Herkes gibi yaşamak istemiyorsun; herkes gibi bir iş bulup çalışmak, herkes gibi tatile gitmek, herkes gibi evlenmek, herkes gibi boşanmak… Bunları yaparsan kendine saygı duyamazmışsın gibi geliyor. “Sıradanlık” yenilgi, hatta ölüm gibi senin için. Bu ne anlama gelebilir? Sıradışılık takıntısının “ölüm kovucu” savunmalardan biri olabildiğini söyler Yalom. Yani birey altta yatan ölüm kaygısını daha katlanılır kılmak için sıradan olma kaygısına tahvil eder (dönüştürür). Durumu Geçtan’ın “yaşamazlık” kavramı ile de açıklayabiliriz: Birey kendini yaşayamadığında yaşar görünmenin derdine düşer, sıradışılık takıntısı da bu çabanın bir görüngüsüdür. Sebebine ister ölüm kaygısı, ister yaşamazlık diyelim; mesele kendin olmak ve “kendine yerleşik” olmak meselesi aslında. Sıradışılık “ille de farklı olma” çabasıyla değil; sende olanı, herkes gibi olan ve olmayan yanlarıyla kabul etmekle başlar.
şule gürbüz diyor ya 'her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.' çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
@GeceFiona Yüzümü yıkarım,nemlendirici sürerim ve üzerine güzelce bolca güneş kremi bitti gitti 😅bu topluma mı süsleneceğim ? Ha süsleneceğim yerde de gayet iyi yaparım 👌🏼
Ev taşıyacağım ev elli altı resmen ama arkadaşlarım kahveye uğradıklarında çok mutlu oluyorum. En bet halinin bile sorgulanmadan kahve keyfini paylaştıklarındır dost🥂 hepsinin gerçekten yardımcı olmak istemesi de şanstır be güzelim 🍀