Yûnus, 99.. Ayet: Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların tümü toplu halde mutlaka iman ederlerdi. Hal böyle iken, mümin olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın!
KAMUOYUNA DUYURU
15 Temmuz hain darbe girişiminin, FETÖ Silahlı Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen bir kalkışma olduğunu hatırlattığımız kamuoyu açıklamamızın hemen ardından, bazı yayın organlarında derneğimizin kurucusu Prof. Dr. Türkan Saylan’ın hiçbir ilgisi bulunmayan bir konu üzerinden hedef alınmaya çalışıldığını üzülerek görmekteyiz.
Kamuoyuna yansıyan haberler doğrultusunda, Haluk Levent ve AHBAP Derneği yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmayı ve verilen tutuklama kararlarını takip etmekteyiz. Yürütülen soruşturmanın, Anayasa’da güvence altına alınan hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmesi en temel beklentimizdir.
Buna karşın, derneğimizi her fırsatta hedef göstermeye çalışan bazı yayın organlarının, Haluk Levent ile Prof. Dr. Türkan Saylan arasında gerçek dışı ve zorlama iddialarla bir bağ kurmaya çalıştıkları görülmektedir. Prof. Dr. Türkan Saylan, yaşamını çağdaş eğitim, bilim, laik Cumhuriyet değerleri ve toplumsal dayanışmaya adamış; Atatürkçü ve yurtsever kimliğiyle milyonlarca insana esin kaynağı olmuş bir Cumhuriyet aydınıdır. Bununla birlikte, Türkan Saylan’dan esin aldığını söyleyen herhangi bir kişi ile derneğimiz arasında hukuki veya kurumsal bir ilişki bulunduğu anlamına gelmeyeceği gibi böyle bir çıkarım yapılması da asla kabul edilemez.
Haluk Levent’in derneğimiz bünyesinde üye, gönüllü veya görevli olarak herhangi bir çalışması bulunmamaktadır. Aynı şekilde, derneğimiz ile AHBAP Derneği arasında bugüne kadar kurulmuş herhangi bir kurumsal iş birliği, ortak proje, ortak etkinlik ya da çalışma da söz konusu değildir.
1989 yılında kurulan ve Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda çağdaş, laik ve demokratik Cumhuriyet değerlerini korumayı ve geliştirmeyi amaç edinen derneğimiz, 1997 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernek konumuna kavuşmuştur. Derneğimiz; tüzüğü gereğince oluşturulan Denetleme Kurulu, iç denetim birimi, Valiliklere bağlı Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlükleri, gerekli durumlarda Devlet Denetleme Kurulu ve ayrıca sözleşme kapsamında hizmet alınan uluslararası bağımsız denetim kuruluşları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir. Gerçekleştirilen tüm resmî ve bağımsız denetimlerde derneğimizin mali ve idari işleyişinin şeffaf, hesap verebilir ve mevzuata uygun olduğu tespit ve tescil edilmiştir.
Nitekim derneğimiz, 2019 yılında Uluslararası Şeffaflık Derneği tarafından; yolsuzlukla mücadeleye katkıları, şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı kurumsal yapısı nedeniyle “Uluslararası Şeffaflık Ödülü”ne layık görülmüştür.
Kurucumuz Prof. Dr. Türkan Saylan öncülüğünde Cumhuriyet aydınları tarafından kurulan ve 37 yıldır saygınlığı, güvenilirliği ve topluma sunduğu katkılarla anılan derneğimize yönelik karalama kampanyalarını ve hedef göstermeye yönelik girişimleri en güçlü şekilde kınıyoruz.
Derneğimizi ve kurucumuzu hedef alan, gerçeğe aykırı iddialarla kamuoyunu yanıltmaya çalışan, kişilik haklarını ihlal eden ve kurumumuzun saygınlığını zedelemeyi amaçlayan, yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, iftira ve hedef göstermeye yönelik yayınlar hakkında gerekli tüm hukuki ve cezai yollara başvurulacak; sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulacaktır.
2009 yılında derneğimize yönelik kurulan kumpas sürecinde, bu operasyonların arkasındaki FETÖ yapılanmasına karşı nasıl hukuk içinde mücadele ettiysek, bugün de gerçek dışı iddialar ve sistematik itibarsızlaştırma girişimleri karşısında aynı kararlılıkla hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
FotoHaber - Yurt dışında çıkış yasağıyla tahliye edilen AKP'li Yunus Emre Vakfı Yöneticisi, büyükelçi olmak için bir süre daha beklemek zorunda kalacak...
https://t.co/rVvOs9HcOy
Gerçekleri yazan gazetecilere “dezenformasyoncu” demek, yalanı gerçeğe ,’’yandaşı’’ gazeteciye dönüştürmez.
Kızılay’ın çadır sattığı haberi benim haberim ve bu gerçek inkâr edilemedi. Hatta Kızılay Genel Müdürü dahil doğruladı.
Tüm Kurumlar kabul etti, hatta hatta Cumhurbaşkanı katıldığı bir oturumda "Kızılay'ın çadır satması beni de ciddi manada üzdü. Kızılay böyle bir çadır satma fiiline, işine giremez. Süratle bu yanlışı düzeltmesi gerekir çünkü biz Kızılay'ın özellikle çadır üretiminde çok daha aktif olması için sürekli teşvik ettik. Kızılay'ın çadır dendiğinde en ufak bir probleminin olmaması gerekir." dedi.
O zaman Sayın Cumhurbaşkanı da mı "Ahbap'a akan paranın boru döşeyicisi" oluyor.
Buna rağmen hâlâ “dezenformasyon” diyorsanız, sorun benim haberimde değil...
Gazetecilik iktidara ya da kişilere sadakat değil, gerçeğe sadakattir. Bunu unutanların attığı iftiralar, belgelerin karşısında hükmünü yitirir.
Ters kelepçe kullanımı, gözaltındaki kişilerin kelepçeli görüntülerinin basına sızdırılması gibi hukuka aykırı uygulamalar demokratik bir hukuk devletinin değil polis devleti anlayışının uygulamalarıdır.
Bu usulsüz uygulamaların olağanlaşmasına müsaade edemeyiz, etmemeliyiz. Bu kapsamda Deniz Göktaş ile ilgili olarak soruşturma aşamasında yaşanan hak ihlallerine karşı Türkiye Barolar Birliği olarak gerekli suç duyurularını ve idari başvuruları gerçekleştirdik.
Gazeteci İsmail Arı: “Devletin vakfını soymakla suçlanan Şeref Bey ile aynı cezaevinde tutulmuştuk.
Benim için Yunus Emre Vakfı soygununu ortaya çıkardım diye, Şeref Ateş için Yunus Emre Vakfı’nı soyduğu gerekçesiyle ceza isteniyordu.
Yunus Emre Vakfı soygunu son yılların en büyük yolsuzluğudur.”
📢 Gazeteci Timur Soykan:
⭕ “Haluk Levent devasa kara para ağının içine girmiş.
⭕ Adam ifade vermek istiyor almıyorlar, belki ortağını açıklayacak.
⭕ Süleyman Soylu dediği an ifadeye ara veriyorlar, adam belli ki Akp içindeki çürümüşlüğü anlatacak.
⭕ CHP deseydi davul zurnayla ifadesi alınırdı.”
FotoHaber - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı: "Türkiye'nin aşırı liyakatlı kadrolar tarafından mükemmel bir şekilde yönetildiğini düşünmeyen herkesi bir kez daha düşünmeye davet ediyoruz..."
https://t.co/HQFN41c6OC
TUNCAY SONEL'İN OYUNLARI HİÇ BİTMEMİŞ...
İŞTE SKANDALIN BELGESİ...
Gülistan Doku soruşturmasında ortaya çıkan yeni belge akıllara durgunluk verecek türden...
Doku ailesi Gülistan'ın ortadan kaybedildiği 5 Ocak 2020 tarihinden bir gün sonra Tunceli'ye gelerek kızlarını aradı...
Gülistan Doku'nun telefonunda sinyal alınmadığı için hiç bir şekilde ulaşmak mümkün olmayınca, telefon hattı anne Bedriye Doku'nun üzerine olduğu için 8 Ocak 2020 günü yedek SİM kart çıkarılarak telefon aktif hale getirildi...
Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, savcılık talimatı ve mahkeme kararı olmadan Gülistan Doku'nun telefonunu istihbarat şubeye talimat vererek teknik takibe aldırdığı için 8 ocak 2020 günü çıkarılan yedek SİM kartın aktif hale gelmesi ile müdür Emniyet Müdürü durumu önce vali Tuncay Sonel'e bildirdi ve görevlendirdiği polisler Doku ailesinin yanına giderek telefonun kullanılmasına izin vermeyerek aileyi valilik makamına götürdü...
Valilik makamında Vali Tuncay Sonel, İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen ve İl Jandarma komutanı Albay Sinan Şen ile toplantı halindeyken aile görevlendirilen polisler eşliğinde valilik makamına gelerek SİM kartı vali Tuncay Sonel'e teslim etti...
Vali Tuncay Sonel, Emniyet müdürü ve il jandarma komutanı ile toplantı halindeyken SİM kartı inceletmek üzere Ankara'da bilişim konusunda uzman olan tanıdığı bir polise göndereceğini söyledi. İl jandarma komutanı ve emniyet müdürü başsavcının bilgisi olması gerektiğini söyleyince Vali, Başsavcı ile konuşur hallederim deyince emniyet müdürü ve İl jandarma komutanı bu duruma itiraz etmedi...
Gülistan Doku soruşturmasını Tunceli Emniyet müdürlüğü yürüttüğü halde Emniyet Müdürü Yılmaz Delen yaşanan bu durumu soruşturma savcısına bildirmek zorunda olduğu halde ne sözlü ne de yazılı olarak bu durumu savcılığa bildirmemiş...
SİM kart vali Tuncay Sonel tarafından Ankara'ya gönderip temizletip, deliller tamamen yok edildikten sonra 18 Ocak 2020 tarihîden sonra SİM kart valiye geri gönderilmiş...
Vali Tuncay Sonel tarihi tam net olmasa da 19 yada 20 Ocak 2020 tarihlerinde Ankara'da Gökhan Ertok tarafından temizlenerek geri gönderilen Gülistan Doku'nun SİM kartını kendisi bizzat soruşturma savcısına teslim ediyor...
Vali Sonel SİM kartı savcıya teslim ettikten sonra Doku ailesinden Aygül Doku'yu çağırarak ben SİM kartı bana verdiğiniz tarihte savcılığa teslim ettim. (burada aileye yalan söylüyor. Aynı tarihte teslim etmemiş.) Ancak sizden birinin bir dilekçe yazarak SİM kartın aile tarafından savcılığa teslim etmesi gerekiyor. Bu sadece yasal gereklilik ondan dolayı bir dilekçe yazıp savcıya götürülmesi gerekiyor diyor...
Valinin bu talebi sonrası aile üyelerinden abla Aygül Doku 6 Şubat 2020 günü SİM kart üzerinde inceleme yapılarak delillerin ortaya çıkarılması için SİM kartın aile tarafından savcılığa teslim edildiğine dair bir dilekçe yazıp soruşturma savcısına teslim ediyor...
Aygül Doku dilekçede Gülistan'ın kullandığı GSM hattının anne Bedriye Doku'nun üzerine kayıtlı olduğu için 8 Ocak 2020 günü yedek SİM kart çıkardıklarını belirtmesine rağmen savcı bu kartı kim kullandı, yada kartı kime teslim ettiniz, kartı neden çıkardınız gibi hiç bir soru sormadan sadece dilekçeyi alarak işleme koyuyor...
ŞİMDİ SORALIM:
- Gülistan Doku soruşturmasını yürüten Tunceli Emniyet müdürlüğü 8 Ocak 2020 günü Gülistan Doku'nun kullandığı telefon hattının yedek SİM kartının çıkarıldığını ve telefonun aktif hale geldiğini neden bir yazı ile soruşturma savcısına bildirmiyor?
-Doku soruşturmasını yürüten kolluğun başında bulunan Emniyet Müdürü Yılmaz Delen Gülistan Doku'nun GSM hattının aktif hale geldiğini verdiği tanık ifadesinde, Gülistan'ın GSM hattının 8 Ocak 2020 günü aktif hale geldiğini tespit ettiğini beyan etmesine rağmen bu durumu neden sözlü yada yazılı olarak kayıtlara geçmesi için soruşturma savcısına bildirmiyor?
-Tunceli Emniyet Müdürü, il jandarma komutanı ile birlikte Tuncay Sonel'in makamında toplantı halinde oldukları sırada SİM kart aile tarafından valiye teslim edildikten sonra vali SİM kartı Ankara'da bilişim konusunda uzman bir polise göndereceğini beyan etmesine rağmen emniyet müdürü neden bu durumun yasal olmadığını valiye hatırlatmıyor ve bu durumu neden soruşturma savcısına bir yazı ile bildirmiyor?
-Soruşturma savcısı SİM kartı Tuncay Sonel'den teslim aldığı halde neden ailenin verdiği dilekçeyi kabul ediyor?
-Soruşturma savcısı vali Tuncay Sonel'den talimat alarak mı soruşturmayı yürüttü?
-Soruşturma savcısı 8 Ocak 2020 günü çıkarılan SİM kartı 6 şubat 2020 günü teslim alırken aradan geçen yaklaşık 1 aylık sürede bu SİM kartın kimler tarafından kullanıldığı yada SİM kart üzerinde kimlerin işlem yaptığını neden araştırmadı?
- Soruşturma savcısı valinin talimatı ile Doku ailesinin SİM kart ile ilgili dilekçe yazdığını önceden biliyor muydu?
- Aygül Doku SİM kart dilekçesini soruşturma savcısına teslim ederken, savcı neden Aygül'e hiç bir soru sormadı? Bu SİM kartı kim çıkardı, neden çıkardınız, kime teslim ettiniz, bu bir aylık süre içinde SİM kart sizde miydi başka birinde miydi? gibi soruları sorup ifade alması gerekirken neden hiç bir soru sormadan dilekçeyi teslim alıp işleme koydu?
-SİM kart üzerinde 18 ocak 2020 günü 3 saatten fazla veri alış verişi olduğu halde ve bu gerçek 2024 yılından sonra tespit edilmesine rağmen soruşturmanın ilk savcısı SİM kart ilgi olarak GSM şirketi ve diğer birimlere neden yazı yazarak SİM kart üzerinde işlem yapılıp yapılmadığını ve veri alış-verişinin olup olmadığını sorma gereği duymadı?
-Dönemin Cumhuriyet Başsavcısı ve soruşturma savcısının Tuncay Sonel ile olan yakın arkadaşlıkları ve aralarındaki görüşme trafiği neden hiç araştırılmıyor?
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç (Bursa Belediye Meclisi'nde AK Partili üyenin sözleri):
"Hayatta olmayan bir kadını aşağılamaya çalışan bu dil, yalnızca Mevhibe İnönü'ye değil, bu ülkedeki tüm kadınlara yapılmış ağır bir saygısızlıktır"
🗣️CHP’li Deniz Yavuzyılmaz:
“Türkiye’nin İran’a ödemek zorunda kalacağı 1,5 milyar dolarlık usulsüz petrol taşıma cezasının 673 milyon dolarlık kısmı, İsrail ve Yunanistan’a piyasa fiyatının altında satılan petrolden kaynaklandı.”
▪️Yavuzyılmaz, söz konusu zararın 233 milyon varil petrolün varil başına 5,77 dolar daha ucuza satılmasından doğduğunu belirtti.
Yunus Emre Vakfı yolsuzluk davasında flaş gelişme:
1 yıldır tutuklu olan, vakfın eski başkanı Prof. Şeref Ateş'in yurtdışı adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar verildi.
Hakim, tutuklulukta 1 yılın dolması nedeniyle yasal zorunluluktan bu kararın verildiğini vurguladı.
Gazeteci Timur Soykan:
"AKP'li Şanlıurfa Akçakale Belediye Başkanı insan kaçakçılığı yaparken yakalandı.
Aracında Suriyeli düzensiz göçmen bulunuyordu.
Hakkında gözaltı kararı bir yana, tutanak dahi tutulmadı."
Timur Soykan, Menzil Tarikatı’nın 50 milyar TL’lik servetinin soruşturulması çağrısında bulundu:
• Tarikatları da soruşturun.
• Menzil Tarikatı’nın 50 milyar TL’lik mal varlığı var.
• Babaları öldükten sonra paylaşamıyorlar o müritlerin parasını.
• Birbirlerini suçluyorlar. Vakıfların mallarını tek tek üzerlerine almışlar.
• Bunları da araştırın. Bir dava açılmıyor. Güçleri yetmiyor mu yani?
• Menzil’de müritlerin paralarıyla, bağışlarla o mal varlıklarını yapmışlar.
• O binaları almış, o şirketleri kurmuş, o hastaneleri kurmuşlar.
• Onlar neden soruşturulmuyor?
Timur Soykan: "Kılıçdaroğlu 'iddianameleri okudum' diyor.
Ben de diyorum ki Kılıçdaroğlu iddianameleri okuduysa Ben de Timur değilim.
Neden öyle diyorum biliyor musunuz? Dört bin sayfa iddianame. Dört bin sayfa. Avukatlarla konuşuyoruz, bir ay sürdü avukatların okuması. Bizim okumamız üç ay falan sürdü.
'Sıradan bir iddianame değil' diyor.
Evet değil, çünkü tamamen etkin pişmanlık, gizli tanık, tanık ifadelerine dayanıyor. delil yok, ortada para yok...."
Haluk Levent, polise ifade verirken eski İçişler Bakanı Süleyman Soylu hakkında konuşunca tutanağa geçirilmediğini öne sürüyor. Bu nedenle ifadeye ara verilmiş. Süleyman Soylu hakkında sözleri kayda alınmayınca susma hakkını kullanmış. Avukatlar bu konuda tutanak tutmuş.
Haluk Levent ve AHBAP soruşturması kapsamında İncelediğim dosyalarda soruşturmanın 3 ana ayağı var:
1- Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil, Şile Belediyesi konserleri, asistanı Yeliz Kaya’nın şüpheli hesap hareketleri ve ifadesi.
2-AHBAP bağlantılı 3 kişinin hesaplarındaki olağanüstü para transferleri. Bu hesapların gizli sahibinin Haluk Levent olduğu ve paraların deprem/yardım parası olup olmadığı inceleniyor.
3-Başaran Holding’e ait 60 Milyon Dolar değerindeki 22 taşınmazın, "kız çocuklarına yurt yapılacak" vaadiyle alınıp, parası ödenmeden 3. kişilere devredilmesi.
İfade metinleri tamamen çıkmadan resmi tablonun tamamını göremeyeceğiz.
Ancak dernekle bağlantılı bu kişilerin adli sicil kayıtları gerçekten inanılmaz, yok yok!
Dolandırıcılık,Belgede sahtecilik,Basit Yaralama,kasıtlı yaralama,Uyuşturucu temini ve kullanımı,Sahte senet,Yasa dışı Bahis …
Kamu vicdanının emanetini yöneten, milyarlarca liralık bir yardım kuruluşunda bu sicile sahip kişilerin nasıl görev alabiliyor?
Ankara’da NATO’nun ve Batı’nın en güçlü liderleri kırmızı halılarla karşılandı. “Dostum” denildi, samimi fotoğraflar verildi.
Cuma günü ise Diyanet’in hutbesinde 15 Temmuz, “küresel güçlerin maşalarının saldırısı” olarak anlatıldı.
Madem öyle, bu küresel güçler kim? Dün birlikte poz verilenler mi, yoksa yalnızca siyasi ihtiyaç duyulduğunda hatırlanan soyut bir düşman mı?
Din, günlük siyasetin diliyle konuşmaya başladığında hakikati değil, iktidarın söylemini tekrar eder. Minberler; siyasi propagandanın değil, adaletin, doğruluğun ve ahlaki tutarlılığın kürsüsüdür.
Dün alkışlananlarla bugün hutbeden hesaplaşmak, topluma hakikati anlatmak değil, dini siyasetin ihtiyaçlarına göre araçsallaştırmaktır.
En büyük sorun da budur: Değişen ilkeler değil, değişen siyasi konjonktüre göre değişen hutbelerdir.
#diyanet @diyanetbasin