🟤 LGS'de 5 yanlış yapan genç, matematik öğretmeni olan annesinin tepkisi karşısında gözyaşlarını tutamadı:
▪️"Hiçbir b** bilmeyen bir çocuğun yapacağı şey 5 yanlış."
▪️"İnsanlara rezil oldum, ben insan içine çıkıyorum." https://t.co/fTJQw57FpT
Evrende cereyan eden her şey sevginin bir uzantısı. Ama direkt ama dolaylı. Bir şekilde her şeyi sevgimizden yahut sevgi yoksunluğunu ifade eden nefretten yapıyoruz. Evrenin yaratılış amacı ve 'derinleşmek' arasında da sevgi kaynaklı bir bağ var.
Tanpınar, Mehmet Kaplan hocaya yazmış:
“Hiç yarıda bıraktığın kitap olmadı mı?
Ben çoğunu kafamdan bitiriyorum.”
Ben de sevmediğim kitapları söve söve bitirmeye çalışıyorum. 😅
@ertansuzgun Galatasaraylı olarak yabancı hoca talihsizliğini Vincenzoyla beraber kırarız umarım. Ülke futbolunun sisteme ve oyun aklına çok ihtiyacı var. Camiaya hayırlı olsun.
Türkiye'de birçok şey gibi sanatçı kavramı da iğdiş edildi. İçinde doğup büyüdüğü toplumun sorunlarıyla hemhâl olmak yok artık. Fikri temâyüllerini bile dile getirmekten korkan bir sözde 'sanatçı' zümremiz var. Çünkü buradan yüksek miktarda maddi çıkarları var.
Günlük hayatta yaklaşık 250 farklı kelime kullanıyoruz. Avrupa'ya kıyasen gerideyiz. Denebilir ki "makale yazmıyoruz sonuçta, 250 kelime gayet tabii kâfidir." Keşke bu cümle zihni durumumuzu ve içinde bulunduğumuz vaziyeti aklar cinste olsaydı. Okumuyoruz.
Bin kelimeyle düşünen biri ile yüz kelimeyle düşünen bir mi? Ne kadar çok kelimeniz varsa, idrakiniz de düşünceleriniz de aklınız da o kadar geniştir, keskindir.
Zât-ı muhteremin biri sevdiğini sıradanlaştırsaydı "evvelim sen oldun ahirim sensin" sözü hiç var olamayacaktı belki. Bir diğeri de şöyle demiş: Sevmek mübalağa sanatıdır; abartın. Öyle işte.
Bence aşk acısına iyi gelen şey o kişiyi sıradanlaştırmaktır. Çünkü aşık olduğun kişinin en iyisi olmadığını bilerek ona aşıkken daha iyileriyle denk düşsen bile o iyileri fark etmiyorsun. Ne zaman ki o kişiyi sıradanlaştırıp, farkındalığını yükselttin acı anca öyle geçiyor.
Okuduğum kitabın içinde geçen kitap ve yazar isimlerinin peşine düşmeyi seviyorum. Biraz da buna benziyor. Kitaplar, kitapları çağırır demişler. Bu sebeple her zamanda aradığımdan daha fazlasını bulmuşumdur.
Literatür taraması gerçekten çok garip bir durum ya. Bir başlıyorsunuz, sonra bir bakıyorsunuz ki başladığınız yerden çıkıp bambaşka ve çok uzak diyarlara doğru sürüklenip gitmişsiniz. Bu diyarlarda gezerken kendimi Keloğlan' ın sırtında taşıdığı sopa gibi hissediyorum
@Aytug_Akgun@mezbaciyim23 Katılıyorum, özeniyor olabilirler, yabancı hayranlığı da olabilir. Bizim oluşturduğumuz sebeplerin de rolüne dikkat çekmek istemiştim.
"Kopuşlar acı veriyorsa" der Byung-Chul Han, "bağlar hakiki demektir." Çektiğimiz acıdan sebep bağdan endişe etmiyoruz ve fakat bir zaman gürül gürül akıyorken sessiz sedasız kuruyan nehirlere evrilişimize ne demeli?
İçimizdeki Şeytan kitabında ‘unuttum diyemem fakat üzerimde bir tesiri kalmamış’ diye bir cümle geçiyor. Tam olarak bu. Bir zamanlar fırtınalar koparan her şeyin şimdi sadece uzak bir gürültüden ibaret olması. İnsan geçiyor, yara kabuk bağlıyor, izi bile hafifliyor.
@ortamigermeayla İzleyemedim bu videoyu ben, otomatik video özelliğini de kapattım kazara izlerim diye. bazı şeyleri kaldıramadığımız dönemleri yaşıyoruz kahretsin ki.