta şu ifadeler yer alıyordu:
"Ülkücü harekete yabancı dar bir kadronun elinden çıkan politikalarla 'CHP'yle özdeş parti' suçlamalarına çanak tutan bir anlayış sergilenmiştir. İçinde maneviyatı barındırmayan bir milliyetçiliğin halk tarafından CHP'yle aynı kategoride değerlendirildiğini fark edemeyen bir siyaset tarzıyla bu hareketi iktidara taşıyamayız."
Aynı mektupta, dönemin AK Parti hükümetine yönelik şu destek çağrılarını de yapıyordun:
"Haziran ayından itibaren ülkede yeni bir parlamento teşekkül edecektir. Bizzat iktidar partisi tarafından restorasyon dönemi olacağı ilan edilen bu dönemde, ülkücülerin bulunmaması, bu süreçte etkili olamaması elbette kabul edilebilir bir durum değildir. Dolayısıyla hiçbir şey yokmuş, her şey mükemmel gidiyormuş gibi davranıp görevden kaçamayız."
Sonra ne mi yaptın?
17-25 Aralık FETÖ operasyonlarının tam ortasında, 21 Aralık 2013 tarihinde CHP’ye üye oldun. AK Parti’ye destek çağrısı yapıp MHP’ye tavır aldın, sonra gittin CHP’ye üye oldun… Ne kadar da dikkat çekici, hatta tuhaf bir tablo değil mi?
Mansur Yavaş, artık siyaset tartışmalarının içinde figüran olma alışkanlığını bırakmalı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine odaklanmalıdır. Bugüne kadar yapmadığı hizmetlerle yüzleşmelidir. En azından gözle görülür bir-kaç proje hayata geçirmelidir. Yoksa ikinci dönemi de boş geçecek…
Ankara’nın sorunları çözülmeden yapılan siyasi figüranlıklar, sadece “cambaza bak” oyunu olmaktadır.
Onun tembelliğini alkışlayan kim varsa Ankara halkına en büyük düşmanlığı o yapmaktadır. Oysa o şişirilmiş balon ABB Başkanlığı döneminde defalarca patlamıştır.
https://t.co/aOYONidbkb
Dün örgütün silahlanmasına göz yumup devleti zayıflatan ‘çözüm süreci’ne alkış tutanların; bugün örgütün silah bırakmasını amaçlayan Terörsüz Türkiye programına sinsice karşı çıkmaları, içine düştükleri çelişkinin ve çukurun en açık göstergesidir.
Hevesiniz kursağınızda kalacak; Türkiye Cumhuriyeti, Devletiyle Milletiyle bölünmez bir bütün olarak kalacak.
Susup oturabilirdi .Susmadı barış dedi. Mümkün dedi. Mücadele edelim güzel günler bizim olsun dedi . Çözüm süreci sırasında verdiği röportajla tabuları yıktı. Aktörlerin, ağır abilerin de sözü var ve olmalı dedi çıtayı çok yükseltti. Özel bir insan aramızdan ayrıldı #kadirinanır
Düne kadar “Hak Muhammed Ali” diyen canlar, yürütülen asimilasyon çalışmalarıyla Ali’yi bile unuttu.
Dün “Ali’siz Alevilik” projesini pazarlayanlar, bugün “Lidersiz Ülkücülük” fikrini servis ediyorlar. Çünkü bir ocağı ayakta tutan; adı değil, bağlı olduğu irfan, gelenek ve rehberlik makamıdır.
Ağuiçen Ocağı ile Ülkü Ocağı arasında bir fark yoktur. İkisi de Hak yol üzeredir.
@CakmaktasUzeyir
İşlerine geldiği gibi davranan,ilkesiz,
omurgasız,pragmatik çapulcu sürüsü..!
Benzeri bir eylem cami önünde yapılsaydı yırtmadıkları yerlerini
bırakmazlardı.
Alevi kimliğiyle bilinen Sayın Kemal
Kılıçdarığlu’nu Cemevini istismar
ederek vurmaya çalışıyorlar.Bir
nevi ‘derenin kuşunu derenin taşıyla
vurma’ hinliği.
Ahlakçılık, kazancın helal dairede kalmasıdır.
Ahlakçılık, nimette ve külfette gözetilen adalettir.
Refah ise istikrar ve ahlak zemininde yükselecek olan adil bölüşüm düzenidir.
Türkiye Cumhuriyeti devletine, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına, Mavi Vatan davamıza ve yavru vatanımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerindeki politikalarımıza çamur atmaya kalkıp Ankara’dan stratejik iş birliği bekleme devri çoktan kapanmıştır.
Bugün hala Bizans’ın küllenmiş ihtiraslarını avuçlarında kor gibi saklayanlar, hala Megali İdea’nın tarihin çöplüğüne atılmış haritalarında kendilerine gelecek arayanlar, hala Rum-Yunan yayılmacılığının yıpranmış defterlerinden yeni husumet başlıkları çıkarmaya çalışanlar vardır.
Bilinsin ki Ülkü Ocakları, Türk milletinin üç bin yıllık yürüyüşünü genç yüreklerde diri tutan; irfanı imanla, cesareti ahlakla kavuşturan kutlu bir mekteptir.
Ülkü Ocakları; dik başlı değil, başı dik Anadolu çocuklarının yurdudur.