Yağmurun indiği gibi çiviyi delen yoktur
Tırnakların arasından kan ile toprağı kazan
Gök gürüldemiş agacı yaran nerede
Anlamsız geldi sözler kimine
Bakmakmı anlamsız
Dönüş dediğin yer neresi ki ölümün döşeğinde karanlık basmış ha üste ha yerde göremedikten sonra ne farkeder...
Son bir öpücükten,
En büyük rahmete kadar,
Kıvrım kıvrım kıvrandıran.
Ölüm...
Ruhlar bir olsa da,
Ayırmasa ölüm.
İki den bir doğsa,
Bir de kavuştursa.
Ölüm...
~Enes Sakık
O halde peygambere itaat Allah'a itaattir. Bunu kavrayamanın önünde muhakkak ki bir perde vardır. İşte şu halde senin önündeki perde de müderrisliğindir üstelik seni sevenlerin seni sevme nedenidir.
Şemsi Tebrizi; Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem aşık değil maşuktur. Lakin akıl maşuku kavramakta onu anlamakta aciz kalır. Mutlak manada maşuk haktır lakin Kamil manada hakkın tecellisi Hz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemdir.
+
haneye gelince yol göstermez. Orada akıl perdedir. Gönül perdedir. Sır perdedir.
Benim kastım perdeleri açmak değil ki; bütün perdeleri yırtıp atmak. Bakanla bakılanı bir etmek. Bu ikisi bir oldu mu, perde de yok olup gitmez mi?
Sana keşiften bahsediyorum; keşfettiklerimden...
Bana ‘son nedir?’ diye sorup dururlar. Hepsine aynı cevabı verdim: Son, başa dönmektir.
Son,başa dönmektir derken kastımız ilme dönmek değildir. Mesele de bu ya; sen bunu ilim yoluyla bilmek istiyorsun. Lakin bu yolda yürümek ve savaşmak gerek.
Akıl, dergâha kadar yol gösterir;
+
Ey Kalbimin Yaratanı, açtığın yara bana kendimi değil, kanayan gönlüm aracılığıyla Sana yürümeyi öğretiyor; her dert sabırla şekillendi, her dönüş nefeste açılan sonsuz bir kapı ve ben, bilmek değil, anlar gibi olmakla, yara da, sabır da, dönüş de hepsi Sensin...
zamandan ibaret sanan yolcu, toprakta yürüdüğünü zannediyorsun, oysa her adımında sonsuzluğun kenarından geçiyorsun; korktuğun şey ölüm değil, kendi hakikatine uyanmaktır...
Hayat, yıldızların altında tek başına bırakılmış bir sırdır; rüzgâr bedenini eğer, karanlık gözünü bağlar; fakat insan, kendi içindeki karanlığa bakabildiği an parlar; nur dışarıdan gelmez, insanın içindeki uçuruma “Ben varım!” diye haykırdığı yerde doğar; ey kendini etten ve
+
Kaderinde ne varsa,
onu yaşarsın muhakkak.
zulm etme kendine,
acıdan başka neye yarar?
yokluğunda bul kendini,
mukaddes emaneti...
Buz gibi akan sel
bir sıcak damla,
buz gibi ellerde,
ateş saçan gözler...
Enes sakık.