@erolgoka Milli eğitim dershanelere rakip olmaktan korkuyor galiba, onların da ekmeğine engel olmayalım düşüncesinde sanırım. Yoksa dediğiniz gibi yapılacak şey basit aslında. İnsanımızın da şu sınavları gereksiz büyütmemesi lazım, hayat memat meselesi olarak görürsen stres de artar.
***BERLİN ERKEK LİSESİ***
Almanya Federal Cumhuriyetine;
Mütekabiliyet ilkesi gereği ülkenizin başkenti Berlin’de, adı “Berlin Erkek Lisesi” olan bir okul açmak istiyoruz.
Planlamamız şu şekilde olacaktır:
1. Bina olarak merkezi bir cadde üzerinde tarihi bir bina tahsis edilecektir.
2. Pansiyon binası okulla aynı bahçeye bakacaktır.
3. Okula Türk değil Alman erkek ve kız öğrenciler sınavla, üst puan diliminden alınacaktır.
4. Eğitim dili Türkçe olacaktır.
5. Yabancı dil ve sayısal dersler, ülkemizden, MİT ve MEB tarafından özel görevle seçilmişTürk öğretmenler tarafından okutulacaktır.
6. Okulda TÜBİTUR programı uygulanacak ve öğrenciler bu programla Türkiye’deki üniversitelere sınavsız geçebilecektir.
(Bu programla öğrencilerin yüzde doksanı Türkiye'deki üniversitelerde sınavsız okutulması öngörülmektedir.)
7. TÜBİTUR programına katılacak öğrencileri Türk öğretmenler seçecektir.
8. Okulda mezun derneği kurulacak ve bu derneğin, özellikle okul idaresine karşı dokunulmazlığı sağlanacaktır. Dernek, lisenin bahçesine özel ana okulu açacaktır.
9. Öğrenciler arasında devrecilik uygulamasından kaynaklı yaşanan zorbalıklar disiplin yönetmeliği kapsamı dışında tutulacaktır.
10. Mezuniyet törenleri de dahil pilav, aşure vs. günü etkinliklerinde öğrencilerin Alman eğitim yöneticilerine karşı yapacağı bütün protesto ve eylemler, kovuşturmaya tabi tutulmayacaktır.
Belirttiğimiz hususların 30 Haziran 2026 tarihine kadar değerlendirilmesi ve ivedilikle tarafımıza bilgi verilmesini iletiriz.
[NOT: Bu yazı ileri düzeyde ironi içermektedir.]
Bu LGBT tiplerin büyük çoğunluğunda, devlete ve kurumlarına karşı sürekli nefret üreten bir mide hastalığı var ve biriken o nefreti zaman zaman böyle kusmak zorunda kalıyorlar. İşte Kaan Sekban, kusarken cümle arasında sinema dizi sektöründe yükselmek için öncelikle muhalefetin bir neferi olmanız gerektiğini de ağzından kaçırmış.
Bunu yapmayanların sistemin dışına çıkarıldığını, Köleleştirilmiş oyuncuların Gezi'de Ayşe Barım'ın talimatlarıyla devlete karşı başlatılan isyana nasıl katılmak zorunda bırakıldıklarını yakın zamanda gördük. İşte muhalefetin pembe neferi Kaan Sekban'ı kudurtan, Tabii'nin açtığı alanda oyuncuların artık Siyonist ve solcu yapımcıların köpekliğini yapmak zorunda kalmıyor olmaları.
Bir asrı geçen bir süre boyunca ellerinde tuttukları sektörü artık kaybediyorlar. Tabii dizileri, ana akım medyadaki dizilerden hem teknik anlamda hem de içerik anlamında bariz şekilde daha kaliteli olarak üretiliyor artık.
Ayrıca Tabii'de göremezsin dediği Demet Evgar, yurtdışındaki tek ödülünü Bangladeş'ten aldı. Serenay Sarıkaya'nın parlak kariyeri ise ona sadece "İspanyolca Konuşmayan En İyi Kadın Oyuncu" gibi "muhteşem" bir ödül getirdi. Gökçe Bahadır'ın ise yurtdışından aldığı herhangi bir ödül yok. Türkiye'de solun 100 sene boyunca elinde tuttuğu sinema/dizi sektöründe varabildiği yer işte burası.
@cetinkayakoc Hocam şimdilerde dünya modelleri denen, çevreyi deneyimleyerek öğrenen yz modelleri konuşuluyor, büyük dil modellerinin eksiğinin bu olduğu, yz dünyayı deneyimlerse anlayabileceği şeklinde bir teori var. Buradan bir yol açılır mı acaba
@AltayCemMeric Bilinmeyen meselelerden biri de farsçanın yarısının arapça diğer yarısının da Türkçe olması, o kadar ki farsçanın söz dizimi dahi türkçeleşmiştir. Halbuki Türkçe o dönem için farsçanın etkisine girmiştir gibi propaganda yapılıyor hâlâ. Farslar çok da şey etmesin yani