İzmir’de bugün tutuklanan kız öğrenciler arasında, tıp fakültesi son sınıf öğrencisi bir genç de vardı. Mezun olmasına sadece bir ay kalmıştı. Bu ay son sınavlarına girecek, doktorluk hayaline kavuşacaktı. Şimdi ise İzmir Şakran Cezaevi’nde.
Bir doktor adayı daha eğitiminden, geleceğinden ve özgürlüğünden mahrum bırakıldı.
Gurur duyun.
MehmetParlak Yaşamakİstiyor
https://t.co/abn21m8ewj
Anne sütüyle beslenen 9 aylık Emin bebeğin annesi, Rümeysa Şanal (31), bugün İzmir'de TUTUKLANDI.
Şanal, "2024 yılında Bosna-Hersek’e geziye gitmek", "bebeğine hediye olarak verilen paraları evinde bulundurmak", "öğrencilerle görüşmek" gibi gerekçelerle suçlanıyor.
Rümeysa Şanal:
“Bebeğimin akciğerinde bulunan kistler nedeniyle tomografi çektirmesi gerekiyor. Doktor yaşını doldurunca tomografi çekelim dedi. Ameliyat olabilir. Ayrıca bebeğim emzirme döneminde ve benim bakımıma muhtaç."
https://t.co/FoXfcZnbXc
MehmetParlak Yaşamakİstiyor
BAŞÖRTÜLÜ KIZ ÖĞRENCİLERİ GÖZALTINA ALDILAR AMA GÖRÜNTÜLERDE SADECE ERKEKLER VAR
İçişleri Bakanlığı, iki gün önce İzmir merkezli 12 ilde düzenlenen ev baskınlarına ilişkin bugün bir video yayınladı. Gözaltına alınanlar arasında çoğu üniversite öğrencisi olan 69 kadın ve 12 erkek bulunuyor. Ancak videoda yalnızca erkekleri görüyorsunuz. Kadınlar yok. Çünkü onlar başörtülü. Başörtülü kadınların görüntülerini yayınlamak, iktidarın yıllardır kurduğu mağduriyet söylemiyle çelişir.
Dokuz Eylül, Ege, İzmir Demokrasi, İzmir Katip Çelebi, Bakırçay, Yaşar, Adnan Menderes ve Balıkesir üniversitelerinde; tıp, hukuk, mühendislik ve ilahiyat fakültelerinde okuyan çok sayıda öğrenci şu anda İzmir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde gözaltında tutuluyor.
Bu öğrencilerin final sınavları vardı. Anneleri dışarıda, çocukları içeride. Panik atak geçirenler var, aileler endişe içinde.
Peki suçları ne?
Birlikte ev tutup ders çalışmak.
On yıldır devam eden yurtdışına çıkış yasağım kaldırıldı nihayet,on yıl, 10 yıl. Özgürsün ama değilsin, tutsak değilsin ama tutsaksın.. Arkadaşıma anlattım dün, e zaten özgürsün sanki her gün yurtdışına çıkacaksın dedi:) Anlamasını beklemedim tabi ki, anlayamazsınız çünkü.KHKlılar bu ülkede on yıldır ya cezaevinde ya sivil hayatta tam olarak tutsak.Her an boynunda bağlı bir ip var gibi bir deneyim, nefes aldırmadığı zaman çok,hala. İpi kesip atmak istiyorsun, bağlamışlar yukardan elin yetişmiyor ki kesesin atasın kurtulasın. İnsanlık onuru bir katil için dahi öncelik olmalı. Bu ülkenin yetişmiş beyinleri olan KHKlıların insanlık onuru yedisinden yetmişine, sağcısından solcusuna, demokratından faşistine ayaklar altına alındı. Bakınız @KHKTV4yeni ‘deki hayat hikayelerine. Bilemiyorum, ahımız çok bu ülkenin üzerinde. Ben şahsen helal etmiyorum fakat rövanş da istemiyorum. Sadece kanun hukuk uygulansın istiyorum, Özgür hissetmek hakimlik yapmış şimdilerde iyi bir hukukçu olan bir anne bir kadın için bu kadar lütuf olmamalıydı. Yazık ettiniz.
YENİ RAPOR: FELÇ RİSKİ VAR
Tekirdağ'da tutuklu hasta mahpus Abdullah Tırpan'ın (73) kızı Refia Tırpan:
“Doktor şubat ayında babamdan beyin MR'ı istedi, şubatta istenen MR, 8 Haziran'da çekildi. MR’ı değerlendiren doktor 'Felç geçirme riski var' dedi. Sol taraftaki şah damarı yüzde 75 tıkalı. Şimdilik sadece antibiyotik ve kan sulandırıcı vermişler. Babam, bugün (9 Haziran 2026) 'Görüşe gelmeden önce bir anda elim ayağım kesiliyor, elim ayağım boşalıyor’ dedi. Koğuşta bugün yine yere yığılmış. Hepsi birden tutmuşlar. Birkaç kere daha yaşamış bunu. Ayrıca şeker hastalığından dolayı ayağı şişip kızarıyor, iltihap toplamış, ağrıyı hissedemiyor, koğuşta sıcak su ile yandığında da acıyı hissetmemişti. Doktor iğneyi bir saplamış. Ayağının altı komple iltihap olmuş. Revirde bakmışlar ayağının altına, hastaneye sevk etmişler. Doktor ‘Bunu ihmal edemeyiz yoksa yapı komple kesilmeye kadar gider’ demiş. Sinir ucu iltihabı nedeniyle ayağındaki yara kapandı ama içten ayağının altı iltihap olmuş. Bu da ayağının kesilmesine kadar gidebileceğini gösteriyormuş. Romatizmadan dolayı eklem yerlerini kıvıramıyor ve bu yüzden de kişisel ihtiyaçlarını göremiyor."
MehmetParlaka YaşamHakkı
AbdullahTırpana YaşamHakkı
Ayrıntılı Bilgi: https://t.co/459JFruIyt
Bir sabah düşünün.
Kapınız çalıyor. Polisler geliyor. Eviniz aranıyor. Çocuğunuzun, ailenizin, komşularınızın gözü önünde gözaltına alınıyorsunuz.
Çocuklarınızın gözyaşları arasında evinizden götürülüyorsunuz.
Henüz mahkeme yok.
Henüz hüküm yok.
Henüz suçlu olduğunuzu söyleyen bir karar yok.
Ama o andan itibaren hayatınız değişiyor.
İsminiz haberlerde geçiyor.
Sosyal medyada suçlu gibi gösteriliyorsunuz.
Aileniz, çocuklarınız ne olduğunu anlamaya çalışıyor.
İşiniz, itibarınız, çevreniz ve psikolojiniz ağır bir baskı altına giriyor.
Bu süre içinde cezaevindesiniz. Sesinizi duyurmaya çalışıyorsunuz.
Bir yıl geçiyor.
Bir buçuk yıl geçiyor.
Ve siz ancak bir buçuk yıl sonra mahkemede kendinizi savunma imkânı bulabiliyorsunuz.
Hakkınızda doğru olmadığına inandığınız suçlamalara ancak bir buçuk yıl sonra cevap verebiliyorsunuz.
Hayatınız üzerindeki şüphe, belirsizlik ve baskı devam ediyor. Toplum önünde yıpratılıyorsunuz; ama savunma hakkınızı etkili biçimde kullanma imkanını bile bulamıyorsunuz.
Bugün İBB soruşturması kapsamında Fatoş Pınar Türker’in yaşadıklarının da tam bu şekilde olduğunu öğreniyoruz.
Ancak biliyoruz ki bu yalnızca Fatoş Hanım’ın hikâyesi değil.
Bugün Fatoş Hanım’ın yaşadıklarını okurken ya da dinlerken kendimize şu soruyu sormalıyız:
Aynı şey sizin, eşinizin, kardeşinizin veya çocuğunuzun başına gelseydi, buna adalet diyebilir miydiniz?
Adalet, insanın kendisi için istediği hukuku başkası için de savunabilmesidir.
Gözaltında sadece kız öğrenciler yok, BEBEKLİ ANNELER de var maalesef.
Ve dört gün boyunca İzmir Çankaya Terörle Mücadele'de tutulacaklar.
Allahım bu zulmü yapanları Sana havale ediyoruz.
MehmetParlak Yaşasın
Bu tür ceza dosyalarını avukat olarak takip eden bir hukukçu olarak ifade etmek isterim:
Haberde ileri sürülen iddialar; hukuk karşısında suçu ispatlamaya elverişli somut olgulardan ziyade, kamuoyunda algı oluşturmaya dönük yorum ve etiketlemelerden ibarettir.
Henüz soruşturma aşamasında olan ve hukuken masum sayılan kişilerin, açık isimleri ve kimlik bilgileriyle suçlu gibi gösterilmesi ise ceza kanununa göre suçtur.
Masumiyet karinesi ve kişilik hakları yalnızca mahkeme salonlarında değil, asıl medya yayınlarında gözetilmek zorundadır.
Ortada gerçekten bir suç isnadı varsa, bunun yeri medya manşetleri değil; somut delil, adil yargılanma güvenceleri ve bağımsız mahkemeler önündeki yargılamadır.
Bu haberde adı geçen mağdurlar, sorumlular hakkında şikayetçi olabilir.
AİHM’nin Yalçınkaya ve Yasak kararları sonrasında, benzer nitelikteki binlerce başvuru hakkında yeni ihlal kararları verilmesi beklenmektedir.
Yalçınkaya grubu kapsamında bugüne kadar 2.661 dosya hakkında ihlal kararı verilmiş olup, bu dosyalar bakımından yargılamanın yenilenmesi/iadesi süreci devam etmektedir.
Elbette AİHM’den ihlal kararı almak son derece önemlidir. Ancak en az bunun kadar önemli olan husus, verilen ihlal kararlarının yerel mahkemeler tarafından AİHM kararlarının sonuç ve ruhuna uygun biçimde uygulanmasıdır.
Bu aşamada mahkemelerden beklenen; ihlali şeklen not etmekle yetinmeleri değil, ihlal gerekçelerini somut dosyalara uygulayarak hukuka aykırı mahkûmiyetlerin sonuçlarını ortadan kaldırmalarıdır.
Bu kapsamda, ihtiyaç duyan meslektaşlarımızın ve başvurucuların faydalanabilmesi amacıyla hazırladığımız yargılamanın yenilenmesi/iadesi kılavuzunu, Yasak kararı doğrultusunda güncelledik ve istifadeye sunduk.
Amaç; AİHM’in tespit ettiği ihlalin iç hukukta fiilen giderilmesini sağlamaktır.
Kılavuza buradan ulaşabilirsiniz:
https://t.co/w8gKFjUIzB
Eşini ve 3 yaşındaki oğlunu Ege'de kaybeden KHK'lı edebiyat öğretmeni Hasan Aksoy:
"Oğlum can verdiğinde benim kucağımdaydı. Bizi kurtaran balıkçı teknesine çıktığımızda, bu bayrağın altına sığdırılmamış üç bebeğin cenazesi vardı. 79 ay hapis yattım, bu manzara zihnimden asla gitmedi, hayatım boyunca unutacağımı da zannetmiyorum."
Eşi Sena Aksoy ve oğlu Yusuf Baha’yı Ege’nin sularında kaybeden Hasan Aksoy, yaşadığı trajediyi ve 79 aylık cezaevi sürecini ilk kez anlattı.
Röportajın tamamı:
https://t.co/Ochn7rWDkN
SelmanHasta AnnesiHapiste
KHK’lı Platformları Birliği, KHK ile ihraç edilenlerin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvuru formlarının hazırlanmasında yararlanabileceği önemli bir platform hazırlamış.
Bu çalışma, KHK ile ihraç edilenler için değerli bir kaynak niteliğinde.
AYM ve AİHM süreçlerinde hak kaybı yaşanmaması, doğru hukuki çerçevenin kurulması ve başvuruların daha bilinçli hazırlanması bakımından bu tür kaynakların yaygınlaştırılması önemli.
İlgilenenler platforma aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilir:
https://t.co/u6kyww2F2o
Hak arama yollarının etkili kullanılabilmesi için bu tür çalışmaların görünür kılınması ve daha fazla kişiye ulaştırılması gerekiyor.
AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının Adalet Bakanlığı tarafından yapılan resmi çevirileri HUDOC sisteminde (https://t.co/aurTrjXwC7) yer almaktadır. Başvurucuların bu sistemden indirerek mahkemeye sundukları kararlara rağmen, bazı mahkemelerin yeniden yargılama taleplerini reddettiği ve Bakanlıktan yazı gelmesini beklediği görülmektedir. Söz konusu mahkemelere, görseldeki gibi Bakanlıktan yazı gelmesini beklemek yerine, ilgili kararı doğrudan Bakanlıktan kendilerinin talep edebileceği ve bu tür taleplere kısa sürede cevap verildiği hatırlatılabilir. 👇
Türkiye'de 4 yıl hapis yattıktan sonra NASA'daki görevine dönen bilim insanı Serkan Gölge, bugün ABD Temsilciler Meclisi İnsan Hakları Komisyonu’nda çok etkileyici bir konuşma yaptı:
"Sıradan bir hayatım vardı. NASA’da çalışıyordum. Türkiye’ye eşimin ailesini ziyaret etmek için gittim. İndikten kısa süre sonra gözaltına alındım. Bana yöneltilen suçlamalar arasında Fatih Üniversitesi’nden mezun olmak, Bank Asya’da hesap bulundurmak, akrabalarımla telefon görüşmesi yapmak ve hatta cüzdanımda 1 dolarlık banknot taşımak bile vardı. Bunlar bir bilim insanını 'terör örgütü üyesi’ yapmaya yetti."
Ayrıntılı bilgi: https://t.co/HG3vtHQrw6
AbdullahDede Tahliye
Çok Önemli! Lütfen Duyuralım!
1⃣AİHM, Yalçınkaya benzeri dosyalarda Hükümetten savunma istemese de, Hükümet her bir dosyayı tek tek inceleyip savunma hazırlamakta ve bazı başvurularda 6., bazı başvurularda 7. ve bazı başvurularda da her iki maddenin AYM ve AİHM önünde ileri sürülmediğini iddia emektedir.
AİHM, 15 Temmuz sonrası TÜBİTAK, ASELSAN ve PETKİM'de çalışırken iş sözleşmesi feshedilen 18 kişinin adil yargılanma ve özel hayata saygı haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruyu Hükümete bildirdi. Bildiri metnine ve başvurucu listesine şu bağlantıdan ulaşılabilir: https://t.co/WKwtgpp08c
Sekizinci hesabımı da engellediler. Artık hesapları kapatmak için mahkeme kararına bile ihtiyaç duymuyorlar. Profillerimize girenler ise aşağıdaki uyarıyı görüyor; sanki ortada teknik bir aksaklık varmış gibi bir izlenim veriliyor. Anlatmaktan da, yazmaktan da Allah'ın izniyle elbette vazgeçmeyeceğiz. Başka bir yol buluruz inşallah.
MehmetParlaka İnsanlıkSuçu
Eski Bakan @ErtugrulGunay'dan barış ve adalet çağrısı:
"Sivil toplumcu Osman Kavala 2017’den beri 8.5, avukat Selçuk Kozağaçlı 2017’den beri 8,5, CB adayı, e. mv Selahattin Demirtaş 2016’dan beri 9,5, e. mv İlhan İşbilen 2015’den beri 10.5, gazeteci Hidayet Karaca 2014’den beri, 11,5 yıldır tutuklu. Bayram barıştır. Barış adaletle olur."
https://t.co/qyQQExL69y
Yüzde 95 engelli İhsan Can, ablasının kucağında annesinin görüş gününe giderken... KHK'lı fen bilgisi öğretmeni Venhar Can, Eskişehir L Tipi Cezaevi'nde tutuklu.
Bayramdaİhsana AnnesiniVerin #KurbanBayramı
76 yaşındaki Şerife teyze, evinde torun sevmesi gerekirken, 10 yıldır Sincan’daki oğlunu ziyarete gidip geliyor. Bayram arifesinde şu çektirilen eziyet, bu adaletsizlik hiç kimsenin yanına kar kalmaz.
#HerkesAdaletBekliyor