Geçilmeyen yol tedavi olunmayan hastane kullanılmayan köprü için para Ödediğimiz güzelim ülkemde Nihayet eksik kalan bir hususta tamamlandı bir gazeteci yapmadığı haber nedeniyle tutuklandı tebrik ediyorum
@unalcanbey_ Bir Allahın kulu da çıkıp demiyor ki ya madem kiralıyorsunuz bir konsorsiyum kurup bunu TÇ kimliği taşıyan insanlara kiralayalım para bu milletin cebine de aksın şeffaf bir şekilde
14- Sana satılan her şey seni hasta tutuyor.
Seni iyileştiren her şey bedava.
Bu tesadüf değil.
Mimari.Vücudun bozuk değil.
Vücudun KUŞATMA ALTINDA. Kuşatmayı kaldır — gerisini beden halleder.
RT yap, bir dostunun gözünü aç.
Bakırköy’ün ortasında, 2 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere 12 insanı yakarak katleden bir terörist, “Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz dönüp bize bakın meydandaki onbinlere bakın biz de pişman olmuş bir hal var mı? Bu meydanda evladım pişman olarak gelsin pişman olsun onu evlat olarak kabul eden var mı ? diyor ve onurdan söz ediyor.
Oysa bu ülkeyi var eden; Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla milyonlarca onurlu insandır.
Onur; masum canlara kıymakta değil, birlikte yaşama iradesinde, vicdanda ve insanlıktadır.
PKK; kadın, çocuk, yaşlı demeden insanları katleden, kan ve şiddetten beslenen, hiçbir halkın onurunu ve iradesini temsil etmeyen bir terör örgütüdür.
🇹🇷 Cihat Yaycı :
‼️ BU GÖRÜNTÜLER NORMAL DEĞİL, NORMALLEŞTİRİLEMEZ!
Bu görüntüler başka bir ülkede değil, binlerce şehidimizin kanıyla sulanmış aziz Türk vatanında dün çekildi.
Meydanlarda Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerince hüküm giymiş bir terör örgütü elebaşının posterleri taşınıyor; onun serbest bırakılması isteniyor. Bölücü semboller ve sözde “Kürdistan” paçavraları açılıyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuyan sloganlar atılıyor.
Şimdi hep birlikte şu soruları sormak zorundayız:
Bu mudur hukuk devleti?
Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan bir terör örgütü elebaşının serbest bırakılmasını istemek nasıl sıradan bir siyasi talep olarak görülebilir?
Dünyanın hangi hukuk devletinde buna göz yumulur?
Amerika Birleşik Devletleri’nde, Fransa’da, Almanya’da veya başka bir hukuk devletinde; binlerce insanın ölümünden sorumlu bir terör örgütünün hüküm giymiş lideri için meydanlarda özgürlük gösterileri düzenlenmesine, posterlerinin taşınmasına ve propagandasının yapılmasına aynı müsamaha gösterilir miydi?
Mesela ABD’de, Usame bin Ladin için bırakın bu büyüklükte bir yürüyüşü, en küçük bir destek gösterisini dahi hayal edemezsiniz.
ABD, terör örgütlerine destek olarak değerlendirdiği faaliyetlere karşı yalnızca kendi ülkesinde değil, uluslararası alanda da son derece sert bir tutum sergilemektedir.
Peki Türkiye Cumhuriyeti’nde, mahkemelerce hüküm giymiş bir terör örgütü elebaşının serbest bırakılmasını isteyen gösterilerin sıradan bir siyasi faaliyet gibi sunulması nasıl izah edilebilir?
Bu, ifade özgürlüğü değildir.
Bu, demokratik hak kullanımı değildir.
Bu; kesinleşmiş mahkeme kararını tartışmaya açmak, terör örgütü elebaşını siyasi bir figür hâline getirmeye çalışmak ve hukuk devletinin temelini oluşturan yargı kararlarını fiilen tartışmalı hâle getirmektir.
Özgürlük; hukuku yok sayma özgürlüğü değildir.
Demokrasi; terörü meşrulaştırma zemini değildir.
Hiç kimse, binlerce şehidimizin canı pahasına korunan bu vatanda, terörü ve terör suçundan hüküm giymiş bir kişiyi sıradanlaştırma, kahramanlaştırma veya siyasal meşruiyet kazandırma hakkına sahip değildir.
En acı olan ise, bu görüntülerin zamanla kanıksatılmaya çalışılmasıdır.
Millet olarak buna alışmamız, bunu sıradan görmemiz isteniyor.
Asıl tehlike de budur.
Çünkü bir millet, terörü normal görmeye başladığı gün; sadece güvenliğini değil, hafızasını, adalet duygusunu ve devletine olan güvenini de kaybetmeye başlar.
Devletin görevi hukuku tavizsiz uygulamak, milletin görevi ise şehitlerinin hatırasına, devletine ve Cumhuriyetine sahip çıkmaktır.
Türkiye Cumhuriyeti; binlerce şehidimizin emanetidir.
Bu devlet; terörün, bölücülüğün ve terör örgütü elebaşlarını meşrulaştırma girişimlerinin değil, hukukun, adaletin ve milli iradenin devletidir.
Sessiz kalmak, normalleştirmektir.
Normalleştirmek ise yarın ödenecek bedeli büyütmektir.
12 şehit verdiğimiz gün dalga geçen Amedspor’un köprüdeki paçavrası indirilmesin diye başına polis koyuldu.
İhanetin büyüklüğü, Türk milletinin canını yakıyor.
SİLİVRİ'DE UTANÇ ANLARI...
Pınar Türker çıplak aramaya maruz kaldığını,
savcının kendisini çocuklarıyla nasıl tehdit ettiğini anlattı ve savunması şu cümlelerle bitirdi: " Anneme, keşke idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş. Pınar'ı yargılayın da anne Pınar'ı ne olur tahliye edin."
Vatan Emniyet'e girdiğimde "ben buradan çıkamam" diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı. Yani tam bir kabus gibiydi.
Zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum.
Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi.
Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi.
"Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda.
"Üstünü çıkar" dedi, Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."
“Peki” dedim, “gidebilir miyim?” “Hayır” dedi.
“Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim.
“Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim.
“Şimdi yere çömel” dedi. Bu onurunu gururunu insanların belki şeyini yıkmak için yapılıyormuş ama hani yapan utansın, ben utanmıyorum.
“Cinsel organını aç” dedi. Arkanı dön, eğil filan.
*******
Savcı "Ben sana ne dedim" dedi, "ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sanakumpas kuracak demedim mi. "Niye konuşmadın sen. Verecektin ifadeni gidecektin" dedi.
"Ama Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım."
"Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi.
"Geleceksin, burada bana ifadeyi vereceksin, buradan" çocuklarına gidersin" dedi.
Ben de dedim ki: "Savcım ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız, bir avukatıma sorayım."
"Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekârsın, değil mi?" dedi.
Evet.
"Velayetleri de sende?" Evet.
"Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?" dedi.
Değil dedim.
"Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi.
"Sen bakıyordun, değil mi?" dedi.
Evet.
"Bak mal varlığı tedbiri için karar var benim elimde. Ama 28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi.
#ibbdavası
Helal olsun sana çocuk !
İşte bu yüzden bizim hala umudumuz var !
İstanbul'da dar bir sokakta ilerlemeye çalışan Ambulans yolu kesen ufak bir çocuk sayesinde hastasını acile yetiştirilebildi.
@TCebr3448 Doğru yanlış …zaman kimin ne olduğunu elbette ortaya çıkaracak kazanımını buradan elde edip dışarıya kaçırdıkları paranın niyeti sorgulamalı bu iş adamı bu siyasi her neyse her kimse gemi su alıyorsa önce fareler kaçar