Çalışkan, dürüst ve iyi ailelerde yetişen insanların en büyük sorunu, dış dünyayı da kendileri gibi adil ve şeffaf ilişkilerden oluşan bir yer olarak düşünmeleri ve her konuda bu saf inanca göre hareket etmeleridir. Oysa herkes sizin gibi değil. Herkesin ailesi sizin gibi ilkeli ya da terbiyeli değil. Herkes sizin gibi emeği, uzun süren çalışmaları, başkalarına anlayışlı bir yerden yaklaşmayı sevmiyor. Herkes özgürlüğe, insan onuruna ve bireysel alana da saygılı değil. Birçok insan kısa yoldan güç, avantaj ve menfaat peşinde. Siz en güzel duygularınızı bile dürüstlükle sunarken; birçok insan küçük bir tebriğin, artı bir kuruşun ya da ufak bir iyiliğin hesabını yapıyor. Bu yüzden çok dikkatli olmalısınız. İyiler kendi değerlerine sadık kalacak kadar iyi, başkalarına karşı kendilerini koruyacak kadar da zeki ve cesur olmalılar.
Önemli olan neye sahip olduğunuz değil, elinizdekilerden keyif almayı bilmenizdir. Çok şeye sahip olsanız da onu anlamlandıracak bir ruha sahip değilseniz hiçbir kıymeti yoktur.
Hiç dikkat ettiniz mi ince düşünen ve farkındalığı yüksek olan olan insanlar hep farkındalığı olmayan, bencil hatta narsist bozukluğu olan insanlarla imtihan oluyor.
Bu devirde evlenmeyi geçtim bir insanla sağlıklı bir uzun ilişki içerisinde olmak neredeyse imkansız. Herkes çıldırmış gibi. Kadını erkeği yok; Herkes dışarıyla yarışıyor, herkesin gözü dışarıda, herkes daha iyisini arzuluyor. Sadık kalanlar bile ayrılırsa kimin kapısını çalacağını biliyor.
Beyinlerinizi erittiler. Tamamen oyuncak oldunuz. Gençler olarak aklımızı başımıza alıp düzelmedikçe ya mutsuz evlilikler yaşayıp boşanacağız ya da akıllı davranıp evlenmeyeceğiz. Erkeklere kadın düşmanlığı, kadınlara da erkek düşmanlığı pompalanıyor. Kimse ben bok gibi insanım demiyor.
Aynaya bakınca Alfa / Diva değil, ahlaklı ve kalbi tüy kadar hafif bir insan görün.
Daha çok şey yazardım fakat tepki çekmek istemiyorum. Kendinize gelin, asimile ediliyorsunuz.
Bir insan ilişkide sürekli şüpheci ve gergin bir tutuma bürünüyorsa, bu onun karakterinden ziyade gördüğü belirsizliğin tepkisidir. İhmal edilmek insanı hırçınlaştırır, şeffaflık ve tutarlılık ise yumuşatır. İnsan, karşısındaki kişinin kendisine yaşattığı duygunun aynasıdır
Yıldız Kenter şöyle demiş;
En çok kime saygı duyuyorum biliyor musunuz?
“Acıların içinden geçip vicdanını kaybetmeyenlere. Zorlaşınca zalimleşmeyen, yanınca başkasını yakmayan, kırılınca kirlenmeyenlere..”