...Cemaatlere,Tarikatlara giren çocuklar 30 sene sonra General olacaklar ve Cumhuriyete karşı ayaklanacaklar...
Uğur MUMCU-1993..Dedi ve öldürüldü..
Başka söze gerek varmı?
Togg övüp Mercedes'e biniyorlar.
İmam Hatip övüp çocuklarını yabancı okullarda okutuyorlar.
Şehadet övüp çürük raporu alıyorlar.
Ortadoğu övüp Avrupa Amerika'dan vatandaşlık alıyorlar.
Şeriat övüp seküler yaşıyorlar
Tasarruf övüp israf içinde yaşıyorlar.
Fakirlik övüp lüks içinde yaşıyorlar.
Mağdur gibi konuşup zalimlik yapıyorlar.
Ne söyledilerse tersini yapıp, ne yapıyorlarsa tersini söylüyorlar.
EbuBekir gibi konuşup Ebucehil gibi davranıyorlar.
Harun gibi konuşup Karun gibi yaşıyorlar.
Ne oldukları gibi görünüyor, ne de göründükleri gibi oluyorlar.
Asgari ücret her aralıkta bir "festival" edasıyla gündem oluyor.
Herkes kuru zam oranını tartışır, kimse ücretin birimini sormaz..
Oysa aylık maktu ücret, çalışma süresini görünmez kılan bir perdedir. "Ayda 28.075 lira" dendiğinde o ayın kaç saat olduğu sözleşmede değil, işverenin insafında belirlenir.!
Günde bir saatlik ücretsiz uzama neredeyse masum görünür: vardiya devri, kasa sayımı, kalkmayan servis...
Toplamı masum değildir.
Yılda 300 saat, yani 40 iş günü; iki aylık maaşın karşılıksız devri. Zam oranı yüzde 27 olsa bile, işçi yılın iki maaşını geri veriyorsa gerçek artış çoktan buharlaşmıştır. Festival sahnede, kesinti kuliste!
Kanunen %50 zamlı ödenmesi gerektiğinden gerçek kayıp 66.060 TL..
Her aya 5.000 TL..
Saat ücreti şarttır!
Zaman ölçülebilir hale geldiğinde faturalandırılabilir hale gelir; fazladan bir saat "hadi bitirelim" değil, bordroda bir satır olur.
Hemen itiraz edilecektir;
Denetim zaten yapılmıyor, birim değişse ne olur?
Olur.
Aylık ücrette ihlalin ispatı işçinin sırtındadır; kaçta girdiğini, kaçta çıktığını, aradaki farkın ücrete yansımadığını tek tek kanıtlamak zorundadır. Saatlik ücrette ise ödeme kaydının kendisi delildir: çalışılan saat ile ödenen saat arasındaki fark, bordronun üzerinde durur. Birim değiştiğinde ispat yükü yer değiştirir.
ABD, İngiltere ve Almanya'da asgari ücretin saatlik olması tesadüf değildir; ücretin birimi, pazarlığın birimidir.
Maalesef, Türkiye Asgari Ücretin saatlik belirlenmesinin önemini anlamak yerine her yıl sonu göstermelik söylemler ile boş itiş kakışları tercih ediyor...
Uzun yıllar aşırı düşünerek yaşadıysan, bu zamanla bir alışkanlığa dönüşebilir. Yeni bir ortama girdiğinde ilk tepkin geri çekilmek olur. İzlersin ama katılmazsın. Dinlersin ama konuşmazsın. Okursun ama yorum yapmazsın. Fotoğraf çekersin ama paylaşmazsın. Yazarsın ama yayımlamazsın. Çünkü zihnin sürekli başkalarının seni nasıl değerlendireceğini düşünmekle meşguldür.
2) Ahmet Taner Kışlalı’nın Ecevit, Demirel, Baykal ve Çiller’i FETÖ’nün polis akademisi ve TSK içindeki mürit örgütlenmesi konusunda uyarıp, ağır eleştirdiği 1998’deki köşe yazısını da buraya not düşüyorum…