Galatasaray - Fenerbahçe maçına çok kariyerli, UEFA Elit seviyeden yabancı orta hakem, yine Elit seviyeden yabancı VAR hakemi, yabancı yan hakemler, hatta yabancı 4. Hakem…
Hemen acilen resmi başvuru ve talep… @Fenerbahce
Galatasaray bizden 1 gün fazla dinlenerek yarın lig maçına çıkacak, ses seda yok
Galatasaray'ın sponsoru, soyunma odası müdavimi ve üyesi M.Ö. şike soruşturmasında tutuklu, ses seda yok
Fenerbahçe kadar saf bir camia yok...
Galatasaray olsa bizi ligden men ettirmişti bile...
"X hoca gelirse şampiyon yapar, Y hoca şampiyon yapamaz" tarzında yorumlar görüyorum sürekli. Sıkıldım bundan...
Bunu söylemek, şimdiye kadar şampiyonluğu çalınmış tüm FB hocalarına saygısızlıktır ve YAPI'yı da aklamaktır.
X veya Y hoca sayesinde şampiyon olunmuyor Türkiye'de.
Dear Sir/Madam,
@ChampionsLeague@UEFAcom@UEFAEURO@UEFA
In light of serious allegations and ongoing judicial proceedings involving senior officials of Galatasaray Sports Club, we respectfully submit this formal request for the reconsideration of the club’s eligibility to participate in the 2025 UEFA Champions League draw, in accordance with the UEFA Statutes, the UEFA Disciplinary Regulations, and the integrity principles enshrined therein.
According to information reported in credible media sources and confirmed by judicial authorities:
https://t.co/8UVMH4UOEe. Eray Yazgan, General Secretary of Galatasaray S.K., has been formally indicted and faces a potential prison sentence of up to five (5) years on charges related to illegal betting advertising in which the club is allegedly involved.
https://t.co/yqBeRXq2Fc. Rezan Epözdemir, former Vice President of Galatasaray S.K., is currently held in pre-trial detention facing charges including Espionage (Treason), Assisting a Terrorist Organisation (FETÖ), and involvement in bribery allegations implicating the club’s name.
Pursuant to Articles 4.03 and 4.04 of the UEFA Champions League Regulations and Article 11 of the UEFA Disciplinary Regulations, clubs, their officials, and representatives are required to uphold sporting integrity, maintain the highest standards of conduct, and protect the reputation of UEFA competitions. These provisions also empower UEFA to restrict or suspend a club’s participation where there are reasonable grounds to believe such principles have been breached.
Given that the incidents concern high-ranking officials of the club and raise serious doubts regarding compliance with UEFA’s ethical and integrity standards, we respectfully request that:
•Galatasaray S.K.’s participation in the 2025 UEFA Champions League draw be suspended, and
•Provisional measures be applied pending the conclusion of the relevant judicial proceedings and the issuance of final verdicts.
We trust that UEFA will assess this matter with due regard to the principles of integrity, fairness, and the protection of the competition’s reputation.
Yours faithfully,
Her boka karşılar..
-Archie Brown sol bek olmaz,
-John Duran Arabistan'dan geldi,
-Nelson Semedo kulüpsüz,
-Dominik Livakovic çöp,
-Sofyan Ambrabat satın,
-İrfan Can Kahveci takasta kullanın,
-En Nesri hemen kurtulun,
-Kerem almayın,
Eeeeee.....
-Chobani istemiyoruz,
-Para yok,
-Borcunuz var,
-Çocuklar Fenerbahçeli değil olanlar ağlıyor,
-7 senede başarı yok,
Eeeeee...
-Jose Mourinho istifa,
-Sergen Yalçın göreve
Eeeeee..
-Koçbahçeliler,ezikler,satılmışlar...
Eeeeeee
-Ali Koç istifa
-Yönetim istifa
Sonuç...
-Aziz Başkan gelecek dertler bitecek
-Ama bizatihi kendisi söylüyor;Aziz Başkan aday değil;
-İmza topladık 20.000 koşuyoruz
-Toplanan imza 5000 geçti mi belli değil.
-Elimizde görüntüler var,saldırıya uğradık
-Paylaşın,paylaşılacak görüntü yok.
-Adayımız HBK
-Yönetiminde kim var?Belli değil
Ama devamlı;
-Fenerbahçe'ye,başkanına,yönetimine,sponsoruna,teknik direktörüne,transfer edilen ya da edilmiş oyuncusuna,kadrodaki futbolculara;
-Ne kadar Fenerbahçe düşmanı gazeteci/yorumcu,sosyal medya trol organizasyonu varsa bire bir aynı sözlerle küfür,hakaret,itham hatta iftira.
-Yapmayın etmeyin diyenlere ana,avrat,kız,bacı ağza alınmayacak küfürler.
Ama beri taraftan..
Karşı tarafa tek bir kelime dahi yok,
Bakınız bütün karşı taraf trolleri ile karşılıklı takipleşme,
Bütün karşı taraf trollerinin ellerine koz verme,transferlerini yüceltme;
Futboldaki gerek saha içi gerekse de saha dışı haksızlıkları Fenerbahçe'ye söverek meşrulaştırma;
Fenerbahçe adına tek güzel kelime yok;
Bunun adı da Büyük Fenerbahçelilik...
Ha bir de bu tarz oluşumların para ile yapıldığı delileri ile çıktı ortaya (Ahmet Ercanların nedense kaale alınmayan haberi)
Ama…
Onlar Fenerbahçe sevdalısı..
Birlik beraberlik içerisinde olalım diyenler satılmış,muhtaç vs vs….
Biraz ara verselerde karşı tarafın haksızlıklarını,boş algılarını vs konuşabilsek,kendimizce kamuoyu yapabilsek…
Yine Bissouma falan konuşup yangını yanlış yerde yapıyoruz
Avrupa'da en başarılı bizken 11 yıldır ligi neden alamıyoruz ?
Rakibin 102 puan aldı bu hakemlerle, Young Boys'u yenemezken
Hele hastane ziyaretini gören hakemler işini iyi bilir
Yabancı hakem yoksa gerisi boş...
💬 Nigel Hayes-Davis: "EuroLeague şampiyonuyuz. Avrupa’nın en büyük kupasını kazandık. Ama bu sadece bir kupanın değil, bir duruşun, bir inancın, bir karakterin zaferi.
Bu başarı, sadece bir koçun taktiğiyle ya da oyuncuların yeteneğiyle gelmedi. Bu seviyeye, yalnızca sportif başarıyla gelinmez.
Bu başarı; inanan bir takımın, vazgeçmeyen bir camianın, her zaman yanımızda olan siz büyük taraftarımızın eseridir.
Bu kupa, Fenerbahçe’nin sahip olduğu değerleriyle kazanıldı, sadece oynayarak değil…
Çok çalışarak, birbirimize inanarak, asla dağılmayarak, vefayı unutmadan, birlikle, omuz omuza yürüyerek ve adil olarak…
Çünkü Fenerbahçe, sadece bir kulüp değil; bir tavırdır, bir duruştur, bir ilkedir.
Büyük önder, büyük lider Atatürk’ün de dediği gibi:
“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.” ve “Zafer bir inanç işidir, inanmayanların zaferi yoktur.”
#YellowLegacy #EuroLeague
Okan Buruk'un Futbolcularına öğrettiği sahtekarlıkları sergilemiş
Mourinho Ceza alır Şimdi Baya mac
Bu Ligde ama
Fenerbahce'ye Küfür edip
Hakem Tehdit edip
Sahaya Giren Okan Buruk kart bile görmedi
Mourinho'ya ise 7 Ayda 4 Kez ceza veriyorlar
Normalde Eğer Bir yapıyla Mücadele ettiğine inanıyorsan
İsmail Kartalı yolamazsın
Kupaya cıkmayacam diyorsan Ne Olursa Olsun sonucu cıkmazsın maclara
Ve Hadi Bunları yapamadın
Bir Yapıyla Mücadele ediyorsan
Böyle Mactan sonra
galatasaray'ın Türk Hakemlerle nasıl kazandığını ıspatlandığı günde
Gider Mourinho'yla sözleşme uzatırsın
Mourinho'yu yollamak demek bu yapıyla Mücadele etmemekdir Cünkü Bu Tetikciler geliyor senden Hakkını calıyor sende Hocanı yiyiorsun
Ya Bir Yapı var bunla mücadele ediyoruz o zaman Her Futbolcumuzu hocamızı günahıyla sevabıyla sahipleneceğiz
Yada Biz Asla Bir yapyla Mücadele etmiyoruz demektir
Uzat Sözleşmeyi
Gelecek sezon İstediği transferleri yapacağını söyle
Yap Basın Toplantısını Cıkıp Konuşsun
Cünkü Cezalı olacak konuşamayacak
Yapıyada Meydan Oku
Seneyede Şampiyon ol
SEVGİLİ GENÇLERİMİZ…
Yani geleceklerimiz…
Sizler beni Fenerbahçe kimliği ile tanıdınız.
Bugün Fenerbahçe yok.
Ben bunları Ateş Bakan olarak yazıyorum.
Yazdıklarım Fenerbahçe’yi değil, beni bağlar.
Siz de öyle okuyun.
***
Ekrem İmamoğlu’nu pek sevmem.
Aslında tanımam. Belediye başkanı olarak yaptıklarını değerlendirebilecek birikime sahip değilim.
Fenerbahçeli kimliğimle;
-3 Temmuz da yaptığı konuşmaları unutmam.
-Kulübe bordo mavi kravat ile gelişini unutmam.
-Hediye ettiği kitabı unutmam.
-Voleybol maçında Fenerbahçe kazandığında eşi Dilek hanımın üzüntüsü, onun en samimi duygusudur.
Benim için ise kalbimde yara…
Özetle sıcak bakamam İmamoğlu’na…
Soyadını bile beğenmem.
Konuyu uzatmayayım, “‘Öğretmenoğlu’ olsaymış soy adı, daha çok benimserdim” diyeyim.
Bir çoğunuzu kızdıracağımı bilerek en çıplak düşündüklerimi yazıyorum.
Benimle aynı fikirde olmayın.
Ancak fikriniz ne ise onu söylemekten de korkmayın!
Korkmadan söyleyeceğiniz günler için veriliyor bu mücadele…
***
Özetle, Ekrem İmamoğlu ile kuşkular taşırım kalbimin derinliklerinde…
Ancak dava, Ekrem İmamoğlu davası değildir!
Ekrem İmamoğlu’nu beğenip beğenmeme davası hiç değildir.
Dava demokrasi davasıdır.
Daha açık yazayım:
Başkanımızı biz mi seçeceğiz? Onlar mı atayacak davasıdır.
Yani Demokrasi mi? Tek adam rejimi mi?
Davasıdır.
İspanya’nın Franco’su,
İtalya’nın Mussolini’si mi olacağız?
Yoksa Mustafa Kemal Atatürk’ün laik Türkiye’si mi?
Olacağız davasıdır bu dava…
***
Samimiyetle cevaplamamız gereken soru şu…
Nefret ettiğimiz ama halkın seçtiği bir başkan yönetimden alınıyor ve direk tutuklanıyorsa;
Soruyu cevaplarken, Aziz Yıldırım’ın tutuklandığı günleri hatırlayarak hepinizin empati yapmasını istiyorum.
Buna sevinmeli miyiz?
Yoksa tepki mi göstermeliyiz?
Yani güzel kardeşim;
Yarın senin de başına gelebilir.
Sen seçersin, hata yaparsın, değiştirirsin ama sen seçersin…
Önemli olan budur.
Seni adam yerine koyuyorlar mı?
Yoksa “ben senin yerine karar veririm mi” diyorlar?
Bunun davasıdır bu…
***
Bugün spor yazmak zor geliyor bana.
Tüm maçlar yalandan oynanıyor gibi geliyor.
Fenerbahçe voleybol takımı kupayı almış…
Hem de devletin bankası Halkbank’ı yenmiş…
Seviniyorum ama “kazanmamız gereken daha büyük maçlar var”, diyorum.
Basket takımımız, Paris’i son saniyede attığı basket ile yenmiş…
İtiraf ediyorum, maçtaydım ve deliler gibi sevindim.
İnanın içi boşmuş gibi geliyor bana…
***
Saraçhane de oynanan maçı göremezsek, uzun yıllar karanlık görünüyor bana…
Çünkü bugün gençlerimiz Saraçhane’ de oynuyor.
Hem de çok zor koşullarda oynuyor.
Gençlerimiz endişeli…
-Meslek sahibi olduğumda diplomamı yok sayarlar mı? Diye korkuyorlar.
-İşe girmek için bilgiye mi sahip olmam gerek? Yoksa partiye üye olmam mı gerek? diye soruyorlar.
Umudu kestiğimiz Z kuşağı, bize ve ülkeyi kafasına göre yönetenlere ders veriyor.
Anlamamız ve yanlarında olmamız gerek.
***
Mavi gözlü dev adam boşuna emanet etmemiş onlara…
1927 yılında söylediği bu sözler bugünü anlatır:
Çırılçıplak gerçeği anlatır.
Nasıl olur da sen, “100 yıl sonra olacakları o gün nasıl görürsün?” dedirtir bana…
Gençliğe hitabını hatırlatayım:
“Memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır.
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Demiş, Mustafa Kemal Atatürk…
Hem de tam 98 yıl önce...
***
Genç arkadaşım ben bugünün Türkiye’ sinde;
Sadece parası olanların iyi bir eğitim alabildiğine inanıyorum.
---Ya sen?
İşe girerken bilgi ve becerinin değil, ‘seçene yakın olmanın’ önemli olduğuna inanıyorum.
---Sen?
Üzgünüm ama aynı suça adamına göre ceza verildiğine inanıyorum.
---Ya sen?
Adil bir lig oynanmadığına inanmıyorum
---Ya sen?
Küme düşenlerin de şampiyon olanların da yakınlıklara göre tespit edildiğine, olabildiğince buna göre uyarlandığına inanıyorum
---Ya sen?
***
İşte bu nedenle…
Ben Saraçhane’ deyim.
İmamoğlu nu sevsem de, sevmesem de;
“Benim seçtiğimi ben indiririm sen karışma!”, diyebilmek için Saraçoğlu’ndayım.
Hata yapsa da “benim başkanımı ben seçerim”, diyebilmek için Saraçoğlu’ndayım…
Cumartesi günü Maltepe’deyim…
Ülkeme demokrasi gelene kadar, nerede gerçek maç oynanıyorsa ben oradayım…