Her melek zalimdir.
Neden bitecek şeyler başlatılır ki sevgilim
neden Muhammedi bir gül birdenbire büyür
neden gözyaşı büyüklüğünde dolular dökülür?
lâle müldür
Ya abi it is not about kraliyet yıldızları it is about human itself bir astrolog söylüyorum, bütün materyaller araçtır ama insansın arzusu doğanın ve bilimin kendisini aşarrrr. Bu sebeple astroloji gibi alanlar hep teorik kalacaktır.
Elon, dünyadaki ilk trilyoner. Haritasında hiçbir kraliyet yıldızı, hiçbir asaletli konum yok, aksine retro gezegenleri var. Ama işte hepimizin konuştuğu kişi. Diyeceğim şu ki; çok da astrolojiye takılmamak lazım, yapan yapıyor.
Sana doğum haritandaki 8. evin sadece krizler, miraslar ve ölümle ilgili olduğunu öğrettiler. Ama o, bu evrendeki en derin frekans kapılarından biridir.
Doğum haritasında 8. ev vurgusu olan bir insan, yüzeydeki hiçbir bilgiyle yetinemez. Çünkü o, doğuştan bir sır avcısıdır. Gözle görünenin ardındaki mekanizmayı çözmek onun için bir hobi değil, bir hayatta kalma refleksidir. Bir şey basitçe anlatıldığında ona inanmaz. Sistemin arka odalarına girmek, perdenin arkasına bakmak zorundadır. Sadece astrolojiye veya ezoterizme olan basit bir merak değil bu, evrenin kaynak kodlarını okuma dürtüsüdür.
Bu yüzden bu kişiler okültizme, kadim öğretilere, tasavvufa ve panteizme karşı önlemez bir çekim hissederler. Onlar için mikrokozmos ile makrokozmos ayrı yapılar değildir. İnsanın içindeki hücrenin yapısıyla galaksilerin dönüşünün, ya da bir ağacın kökleriyle sinir sisteminin aynı matematiksel koda sahip olduğunu içgüdüsel olarak bilirler. Tasavvuftaki vahdet-i vücut inancı ya da evrensel bütünlük, 8. ev insanı için dışarıdan öğrenilmiş bir felsefe değil, hücresel düzeyde hissedilmiş bir gerçekliktir.
Ancak bu evrensel sırları taşımanın da ağır bir bedeli vardır. 8. ev, yeraltı dünyasının doğal alanıdır. Bu insanlar ruhsal bir parçalanma ve yeniden doğuş yaşamadan tam potansiyellerine ulaşamazlar. Kendi karanlıklarıyla yüzleşip oradan sentezledikleri o gizli bilgiyi yüzeye çıkarmak zorundadırlar. Gündelik yaşamın sığ sohbetleri, kalabalıkların peşinden koştuğu geçici hevesler onları fiziksel olarak boğar. Onlar, tek bir kelimenin formunda saklı olan bin yıllık o kadim frekansı ararlar.
Sadece kimse sana bunu böyle anlatmıyor, çünkü anlatsa, haritandaki gölgelerden korkmak yerine onları bir silah gibi kullanmaya başlarsın. Doğanın en büyük sırları, sadece o karanlık sularda nefesini tutmayı göze alanlara fısıldanır. Ve o fısıltıyı bir kez duyduğunda, bir daha asla eskiye dönemezsin.
"Birisine antik felsefedeki en önemli ahlak prensibi hangisidir? diye sorulduğunda verilen ilk cevap 'kendinle ilgilen' değil, 'kendini bil' [gnothi sauton] olur."
Nada comienza, nada termina, nada nace, nada muere. Al lanzar una piedra hacia el confín remoto, hemos de verla llegar un día a la palma de nuestra mano.