Milli Eğitim Bakanımız @Yusuf__Tekin doğru yolda ilerliyor. Allah yar ve yardımcısı olsun:
"Ben Haçlı Seferleri kavramını tarih müfredatından çıkardım. Sefer değil o, Haçlılar bize saldırmışlar. Bunu çıkardık müfredattan niye itiraz ediyorsunuz?
Osmanlıyla Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım. Eski Türk devletleriyle Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım.
Çocuklarımız Osmanlı'yı da ataları olarak bilmesi lazım. Osmanlı'ya da sahip çıkması lazım. Bunun için tarih müfredatında değişiklikler yapmamız lazım diyorum ben ve bunu yapıyorum.
‘Yok onlar kötü biz onu almıyoruz’ dersek eğer atalarımıza saygısızlık yapmış oluruz."
Gümrük muafiyetiyle araç getirip yatırımdan vazgeçmişlerdi: BYD’ye ceza yolda
Manisa’da planladığı 1 milyar dolarlık yatırımı askıya alan Çinli BYD’ye sağlanan tüm devlet destekleri iptal ediliyor.
Yatırım şartıyla getirilen araçlardan alınmayan yüzde 40 ilave gümrük vergisi gecikme faiziyle tahsil edilecek, tahsis edilen OSB arazisi geri alınacak.
DESTEK TALEBİ
Sosyal medya en önemli savaş alanına dönüştü.
Hesaplarıma ağır saldırı var.
Sürekli takipçi düşüşü var.
Yorum, RT, beğeni ve destek mesajlarınızla bu saldırıyı püskürtebiliriz.
Teşekkür ederim.
@yenisafakwriter@yenisafakyazari
Yobazlar İslamla alakası olmayan biri devleti soyunca "suç ferdidir" diyor; imanı çürüyen biri hırsızlık yapınca ise bütün müslümanlara saldırıyor. Müslümanlar ümmetin emanetini korumak ve suistimalin önüne geçmek için yardım kuruluşlarını denetleyen bir üst kurul kurmalıdırlar.
Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum:
10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde.
Bugün dünya bize bakıyor, Türk milletine bakıyor; Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor.
Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor.
Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor.
Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız; tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız; birbirimizi Allah için sevecek; her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle, birlikle, dayanışmayla esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.
Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz.
NATO Zirvesi, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne ne gerek var” diyenlere, “iktidara gelirsek Külliye’yi yıkacağız” diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.
Cumhurbaşkanlığı Külliyemiz, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır.
Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân Milletin Evi’dir.
Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye’nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır.
Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır.
📌 Bulgar yazar Sophia Proneikos,
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde en etkileyici bulduğu anları paylaştı:
Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.
Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.
Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru geldiğini söylüyordu.
Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.
Bir ritim yeter.
Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar,
çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.
@Pergament_F
İsrail hapishanelerinde esir tutulan Gazze’deki Kemal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Hüsam Ebu Safiyye’nin oğlu İlyas Ebu Safiyye haykırıyor:
“Babamın gördüğü işkence sebebiyle yüzü deforme olmuş.
555 gündür medyaya babamı duyurmak için çıkıyorum.
Sessizlik babamın işkencesine ortak olmaktır.”
Bir doktoru susturmak, bir hastaneyi susturmaktır.
Bir babayı işkenceyle sindirmek, bir halkın şifa hakkını hedef almaktır.
Bu mesele yalnızca bir esirin değil; Gazze’de hayatı savunan herkesin meselesidir.
Yeni müfredatta 'Kurtuluş Savaşı' ifadesi çıkarılarak yerine 'Milli Mücadele' kavramı getirilecek.
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı."
Önemli bir adım bu.
Jakoben, tepeden inmeci, dayatmacı, ezberci, zihni donduran yakın tarih algısı yıkılırsa nefes almaya başlar, epistemik kölelikten kurtulmaya başlarız…
🚨 ACİL❗️
🇹🇷 LÜTFEN PAYLAŞALIM❗️
Bugün susarsak, yarın çocuklarımıza kahramanları anlatırız ama kendimizi nasıl anlatacağız?
Bir çocuk doktoru olan Dr. Hussam Abu Safiya için ses olalım.
Bir paylaşım, bir çağrı, bir ses bazen çok şeyi değiştirebilir.
#FreeDrHussamAbuSafiya
“Bu babamla ilgili son çağrım: Onu kurtarın!”
📣 Gazzeli kahraman Doktor Hussam Abu Safiya’nın oğlundan babası için SON çağrı!
▪️Babam artık nefes almakta zorlanıyor.
Konuşamıyor
.
▪️Yüzü, gördüğü işkence yüzünden tanınmaz halde.
▪️Ne acı ki, büyük bir yalnızlığa terk edildik.
İki milyardan fazla Müslümana, yirmi ikiden fazla Arap ve İslam ülkesine seslendik. Ama siz duymazdan geldiniz.
▪️Size bir kez daha yalvarıyor, çağrıda bulunuyor, yardım istiyoruz. Çok geç olmadan babamın hayatını kurtarın.
▪️Belki de bu, son yardım çığlığımız olacak. Belki bir daha babamdan haber alamayacağız.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral,
“Kıytırık bir sözde komedyenin günlerce bu ülkenin gündemini işgal etmesi, Türkiye adına zuldür.
Bu milletin konuşacağı mesele; üç beş provokatif söz değil, Türkiye’nin yükselen vizyonu, bölgesel liderliği ve uluslararası arenadaki güçlü konumudur.
Büyük devletler, kıytırık figürlerin değil; büyük hedeflerin peşinden yürür!”
@oktay_saral