Türkiye’nin devrimcileri ve sosyalistleri, bugün bazı Kürt siyasetçilerinden daha açık ve daha dürüst konuşuyor.
EMEP Milletvekili İskender Bayhan, Meclis’te kalıcı barış ve gerçek bir çözüm için dört somut talebi açıkça dile getirdi:
Geçmişte Kürt halkına karşı işlenen suçlarla ve ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmesi, sorumluların açığa çıkarılması ve hesap vermesi…
Kayyım rejimine son verilmesi, seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi ve halkın seçme-seçilme iradesine saygı gösterilmesi…
Kürtçenin eğitim ve kamusal hizmet dili olarak güvence altına alınması, Kürt kimliğinin anayasal olarak tanınması…
Siyasi gerekçelerle cezaevinde tutulanların kapsamlı bir genel afla serbest bırakılması, AYM ve AİHM kararlarının istisnasız uygulanması…
Bunlar süslü barış cümleleri değil, çözümün somut şartlarıdır. İskender Bayhan’ın söylediklerini bugün bazı Kürt siyasetçileri bile bu açıklıkla söyleyemiyor.
Kürtlerin hakkını savunmak, devleti alkışlamak ya da belirsiz bir süreci başarı diye pazarlamak değildir. Kürtlerin anadilini, kimliğini, seçilmiş iradesini, özgürlüğünü ve anayasal statüsünü açıkça savunmaktır.
Türkiye’nin devrimcileri ve sosyalistleri bu konuda bazı Kürt siyasetçilerinden daha dürüst davranıyorsa, Kürt siyaseti dönüp kendisini ciddi biçimde sorgulamalıdır.
“Narsistlerin en sevdiği gaslighting istismar taktiği, sizi öfkeli olacak şekilde hazırlamak ve sonra o öfke için sizi utandırmaktır. Bu, onlar için neredeyse bir eğlence biçimidir.”
Öfkesini düzenleyemeyen biri sizi incitir. Utancını taşıyamayan biri sizi suçlar. Kaygısını yönetemeyen biri sizi kontrol etmeye çalışır. Yetersizlik duygusuyla baş edemeyen biri ise sizi küçümseyebilir.
“İnsanların durumlarını incelediğimde şunu gördüm:
Asil insanlar güçlendikçe daha da mütevazı oluyor; aşağılık insanlar ise güçlendikçe daha kibirli oluyor.”