Epik bir an…1994 yılında Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Gümüşçay beldesindeki Kızöldün Tümülüsü’nde bir kaçak kazı ihbarı üzerine başlatılan kurtarma kazılarında Troya Kralı Priamos’un kızı Polyksena’nın kurban edilişini betimleyen Polyksena Lahdi’nin ortaya çıkarılış anı.
Çünkü onun ülkesinde bireycilik ve cinsiyet eşitliği hakim. Erkek ya da kadın farketmeksizin, kimsenin herhangi bir konuda sırf erkek olduğu için bir aksiyon alması gerekmiyor. Batı Avrupada, Britanya’nın İngiltere hariç olan kısımlarında ve İskandinavya ülkelerinde yaşayan kadınlar da hayata çok daha erken yaşta başlıyorlar ve bu yüzden erkeklerden de sırf erkek olduğu için bu tarz şeyler beklenmiyor. Örnek olarak bir market alışverişi yapıldığında poşetleri bazen sadece kadın taşır ve hiçbir problem çıkmaz akşamında. Bu kadın bavulu için adama rica etseydi eğer, adamın yapma olasılığı yüksek çünkü herkes birbiriyle net iletişim kuruyor, yüksek bağlamlı bir kültür değil.
Tam tersi olan düşük bağlamlı kültürlerde (Akdeniz, Doğu Avrupa, Asya) açık iletişim yerine imalar, akıl oyunları, bir kelimenin arkasında olan binlerce anlam bulunur. Bu ülkelerde erkekler daha baskındır. Genellikle en ufak fikirler bile her zaman erkek tarafından çıkar ve onay alır. Bir problem söz konusuysa çözmek için ilk adımı kesinlikle erkek atar çünkü karşı tarafın bunu yapacak özgüveni ve mantığı asla gelişmemiştir.
Frankfurt'tan kalkan uçakla Antalya Havalimanı'na inen Rus içerik üreticisi, bagaj bandında dev valizini indirirken kendisine yardım etmeyen Alman yolcuya attığı bakışla sosyal medyayı ikiye böldü.
🇩🇰 Danimarka Büyükelçiliği’nden önemli duyuru!
EES sistemine çıkış kaydı düşmeyen kişilerden, Danimarka’dan zamanında ayrıldıklarını kanıtlamaları istenebilir. Bildirime 14 gün içinde yanıt verilmezse 2 yıla kadar giriş yasağı uygulanabilir. Detaylar görselde. 👇
Valla bilimin onayladığı doğrulara ‘sahtekarlıktır’ demekle olmaz o iş öyle. Dünyada sesinizi duyurursanız eğer, bu konu dünyada ciddiye binerse konuşulur, tartışılır, doğru yol bulunur. Bilimsel ve bilimin kabul ettiği çalışmalar yapılmış olan bir şeye “sahtekarlık” demek bir fikir değil de nedir? Kanıtlandı mı? Dünya biliyor mu? Yoksa sadece Türkiye’de mi konuşuluyor bu ‘yanlış’? Eğer dediğiniz doğru olsaydı bugün bunları konuşmuyor olurduk.
@ArkeolojiveTurk@Ataturksmen Çok kasıyonuz be abicim yapmayın böyle birbirimizi sevelim politikanın sizi düşmanlığa itmesine izin vermeyin seviyeli bi şekilde konuşuyoruz uza muza gerek yok ✌🏻
Araştırmayı okudum.
Bir kere Linear A Minos Uygarlığı tarafından kullanılırdı (Yunan kültüründen bağımsız). Linear B MÖ 15. Yüzyılda, Fenike Alfabesi MÖ 11. yüzyılda ve bahsettiğiniz İyon Alfabesi de MÖ 5. Yüzyılda şekil almaya başlamıştır ve bu yüzden İyon Alfabesi argümanınız bir hayli komik.
Ataştırmada zaten Minosluların ve Mikenlerin atalarının en az dörtte üçünün aynı olduğunu gösteriyor. Yazılanların Mikenlerin Yunan kültürünü taşımadığıyla hiçbir alakası yok. Mikenlerden çok eskiye gittiğimizde zaten Yunanistan anakarasına Doğu Avrupa-Sibirya tarafından, kuzeyden gelen bir avcı-toplayıcı kabile geldiğini biliyoruz ve bu araştırma da atasal bir kanıt niteliğindedir ki 4-16% oranında olduğu yazıyor. Arkaik Yunan Alfabesi Fenike alfabesinden uyarlanmıştır ama birçok kelime eki de (bugün hala kullanılan -νθ- -σσ- -νδ- Mesela “Korinth”, “Knossos” “Άνδρας”) Ege’deki Yunan öncesi kavimlerinden türetilmiştir. Bu yazdıklarım da bu yapılan araştırmayı destekler nitelikte olan gerçekler.
“Bu size öğretilen bir yalan” diyebilmeniz için bunu bütün dünyaya kanıtlamanız gerekiyor. Bahsettiğiniz şeyin gerçek olması için ise bugüne kadar yapılan tüm arkeolojik çalışmaların tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor.
Ayrıca bu araştırmada şu sorular soruluyor:
Birincisi, “Minos” ve “Miken” etiketleri genetik olarak tutarlı popülasyonlara mı karşılık geliyor, yoksa bu dönemde Girit’te ve Yunanistan anakarasında yaşamış halkların çok daha karmaşık bir yapısını mı gizliyor? İkincisi, bu iki grup birbiriyle, Ege’nin karşı kıyısındaki Anadolu’daki komşularıyla ve Avrupa¹˒²˒⁶˒⁸⁻¹⁰ ile Yakın Doğu²⁻⁵˒⁹˒¹⁶˒¹⁷ kökenli diğer antik popülasyonlarla nasıl bir ilişki içindeydi? Üçüncüsü, atasal kökenlerine dair çıkarımlar, kültürlerinin kökenine ilişkin tartışmalara ışık tutabilir mi? Dördüncüsü, Minoslular ve Mikenler, bugün aynı coğrafyada yaşayan Modern Yunanlılarla nasıl bir akrabalık ilişkisi içindedir?
Bakın, bu coğrafyada yaşamış olan tük toplumların birbiriyle bir ilişkisinin olmaması imkansız ve zaten bilimsel çalışmalar bunu onaylıyor. Arkaik Yunan alfabesini ya da Mikenleri Yunan kültürünün bir parçası olarak görmemeniz, bu işin böyle olduğu gerçeği değiştirmez. Tarih belgelere dayanır ve bunları bize canlı kanıtlar söylüyor. Duyduğunuz bu öfke sadece size zarar vermekte…
Hayır bu alfabe Fenikelilerden uyarlanmıştır. Hititler de fethettiği yerlerden öğrendikleri her tanrıyı kendi panteonlarına uyarlayıp bin tanrılı inanç sistemlerini kurdular. Sizin anlayamadığınız mevzu şu; büyük medeniyetlerin birçoğunun inanç sistemi özgün değildir ve coğrafyadaki birçok kültür (Hititler ve Yunanlar gibi) bir diğerinin mirasçısıdır. Ben Yunan kültürünün 100% özgün, yani her şeyi kendilerinin baştan oluşturduklarını savunmuyorum fakat kendi kültürel oluşumları (dil, din, travmalar, yazılı belgeler) olduğu için bugün Hitit ve Yunan kültürü de özgündür.
@Ataturksmen Benim dediğimi anlamadınız ki. Minos Uygarlığını kuranlar Anadolu’dan gelmiştir zaten. Bu insanları Yunan olarak varsayamayız. Zaten hala çözülemeyen Linear A dilini kullanıyorlardı. Bu dil Hint-Avrupa dışı bir dil ailesi olarak kabul edilir.
Yanıtımda “harici” yerine doğru bir kelime kullanmam gerekiyordu. Bir kelime hatası yaptım, kabul. 😄 Fakat bu, Semra Bayraktar’ın argümanının irrasyonel olduğunu değiştirmiyor. Bu yazımda verilen bu yanlış bilgiyi çürütüp insanlığın kadim zamanları hariç hiçbir kültürün 100% özgün olamayacağından da bahsedeceğim.
1.
• Kybele Ve Adonis’in Yunancaya fonetik uyumu tartışılmazdır. “Adon” rekonstrüksiyon değil, canlı kullanılırdı ve Hititlerde örneği yoktur. Kybele de Frig kaya anıtlarında (MÖ. 6. yy) yazılıdır.
• Yunanlar bu isimleri Linear B ile yazmıştır.
Zeus, Hera, Poseidon ve Athena, Hititlerle temasın en yoğun olduğu dönemde zaten Yunancaydı. Yani “adlar Hititçeden geldi” iddiası bir kanıt niteliği taşımaz. Hele ki gönderdiğiniz tek bir çalışmayla asla ne bu mantığı, ne de kültürlerin neredeyse tümünün özgün olabileceği düşüncesini doğru yapar. Bu düşünce sadece insanlığın medeniyetler kurulmadan önce yaşadığı vakalarda kabul edilebilir (Yeni Gine Yaylaları, MÖ - 7000 yıllarında ilk bağımsız tarımın icadı).
2.
• Hititleri ya da birçok kültürün özgün olduğunu düşünmek bilimsel olarak pek de rasyonel bir yaklaşım sayılmaz. Birçok medeniyet dahilinde konuştuğumuzda kültür, süregelen bilgilerin paylaşılmasıyla, dilin gelişimi gibi yaşanılan birçok olayla meydana gelen bir şey. Özgün olmamakla/olmakla bir bağlantısı olamaz ve bu şekilde tabirler bilim adına yersizdir. Bu yazdıklarıma örnek olarak size Hititler ile alakalı bu bilgiyi sunabilirim:
Hitit Kraliçesi Puduḫepa duasında tanrıçaya seslenmiştir: “Ey Arinna Güneş Tanrıçası: ama Sedir Ülkesi yaptığın ülkede Hepat adını taşırsın.”
Yararlanabileceğiniz kaynaklar: Taracha, P. (2009). Religions of Second Millennium Anatolia, DBH 27, Wiesbaden: Harrassowitz.
•Singer, I. (2002). Hittite Prayers, SBL WAW 11, Atlanta. → CTH 384’ün İngilizce çevirisi.
•Haas, V. (1994). Geschichte der hethitischen Religion, HdO I/15, Leiden: Brill.
Sadece tek bir medeniyette bir özgünlükten bahsedebilmek için bir başlangıç noktası gerek ama maalesef yok: Yunanlar ← Hititler ← Hurriler ← Akadlar ← Sümerler ← Neolitik Anadolu ← Üst Paleolitik ← Homo sapiens ← Homo erectus (ateş, taş alet)
3.
• Hititler MÖ ~1650’de Hattuşa’yı ele geçirdiklerinde şehir zaten Hatti halkınındı. Panteonu devraldılar — hatta şehrin adını bile. Hititçe güneş tanrısı Ištanu, Hattice Eštan sözcüğünden ödünçlemedir. Yani Hititler, Hint-Avrupalı olmalarına rağmen güneş tanrılarının adını bile yerli halktan almışlardır (kaynak: Hattischer Wortschatz in hethitischer Textüberlieferung, Leiden: Brill. —Hititçe metinlerdeki Hattice sözcük dağarcığının standart envanteri.)
4. Hurriler ve Hititlerin bağlantısının derinine inecek olursak…
• Hitit mitolojisinin en ünlü eserlerinden biri olarak kabul edilen Kumarbi Efsanelerinde “Krallık Gökyüzündedir” ve “Ullikummi Şarkısı” gibi metinler Hurri metinleridir ve Hititler bunları kendi dillerine tercüme etmişlerdir.
• 1983’te Boğazköy’de bulunan Hurrice–Hititçe iki dilli tablet dizisi. MÖ ~16.–15. yy.
Bu tablette Yunanları etkilediği söylenen o mitolojinin kendisi, Hititlerin çevirdiği orjinal metindir. Sol sütun Hurrice, Sağ Sütun Hititçe. Elimizde sürecin canlı kaydı bulunuyor. Konusu Suriye’deki Ebla şehri — Bu Hititlerin kendi coğrafyası bile değil.
Hititlerin imparatorluk panteonunu düzenlerken benimsediği Hurri tanrıları ve tanrıçaları şunlardır: Teššub · Ḫepat · Šarruma · Šauška · Kumarbi · Allani · Nupatik · Išḫara · Ḫutena-Ḫutellura (kader tanrıçaları) · Nikkal)
5. Hititler fethettiği her bölgenin tanrılarını panteona eklemiştir. Bunlara örnek olarak:
• Hatti Tanrıları: Fırtına Tanrısı Tarhu ve Güneş Tanrıçası Estan
• Luvi Tanrıları: Işık Tanrısı Datta ve Ay Tanrısı Arma
• Hurri Tanrıları
• Sami/Suriye Tanrıları: Bereket Tanrısı İşhara ve Savaş Tanrısı Aştapi
• Babil Tanrıları: An (Sümer mitolojisindeki An Babil kültürüne Anu olarak geçmekte olup, daha sonra Hurri kültürüne yerleştikten sonra Hititlere kadar benimsenmiştir.)