Tuzla'daki milyar dolarlık imar vurgununun belgesi!
* Müfettişlerin hazırladığı ekteki tablo, 'imar hakkı transferi' adı altında büyük bir vurgun yapıldığının kanıtı.
* Tablonun anlamı kabaca şu: Kamuda kalacak olan bir parsele başka bir yerde inşaat yapılacak bir parsel verilmesi gerekirken, aynı parsel onlarca kez 'takas' edilmiş.
* 'Alıcı parsel' yazan bölümdeki sayılar, parsellerin kaç kere takas edildiğini gösteriyor. Mesela; 18 Nisan 2017 günü belediye kararı ile bir parsel tam 148 kez takas edildi.
* Bir dairenin 148 kişiye satılması gibi..
* Bu şekilde müteahhitler yüzlerce 'kaçak konut' inşa etti. Vatandaşa sattı. Lüks villalar, iş yerleri vs. sayesinde birileri fena zengin oldu.
Sıfır ahlak, sıfır vicdan, sıfır gazetecilik…
Akit: “Belediye imkânlarıyla Behzat Ç.’nin çekildiğine dair suçlamaları da kabul edecek şekilde ‘İlçe tanıtımına katkısı oldu’ savunmasını yaptı.”
Oysa Beşikçioğlu tersine şöyle diyor ifadesinde: “Bahse konu çekimler için yapım firması belediyeye ödeme yapmıştır. Ayrıca ilçenin tanıtımında da önemli rolü olmuştur.”
Gerçeği eğip bükmek, gizlemek, gerçeğin tersini haber diye okura sunmak, yalanla insanları lekelemeye kalkmak…
Sıfır utanma…
Genel başkanlığı düşmüş olan Kılıçdaroğlu, tedbiren de görev yürütemeyecek iken, bu durumu parti sicil kayıtlarına işlemeyen ve Kılıçdaroğlu'nun görev yapmasına neden olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aleyhine idari mahkemesinde dava açmış bulunuyorum.
***
(Siyasi parti genel başkanları, "bir olağan kurultayda" en çok üç yıl görev yapmak üzere seçilmektedir. Üç yıl içinde yeni bir olağan kurultay yapılmaz ise, mevcut genel başkanın görevi, (Cumhurbaşkanları, milletvekilleri, parti delegeleri vb.nin aksine) yeni görevliler seçilinceye kadar devam etmeyerek, düşmektedir. (2820 SY md 15/2-6)
CHP'nin 37 nci olağan kurultayı 25/26.07.2020 tarihinde yapılmış, Kılıçdaroğlu 25.07.2020 tarihinde genel başkan seçilmiştir. CHP, azami süre olan 25/26.07.2023 tarihine kadar yeni olağan kurultayını yapmayarak, bu tarihe kadar genel başkanını seçmemiştir. 38 inci olağan kurultay, azami süre yaklaşık 4 ay aşılarak 04/05.11.2023 tarihinde yapılmıştır. Bu durum karşısında; Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı, 38 inci kurultay yapılmadan önce 26.07.2023 tarihinde son bulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36 ncı Hukuk Dairesi, 37 nci Kurultay'da seçilen ve görevi süren genel merkez organlarının, bu bağlamda genel başkanın tedbiren görev yapmasına karar vermiştir.
Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığının 38 inci olağan kurultay öncesinde, 26.07.2023 tarihinde boşaldığının siyasi parti siciline işlenmesi konusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na 01.06.2026 tarihinde başvuru yaptım. Bu konu o tarihte ulusal basın yayın organlarında da yer almıştır. Başvurum üzerine 30 gün içinde gerekli işlemler yapılmayarak başvurum reddedilmiştir.)
***
04/05.11.2023 tarihi öncesinde genel başkanlık makamının 26.07.2023 tarihinde boşaldığının parti siciline işlenmesi durumunda, makamdaki görevi 38 inci kurultay öncesinde düşen bir kişinin, tedbiren görev yapması da söz konusu olamayacaktır.
Bu hukuksal durum karşısında, CHP Genel Başkanlığı görevi 26.07.2023 tarihinde düşmüş olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu durumunun parti siciline işlenmesi ve CHP sicil kayıtlarının hukuksal gerçekliğe uygun olarak tutulmasının sağlanması amacıyla, başvurumun reddi konusundaki idari işleminin iptali için Ankara 15 inci İdare Mahkemesinde 30.07.2026 tarihinde iptal davası açmış bulunmaktayım.
Hukuk ve demokrasiye aykırı işlem ve uygulamalara karşı CHP içindeki mücadeleden hiç bir koşulda geri durulmayacaktır.
#CHP #GenelBaşkan #Dava
Yeni Partili Özgür Çelik:
“Şu an benim oturduğum ilçe belediyesinin temizlik ihalesi Aziz İhsan Aktaş’ta. Ama belediye AKP’li olunca ‘kimsin’ diyen yok!
Yolsuzluk, hırsızlık, usulsüzlük arayanlar AKP’li belediyelere bakabilir.
Şimdi isim kullanmak istemiyorum ama bu işi Türkiye’de en iyi kimin yaptığını herkes bilir.”
Erdoğan’ın ilan ettiği “yeni nesil teşkilatlanma!”
Ruhunu satın alarak, bedeni ile zafer ilan etmek…
Hapisle, tutsaklıkla tehdit etmek…
Seçilmişi diz çöktürmek, boyun eğdirmek, el öptürmek!
Sonra da bu fotoğrafı kapalı salonlarda alkışlatmak!
Böylesi dönemi milletimiz hiç yaşamadı. Haysiyet, onur, namus hisleri hiç bu kadar aşağılanmadı. Milli iradeye hiç bir zaman bu kadar büyük zarar verilmedi.
Türk milletine, bile isteye, iktidarını korumak adına, sandıkta kazanamadığında, yargı kollarıyla devletin gücünü kullanarak, kazandım naraları atmak…
Bir iktidarın, saray rejiminin sonudur, bitişidir.
Bu eylemin bir parçası olmuş, yüzü gözü birbirine girmiş zavallıları ise nedamet gözyaşları da kurtaramayacak.
Bu millet onları hiç affetmeyecek!
Çünkü söz de makamlar da milletindir!
Senin olmayanı kime satıyorsun!
AKP'ye geçeceği belirtilen CHP'li Tuzla Belediye Başkanı'nın derdinin ne olduğu, İBB Teftiş Kurulu raporunda detaylıca anlatılıyor:
AKP döneminde kurulan milyar dolarlık imar rantı tezgahı!
https://t.co/mfNOi9LBBH
İBB davasından gelişmeleri anlık olarak yayınlayan "İstanbul Yargılıyor" isimli internet sitesi "milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişime engellendi.
(EngelliWeb)
Duruşmaları televizyonda yayınlama tekliflerinden, duruşmalardan ifadeleri paylaşan siteyi erişime engellemeye.
İBB davasından bekledikleri bu değildi. Birileri gerçekten sağlam inandırmış bunları başta.
Gözaltındayken telefon şifresini vermeyen Cem Küçük, Kadriye Kasapoğlu ve Ekrem İmamoğlu’na akıl veriyor:
“Telefonda bir şey yoksa şifresini verirsin.”
İşte bunları birer birer gösterdikten sonra, “Bakanlar ödül verip protokoller imzalıyor sonra şarkıcıya niye övdün diye kızıyor” dedim ve sorumu tekrarladım: Bakanlar da ifadeye çağrılır mı?
https://t.co/ddWS5CDGDH
Bir Üsküdarlı olarak Sinem Dedetaş'ın hizmetlerinden memnunum.
Oy verdik, seçtik. Sandığa saygı!
Üsküdar'da bir kadının kendilerini yenmesini hazmedemediler.
Kadın belediye başkanlarına tahammülleri yok!
Sinem Başkanın tek suçu var: Üsküdar'da seçim kazanmak!
Seçim kazanmayı suç haline getirmeye çalışıyorlar.
Ama yağma yok. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!
@sdedetas
TBMM'de görüşülen torba yasanın 26. maddesi bizim için bir KIRMIZI ÇİZGİDİR. "Öğrenci affı" başlığının gölgesinde, Türkiye'nin düşünce dünyasına kelepçe vuran bu maddeyi kabul etmemiz mümkün değildir!
7315 sayılı Kanun'u değiştirilerek üniversitelerde görev yapacak tüm öğretim elemanları güvenlik soruşturmasına tabi tutuluyor. Yani emniyet/istihbarat süzgeci geliyor.
Eleştirinin, sorgulamanın, özgür düşüncenin yeri olması gereken üniversiteyi milli güvenlik ile aynı kefeye koymak, akademiyi bir güvenlik meselesine indirger.
Teklifle genç bir araştırmacının yıllar önce katıldığı bir basın açıklaması, imzaladığı bir bildiri ya da bir sosyal medya paylaşımı, kariyerine daha başlamadan son verilebilir.
Anayasa Mahkemesi 2019'da benzer bir düzenlemeyi, keyfiliğe karşı yeterli güvence içermediği gerekçesiyle İPTAL ETTİ. Aynı mantık şimdi kelime oyunlarıyla yeniden, bu kez üniversitelere taşınıyor.
Bunun bir bedeli de nitelikli bilim insanı göçüdür. Bu madde, gitmekte kararsız binlerce genç beyne "burada size yer yok" demektir.
Bu güvenlik değil, akademiyi itirazsız, sorgusuz, tek tip hale getirme niyetidir. "Güvenlik soruşturması" adı altında üniversiteyi itirazsız hale getirmek isteyenlere izin vermeyeceğiz.
Yaptığım röportaj kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrıldım. Tarafıma yöneltilen suçlamalar arasında hakaret, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ve iftira iddiaları bulunmaktadır.
Oysa haber sürecinde tamamen gazetecilik ilkeleri doğrultusunda hareket ettim. Röportaj yaptığım kişi, kendi iradesiyle cast ajansı aracılığıyla etkinliğe geldiğini beyan etmiş; bu beyan tarafımca kayıt altına alınmıştır. Ayrıca söz konusu kişinin cast ajansına ait minibüste bulunduğunu gösteren fotoğraflar da mevcuttur.
Bunun yanı sıra, olayın ardından bir televizyon programında cast ajansı sahibi de figüranların etkinliğe kendi ajansı aracılığıyla getirildiğini kamuoyuna açık şekilde ifade etmiştir.
BirGün'e tetikçi dediler, Ebru Çelik'e hakaret edilen ses kaydını milyonlarca kişiye canlı dinlettiler, bir gazeteyi ve gazeteciyi işini yaptığı için savcılığa şikayet ettiler.
Sonuç: Ajans sahibi figüran gönderdiğini doğruladı.
Şu cümle şu anda herkese normal geliyor.
Şu cümleyi normal kabul eden hiç kimse normal değil.
Çünkü terör normalize edilirken, normal terörize edilmiş durumda.
PKK'ya özel af düzenlemesinden söz edilebiliyor memleketimizde.
Halkımız huşu ve sessizlik içerisinde dinliyor ve bütün bunların vatanın selameti için yapıldığına inanıyor.
Distopik bir korku filmi gibi...
Bomba haber…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’daki üye katılım törenine farklı cast ajanslarından yüzlerce figüran 950 lira karşılığında taşınıp CHP Gençlik Kolları yeleği giydirilmiş.
BirGün muhabiri Ebru Çelik o figüranların arasındaydı, bizzat tanık oldu👇
Sadece gazetecilik yaptığım için tutuklandığım dosyanın ilk duruşmasında gözaltına alınırken yaşadığım hukuksuzlukları dile getirince mahkeme hakimi bile bu kadar da olmaz demiş olacak ki mahkeme olarak suç duyurusunda bulunmaya karar vermişti.
Telefon sinyalime hakimlik kararı olmadan bakıldığını düşünüyorum araştırılsın, log kayıtlarına bakılsın demiştim. Ancak savcı hiçbir araştırma yapmadan dosyayı kapattı. Log kayıtları dahi incelenmedi.
Benim bu ülkede hukuksuzluklara itiraz etme, hakkımı arama şansım yok anlaşılan. Tüm hukuksuzlukların muhatabı ol ama sakın itiraz etme deniyor. Ey adalet neredesin?