Çalışırken bu çalışma için kurulmuş sisteme uygun davranmayıp ama yine de işin içinden sıyrılan insanlarla dolu özel sektörde daha ne kadar dayanabilir bir insan? Emekli olana kadar çalışanları düşünüyorum ve şoktayım. Ya benzeyeceksin sen de ya da bırakacaksın bir noktada.
Çalışırken verdiğimiz her emeğin görüleceğini mütevazı bir şekilde beklemek kadar gülünç birşey yok. Herkesin kaliteli iş üretmekten çok sisteme kendini kaptırmış aptalca yarattığı algıların içinde sadece kendimizi tüketiyoruz.
Şantiyede bir kadın olarak sayısız haksızlığa ve yok sayılmaya uğrayıp bunu politik olarak bağdaştırıp analizini yaptıktan sonra dirayetli kalmak için "sen aslan burcusun Begüm sen bitti demeden bitmez" durumuna gelerek ayakta kalıyorum ne yazık ki 💜
Şair Ahmet Telli'yi kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Onun dizelerinde dediği gibi; hüznümüz isyan olur...
Varlığıyla, şiirleriyle mücadelemizde hep yanıbaşımızdaydı.
Sıyrılıp gelecek, dövüşenlerin, sevgiyi büyütenlerin her anına dizeleriyle eşlik edecek!
#AhmetTelli
Ankara'da NATO zirvesi öncesi ev baskınlarıyla gözaltına alınan Halkevleri GYK üyemiz Hediye Doğan Yıldırım ve çok sayıda kişi tutuklandı.
İşgalcilerin, sömürgecilerin, haydutların, çocuk istismarcılarının "huzuru bozulmasın" diye arkadaşlarımızı rehin aldılar!
Ne yapsanız nafile. Huzurunuzu kaçırmaya devam edeceğiz!
Açıklama | Onlar işgalci, biz bu toprakların sahibiyiz! NATO defol!
NATO'nun Ankara'da gerçekleştireceği 26. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne sayılı günler kaldı. Türkiye'yi yönetenler zirveye ev sahipliğine pek hevesli... Elbette misafirperverlikten değil; ABD emperyalizminin yeni stratejik yönelimlerine uyum sağlamak ve konum almak için sahip oldukları hevesten kaynaklı.
Suriye'yi, Libya'yı, Filistin'i, Lübnan'ı, Yemen'i, Ukrayna'yı kan gölüne çeviren ABD ve onun emlak patronu, Epstein'ci başkanı NATO üzerinden yeni planları hayata geçirmeye hazırlanıyor. Dünyanın dört bir yanını kan gölüne çeviren ABD, NATO içinde yük paylaşımını arttırmak, ABD çıkarları için dünyanın silahlandırılmasında Türkiye'yi bir silah üretim merkezi haline getirmek, kendi askerî yığnağı için topraklarımızı kullanmak istiyor. Saray iktidarı isteklere cevap vereceğini garanti etmek adına şimdiye kadar birçok adım attı. Adana ve İstanbul Boğazı'nda yeni kolordular, İtalya'ya ait SAMP/T hava savunma sisteminin "NATO Daimi Savunma Planı kapsamında" Konya'da 3. Ana Jet Üssü'ne yerleştirilmesi gibi gelişmeler ABD'nin yeni askerî yığnağının parçası. Saray iktidarı buna ortak olarak NATO'da merkezi bir pozisyon tutma hedefini önüne koyuyor. Bunun tercümesi, dünyayı işgal ve sömürgecilik temelinde talan eden, yeni savaşlara yol açan emperyalist saldırganlığın önemli bir parçası olmaktır.
Ankara'nın bütün yollarının kapatılması, normal zamanda yapılmayan çevre düzenlemelerinin NATO'culara kendini beğendirmek için adeta bir makyaj misali ortaya çıkması, halkın yaşadığı evlerden utandıkları için önlerinin panolarla kapatılması ve Saray'da süren hazırlıklar... Hiçbiri, sömürgeci efendilerini ağırlamaya hazırlanan bir sömürge valisinin icraatlarından farklı değil.
Onlar işbirlikçiliğini kanıtlamak için ne kadar hevesliyse, bu topraklarda yaşayan, yaşadığı toprakları seven, bu topraklarda insanca ve güvenceli bir şekilde yaşamak isteyen milyonlar da başta Saray iktidarı olmak üzere sömürgecilerin ayağımıza doladığı bağlardan kurtulmakta o kadar hevesli. İşte tam da bu yüzden NATO Zirvesi'nin hazırlıkları kapsamında panikleyen iktidar, potansiyel protestocuları, halkın sömürgecilere olan nefretini ifade edebilecek herkesi şimdiden suçlu ilan etmeye, gerçekliği olmayan gerekçelerle ve hukuksuz bir şekilde gözaltına almaya başladı.
Temel hedefleri, halkın emperyalizme sokaktan yükselecek itirazını engellemek, korku ve panik yaratmak, efendilerine de ne kadar kararlı olduğunu göstermektir. Ama unuttukları bir gerçeği biz hatırlatalım: Yasaklamalara dayalı önlemlerin faydası yok! Büyük hevesle ağırlamaya hazırlandıkları misafirleri bu topraklara gelen işgalcilerdir, işbirlikçiler de bu işgalci ve sömürgeci güçlerin parçasıdır, ama biz bu toprakların halkıyız. Yasaklarla kuşattıkları kentlerin caddeleri, ara sokakları, mahalleleri bizi iyi tanır... Hangi ara sokak hangi meydana çıkar iyi biliriz, hangi mahallenin öfkesi işbirlikçilerin karşısına dikilir iyi biliriz...
Uyarıyoruz! Emperyalist sömürgecileri misafir edeceklerin suçlarına ortak olmayın! Halkı yasaklarla kısıtlamaya, gözaltılarla korkutmaya kalkmayın, bunun için atılan adımlara ortak olmayın. İşgalciler gelip geçicidir, kalıcı olan, her gün yaşam kavgasına giren, hakkı için mücadele eden, sokaklara çıkan ve memleketini işgalciye, sömürgeciye, işbirlikçiye karşı savunacak olan bu topraklarda yaşayan halktır.
Çağrı yapıyoruz; yaşadığımız toprakların Trump'ların, Elon Musk'ların, çokuluslu şirketlerin, savaş tekellerinin çıkarları için sömürülmesine itirazımızı yükseltelim. Bundan daha doğal, daha meşru bir hakkımız yok! Emperyalistleri de işbirlikçilerini de yenilgiye uğratacağımız tek yol, bu topraklarda yükselteceğimiz mücadeledir.
Unutmayalım! Geçici olan onlar, biz bu topraklarda kalıcıyız çünkü bu toprakların sahibiyiz!
Mücadele dersini öğretmenler veriyor!
Taban maaş ve atanma hakkı için mücadele eden öğretmenlerimizin yanındayız.
Birbirimizi yalnız bırakmayacağız, öğretmenlerin sesi tüm yoksulların ve güvencesizlerin sesidir!
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Halkevleri Hukuk Sekreterimiz Av. Döndü Kurşunoğlu, NATO zirvesi öncesi yaşanabilecek ev baskınlarına karşı nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlattı.
"Haklarımız olduğunu ve yalnız olmadığımızı bilelim. Unutmayalım onlar işgalci, biz ev sahibiyiz!"
“NATO Defol” demek erişime engellendi!
Emperyalist savaş örgütü NATO’ya karşı açtığımız web sitemiz https://t.co/4YW7ekVA23, Bolu 1. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla erişime engellendi.
NATO Defol web sitesi NATO'nun savaşlarını, savaş suçlarını, halklara yaptığı katliamları ifşa eden bir web sitesiydi. NATO'nun, GLADIO'nun ve işbirlikçi rejimin gerçek yüzünü gösteren web sitemize erişimin engellenmesi halkın gerçeklere ulaşmasının engellenmesidir.
GERÇEKLERİ GİZLEYEMEZSİNİZ! MÜCADELEMİZ ENGEL TANIMAZ!
Bu ülkede gençliğin, emekçilerin, emekçi halkların NATO’ya, ABD emperyalizmine ve savaş politikalarına karşı söz söylenmesinden korkuyorlar! 40'tan fazla devrimciyi tutuklayan, onlarcasına baskı ve gözaltı politikaları uygulayan işbirlikçiler bugün de web sitemize erişim engeli getiriyor!
Biz bu memleketin anti-emperyalist damarıyız! Bu topraklarda NATO zirvesi düzenlemek, kapalı kapılar ardında yeni savaşların, yeni işgallerin, Ortadoğu halklarına dönük yeni saldırı planlarının masasını kurmak isteyenlere sessiz kalmayacağız.
Bilin ki biz mücadelemizden vazgeçmeyiz!
NATO DEFOL demeye meydan meydan daha yüksek sesle devam edeceğiz!
Nafaka hakkına ve LGBTİ'lerin haklarına saldıran 12. Yargı paketine karşı Ankara'da sokaklara çıkan kadınlara polis saldırdı.
📢Aralarında Genel Başkanımız Sevinç Hocaoğulları'nın da bulunduğu dört kişi gözaltına alındı.
Ne yargı paketleri ne başka herhangi bir saldırı haklarımızı gasp edemez yaşamlarımızı belirleyemez!
Gözaltınlar serbest bırakılsın!
Genel Başkanımız Nebiye Merttürk 29. Genel Kurulumuzda konuşuyor;
Tüm odağımız, Saray iktidarına karşı direniş kararlılığını büyütmektir. Bu halk, kendi kaderini eline alacak ve kurtuluşun yolunu açacaktır. Çünkü halk, Saray’dan büyüktür!
Halk Saray’dan büyüktür!
Saray iktidarının CHP üzerinde uzun süredir sallandırdığı mutlak butlan kararı bugün açıklandı. Son yerel seçimde AKP’yi geride bırakarak birinci parti konumuna yerleşen ana muhalefet partisini, iktidarla değil kendi kendisiyle mücadeleye itip felç etmeye yönelik bu karar, mahkemede değil Saray��da alınmıştır. Hukuki değil siyasidir. Bir usulsüzlüğe karşı değil Tayyip Erdoğan’ın iktidarı kaybetme olasılığına karşı alınmıştır.
CHP’li belediyelere dönük operasyonlarla başlatılan muhalefeti etkisiz hale getirme planı, 19 Mart 2025’te kitleler halinde sokaklara dökülen halkın isyan ve direnişi ile frenletilmişti. Mutlak butlan kararı da uzun süredir gündemde olmasına rağmen halkın Saray’a karşı sokakta verdiği mücadele nedeniyle bekletilmişti.
CHP’nin sokak mücadelesine dair ileri iddialarını yerine getirmeyip, sokağa değil de muhalefet açısından bir çıkmaza dönüşen seçim siyasetine ve parti içi mücadeleye odaklandığı koşullarda Saray iktidarı uygun zamanın geldiğini düşündü.
Saray iktidarı bir halk hareketiyle devrilmedikçe bu ülkede parlamenter siyasetin ve Saray mahkemelerinde adalet arayışının bir çıkmaz sokaktan farksız olduğu, halk için sokaktan başka siyaset alanı bulunmadığı, halkın isyan ve direnişi dışında faşizmi alt edecek bir yöntemin bulunmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Tüm demokrasi güçlerini sokağa, Saray’a karşı halkın mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.
Halk Saray’dan büyüktür.
Tek yol sokak, tek yol devrim!
AÇIKLAMA | Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi sıra arkadaşımız İlayda Zorlu intihar etmedi, devlet eliyle katledildi!
Dün arkadaşımız İlayda Zorlu aile evinde katledildi. Üzgünüz, öfkeliyiz!
Arkadaşımızın hayattan koparılması yerel basına intihar olarak geçti. Ancak arkasında bambaşka bir gerçek var!
Arkadaşımızın ailesi polis tarafından “Kızınız eylemlere, 8 Mart yürüyüşüne katılıyor.” denilerek provoke edilmiş, arkadaşımız aile içinde tehditlerine maruz kalmış ve bu sürecin sonunda hayattan koparılmıştır.
Her gün kadınların, işçilerin katledildiği, sistemin yarattığı şiddet sarmalının sonucunda okulların silahlarla basıldığı ve çocukların katledildiği, insanların yoksulluğa mahkum edildiği, bu yoksulluk sonucu üniversitelilerin eğitim hayatına devam edemediği bu düzende adaletsizliğin, haksızlığın karşısında "Artık yeter!" diyen binlerce üniversiteli bugün parasız eğitim için mücadele ediyor. Her gün yeni insanlar mücadeleye katılıyor. İktidar bu sorunlara çözüm bulacağına, yoksulluk içinde yaşamak istemiyoruz diyen binlerce gencin taleplerine kulak vereceğine polisleri görevlendirip ailelerini arayarak tüm haklı talepleri "Terör" yaftasıyla suçlu ilan etmeye çalışıyor. Yarattığı korku ve panik aileler tarafından gençlere şiddet olarak dönebiliyor. İşte bu şiddetin sonucunda bir arkadaşımız katledildi.
Daha önce polislerin ailelerimizi hukuksuzca aramasına ve hakkımızda iftiralar atmasına dair onlarca defa açıklamalarda bulunduk, durumu teşhir ettik, Meclis'te vekillerle, yetkililerle görüştük. Hiçbir zaman da yaptıklarımızı gizlemedik! Parasız eğitim için mücadele ediyoruz, yoksul mahallelerde çocuklara ders veriyoruz ve evet bu memlekete, geleceğimize sahip çıkıyoruz. Mücadelemizi, hedeflerimizi gizlemiyoruz! Bizimle uğraşacağınıza gidin hırsızları, katilleri yakalayın, yolsuzluk yapanları yakalayın gençlerle uğraşacağınıza, gençliğin sorunlarına çözüm bulun.
Hiçbir üniversiteli yoksulluktan kaynaklı üniversitesini yarım bırakmak zorunda kalmasın, hiçbir üniversiteli eğitim hayatını aynı zamanda güvencesiz işlerde çalışarak geçirmek zorunda kalmasın, barınma sorunu çekmesin, denetimsiz yurt asansörlerinde katledilmesin!
Artık yeter, tahammülümüz yok! Çekin kirli ellerinizi üstümüzden! Suçlular ortaya çıkana kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Katledilen sıra arkadaşımızın hesabını vereceksiniz.
Biz tek bir üniversitelinin, tek bir gencin bile bu sistemin yarattığı yoksulluğun pençesinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz. Hiçbir arkadaşımızın mücadele ettiği için devletin sistematik baskısına maruz kalmasına sessiz kalmayacağız.
Daha önce uyarılarımızı dinlemediniz, sürdürdüğünüz şiddet ve baskı yüzünden bir genç hayatını kaybetti. Suçlusunuz ve hesap verin! Bu cinayette parmağı olan herkes görevlerinden alınsın ve yargılansın. Gençlerin demokratik haklarını kullandıkları için devletin uyguladığı aile araması, ajanlaştırma girişimleri, yargı şiddeti son bulsun.
Bir arkadaşımızı daha kaybetmeye tahammülümüz kalmadı. Herkesi gençliğin geleceğine ve haklı mücadelesine sahip çıkmaya, destek olmaya ve onu büyütmeye çağırıyoruz!
İMO İstanbul Şubesi mevcut gerici yönetimi Harun karadeniz Salonu'nun adını değiştirdi.
Harun Karedeniz İTÜ İnşaat Mühendisliği öğrencisiyken antifaşist-antiemperyalist mücadelede en ön saflarda yer aldı.
Odalardaki gerici kuşatmaya karşı Harun Karadeniz Onurumuzdur!
Aydın demişken Madımak'ta gericiler tarafından öldürülen aydınları, Uğur Mumcu'yu analım. İktidar tarafından tehdit olarak görülmeyen hiçbir kimseye de aydın demeyeceğiz.