Kozmik Ağın Gizemli Haritası: Euclid Uzay Teleskobu ve 3 Boyutlu Evren Tasarımı
Evrenin derinliklerinde galaksiler rastgele dağılmış adacıklar değildir. Aksine, devasa iplikçikler, duvarlar ve boşluklardan oluşan ve kozmik ağ olarak adlandırılan muazzam bir yapıya bağlıdırlar. Euclid misyonu kapsamında yürütülen yeni bir çalışma, bu görünmez iskeleti üç boyutlu olarak nasıl yeniden inşa edebileceğimizi ortaya koyuyor. Araştırmacılar, Euclid Derin Alanları’ndan elde edilecek yaklaşık iki milyon galaksinin spektroskopik verilerini kullanarak evrenin geçmişine ışık tutacak devasa bir harita oluşturmayı hedefliyor.
Bu devasa haritalama sürecinde karşılaşılan en büyük engellerden biri, galaksilerin kendi iç hareketlerinden kaynaklanan ışık kaymalarıdır. Galaksi grupları içindeki bu hareketler, haritada hayali uzamalar yaratarak kozmik iplikçiklerin gerçekte olduğundan daha uzun görünmesine neden olur. Bilim insanları, bu bozulmaları önlemek için galaksi gruplarını analizden önce matematiksel olarak sıkıştıran özel bir yöntem öneriyor. Ayrıca, sadece en parlak galaksilere odaklanmanın haritayı yanılttığı, bunun yerine galaksileri yıldız kütlelerine göre ağırlıklandırarak modellemenin karanlık madde dağılımıyla çok daha uyumlu sonuçlar verdiği tespit edildi.
Çalışma, uzak evrendeki ölçüm belirsizliklerine rağmen Euclid’in hassasiyetinin, galaksilerin kozmik ağ içindeki konumlarına göre nasıl evrimleştiğini anlamak için yeterli olduğunu kanıtlıyor. Galaksilerin iplikçiklere yaklaştıkça geçirdiği değişimler, evrenin büyüme hikayesini anlamamızda kritik bir rol oynuyor. Bu hazırlık süreci, Euclid teleskobundan gelecek gerçek verilerle evrenin en büyük yapılarını benzeri görülmemiş bir netlikle görmemizi sağlayacak olan o büyük gün için hayati bir temel oluşturuyor.
https://t.co/xMRvFkmFFm
#Astronomy #CosmicWeb #EuclidMission #SpaceExploration #GalaxyEvolution #Cosmology
Yapay Zekada Adalet Kavramı: Sonuçlardan Süreçlere Yeni Bir Yaklaşım
Günümüzde algoritmik adalet tartışmaları genellikle pastanın nasıl bölündüğüne odaklanmaktadır. Bir yapay zeka sisteminin adil olup olmadığı, genellikle sunduğu sonuçların eşitliği veya toplam faydayı ne kadar artırdığı ile ölçülmektedir. Ancak yeni yayımlanan bir araştırma, adaletin sadece sonuçlarla değil, aynı zamanda karar alma süreciyle de ilgili olduğunu savunmaktadır. Çok etmenli sistemlerde prosedürel adaleti inceleyen bu çalışma, karar verme gücünün tüm taraflar arasında eşit dağıtılmasının önemini ortaya koymaktadır.
Araştırmacılar, mevcut adalet modellerinin bireysel temsil ve ses hakkını genellikle göz ardı ettiğini tespit etmiştir. Matematiksel olarak mükemmel bir sonuç elde etmeye çalışan algoritmalar, bu süreçte bireylerin tercihlerini ve karar mekanizmalarına katılımını feda edebilmektedir. Çalışma, bu durumun demokratik meşruiyet açısından bir sorun teşkil ettiğini vurgulamaktadır. Prosedürel adalet çerçevesi ise her bir katılımcıya sistem içerisinde eşit söz hakkı tanıyarak, adaleti bir sonuçtan ziyade bir süreç meşruiyeti olarak yeniden tanımlamaktadır.
Ampirik sonuçlar, prosedürel adaletin benimsenmesinin sistemin genel verimliliğinden büyük tavizler verilmesini gerektirmediğini göstermektedir. Eşit söz hakkı tanınan modellerde, genel refah veya eşitlik gibi sonuç odaklı hedeflerde yaşanan kayıp oldukça düşük seviyelerde kalmaktadır. Bu durum, teknoloji tasarımcılarının temsil ve ses hakkından ödün vermeden adil sistemler inşa edebileceğini kanıtlamaktadır.
Sonuç olarak, bu bilimsel çalışma farklı adalet tanımlarının birbirleriyle temelden çelişen değerleri önceliklendirdiğini ortaya koymaktadır. Adaletin tek bir matematiksel formülü olmadığını belirten araştırmacılar, hangi değerlerin ön plana çıkacağının teknik bir zorunluluk değil, toplumsal bir seçim olması gerektiğini savunmaktadır. Algoritmaların sadece sonuçları değil, karar alma süreçlerindeki temsiliyeti de gözetmesi gerektiği tezi, yapay zeka etiğinde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır.
https://t.co/veM3w7Cgxb
#MachineLearning #ArtificialIntelligence #AlgorithmicFairness #ResearchNews #EthicsInAI #MultiAgentSystems
Yapay zeka sistemlerinin çoğu karmaşık denklemleri çözebilir ancak üzgün bir insanı teselli etmekte yetersiz kalır. Araştırmacılar mevcut modellerin gerçek empatiden yoksun olduğunu çünkü etkileşimi insani bir bağdan ziyade bir veri görevi olarak gördüklerini saptadı. (1/9)
Yapılan körleme kullanıcı testlerinde katılımcılar bu yeni yöntemle üretilen yanıtlara yüzde yetmiş oranında daha fazla ilgi gösterdi. Görünen o ki yapay zeka insan duygularının çift yönlü doğasını anladığında çok daha yetenekli bir yardımcıya dönüşüyor. (8/9)
Hareket, bir varlığın şekil, konum, biçim değiştirmesidir. Değişiklik için ise bir şeyin önceki ve yeni hali olmalıdır. Önceki ve yeni (sonraki) kavramlarını ise zaman oluşturur. Yani hareket zamanın varlığını gerektirir. Zaman yoksa hareketten bahsedemeyiz.
Gerçekleşme ihtimali ‘trilyonlarda bir’ den bile daha küçük , hayal edebileceğin en küçük ihtimali düşün. Sonsuz tekrarda en azından bir kere gerçekleşirdi değil mi? Doğru ancak bunun için sonsuzluk ölçeğini kullanmak , bir bardağa bir kova su dökmeye benzemiyor.
Hiçbir şey belirsiz değildir; her şey kendinden önceki sebebin bir sonucudur, biz bu sebebi bilsek de, bilmesek de.
Mesela bir zarı attığımızda zarın 6 gelmesi şans mıdır?
Süperpozisyonu anlamak: Elektronların özellik durumlarını aynı anda hem aşağı spine hem yukarı spine sahip olup hem de ne aşağı en yukarı spine sahipler şeklinde tanımlamanın da kuantum özellikleri klasik fiziğe indirgemekle aynı şey olduğunu düşünüyorum hem de bir hata ile ++
Enerji, kütle hepsi korunuyor dönüşüyor ancak evrendeki entropi her zaman artıyor. Bigbangten önce evrende entropisi 0 olan sonsuz düzenli tek bir madde vardı. Bir önceki an ile bir sonraki an arasındaki entropi her zaman daha fazla ise zamanın yönünü belirleyen ok entropi midir?
Yürümek düşmeyi kabul etmek demek. Yürümeye çalışmak defalarca düşmek kendini defalarca aynı durumda bulmak demek. Öyle ki bir noktada yürümekle birlikte düşmeyi de öğrenmek demek. Demek ki yürümek ve düşmek birbirinden ayrılamaz parçalar, bir madalyonun iki yüzü.