Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi bu davadan serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
Ertuğrul Özkök, Akit TV’de öyle bir konuşuyor ki, sunucu tek kelime edemiyor. İyi dinleyin:
“— Tayyip Erdoğan da bu ülkede 2002’de yolsuzluktan yargılandı.
— Erdoğan'a yapılan suçlamalar da, bugün Ekrem İmamoğlu'na yapılanlarla tamamen aynı. Hatta suç maddeleri bile aynı!
— Hatta Erdoğan’ın sadece Akbil yolsuzluğu dosyasında geçen para miktarı, bugünkinden çok daha fazla!
— Ama Tayyip Erdoğan ne evinden alındı, ne eşine dostuna bir şey yapıldı!
— Hatta ilk duruşmadan sonra bir sonraki duruşmalara katılmasına gerek duyulmadı! Peki ya şimdi?
Akit sunucusu: ..ERROR!..”
İşte böyle. Ekrem İmamoğlu’na yapılan hukuksuzluk ve zulmü hafife almamak lazım. Adamın adeta her şeyine el koydular.
Olay bundan ibaret!
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç: (CHP’ye verilen mutlak butlan kararı hakkında)
“Yüksek Seçim Kurulu'nun görevi, yetkisi gasp edilmiştir
Kapatılma kararından çok daha ağır bir kararla karşı karşıya kaldık.
Bundan sonra hiçbir parti güven içerisinde faaliyetlerini sürdüremeyecek"
Notere gittim. Adıma Antalya'dan bir satış aracılığı için vekalet verilmiş. Antalya'daki noter vekalet ücretini almış vekaleti bu dijital dünyada sisteme taramış. Bunu ne için yapmış? Türkiye'nin neresinde olursa olsun bu vekalet sistemden alınsın ve kullanılsın diye. E peki ne oldu?
Ben notere gittim vekaleten satış vereceğim. Noter katibine
"sistemde vekaletim var" dedim.
Katip "Olsun beyefendi biz burada nüsha çıkarıp aslı gibidir yapmak zorundayız" dedi
"yapın o zaman" dedim.
"1592 lira ücreti var" dedi.
"nasıl ya? biz zaten vekalet ücreti verdik 1800 lira"
"yapacak bir şey yok kurallar böyle"
Uzatmayacağım bu ülkede sağmal inek muamelesi görüyorum ve sahibim yok. Ben bu sistem için para söğüşleme aracıyım.
İtiraz ettiğimde ise aldığım cevap şu: İşine gelmiyorsa yapma!!!
Benim adım yok. Biliyorum yalnız değilim.
ABD Büyükelçisi sosyal medya üzerinden kısaca şöyle buyurmuş:
“Irak, Suriye ve Türkiye Orta Doğu istikrarının merkezindedir. ABD, bu üç ülke arasında denge kurarak bölgeyi ortak refah ve düzene yönlendirmek istemektedir…Türkiye, Irak ve Suriye ile birlikte ABD’nin Orta Doğu düzeni kurma projesinde merkezi bir rol oynamalıdır.”
NATO zirvesine üç hafta kala ABD vites artırıyor. Adeta 2004’de ilan edilen BOP projesine bu kez açıkça saldırgan Siyonist paradigma ile devam niyeti ilan ediliyor.
Ancak o günlerde bugün arasında büyük bir fark var. ABD İran’da yenildi. Hürmüz Boğazını açamıyor. Bab el Mendeb’den donanmasını geçiremiyor.
Büyükelçiye hatırlatalım:
Türkiye, yalnızca Levant ve Anadolu ekseninde tanımlanabilecek bir devlet değildir. Türkiye; Akdeniz, Balkanlar, Karadeniz ve Kafkasya havzalarını birbirine bağlayan, aynı anda üç kıtaya açılan eşsiz bir jeopolitik merkezdir. Etki alanı sadece Batı Asya ile sınırlı değildir.
Nil, Tuna, Dinyeper (Özi), Dinyester (Turla), Don ve Volga havzalarına kadar uzanan geniş bir tarihî ve stratejik derinliğe sahiptir.
Bu nedenle Türkiye’yi yalnızca Irak-Suriye eksenindeki sorunlara indirgemek, onu Batı Asya’nın bitmeyen çatışmalarına mahkûm etmek anlamına gelir. Böyle bir yaklaşım, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye için oluşturduğu çok yönlü ve dengeli dış politika mirasına aykırıdır. Atatürk Türkiye’si, herhangi bir büyük gücün bölgesel planlarının aracı değildir. Türkiye kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden bağımsız bir jeopolitik aktördür.
Bugün Türkiye’nin önüne konulan en büyük tuzaklardan biri, onu yeniden Ortadoğu’nun mezhep, etnik kimlik ve vekâlet savaşları girdabına çekmektir. Türkiye’nin stratejik ufku bundan çok daha geniştir. Türk dış politikası, Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e, Kafkasya’dan Afrika’ya uzanan çok boyutlu bir perspektife sahip olmak zorundadır.
Eğer Amerika Birleşik Devletleri bölgede Türkiye’nin dengeleyici etkisinden yararlanmak istiyorsa, öncelikle Türkiye’nin Mavi Vatan’daki meşru hak ve çıkarlarına saygı göstermelidir. Doğu Akdeniz, Ege ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başta olmak üzere Türkiye’nin egemenlik, güvenlik ve deniz yetki alanları konularındaki hassasiyetleri göz ardı edilerek stratejik ortaklıktan söz edilemez.
ABD, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye karşıtı politikalarına verdiği siyasi ve askerî desteği gözden geçirmek, bu aktörlerin bölgede oluşturduğu gerilim ve kutuplaşmayı teşvik eden tutumlarına son vermeden Türkiye ‘ye öğüt veremez.
Daha da önemlisi, Washington yönetimi kendi Kongresi’nde ve Senatosu’nda yıllardır beslenen Türkiye karşıtı siyasi atmosferi değiştirmeden, Türkiye’den bölgesel istikrarın taşıyıcısı olmasını bekleyemez. Bir yandan Türkiye’yi stratejik ortak olarak tanımlarken diğer yandan Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditlerini, silah ambargolarını, Doğu Akdeniz’de askerî dengeyi bozacak silahlandırma politikalarını ve düşmanca söylemleri sürdürmek ciddi bir çelişkidir. Büyükelçinin dile getirdiği beklentiler ile ABD’nin sahadaki ve siyasi sistemindeki uygulamaları arasında açık bir uyumsuzluk bulunmaktadır.
Ayrıca bölgede kalıcı barış ve refahtan söz edilecekse, bunun ön şartı İsrail’in mevcut saldırgan ve yayılmacı politikalarının sınırlandırılmasıdır. Gazze’de yaşanan soykırım ve uluslararası hukuku hiçe sayan Batı Şeria, Lübnan ve Golan’daki saldırgan uygulamalar devam ettiği sürece Ortadoğu’da kalıcı istikrarın tesis edilmesi mümkün değildir.
İsrail’in eylemlerini koşulsuz destekleyen bir devletin yaklaşımı ile bölgesel barış çağrısı yapmak kendi içinde tutarsızdır.
Çökmekte olan ve bu süreçte İsrail ile her alanda birleşen hegemonun çıkarları uğruna Türkiye’yi yeniden Batı Asya’nın kanayan fay hatlarına karıştırmak ne bölge halklarının ne de Türkiye’nin çıkarlarına hizmet eder. Türkiye bu tuzağa düşmeyecektir.
Bu tuzağa belli kesimler düşse bile millet düşmeyecektir.
Ben @herkesicinCHP üyesi değilim ama ülkemde şekillendirilen siyaset hepimizi etkiliyorsa gelişmelere her vatandaş gibi kayıtsız kalamam.
Buradan açıkça beyan ederim ki; Benim nazarımda Kemal Kılıçdaroğlu @kilicdarogluk CHP Genel Başkanı değildir. Yok hükmündedir. Çünkü seçimle gelmemiştir.
Özgür Özel @eczozgurozel de kendisine oy vererek genel başkan seçen iradenin hakkını korumak zorundadır.
Şunu da belirtmeden geçemem; kendisi Terörsüz Türkiye sürecine destek vermeseydi bugün desteğimiz çok daha başka olurdu.
Türk Milletinin iradesi esastır.
Demokrasinin gereği budur.
CHP’yi Atatürk kurmuştur.
Atatürk İlkeleri, “6 Ok” olarak CHP programında yer almıştır.
-Atatürk’ün vasiyeti “Gençliğe Hitabe”, “Türk İstiklali” ve “Türk Cumhuriyeti” üzerine kurulmuştur.
-Atatürk’ün partisini bölenler ve vasiyetini yıllardır yerine getirmeyenler meşru değildir. Seçimleri kaybedecek adımlarla, Türk Cumhuriyeti’ni tehlikeye atanlar meşru değildir.
-Çünkü kurucunun, Atatürk’ün vasiyetine aykırı hareket etmişlerdir/etmektedirler. Kurucu ruhun şartı: Türk Cumhuriyeti’nin korunmasıdır.
Koç Üniversitesi Anketi: Siyasi Riskler Enflasyon Beklentilerindeki İyileşmeyi Öteliyor--vatandaşın hissettiği enflasyon hala %50'nin üzerinde
https://t.co/nsuvdcyZkw
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Esra Işık’ın mücadelesine lütfen destek olun. Bu; köylerindeki güzel hayatı açgözlü vahşi kodamanlara karşı koruyanların destansı direnişidir. Toprağımızı korumak için kötülerin karşısında iyilerin yanında durmalıyız.
22 yılda 2.5 MİLYON hektar tarım arazisi kaybedilmiş.
Kaynak: @fethigurer
Bu ne demek biliyor musunuz?
3 Milyon 650 bin futbol sahası demek!
Ya da yaklaşık 5 İstanbul büyüklüğünde bir alan demek!
Biz 1993 yılında Harbiye’den mezun olup terörle mücadeleye başladığımız o günlerde Rize’nin Güneysu ilçesinde bir çocuk dünyaya geliyor adı Zikrullah Erdoğan. Zikrullah eğitim hayatına başlıyor, bizler terörle mücadeleye devam ediyoruz. Onun Üniversiteden mezun olduğu sene yani 2016 yılında bizler Hendek’lerde teröristle mücadelenin en kanlısını en ihanet dolusunu yaşıyoruz .
Aradan 10 yıl geçti ve bugün Zikrullah Erdoğan Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle MSB Tedarik Hizmet Müdürü olarak atandı. Yani bir TÜMGENERAL kadrosuna atanmış oldu. Birikmiş tecrübesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerine büyük hizmetler vereceğine inanıyorum.
İşte Türkiye yüzyılı
Tescilli bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı "Fesli Kadir" i saygıyla anan bir iktidarın, nasıl bir Türkiye yaratmak istediği konusunda hâlâ şüphesi olan var mı?
Bu topraklarda Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı, gurur duyulacak değil UTANILACAK bir niteliktir.
Atatürk, ölümsüz düşünceleriyle yaşamaya; Türk ulusuna ve ezilen, sömürülen tüm uluslara yol gösterip ilham olmaya devam edecektir.
Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar kalacaktır. 🇹🇷
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kurucu Önderi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmet ve saygıyla anıyorum.
Cem Küçük’ün, Abdülkadir Selvi’ye talimatla haber yaptırıldığını söylediği haberimize TGRT tarafından telif atıldı.
• Bu haberi yayarak sansüre karşı durabilirsiniz.
🔴Sabah yazarı Hilal Kaplan
📌Adının geçtiği 1600’den fazla haber ve sosyal medya paylaşımı için erişim engeli kararı aldırtan Hilal Kaplan, "Adının geçtiği 1600’den fazla haber ve sosyal medya paylaşımı için erişim engeli kararı aldırttı” haberi için de erişim engeli kararı aldırttı.
Turhan Çömez:
-İngiltere'de doktorluk yaparken bana hastanede yöneticilik teklif edildi. "Bana yönetici ol diyorsunuz da hükümet benim oturumumu uzatmıyor" dedim.
-"Ben bu işi medyaya taşısam ne olur?" dedim. "Taşıyabilirsin, sen özgür bir bireysin" dediler.
-Yerel bir gazeteye durumumu anlattım. Ertesi gün yerel gazetede manşet: "2000 hastayı ameliyat eden doktora oturum verilmiyor"
-Ertesi gün BBC'den aradılar, bu hikayeyi canlı yayında anlatmamı istediler.
-BBC'dekilere "Emin misiniz? Ben yayına çıkarsam sizin hükümetinizi eleştireceğim" dedim. "Ee yani?" dediler.
-BBC'ye çıktım, bir göçmen olarak İngiliz hükümetini eleştirdim.
-Ben Türkiye'de 2,5 senedir milletvekiliyim, TRT'de 1 kare fotoğrafım yayınlanmadı.
TELE1’i bir de benden dinleyin…
Tele1, kurum olarak küçük ama ülküsü büyük bir kanaldı..
Baskıcı, ötekileştirici düzene
asla boyun eğmedi…
Onca cezaya, ekran karartmaya
sonuna kadar direndi…
Siyasi ablukaya alındı, ekonomik ambargo uygulandı… Tınmadı!
“Fikri hür vicdanı hür” ilkesine sadık bir yayın politikası; halkın sesi olmaya çalışan yayıncıları vardı…
Bozuk düzenin aktörleri,
varlığından hep rahatsızdı.
Çünkü “mış” gibi yapmayanların kanalıydı…
Fikriyatı ile başa çıkamadılar, izleyicilerini caydıramadılar, çalışanlarını yıldıramadılar…
Sonuç: “Kırın kapıyı girin içeri, gerekirse sonra kanun çıkarırız” yöntemine sarıldılar…
Şimdi Tele1’i satışa çıkarmışlar… Sanmayın ki, satılan sadece bir kanal… “Taraf olmayan bertaraf olur” düzenini olağanlaştırıyorlar…
@tele2haber@drmyanardag@merdanyanardag@ranaulas@murattaylan72@namko54@Saliimsen #tele1