Muazzam bir olay.
"2,5 gün kayboldum. Günde 200 defa içimden İstiklal Marşı'nı okuyordum, motive olmak için. Ülkem adına yaptım. Ölürdüm, geri dönmezdim."
Güney kutbuna tek başına gidip -40 derecede günlerce yürüyüp Türk bayrağı diken Ali Rıza Bilal...
@lordsinov İkisini birden paralelde yürütmeli baika şansı yok. Zaman önemli belirleyeceği son bir tarihte chp tarafında ilerleme olmazsa yeni partiye yoğunlaşır.
Emekli Tümamiral Cihat Yaycı: (Yunanistan'a tatile giden Türk vatandaşları hk.)
“Türk vatandaşlarına çağrım şudur: Tatil planı yaparken sadece denizi, oteli ve fiyatı değil; ülkemizin çıkarlarını, ekonomik gücünü ve milli hassasiyetlerini de düşününüz.”
Sayın Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Milyonlarca vatandaş vize randevusu bile bulamıyor.
Siz emekli vekillere vize aldırması için mektup yazmak yerine niye vatandaşa hizmet için hiçbir açıklama yapmıyorsunuz?
Sizden bilgi isteyen bir kişi bile olmadı. Kendine mektup isteyen vekillerden daha mı önemsiz bir konu bu?
@TC_Disisleri
Türkiye'de 90'lı yıllara dek öğretmenin güçlü, velilerin "eti sizin kemiği benim" düşüncesinde olduğu eğitim düzeni vardı. Öğretmen bu düzende öğrenciyi kolayca azarlar, düşük not verir, sınıfta bırakabilir hatta şiddet bile uygulardı. Bunlar eğitim düzeni için bir tür realite gibiydi.
Sonra, velilerin bu güçlü öğretmen düzeninden rahatsızlık duymaya ve bu düzenin öğrencilere zarar verdiğini düşündüğü dönem başladı. Velinin okula müdahalesi, öğretmenin yetkisini kötüye kullanımını engellemek ve öğrencinin iyiliği için çabalamak gibi pratik bir hedefe sahipti. Hatta medyada en makbul velinin okula gidip öğrencinin durumuyla ilgilenen veli olduğu propaganda ediliyordu.
Böylece güçlü öğretmen güçsüz öğrenci modeli yerini güçsüz öğretmen güçlü veli ve öğrenci modeline bırakmaya başladı. Sınıfta kalma uygulaması sona erdi. Düşük not nedeniyle hesap sormalar başladı. Öğrencinin okula istediği kıyafetle gidebiliyor olması öğretmen otoritesini zayıflattı. Denge öyle bozuldu ki veliler okul basıp öğretmen darp etmeye başladı ve bu rutin bir uygulama halini aldı.
Şimdi veli ve öğrencinin fütursuzca güçlü olmasının zararlı yönlerini keşfediyoruz. Artık öğretmenin yeniden güçlü ve öğrencisi ile baş başa olduğu bir düzen talep ediyor.
Peki ne olacak? Kötü mevcut düzenden önceki sağlıksız düzene geri mi dönülecek? Daha dengeli ve pragmatik bir düzen gerek. Gücü öğretmenden alıp öğrenci ve veliye bahşetmek sorunu çözmedi. Şimdi onu yeniden öğretmene iade etmek de çözmeyecek. Güç figürleri ve otorite arasında işleyen sağlıklı bir modele ihtiyaç var. Yoksa yine bir kuşak kaybedeceğiz.
@specialist1998 Bölücü mantık bombaları bu sorular... cevap dahi vermem , Türk müsün müslüman mısın? Atatürkçü müsün kemalist mi... bu tip soru soranlar mümkünse pişman etmek lazım