2 Mart Pazartesi gününden itibaren hafta içi her sabah saat 8:00'de Bölgesel ve Ulusal gündemi yorumlamak, canlı bağlantılar ve sürpriz konuklarla gündemin nabzını tutmak üzere mikrofon başında olacağım. Metropol Fm'deyiz, bekleriz 😉🎙📻
Türkiye’de 2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile birlikte yaklaşık 17.000 köy mahalleye dönüştürüldü. Bu düzenlemenin amacı kırsal bölgelerin kalkınmasını hızlandırmak, yerel yönetim hizmetlerinin daha etkin ulaşmasını sağlamak ve şehir-köy arasındaki farkları gidermekti. Ancak aradan geçen yıllar, hedeflenen iyileşmelerin gerçekleşmediğini, aksine yeni sorunların ortaya çıktığını göstermektedir.
Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüşmesi sonrasında imar planı eksikliği büyük bir problem haline geldi. Köylerdeki mevcut yapılar, ruhsatsız ve plansız oldukları gerekçesiyle “kaçak” sayıldı. Yeni yapılacak binalar da imar planı bulunmadığından aynı duruma düştü. Böylece milyonlarca vatandaş, hem şehirde hem de kırsalda hukuki belirsizlikle karşı karşıya kaldı.
Bu belirsizliği gidermek amacıyla 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı ve Yapı Kayıt Belgesi düzenlemesi, yaklaşık 10 milyon başvuru aldı. Bunlardan yalnızca 3,5 milyon Yapı Kayıt Belgesi verildi. Yani o dönemde bile 6 milyondan fazla başvuru sonuçsuz kaldı. Bugün ise güncelleme bekleyen 10 milyon bağımsız birim bulunuyor. Bu yapıların büyük bölümü, Yapı Denetim Yönetmeliği’ne göre denetim dışında kalan, 200 metrekareyi geçmeyen küçük ölçekli yapılardan oluşuyor.
Dolayısıyla sorun sadece teknik değil; aynı zamanda sosyal ve ekonomik boyutları olan temel bir toplumsal mesele haline gelmiş durumda. Vatandaşlar evine ruhsat alamıyor, tarımsal ve kırsal yaşam planlı gelişemiyor, belediyelerin görevlerini yerine getirmemesi nedeniyle milyonlar mağduriyet yaşıyor.
Siyasi partiler de bu noktada devreye girmeye başlamış durumda. Son dönemde Yeniden Refah Partisi’nin Yapı Kayıt Mağduriyeti konusunda yaptığı basın açıklaması ve Gelecek Partisi Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ’ın destekleyici katılımı, mağdur kitleler açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Ayrıca Yeniden Refah Partisi’nin sunduğu kanun teklifi de beklentileri karşılamaya dönük umut verici bir gelişme.
Türkiye’de Yapı Kayıt Sorunu, siyasi partiler üstü bir konu olarak ele alınmalı. Hiçbir partinin bu mağduriyet üzerinden siyaset yapmaması; aksine, tüm partilerin ortak akılla vatandaşın temel barınma hakkını güvence altına alacak bir düzenlemeyi hayata geçirmesi gerekiyor.
Bugün milyonlarca bağımsız birim için acil yasal güncelleme şarttır. Büyükşehir Yasası sonrası ortaya çıkan imar planı eksiklikleri ve 2018 sonrası çözümsüz kalan Yapı Kayıt mağduriyeti, hem kırsalda hem kentte sosyal adalet ve güvenlik sorunu yaratmaktadır.
Vatandaşın beklentisi açıktır: Partiler üstü bir anlayışla, ortak çözüm odaklı bir Yapı Kayıt düzenlemesi.
#YeniYıldaYapıKayıt
@Akparti@MHP_Bilgi@herkesicinCHP@rprefahpartisi@GelecekPartiTR@SaadetPartisi@devapartisi@anahtarparti@Vatan_Partisi@tipgenelmerkez
İmar Yasasına Takılanlar (İYT) Derneği olarak; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun günümüz koşullarına cevap verememesi, 2018 yılında yürürlüğe giren İmar Barışı uygulaması sonrası ortaya çıkan mağduriyetler, iptal edilen yapı kayıt belgeleri, Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin iptal kararı ve yaşanan sosyal-ekonomik sonuçlar çerçevesinde denetimli bir imar düzenlemesinin neden zorunlu hâle geldiğini kamuoyunun takdirine sunuyoruz. İmar Yasasına Takılanlar af değil, denetimli ve adil bir çözüm beklemektedir.
3194 sayılı İmar Kanunu 1985 yılında yürürlüğe girmiş, aradan geçen yıllara rağmen özünde dönemin nüfus yapısı, şehirleşme anlayışı ve sosyal ihtiyaçlarına göre şekillenmiş nostaljik bir mevzuat olarak kalmıştır. Bugün ise nüfus artışı, büyükşehirlere yoğun göç, pandemi süreci, deprem gerçeği, ekonomik ve bürokratik baskılar karşısında mevcut imar mevzuatı vatandaşı koruyan değil, çoğu zaman mağdur eden bir yapıya dönüşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bugüne kadar 22 kez imar düzenlemesi yapılmış olması, mevzuatın güncellenmesinin olağan ve zorunlu olduğunu açıkça göstermektedir.
Mevcut imar mevzuatına göre ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar hukuken yok hükmünde sayılmakta, ekonomik bir değer taşımamaktadır. Bu durum hem vatandaşın mülkiyet hakkını zedelemekte hem de devleti ve yerel yönetimleri ciddi vergi ve gelir kaybına uğratmaktadır. Oysa denetimli bir imar düzenlemesiyle bu yapıların kayıt altına alınması, milli servetin korunması ve devlet hazinesine önemli katkı sağlanması anlamına gelecektir.
Uzun yıllar boyunca toplum yüksek katlı apartman yaşamına mahkûm edilmiş, komşuluk ilişkileri zayıflamış, sosyal bağlar kopma noktasına gelmiştir. 2020 yılında başlayan Covid-19 pandemisiyle birlikte yatay mimari, az katlı ve müstakil yaşam anlayışı yeniden ön plana çıkmış, bu yönelim yalnızca bir tercih değil çağdaş yaşamın ve ruh sağlığının bir gereği hâline gelmiştir.
Ülkemizin büyük bir bölümü aktif fay hatları üzerinde yer almaktadır. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler, ruhsatlı ve iskânlı yapıların dahi yıkılabildiğini, asıl belirleyici unsurun ruhsat değil yapı sağlamlığı olduğunu acı şekilde ortaya koymuştur. Bu depremler sonucunda yüz binlerce konut yıkılmış, milyonlarca insan evsiz kalmış ve ülke genelinde ciddi bir konut stoku krizi yaşanmıştır.
2018 yılında İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16. maddede, yapı kayıt belgelerinin yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu düzenleme, yapı kayıt belgelerinin kaçak yapıların hukuken görünür hâle gelmesi ve kentsel dönüşüme dahil edilebilmesi amacıyla getirildiğini göstermektedir. Zira hukuken yok sayılan yapıların kentsel dönüşüme konu edilmesi mümkün değildir.
Danıştay 6. Dairesi’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, 23 Temmuz 2024 tarihli kararıyla İmar Barışı kapsamında yer alan “yapının depreme dayanıklılığı malikin sorumluluğundadır” ifadesini iptal etmiştir. Bu karar, yapı güvenliği sorumluluğunun tamamen vatandaşa yüklenemeyeceğini, yaşama hakkı, barınma hakkı ve mülkiyet hakkının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuş ve İmar Barışı’nın yeniden ele alınmasını anayasal bir zorunluluk hâline getirmiştir.
Mevcut durumda milyonlarca yapının yıkılması; milyonlarca insanın evsiz kalmasına, konut ve kira fiyatlarının daha da artmasına, devlet bütçesine ağır yük binmesine ve enkaz kaynaklı asbest gibi ciddi sağlık risklerinin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bu tablo hukuk devleti ve sosyal devlet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Geçmiş imar düzenlemeleri, aynı sokakta ve aynı mahallede yaşayan vatandaşlar arasında derin eşitsizlikler yaratmıştır. Bir vatandaş yapı kayıt belgesi alabilirken komşusunun alamaması, eşitlik ve sosyal adalet ilkesini açıkça zedelemektedir.
Denetimli bir imar düzenlemesi; devlet için gelir, vatandaş için güvence, deprem için hazırlık ve toplum için huzur demektir. Depreme dayanıklı, sağlam, az katlı ve yatay mimariye uygun yapıların ruhsatlı ya da ruhsatsız, iskânlı ya da iskânsız ayrımı yapılmaksızın denetlenerek kayıt altına alınması ülkemiz için milli servet kazancıdır. Deprem varsa çözüm de vardır: Gel denetle; sağlamsa kayıt altına al, değilse güçlendir ya da dönüştür.
#YeniYıldaYapıKayıt @Akparti@RTErdogan@murat_kurum@akaraismailoglu@halileldemir@HulusiSenturk@mervangul56@AdnanBekerr@sururicorabatir@AykutKaya07@kaankoc75@SedaSaribas09@mvhuseyinyildiz@fnasiroglu@mvmustafaoguz@mehmetatmacasp@GiderAyhan@KverSemih@KonalGazi@AvOnurDusunmez@samilayrim@asyanikomeroglu@george_aryo@GulcanKis@aliinci_54@erdogansabahats@CYAZMAC@cem_avs@yavuzaydintrb@vehbikoctr@VahitKirisci@muharremvarli01@profademkorkmaz@Ruken_Kilerci@AyhanBarut01
@canarsuzu_06 Biz ‘ Mansur Yavaş veya İmamoğlu aday olmalı ‘ derken bizi linç edenler düşünsün . Sırf Cumhurbaşkanı adayı olabilme adına siyasi rüşvet olarak vekillik dağıttı. Sonuç ortada.
Mert Hakan Yandaş’ın arkadaşı ‘İhtiyacım var, borç verir misin?’ diyor, o da gönderiyor. Arkadaşı bahis oynuyor, adliye koridorlarında olan ise Mert Hakan oluyor. Eren Elmalı ise açık açık ‘Bahis oynadım, cahillik ettim’ diye itiraf ediyor ama hâlâ antrenmanlarda.
Bu mu adalet?
Mert Hakan Yandaş'ın ifadesini, aleyhindeki delilleri ve hatta iddianamenin de tamamını gözlerimle görmeden kendisi hakkında hükme yakın cümleler sarfetmeyeceğimi, yazmayacağımı biliyor olmalısınız. Suçu sabitse (ve söylendiği gibi ekmeğine ve kulübüne ihanet etmişse) zamanı geldiğinde cezasını en ağırından çeksin!
Ama mevzu bir Fenerbahçeli olunca 'aslan' kesilen hukuk düzenimizin, (Türk spor tarihinde ilk kez bir yasadışı bahis baronuyla sponsorluk sözleşmesi imzalayan) Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’i de savcı ve hâkim karşısına çıkaracak cesareti vardır herhalde di mi!
Türkiye’de milyonlarca vatandaş, imar mevzuatındaki eksiklikler, güncel olmayan planlar, uygulamada yaşanan büyük çelişkiler ve yasal boşluklar nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşamaktadır. İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak, bu mağduriyetlerin artık görmezden gelinmemesi ve kalıcı bir çözüm üretilmesi için bu çağrıyı yapıyoruz.
1. Büyükşehir Yasası’nın Yarattığı Mağduriyetler
2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile köyler mahalleye dönüştürülmüş, ancak bu yeni statüye uygun imar planları hazırlanmadığı için milyonlarca vatandaşın taşınmazı bir gecede plansız ve kaçak yapı durumuna düşmüştür.
Köyde kendi toprağında yaşayan vatandaşın evi, ahırı, samanlığı bile şehir merkezindeki bir bina ile aynı hükümlere tabi tutulmuş; bu durum idari para cezalarına, yıkım kararlarına, abonelik sorunlarına ve hukuki çıkmazlara yol açmıştır.
Bu mesele, vatandaşın değil; belediyelerin plan üretmemesinin doğurduğu bir sistem hatasıdır.
2. 2018 İmar Barışı ve İptal Edilen Yapı Kayıt Belgeleri
2018 yılında çıkarılan İmar Barışı, milyonların devlete güvenerek başvurduğu bir düzenlemeydi.
Vatandaş ücretlerini ödedi, belgesini aldı, fakat daha sonra Yapı Kayıt Belgeleri yargı kararlarıyla iptal edildi.
Bu durum:
❗Hukuki güvenlik ilkesini zedelemiş,
❗Devlete olan inancı sarsmış,
❗Aynı vatandaşları yeniden kaçak yapı sahibi konumuna getirmiştir.
❗İmar Barışı ile verilen taahhüdün yerine getirilmesi ve belge sahiplerinin hakkının korunması devletin sorumluluğudur.
3. Anayasa Mahkemesi’nin ‘Yapıların Güvenliği Malikin Sorumluluğundadır’ Kararı
23 Temmuz tarihli AYM kararıyla, devlet yapı güvenliği konusundaki tüm yükümlülüğünü vatandaşa devretmiştir.
Oysa asıl sorun, vatandaşın sorumluluk almaması değil; ilgili kurumların zorunlu imar planlarını yıllarca hazırlamaması ve vatandaşın yasal bir yol bulamamasıdır.
Plan yoksa, ruhsat yoktur.
Ruhsat yoksa, güvenli yapı da yoktur.
Devletin görevi, vatandaşı çıkmaza sürüklemek değil; güvenli yapılaşmanın önünü açmaktır.
4. Pandemi Sonrası Kırsala Yönelim ve Mevcut Mevzuatın Yetersizliği
Pandemi döneminde milyonlarca insan köyüne, arazisine yönelmiş; doğayla iç içe bir yaşam arzusu artmıştır.
Ancak planlar güncellenmediği için vatandaş toprağına:
❗Küçük bir konut,
❗Basit bir barınak,
Tarımsal amaçlı bir yapı bile yapamaz hâle gelmiştir.
Bu yapılar şehirdeki dev binalarla aynı mevzuata tabi tutulduğu için cezalar ve yıkımlar artmıştır.
Bu durum hem vatandaşın yaşam hakkını zedelemekte hem de ülkenin tarım ve kırsal kalkınma hedefleriyle çelişmektedir.
5. Yapıların Kayıt Altına Alınması Devlet Hazinesine Katkıdır
Kayıt dışı milyonlarca yapı bulunmaktadır.
Bu yapılar:
❗Vergi kaybına,
❗Denetim eksikliğine,
❗Plansız kentleşmeye,
❗Kaçak elektrik/su sorunlarına neden olmaktadır.
Çözüm basittir:
Devlet, yapıların tamamını kayıt altına aldığında:
❗Hazineye milyarlarca lira gelir girecek,
❗Abonelikler yasal zemine oturacak,
❗Güvenli yapılaşma desteklenecek,
❗Çarpık kentleşmenin önü kesilecektir.
Sonuç ve Talebimiz
Bu mesele siyaset üstüdür.
Milyonlarca vatandaşın ekonomik, sosyal ve hukuki geleceğini doğrudan ilgilendiren toplumsal bir sorundur.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak talebimiz nettir:
• Büyükşehir Yasasının doğurduğu mağduriyetler giderilmeli, kırsal alanlar için özel bir imar düzenlemesi yapılmalıdır.
• 2018 İmar Barışı ile verilen Yapı Kayıt Belgeleri için hakkaniyetli bir çözüm üretilmelidir.
• Yapıların güvenliği için vatandaşı çıkmaza sokan plan eksikliği giderilmeli, belediyeler plan üretmeye zorlanmalıdır.
• Kırsalda yaşayan vatandaşın yaşam hakkını kısıtlayan katı mevzuat yerine, makul ve uygulanabilir bir imar modeli oluşturulmalıdır.
• Tüm yapılar kayıt altına alınmalı, böylece hem devlet kazanmalı hem vatandaş nefes almalıdır.
Bu çağrı, sadece mağduriyet değil; çözüm ve işbirliği talebidir.
Ülkemizin yararına olan bu düzenlemeyi yapmak, hepimizin ortak sorumluluğudur.
#Bence #YapıKayıtElzemdir
@ekoltvv
@GalatasaraySolo Barış Alper Yıılmaz mı etkili eleman ? Olmadığı maçlarda hep kazandık . Gol attık . Kerem’in iki yüzde yüzlük vuruşunu kaleci kurtardı . İkisi az farkla auta gitti .
@kad_celebi ‘ Küçük olsun, bizim olsun ‘ mantığı devam ettiği sürece mehter takımı gibi iki ileri bir geri olmaktan öteye gidemez parti . Allah hayırlısını etsin .