@karabiyikbaris Sizin futboldan anladığınızı düşünmüyorum mesut bakkal iyi değildi.Ama Sertaç hocanın gelmesi ne kadar mantıklı oyuncuların adını dahi telaffuz edemiyor.Üstelik takım şampiyon olmazsa Sertaç hocayı taşlarsınız.Ümraniye maçının da tek gizli kahramanı erhan hocaydı.
Mimar olarak atanmak için bekleyen arkadaşımıza kulak verelim
"Size bi konu hakkında tweet atmanız için gerekli araştırmaları yaparsaniz da göreceğiniz gibi son 4 yılda kpss ile alınan mimar sayısı 50 bile değilken - ki biz her mimar kamuda çalışsın demiyoruz - kamu da mimar çalışma oranı Binde 2 gibi komik bir rakam en yakin meslek insaat mühendisiligi bu yil 1000 civarı alım yapılmışken mülakatlı dahil 50 tane bile mimar alınmıyor.
"Bunun sebebini üst makamlara bir çok kez sorduk cimere yazdık bize her zaman denen konu ' yeterli bütçe yok mimarlara ' kesinlikle her bakanlıkta mimar ihtiyacı var meb de bile atanan büro personeli ( mimarlik mezunu ) arkadaşlara mimarlık işleri yaptırılmak isteniyor.
Şimdi burdan yazarsanız belki bazı yetkililer görüp bir şey demek ister. Eğer mimar bütçeye yük oluyorsa senede 50 tane bile alınmiyorsa mimar arkadaslarimizı da kamu işçisi olarak alamıyor muyuz veya her müdüre özel çaycı atayabilip bunlara 30 bin lira verilebilirken iş yükü almış başını gitmiş kamu mimarları o parayı alamiyorken neden mimar atanmıyor 60 puan alan insanlara 10 binlerce puansız lise mezunlarina 100 binlerce kadro verilirken 1000 tane mimar almak bu ülkeye yük mü?
Devlette çalışacaksınız diyenlere şimdiden soruyorum 92 alıp atanamayan mimar varken 60 la tıbbi sekreter de atanmasin özelde hastane mi yok"
Mimarın teknik ve mesleki bilgisi ile oluşturulan projelerin yine aynı eğitimi almış mimar meslektaşları tarafından kontrol edilmesi gerekmektedir.Yapı ruhsat süreçlerinin mevzuatlara uygun ilerlemesi adına tüm belediyelerimizin ilgili bölümlere mimar istihdamını talep ediyoruz..
Yapı ruhsat süreçlerinin tam anlamıyla mevzuatlara uygun ilerlemesi adına tüm belediyelerimizin ilgili bölümlere mimar istihdamı sağlamasını talep ediyoruz ve “MİMAR’SIZ İMAR OLMAZ.” diyoruz.
Yüksek puanlarla kazanıp başarıyla tamamladığımız bölümlerimizden hayal kırıklıkğı yaşamak istemiyoruz.
Emeklerimizin karşılığı olan atamaları talep ediyoruz
Siz yetkililere sesleniyoruz
MÜHENDİS MİMAR ŞEHİR PLANCISINA SES VERİN LÜTFEN
#MuhendisMimarPlanci50Bin#PerinçekNeDedi
Bizlerde hakkımız olan o kadroları istiyoruz. Bu mağduriyet artık son bulsun. Yukarda belirtmiş olduğumuz bölüm mezunlarının tamamını kapsayacak mülakatsız 50.000 alım istiyoruz. Bu bölüm mezunları fazlasını değil hakları olan ilanı bekliyor.
Senin annen çarşaflı olabilir. Annenin çarşaf giyme hakkını ben savunurum sen merak etme.
Ancak OKUDUĞUNU anlamada ağır problemlerin olduğu açık. Haberi okudun mu? Haber kadınların SOKAĞA ÇIKMAMASI haberi.
Ben senin annenin çarşaf giyme hakkını savunurum ama sen ASLA benim annemin evden çıkmamasını sağlayamazsın. Burası LAİK demokratik Türkiye Cumhuriyeti. Burada her kıyafetten insan sokağa çıkabilir. Bunu da kimse engelleyemez.
Okuma yazma öğren öyle gel
İKİNCİ TUR…
Hepiniz çok öfkelisiniz.
Bir CHP Yetkilisi bulmak ve hesap sormak istiyorsunuz.
Bu duyguyu anlıyor ve haklı buluyorum.
Öncelikle şunu söyleyeyim.
Ben şu an itibariyle sade bir CHP üyesiyim.
Milletvekili ve yönetici değilim.
Üstelik onlarca davadan yargılanıyorum.
Hiç önemli değil.
Haklıyım ve bu davaları vicdanlarda kazanacağım.
Oyların çalınması meselesine gelince.
Bu tartışmayı şimdilik dondurmalı ve hemen ikinci tura hazırlanmalıyız.
Erdoğan, birinci turda zaferini ilan ettirebilirdi.
Ancak yüzde 50 oyu kendine yediremedi.
Çünkü Milletin diğer yarısı karşısındayken önümüzde ki zor dönemi atlamayacağını biliyor.
Özellikle uluslararası meşruiyeti için çok daha yüksek bir oy arzuluyor.
Şimdi partizan ön yargıları bir tarafa bırakalım.
Erdoğan’a aradığı bu geniş yetkiyi vermeli miyiz?
Bu soruyu birlikte cevaplandıralım.
Öncelikle “DEVLETİMİZİN BEKASINI” düşünelim.
Devletimizin bu halinden memnun musunuz?
Ben değilim.
İki bin yıllık devlet geleneğimiz yerle yeksan oldu.
Ordu komutanlarımızdan, yüksek yargıçlarımıza devletimizin yetkilileri bir ailenin emrine verildi.
Emniyet Müdürlerimiz, MİT Başkanlarımız veliaht prensler önünde eziliyor.
Daire başkanlarımız bit pazarından ceket alıyor.
Uzmanlarımız yeteneksiz torpillilerin emrinde inliyor.
Şu an Bilal Erdoğan’ın talimatını yerine getirmeyecek bir tek devlet yetkilimiz var mı?
Devletimiz çürütüldü ve yıkılmaya gidiyor.
İkinci olarak “GÖÇMEN” meselesini düşünelim.
Ülkemizin sınırları kevgire döndü ve yurdumuz ağzına kadar göçmen doldu.
Bu göçmenler hem demografik hem ekonomik hem de güvenlik riski yaratmıyor mu?
Bu göçmenler içinde radikal eğilimliler yok mu?
Elbette var.
Erdoğan bu göçmenleri geri gönderebilir mi?
Göndermez. Gönderemez. Peki ne olacak?
Kendi ülkemizde azınlığa mı düşeceğiz? Parya mı olacağız?
Bir diğer mesele “TERÖR SORUNU”
Terörle mücadele gibi milli mesele siyasi propagandanın merkezine yerleşti.
HDP’ye oy veren bütün Kürtler terörist ilan edildi.
Elinizi vicdanınıza koyun.
Terörle mücadelede bu yöntem doğru mu?
Ulusal birliğimizi böyle mi sağlayacağız.
Kürt kökenli yurttaşlarımız kendini nasıl hissedecek diye hiç düşündünüz mü?
Bu kör ayrımcılık PKK’nın ekmeğine yağ sürmek anlamına gelmiyor mu?
Oysa PKK ile sonuna kadar mücadele edilirken, Kürt kökeni yurttaşlarımızı incitmemek gerekiyordu.
Ancak bu strateji ile terörün beli kırılabilirdi.
Yapılmadı. Yapılmayacak.
Ülkemiz derin bir ayrışmanın eşiğine getirildi.
Milli güvenliğimiz ve ulusal birliğimiz büyük tehdit altında.
Bir diğer meselemiz “ADALET”.
Ülkemizde muhaliflere “düşman hukuku” uygulanıyor.
AK Parti ve Erdoğan’a oy vermeyenlere başka Erdoğan destekçilerine başka hukuk uygulanıyor.
Bu sürdürülebilir mi?
Milyonlarca insan bu adaletsizliğe ne kadar dayanabilir?
Son mesele “EKONOMİ”
Şunu bilin ülkemiz iflas etti.
Öyle böyle değil, tarihte görülmemiş derinlikte ve şiddette bir iflas bu.
Olacakları anlatayım.
Enflasyon durmayacak.
Fiyatlar sürekli artmaya devam edecek.
Bu fiyat artışları karşısında maaşlara zam yapılacak.
Zam yapıldıkça enflasyon azmaya devam edecek.
Sorun burada bitmiyor.
Ülkemizin yaşamak için dövize ihtiyacı var.
Ve döviz rezervleri tükendi.
Sıfır döviz rezervimiz olması için 70 milyar dolar gerekiyor.
Yakında kambiyo kontrolü başlayacak.
İthalat yapamaz hale geleceğiz.
Faizlerin ve kurun derhal yükselmesi gerekiyor.
Faiz ve kur yükseldiği an iflaslar peşi sıra gelecek.
İşsizlik çığ gibi yayılacak.
Kiralar ödenemez hale gelecek.
Orta sınıf yoksullaşacak, yoksullar aç kalacak.
Hırsızlık, gasp, fuhuş gibi adli suçlar artacak.
Ve en sonunda şiddetli bir sosyal patlama olacak.
Depremi, yolsuzlukları, bütçenin durumunu yazmıyorum bile.
ŞİMDİ BAŞA DÖNELİM…
NE YAPMALI?
Oturup ağlayacak değiliz.
Önümüzde on gün var.
Memleketimizin durumunu Milletimize anlatacağız.
Tekrar sandıklara koşacağız.
Oyumuzun başında bekleyeceğiz.
Önümüzde sadece bir seçim yok.
Bu güzel ülkenin geleceği var.
Seçimi kazandığımızda dertlerimiz bitmeyecek.
Mücadele devam edecek.
Seçimi kaybedersek çekip gitmeyeceğiz.
Evet hayat çok daha zor olacak.
Ama mücadele bitmeyecek.
Umut bitmeyecek.
Bu ülkeyi bize emanet eden ATAMIZA layık olacağız.
Kurduğu Cumhuriyeti Kurtaracağız.
Hadi ayağa kalkın.
Kalkın ayağa.