hümanist insanın yaptıkları:
-rejime eklemlenmeyen itc'lileri idam et
-azınlıkların mallarına el koy
-1937'de yahudilerin ülkeye girişini yasakla
-isyan eden ağaları bahane ederek bomba yağdır
-etnik türk olmayanların memuriyetini engelle
-trakya ve ege'deki yahudileri göçe zorla
Sen şimdi Urfalı Türkmen'in Türk ve Sünni olduğu için mevsimlik işçi olmak zorunda kalmadığını hayatını idame ettirebildiğini konunun tamamen etnik ve mezhepsel bir ayrışma olduğunu mu iddia ediyorsun kullanmicaksaniz verin la şu beyni söğüş yaparız
Hjdjdıxhdkd 19. yüzyılı aşamamış tipik türk solu. Bu meselenin kapitalizm ile çok az alakası var. Ayrıca bu tip etnik veya mezhepsel sorunları kapitalizm, cartizm, curtizm diye ifade edip basitleştirmek düpedüz kötü niyet. Bu yüzden de kayda değer bir karşılığı yok.
Suriye’de iktidar değişikliğinden en fazla memnun olacak ülkelerden birinin İsrail olacağı belliydi. Açık gerçek bu ve tartışılacak tarafı yok. Dolayısıyla “İsrail planlarını bozuyoruz” söylemi, daha baştan inandırıcı olmaktan çıkıyor. Suriye’de kazananlar arasında Türkiye’nin olması ya da gösterilmesi, İsrail’in de çok büyük bir kazanç elde ettiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
İsrail ile Türkiye arasında bir çıkar çatışması var mı? Var. Bölgesel rekabet konusu var her şeyden önce. Sonra Türkiye’nin Arap coğrafyasındaki etkisini sürdürebilmesi için İsrail saldırganlığının gemlemesi ya da en azından gemler gibi durması gerekiyor. ABD’nin rol dağıtımında öne geçmeye çalışmak gibi bir başka rekabet alanı da var.
Buna karşılık ortak noktalar daha öenmsiz değil. Her iki ülke de ABD’nin müttefiki. Her iki ülke de İran’ın bölgesel etkisini kırmak istiyor. Her iki ülke de geniş bir coğrafyada yeni sürüm Pax-Americana dayatmasına ortak durumunda.
Dikkatle bakınca Türkiye ile İsrail arasındaki çekişmenin sınırları olduğu görülür. Bu sınırlar ABD tarafından çizilmiştir. ABD’nin bugünkü ağırlığında yeni bir kırılma elbette bir dizi önemli başlıkta değişim demektir. Ancak bugünkü verilerde İsrail ve Türkiye gerilimi, yönetilir. Yönetirler.
Bunu her iki taraf da bilmektedir. Zaten Netenyahu bir biçimde gidecek, onun fanatizmiyle elde edilen kazanımları arsızca cebine koyan daha “makul” bir siyonist gelecek ve gerilimlerin daha kolay kontrol edileceği bir süreç başlayacaktır.
Suriye’de iktidar değişikliği ile birlikte “yeni çözüm süreci”nin gündeme gelmesi rastlantı değildir. Sürecin başlamasıyla birlikte yine “İsrail’in planlarını bozduk” iddiası önce Bahçeli, sonra Öcalan ve nihayetinde AKP kanadınca defalarca dillendirildi. İsrail’in bölgedeki Kürt gerçekliğini bir koz olarak kullandığı açık. Ancak bu kozun ABD ve İngiltere’nin isteği doğrultusunda Türkiye’yi belli bir yöne doğru ittirmek için şantaj olarak değerlendirilmediğini kim söyleyebilir?
Geldiğimiz noktada Öcalan İran’ı halletmek için göreve talip olmakta, daha da önemlisi, Cumhuriyet’in formatlanarak Yeni-Osmanlıcı bir yapıya ulaşılmasını, sürecin temel hedefi olarak ilan etmektedir.
Burada İsrail’in oyunu filan bozulmamaktadır. Tersine bölgede ABD ve İngiltere’nin kurduğu yeni bir oyunun içinde sürüklenilmektedir.
Sürüklenilmektedir çünkü AKP iktidarı tam olarak ne yaptığını bilmemektedir, ABD her istediğini alacak durumda değildir, kartlar yeniden karıldıkça bölgede rekabet derinleşmektedir, kafalardaki plan ya da fantezilerin yol açağı türbülanslarla başa çıkacak bir akıl da göze çarpmamaktadır.
Ve bütün bunlar olurken, “muhalif” birileri Türkiye’nin demokratikleşeceğini, birileriyse ulusların kaderlerini tayin hakkında ilerleme kaydedileceğini anlatıp durmaktadır.
Hani ne oldu “Saray rejimi”ne?
Pardon, “halkların mücadelesi” onu geriletti, köşeye sıkıştırdı değil mi!
Ne raporu okuyacaz bu emep yeni sürecin yetmez ama evetçilerinden değil mi etnik milliyetçi dem in yardakçı ve vekil dilenicisi değil mi iktidarın can suyu olarak gördüğü yasaya evet demediniz mi kral
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, 2023 seçimlerinden önce Ankara'da yaptığımız büyük halk buluşmasında yanıtlamıştı:
📌TKP kimlere düşman?
İşte memleketin her yanını saran tarikat ve cemaatler...