@Home_choong Yurt dışındaki insanlar için mi kurulmuş yani? Ülkede böyle bir ihtiyaç olmasa estetik cerrahi ülkenizde bu derece yaygın olmazdı. Arz talep :) Basit ekonomiden bile bir bok anlamıyorsunuz.
@bratnkov 0 tarih bilgisiyle Yunan ve Ermeni soykırımı diye saçmalıyorsun. Hadi onu geçtim. Suriye ne alaka? Suriye savaşında diğer ülkeler yan gelip yatarken onca mülteciye Türkiye sahip çıktı. Uzak tarihi bilmeyecek kadar cahilsin ama yakın tarihten de bir bok bilmiyorsun.
Yıl olmuş 2026 ve İstanbul gibi bir yerde en az 30.000 öğretmen ihtiyacı var. 4 yıl önce yapılan öğretmen atama sayısı 45 binken son 3 yılda toplam 45 bin öğretmen atandı. Neredeyse 90 bin kadar bir atama kırpıldı. Öğretmen atamaları seçime göre planlanamayacak, ücretli öğretmenlerle tasarruf edilemeyecek kadar önemli bir konudur.
#AGS50BinHakkımız
#AGS50BinAtama
MEB’de son geniş kapsamlı doğrudan öğretmen ataması 24 Kasım 2025’te 15 bin sözleşmeli öğretmenle yapıldı. Sonrasında sistem akademi modeline geçti. Akademiye alınan öğretmenlerin en iyi ihtimalle Mart-Nisan 2027’de atanabileceği düşünüldüğünde, son büyük öğretmen atamasıyla arada yaklaşık 16-17 aylık (şimdilik) ciddi bir boşluk oluşacak. Ataması yapılanların fiilen göreve başlamalarının sonraki aylara sarkması hâlinde bu süre daha da uzayabilir. Oysa bu süre boyunca sınıflarda olması gereken binlerce öğretmen, eğitim fakültelerinde yıllarca aldıkları eğitimin önemli bir bölümünü akademide yeniden almakla meşgul ediliyor. Diğer tarafta onların yerine binlerce ücretli öğretmeni de (Türk Eğitim Sen verilerine göre ciddi bir çoğunluğu öğretmen kökenli değil) görevlendirmek zorunda kalıyoruz. Bunun öğretmenlere, kamu bütçesine ve en önemlisi çocuklarımızın eğitimine ciddi bir maliyeti var.
Önümüzdeki yıllarda sorun çok daha büyük boyutlara ulaşabilir. Örneğin AGS 2026 sonucunda akademiye 40-50 bin öğretmen alınırsa, bu 40-50 bin öğretmen aylarca akademide eğitim görürken okullardaki öğretmen ihtiyacını karşılamak için onların yerine yaklaşık o ölçekte ücretli öğretmen görevlendirilmesi gerekecek. Devlet bir taraftan akademideki binlerce öğretmene mevzuatta öngörülen ödemeyi yaparken, diğer taraftan onların yerine sınıflarda görev yapan on binlerce ücretli öğretmene de ödeme yapmak zorunda kalacak ki kalıyor da. Akademideki diğer maliyetleri hesaba katınca ortaya devasa bir harcama kalemi çıkıyor. Dahası, büyük bir iddiayla hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni de önemli ölçüde ücretli öğretmenlere uygulatmış olacağız. Zaten şu an bu modeli uygulayanların içinde on binlerce ücretli öğretmen de var. Sonuçta yetişmiş öğretmeni bekletiyoruz, fakültede aldığı derslerin önemli bir kısmını yeniden aldırıyoruz, aynı öğretmen ihtiyacı için kamuya çift yönlü maliyet çıkarıyoruz ve bunun eğitimsel bedelini çocuklarımıza ödetiyoruz. 2027’de akademiye alınacak yeni öğretmenlere aynı döngü tekrar edecekse, karşımızda yalnızca bir öğretmen atama meselesi değil; ekonomik, pedagojik ve yönetsel açıdan çok ciddi bir sistem sorunu var demektir. Ne kadar acı…
Öte yandan bana göre bu sistem devam ettiği sürece Bakanlık, istese dahi 40-50 bin kişilik bir kontenjan ayırmakta zorlanacaktır. Çünkü mevcut akademi altyapısı daha 15 bin öğretmeni bile sağlıklı biçimde karşılayamadı. Yaşanan aksaklıklar ve öğretmenlerin mağduriyetleri günlerce kamuoyunda tartışıldı. Bu nedenle Millî Eğitim Akademilerinin tamamen kaldırılması, bu mümkün olmayacaksa en kötü ihtimalle sürecin yaz aylarında verilecek iki aylık kısa ve yoğun bir eğitimle sınırlandırılması (akademi olmayan illerde fakültelerin kullanılması) ve en az 50 bin öğretmen kontenjanı ayrılması, artık bir tercih değil eğitim sistemimizin geleceği açısından elzemdir.
Yıllarca emek verip dirsek çürüten, tek hayali öğrencilerine kavuşmak olan binlerce öğretmenimiz düşük kontenjanlar yüzünden sınıflarından uzak kalmaktadır. Geleceğimizi emanet edeceğimiz bu idealist yüreklerin sesine kulak verilmeli ve kontenjanlar acilen artırılmalıdır. Unutmayalım ki öğretmensiz kalan her sınıf, yarım kalmış bir gelecektir.
#AGS50Binatama