Özgür Özel:
"Gaziantep'te böyle bir kalabalığı kendiliğinden toplamak, esnaf ziyareti yaparken sokaklara sığmamak, sel gibi taşmak... Bir şeyler oluyor görüyor musunuz? Tarihin kırılma noktasındayız"
Bir şeyler oluyor… Görüyor musunuz?
Bir şeyler oluyor…
Şehirler, meydanlar, sokaklar…
Toprak gibi uyanıyor, nehir gibi yatağına sığmıyor.
Güzel şeyler oluyor…
Bize bir millet, bir de ayağımızın altındaki bu bank yeter!
Sevgili Deniz Göktaş sayesinde uzun zamandır ilk kez bu kadar güldüm, onun için “endişelenerek” yazılan yorumlara bakınca da bir o kadar üzüldüm.
Kendi korkularını “inşallah şöyle olmaz, böyle olmaz” gibi içten ve fakat son derece faydasız biçimde yaygınlaştırarak, yani
içinde yaşadığımız rejimi ve yapabileceklerinin sınırsızlığını çoktan kabullendiğinizi itiraf ederek hayıflanmak sadece o korku duyduğunuz odağı beslemeye ve Anayasal haklarımıza karşı işlediği suçları normalleştirmeye yarar.
Ağzına, aklına, düzenle derdine sağlık, hayıflandığım tek şey canlı izleyememiş olmak.
@idgoktas 💜
Bu videoyu bu Abla’nın gözyaşlarını tüm takıma izletin. Mücadele etmeyen, Ruhsuz her oyuncu izlesin bu videoyu.Kerem gol attıktan sonra ‘’Bu kadar da Stres yaşatılmaz ki ama’’ diyerek maç bitene kadar hüngür hüngür ağladı. Onunla beraber bende ağladım…
öyle villa için değil he Atatürk'ün kızları oldukları için Cumhuriyetin 100. yılında tüm ülkelerin içinden geçmişlerdi sizi her daim gururla anacağız filenin sultanları
🔴"GAZETECİLERE SAHİP ÇIKMA SIRASI SİZDE!"
🎙️@timursoykan: "İsmail Arı gibi gazeteci istiyorsanız, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ gibi gazeteci istiyorsanız Pazar günü saat 14.00'de Kadıköy'de Mehmet Ayvalıtaş parkında bir araya geliyoruz. Gazetecilere özgürlük demek için bir araya geliyoruz.
🔗 https://t.co/WwUJH80Su9
Silivri’deki İBB duruşmasının 11. günü…
Gazeteci arkadaşlarım, salonun kör noktasından duruşmadaki gelişmeleri an be an aktarmaya çalışıyor.
Dün sahte basın kartı tartışmasının ardından, bugün duruşmaya girişte turkuaz kart soruldu; bununla da kalınmayıp kod okuması yapıldı.
Basın mensupları, salonun adeta “ölü” noktasında, kolçaklı küçük sandalyelerde, masa ve priz imkânı olmadan not almaya çalışıyor.
Masayı geçtim, meslektaşlarımız bilgisayarlarını şarj edebilmek için salon girişindeki tek prize mahkûm bırakılmış durumda.
Bağımsız gazeteci arkadaşlarımız ise araçlarının üzerinde, cep telefonlarıyla canlı yayın yaparak gelişmeleri aktarmaya çalışıyor.