DUYDUNUZ MU?
Osman Kavala'nın 8,5 yıl,
Selahattin Demirtaş'ın 9,5 yıl,
Soma madecilerinin avukatlarından;
Can Atalay'ın 4 yıl,
Selçuk Kozağaçlı'nın 9 yıldır
cezaevinde olduğu bir ülkede;
IŞİD’in Türkiye kurucusu bugün beraat etti.
Cehennem Nedir ?
Yahudi ve Arap dinine göre Cehennem haddinden fazla sıcak olan, insanların durmadan azap çektiği bir yerdir.
Orada kaynar yiyecek ve içeceklerden başka bir şey yoktur.
Neden mi ?
Çünkü Araplar ve Yahudiler sıcak bir coğrafyada yaşayan ve sıcaktan eziyet çeken bir topluluktur. O yüzdendir ki, onlar için en ızdırap yer böylesine sıcak bir yerdir.
Norveç mitolojisine göre ise;
Cehennem (Niflheim) buz gibi soğuk yeraltı dünyasıdır ve oradaki bütün nehirler donmuş haldedir. Çünkü Norveçliler de, soğukta yaşayan ve soğuktan eziyet çeken bir topluluktur.
Peki ya gerçekte Cehennem neresidir?
Buna en güzel cevabı veren ise Dostoyevskidir;
"Cehennem insanın kalbinde sevginin bittiği yerdir."
Ve Osho ilave eder;
"İyi insanlar cennete gider değil, iyi insanlar nereye giderse cennet orası olur."
Gülse Birsel kalemine Sağlık
HADİ LAN!!
Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:
-"Emret komutanım" diyerek yanına gitmiş.
Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:
-"İşte cesaret" demiş.
Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:
-"Emret komutanım" diyerek komutanının yanına gitmiş.
Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:
-"İşte cesaret" demiş.
Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;
-"Emret komutanım" demiş. Komutan;
-"Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma" demiş.
Asker;
-"Hadi lan" demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:
-"İşte asıl cesaret bu" demiş.
....
Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara "HADİ LAN" diyebilmektir...
Zülfü Livaneli diyor ki; "..Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir. Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır. Daha doğrusu halkın bir bölümüdür. Bu halk yığının Anadolu müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur. Köyden kente göçle başlayan, ne köylü ne kentli olabilen, bütün değer ölçülerinden kopmuş, vahşi birer yaratık haline gelmiş, talandan yalandan pay kapmaya çalışan ve literatürde lumpen proletarya olarak tanımlanmış olan kitledir bu. AKP’ye oy vermiş olanların tümünü böyle yaftalamak doğru değil elbette. İçlerinde düzgün ve samimiyetle oy veren seçmenler de olabilir. Ama o kitlenin genel karakteristiği budur. Bu kesim kendini önce arabesk müzikle gösterdi. Güzelim türküleri, geleneksel şarkıları, Anadolu’nun büyük şiir geleneğini terk eden insanlar, bir anda mide bulandırıcı seslere, insanın kulağını tornavida gibi delen elektro bağlamalara, içinde hiçbir hakiki lirizm ve hüzün barındırmayan ‘’Ben de isterem!’’ saldırganlığına kaptırdı kendini. Şehirler kaçak mahallelerle, üzerinde demir filizleri bırakılmış sıvasız çirkin yapılarla, lağım kokan mahallelerle doldu. Suç oranı ve özellikle kadına karşı şiddet akıl almayacak ölçülerde arttı. Bunun adına ‘’muhafazakarlık’’ denilebilir mi? Elbette denilemez. Aşağı yukarı sayıları kırk milyon dolayında tahmin edilen bu kitle Itri, Mimar Sinan estetiğine de sahip değildir; Anadolu’da yüzyıllarca aydınlık bir nehir gibi akmış olan Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu temizliğine de. Dolayısıyla bu kesim muhafazakar değil, Türkiye’ye çarpık ve ahlak ölçülerinden yoksun bir ‘’modernleşme’’ sunan yeni bir oluşumdur. Lafı uzatmadan söyleyeyim. Bu kesimin hayatta en çok nefret ettiği model uygarlaşma, kültür, temizlik ve zarafet simgesi Mustafa Kemal Atatürk, kanıyla canıyla savunduğu lideri ise şimdiki cumhurbaşkanıdır. Kimse kendini aldatmasın. Sayıları çok kalabalık olan bu kesim, ne olursa olsun, hangi skandal patlarsa patlasın sonuna kadar liderini destekleyecek ve Cumhuriyet’e karşı çıkacaktır. Erdoğan siyasi ömrünü tamamlasa da ona benzeyen başka bir lider bulmakta gecikmeyecektir. Çünkü Türkiye’nin çürüyen kesimi , bu bozulmayı önce müzikle, sonra hayatımızın her alanına egemen olan lumpenleşme ve arabeskleşmeyle ifade etmeye devam ediyor. Gafil aydınlardan (!) destek alan lümpen kültür, örgütlü cehaletle beslenerek kılcal damarlarımıza kadar yayılıyor. Bu manzaraya, lumpenlerin ele geçirdiği muazzam para ve iktidar gücünü de eklerseniz geleceğin hiçbirimiz için kolay olmadığı çok açık. Erdoğan bu kitlenin lideridir ve onun yokluğunda yeni bir lider bulacaklarına hiçbir kuşku yok. Mustafa Kemal aydınlığını savunan kitleler birleşene ve kendi aralarındaki çelişkileri gidererek, evrensel değerleri savunan bir Türkiye kültürü yaratana kadar acılar devam edecek.
ZÜLFÜ LİVANELİ❤️
20 yaşında 50 kg bir kız.
Biri tecavüz edip öldürmüş,
biri taşımış,
biri gömmüş,
biri delilleri karartmış,
biri mezarın yerini degistirmis,
biri aileyi kandırmış,
birileri para-makam uğruna susmuş..
Birinin bile vicdanı sızlamamış.
Organize suç degil, organize kötülük!
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
4 Nisan Sokak Hayvanları Günü Türkiye’de kutlanacak değil, birilerinin utanması gereken gündür ne yazık ki.
2024’te TBMM’den sahipsiz canlara yönelik Katliam Yasası kabul edilen ve o günden bu yana her gün toplu olarak köpeklerin katledildiği bir ülkede böyle bir gün sadece utançları ortaya dökmek için kullanılabilir.
Sokaklarda yaşam savaşı veren canlara binbir çeşit zulmün, tecavüzün, şiddetin yaşatıldığı bu ülkede, bugün sempatik bir görsel paylaşıp yılın geri kalan günlerinde susan milyonlarca insan için kendisiyle yüzleşme günüdür çünkü…
Evindeki kediyi ya da köpeği sevip onun sokaktaki türdeşlerine yapılan zulmü umursamayan insanların kendi ikiyüzlülüklerinin farkında bile olmayacağı gündür çünkü…
Belediyelerin kendi barınaklarında aç ve susuz bıraktıkları hayvanlara köle muamelesi yapıp 4 Nisan’ı anma yüzsüzlüğünü gösterdiği gündür çünkü…
Hayvanlar arasında ayrım yapan ve katledilmelerini sessizce izleyen herkes için kendi zalimliğiyle yüzleşme günüdür çünkü…
#4NisanSokakHayvanlarıGünü