“Yaşamaya verilecek en güzel tepkidir delirmek.” “İnsan, Tanrı’dan önce sevgiye inanır.” 💜💚🧡 Ben bir de beyaz papatyalara, gezegenlere ve kendime inanıyorum.
Kendini bulmak için kendi içine değil dışına bak!
Son yıllarda moda olan kişisel gelişim kuramlarının en sık verdiği öğütlerden biri şu: "kendini bulmak için kendi içine bak, kalbinin sesini dinle!". Bunun için meditasyondan yogaya, evrene mesaj göndermekten "dışavurum/manifest" tekniklerine, stoacılıktan aile dizilimine bir dizi teknik de öneriyorlar. Şüphesiz ki bu görüşlerin ve tekniklerin kendi içinde bir faydası, bir değeri var.
Öte yandan, şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Çoğumuzun içimize baktığımızda bulacağımız şey karmakarışık değerlerden, birbiriyle bağlantısız görüşlerden, erken yaşta ruhumuza kaydedilmiş bir takım saplantılardan ve sabit fikirlerden, çocukken zihnimize işlenmiş bir dizi kaygıdan, korkudan, önyargıdan, kör inançtan ibarettir.
Bu yüzden, gerçekten gelişmek, büyümek, olgunlaşmak istiyorsak bakmamız gereken yer içimiz değil dışımızdır. Özellikle de büyük bilim insanlarının, sanatçıların, filozofların eserlerini okumak, onlar üzerine kafa yormak, onlara göre kendimizi eleştirmek, düzeltmek, kırmak, yıkmak, onarmak, iyileştirmek, yenilemektir.
Kendimizi bulmak, kendi içimizdeki karanlık bir mağaraya dalıp o mağaranın dehlizlerinde saklı gerçek kimliğimizi keşfetmekle olmaz. Ne öyle bir mağara vardır ne de orada saklı bir altın post. Kendimizi bulmak, kendi dışımıza yolculuklara çıkmakla, başkalarıyla diyaloğa girmekle, risk alarak kendini öne sürmekle, hatalar yapıp düşmekle, düştüğün yerden başkalarının yardımıyla doğrulup yeniden başlamakla olur.
Dahası, bütün bu yolculukların sonunda bulduğumuz şey de hiçbir zaman tam, bitmiş, nihai bir benlik olmayacaktır. Ne yaparsak yapalım, benliğimiz her zaman yarım kalmış bir inşaat, tamamlanmamış bir yapı, sallanan bir köprü olarak kalacaktır. İnsana ait mükemmel bir kimlik yoktur.
Büyük şair Hafız'ın dediği gibi:
Bir gelgitin gidişiyle gittiğin yerden evine döneceksin.
Yol boyunca farklı farklı, çeşit çeşit biçimlere gireceksin.
Girdiğin tüm biçimleri ateşin başında toplanmış göreceksin.
Selamlayıp tek tek biçimlerini sonunda sen de kendini seveceksin.
Selam...
https://t.co/JNTpzkkKVg
Psikolojik uyum açısından 3 önemli beceri:
1.Kontrol edebildiğimiz durumlarda sorun çözebilmek; 2.Gerçekçi, yargısız ve verilere uygun düşünebilmek; 3.Kontrol edemediğimiz durumlarda ise belirsizliğe ve rahatsızlığa katlanmayı öğrenmek.
Günümüz insanı felsefi dönüşüm değil yaşam koçluğu istiyor: bana hayatımı kolaylaştıracak pratik bilgileri ver, öz farkındalığımı arttır, kendimi iyi hissettir. Ama benim tabularıma dokunma, inançlarımı sarsma, beni değiştirmeye çalışma. Beni hiç rahatsız etmeden çok rahat ettir.
Victor Berger, Ateş ve Ayna
Bir insana değer vermek ile o ilişkinin gerektirdiği sorumluluğu, duygusal emeği ve olgunluğu üstlenmek tamamen farklı şeylerdir. Kişinin 'seninle olmak için gereken kişi olmayı istememesi', aslında kendi konfor alanından çıkmayı, eksikleriyle yüzleşmeyi veya bir bağ için çaba harcamayı reddetmesidir. Bu durum karşı tarafın yetersizliğiyle değil, bireyin kendi duygusal kapasitesi ve büyüme arzusuyla ilgilidir
Online dating için yaşlı ve yorgun hissediyorum. Bir süredir Hinge deniyorum ama ne eski 80630 tadı veriyor, ne yonja, ne de ilk zamanlardaki Tinder, Bumble. Bu sefer tabii niyet ons olmadığı için belki de olmuyor.🤷🏻♀️👀 Neyse, single dertlerimi dinlediniz, iyi günler.👵🏼
Ama tabii insan istiyor ki “olsun kızım, nasıl mutluysan öyle yaşa, biz hep yanındayız” desin. Bu kadarını beceriyor, onun dilinde seni önemsiyorum demek böyle çıkıyor. Böyle böyle iyileştiriyorum travmalarımı!🤓👵🏼🤍
@ekimsayar Şehri sevme sebebim çok şahane! olduğu için değil, ben mutluyum burada. Dünyanın korkunçlaşmasını şehirlere değil siyasete bağladığımdan beri, genel olarak bulunduğum yerleri hep seviyorum; Erzincan’ı, İstanbul’u, Londra’yı… Umarım sakıncası yoktur senin için.👵🏼
Sosyal medya platformlarının bana yaşattığı üç ayrı psikolojik deneyim var:
Instagram’a giriyorum: “Herkes Maldivler’de, herkes güzel, herkesin evi sanki lüks dekorasyon dergisinden fırlamış gibi. Ben nerede yanlış yaptım?” Kendimi çirkin ve fakir hissediyorum.
LinkedIn’e giriyorum: “Bu kadın 31 yaşında nasıl hem doçent hem CEO hem Harvard fellow? Ben ne yaptım hayatımla?” Kendimi geri kalmış hissediyorum.
Twitter’a giriyorum: “Tamam. Bunların hiçbirinin sinir sistemi regüle değil. Ben yine iyiyim.” 😂
Instagram statü ve estetik vitrini, LinkedIn başarı vitrini. Twitter’ın vitrini ise biraz öfke, nevroz ve toplumsal sinir krizi.
İlk ikisinde yukarı doğru sosyal karşılaştırma yapıp kendimi eksik hissediyorum. Twitter’da referans grubum değişiyor: “Heh, insanlık buymuş.” 😁
Yesterday at Glen Hansard’s send-off at St. Patrick’s Cathedral Bono played a voice message from Patti Smith… her first reaction to hearing the news of Glen’s passing. It’s a lullaby for Glen’s family… which was followed by Beautiful Day rewritten by Bono and Edge for Glen……
“See those eyes flashing landing light blue
Seven towers holding up the sky for you
Arrivals and departures, this is what we do
You write your life ‘til the story becomes true
Ginger cake smile, a movie star too
If the street be your stage how come there’s thousands in the queue
McDaid’s feels like a stadium but there’s only me and you
You left a hangover from hell, of this there is no doubt
But as you wake up in heaven, all the angels will shout“
Painting by @colin_davidson
Bu haberi sindirmek istemiyorum. İnanamıyorum. Tek tesellim 2023’te kendisini Londra’da canlı dinlemiş olmak. Bu sene de Dublin’de bir konserine gidebilmenin hayalini kuruyordum. Şarkıları hep eşlik etti hayatıma, edecek de. Ah be hayat, zalımsın!🍀
Today a chapter in Irish music has come to a heartbreaking end. Glen Hansard has sadly passed away at the age of 56 following a road traffic collision in Dublin.
A proud Dubliner with a voice full of honesty, passion & soul 💚
Rest in peace, Glen. Thank you for the music 🕊️🕊️