Manisa Turgutlu İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan olay hepimizi derinden yaraladı.
Gelinen noktada iktidarın ve sayın Milli Eğitim Bakanının, öğretmenlerimizin ve çocuklarımızın güvenliğini yalnızca bir temenni olarak dile getirdiği, Milli Eğitim politikası üretmekten yoksun kaldığı gözler önündedir. Sayın Bakan Yusuf Tekin ya görevinin gereğini yaparak bu durumu düzeltecek politikalar üretmeli ya da sorumluluğun gereğini yaparak görevinden ayrılmalıdır!
Okullarımız; yeniden çocuklarımızın güvenle büyüdüğü, özgürce düşündüğü, sorguladığı ve geleceğe hazırlandığı yuvalar haline getirilmelidir.
Türkiye’nin geleceği, Atatürkçü Düşünceyi özümseyen; aklı ve bilimi rehber edinen genç kuşaklar yetiştirilerek yükselecektir.
Her çocuğun güven içinde eğitim gördüğü, öğretmenlerimizin saygınlığının korunduğu, çağdaş ve bilimsel eğitimin esas alındığı bir Türkiye hepimizin sorumluluğudur.
Evet ortada bir sorun var; senin gibi HAİN’lere rahat batması sorunu var…
Kürdistan neresi???!!!!
Kimliğin olmadığı, dilin olmadığı için 6 dönem şerefli TBMM’de vekillik yaptın sonra da Belediye Başkanı oldun dimi!!!!
Yazıklar olsun sana da; seni böyle konuşturanlara da…
Türk Milleti’nin ödediği vergilerle boğazından geçen her lokma da sana haram olsun…
BATI EMPERYALİZMİNİN GÜD��MÜNDEKİ BÖLÜCÜ SÖYLEMLERE GENEL BAŞKANIMIZIN YANITI!
“Tuncer Bakırhan, ya bu ülkede yaşamışsın, okumuşsun, üniversite mezunu olmuşsun, askerlik görevini yapmışsın, seçimlere girmişsin, milletvekili olmuşsun, bir partinin genel başkanı olmuşsun, bu milletin meclise gönderdiği altı yüz milletvekiliyle bir masa kurmuşsunuz, elli bir üye koymuşsunuz oraya ve şimdi sen diyorsun ki Kürtler özgür değil. Öyle ya, özgürlüklerine kavuşacaklardır ne demek? Özgür değil demek. Peki Tuncer Bakırhan nasıl bir özgürlük bekliyorsunuz? Yani size biz daha ne verirsek özgür olacaksınız? Yani milletvekilliği vermişler, parti genel başkanlığı vermişler. Ayda dört yüz bin lira maaş cebinize koyuyor bu millet. Devletin tahsis ettiği korumalarla geziyorsunuz. Devletin verdiği araçlara biniyorsunuz. Ne yaparsak daha biz Türk milleti olarak daha neremizi paralarsak, ne yaparsak siz özgürlüğünüze kavuşacaksınız?
Sizin ya ağzınızdan çıkanı kulağınız duymuyor ya da Tom Barrack adlı bu adamın (!) peşine takılmışsınız, Amerika bize devlet kuracak hayaliyle milletvekilliğini yaptığınız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hakaret ediyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Kürt vatandaşlarını esir tutmak, köleleştirmekle suçluyorsunuz. Zaten sizin kurucu önder denilen İmralı'daki bebek katili terörist başınızda ne diyor? Türkiye diyor Kürtlere yüz yıldır inkar ve imha siyaseti uygulamıştır, soykırım yapmıştır diyor…
Bütün bunlar, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin Türkiye'yi nereye getirdiğinin en somut göstergesi.”
Genel Başkanımız Mustafa Hüsnü Bozkurt ADD TV’de “Kemalist Bakış” programında gündemi değerlendirdi. Videonun tamamı ADD TV'de!
İzlemek İçin: https://t.co/vmJjyOrmmC
Rehberimiz Bellidir 🇹🇷
Biz kendimize Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabe'sini rehber ediniriz. Daima O'nun izindeyiz...
#AtatürkGençliğiGörevBaşında
Kahrolsun Emperyalizm!
Kahrolsun Emperyalizmin Yerli İşbirlikçileri!
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti.
Yaşasın Laik Cumhuriyet.
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk.
Nusaybin’de Türk Bayrağı’na yapılan saldırı, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Kemalist devrime ve ulus devletin temellerine yönelmiş açık bir düşmanlıktır.
Türk Bayrağı’na saldırmak; şehitlere, Cumhuriyet’e ve bu toprakları vatan yapan iradeye saldırmaktır.
Sayın Bakan,
Geçtiğimiz zamanda önemli bir açıklama yaptınız:
“Ben Erzurum'un bir köyünden çıkan bir insan olarak içinden çıktığım toplumun değerleriyle çocuklarımın yetişmesini istiyorum. Siz beni ne kadar eleştirirseniz eleştirin yine bunları yapmaya devam edeceğim.”
Sayın Bakan,
O değerlerinizin yaşandığı dönemde siz ilkokul, ortaokul, lise karnelerinizde Atatürk’ün portresi, Gençliğe Hitabe ve Türk Bayrağı vardı.
Köyünüzdeki değerler kadar bu değerler de önemliydi.
Bugün bu değerlerden ne değişti ki siz karnelerden Atatürk’ün portresini, Gençliğe Hitabe’yi ve T��rk Bayrağı’nı kaldırıyorsunuz?
Bir Atatürk Genci olarak bunu açıklamanızı bekliyorum…
@Yusuf__Tekin
@tcmeb
Atatürkçü Düşünce Derneği GYK, GDK, YDK üyelerimiz, yurdun dört bir yanından gelen 70’in üzerinde şube başkanlarımız ve binlerce üyemiz, değerli Cumhuriyet Aydınları, ��eşitli Siyasi Partilerin yönetici ve üyeleri, çok sayıda Demokratik Kitle Örgütü başkan ve üyeleri ve onbinlerce yurttaşımızla birlikte Kızılca Gün’ün 106. yıl dönümünde bugün Anıtkabir’de değişmez önderimiz Büyük Atatürk'e emaneti Laik Üniter Ulus Devletimizi, Dil Birliğimizi ve bölünmez bütünlüğümüzü her ahval ve şeraitte koruma, Cumhuriyetimizi ilelebet payidar kılma kararlılığımızla saygı ve bağlılığımızı sunduk.
Katılan yurttaşlarımıza çok teşekkür ederiz.
Ne Mutlu Türk’ün Diyene!
#27AralıktaAtamızınyanında
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
#AtatürkteBirleşmeZamanı
@add_genelmerkez
Muharrem İnce, e. Albay Orkun Özeller, Pakize Akbaba, ADD Başkanı Hüsnü Bozkurt, Nasuh Mahruki ve birçok kişi 27 Aralık'ta Anıtkabir'de olacak.
(Sözcü)
Ankara’yı Milli Mücadelemizin karargahı ve Cumhuriyetimizin başkenti yapan Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 106. yıl dönümünde, 27 Aralık Cumartesi günü Anıtkabir’de buluşuyoruz.
#27AralıktaAtamızınyanında
Söylediklerinizle bizi doğrulamış, aslında “Kürt Meselesi” diye bir sorun olmadığını, kast edilenin emperyalizm desteğiyle Türkiye’yi BOP uyarınca şimdilik 2’ye bölüp ayrı bir devlet kurma arayışı olduğunu gayet açık anlatmışsınız, sağolun.
Bakalım feodaliteye, toprak reformuna, çocuk gelin utancına, kaçak elektriğe, silaha, uyuşturucuya…değinmeden neler demişsiniz:
Bu bağlamda Kürt Meselesi;
1)”Anadil meselesidir”
derken, Kürt kökenli yurttaşlarımızın Kürtçe konuşma, okuma, yazma, eser üretme, ad koyma vd haklarının olmadığını söylemiyor (var çünkü),Türkçe ile birlikte şimdilik 2. eğitim dili (hatta resmi dil) istiyorsunuz (gerisi arkadan gelir nasılsa). Bu Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkı”nın etnisitelere bölünmesine, Ulusal Birliğin dağılmasına, Üniter Ulus Devletin yok olmasına varacak bir istem değil mi?
2)”Yerel demokrasi meselesidir” derken kibarlık etmişsiniz, ama kastınızın -terörist başı gibi- “Bölgesel özerklik (federasyon)” olduğu ortada.
3)”Eşit yurttaşlık meselesidir” diyorsunuz da, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” diyen Anayasanın 10. maddesine daha ne yazılması gerektiğini söyle(ye)miyorsunuz. Anayasa “Yurttaşların eşitliği”ni hükme bağlamışken “Eşit yurttaşlık” istemenin ayrıcalıklı yurttaşlık, terörist başının deyişiyle “Türklerin ve Kürtlerin kurucu unsur olduğu yeni bir Cumhuriyet” (çok kimlikli, çok dilli, çok hukuklu teokratik bir federatif devlet) kurma talebi olduğu açık değil mi?
4)”Halkın seçtiği belediye başkanlarının yerine seçilmiş irade dışında birinin atanmaması meselesidir” derken kayyumları kast ettiğiniz belli de,bunun Kürt Meselesi” dediğinizle ilgisi ne? Kayyuma herkes karşı değil mi? Şişli’ye de kayyum atanmadı mı? Bu bir demokrasi ve hukuk devleti sorunu değil mi?
5)”Geçmişten bugüne taşınan, hâlâ aydınlatılmamış faili meçhul cinayetler ve zorla kaybedilmeler meselesidir” hiç demeseydiniz keşke. Bu da bir demokrasi ve hukuk devleti sorunu, elbette bir yara, ama buraya girilirse Aybike öğretmenden gözleri oyulan Gazi Hüseyin Öztürk’e, Çetinkaya’da molotofla yakılan (o cani şimdi konferans verip devlete hakaret ediyor) 12 masumdan Güvenpark kurbanlarına, “tavukları dahil hepsini öldürün” emirlerinden kurşunlanan bebelere kadar öyle çok faili meşhur ve zorla katletmeler dökülür ki ortaya, çıkılamaz.
6)”Bir geçmişle yüzleşme meselesidir” diyorsunuz (90’ların emperyal güdümlü 2. Cumhuriyetçi ezberi), ama yüzleşmeyi sadece devletten bekliyorsunuz. Zira, gerek terörist başı, gerek Bese Hozat, Amed Malazgirt gibi Kandil sözcüleri, gerekse DEM partililerin öyle bir niyetleri olmadığı ortada. Tersine bunlar, 40 yıllık mücadeleleri ve serhildanları sonucunda Türkiye’yi yendiklerini, devletin “önderliğin” ayağına giderek kendilerini yenemediğini kabul ettiğini, Şeyh Sait ve Seyit Rıza ne yaptıysa onu yapacaklarını, suç işlemedikleri için af da istemediklerini söyleyip duruyorlar ve bunlara yönelik tek lafınız yok.
7)”Bu nedenle Kürt meselesi, aynı zamanda bir onur ve adalet meselesidir.” derken de yine ayrımcı bir dil kullanmışsınız. Bir onur ve adalet meselesi varsa bu, tüm milletimizin sorunu olmalı değil mi? Ülkemizde birçok kesimin onur ve adalet sorunu yok mu? Erkek şiddeti kurbanı kadınların, işsizlerin, emeklilerin, emekçilerin, konsolosluk kuyruğundaki gençlerin, atanmayan öğretmenlerin ve dahasının onur ve adalet sorunları için de komisyon kurup yasa çıkaralım, anayasa mı değiştirelim? Eksik olan yasa-anayasa mı, niyet mi?
8)”Geriden bakıldığında Kürt meselesi, yüzyılın travmasıyla yüzleşme ve bu travmayı giderme meselesidir” derken de emperyal söylemin kuyruğuna takılmışsınız. Barrack’tan farkınız, travmayı O’nun 1919’dan (İstiklâl Savaşı’ndan), sizin 1925’den (Şeyh Sait isyanından) başlatmanız. Kaybedilen 50 bin can, 40 yıl ve trilyonlarca dolardan daha ağır travma mı olur?
Olmamış Sezgin Bey, biraz “Atatürk Dersi” mi çalışsanız?
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
İki gündür ekranlarda ve sosyal medyada “DEM Raporu” diye konuşulan, ABD’nin (İsrail ve İngiltere ile birlikte i)aylardır sömürge valisi kılıklı büyükelçisi ağzından duyurduğu ülkemizle ilgili hedeflerini bu kez taşeronu aracılığı ile doğrudan TBMM’ye tebliğ belgesidir.
Sorun, siyaset kurumunun ve devletin bu BOP (yeni Sevr) dayatmasını kabul edip etmeyeceği, hak ettiği yanıtı verip vermeyeceğidir.
Gün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliğini, Üniter Ulus Devlet yapısını, Dil Birliğini ve bölünmez bütünlüğünü muhafaza ve müdafaa etme günüdür.
“İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifemiz Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!”#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Bugün Eskişehir’de, Türkiye’nin geleceği için tarihi bir eylemdeydik.
Nadir toprak elementleri, bu ülkenin stratejik servetidir.
Ancak Erdoğan, kendi geleceği için Türkiye’nin geleceğini Trump’a satmak istiyor.
Türkiye satılık değildir, Eskişehir satılık değildir!
Bahriye Üçok
Türkiye'nin ilk kadın ilahiyatçısı, Türkiye'de İslam tarihi, İslam'da kadınların yeri ve laiklik gibi konular üzerine çalışmalar yapan Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990'da bombalı suikastle katledildi.
Bahriye Uçok, Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu... Hepsi Atatürkçü, hepsi laik Cumhuriyet'ten yana, hepsi yurtsever aydınlardı, hepsi öldürüldü, ama hep Atatürk ve laik Cumhuriyet düşmanları “mağduru” oynadı.