Öldüğümde şafak vakti yarın
ağlamayın başında mezarımın
Ali Haydar Türkmen, 1977 yılında henüz 17 yaşındayken 15 - 16 Haziran direnişinin yıldönümünde Tuzluçayır’da afişleme sırasında alçakça arkasından vurularak katledildi.
Vehbi Öztürk’ten, Ali Haydar Türkmen’e Kurtuluş kavgamız sürüyor!
Haziran ayının ilk haftasında kaybettiğimiz Kurtuluş Hareketi militanları Vehbi Öztürk ve Nevzat Yıldırım’ı saygıyla anıyoruz.
Anıları Kurtuluş mücadelemize ışık tutuyor!
Büyük Ozan, Büyük Devrimci
“…Nazım, insan sevgisi ile yoğurulmuştu, ezilen dünya halklarının ve ülkesindeki halkların çileli yaşamlarından en fazla etkilenendi. İşçilerin, köylülerin ve tüm emekçilerin dostuydu. Halkların kurtuluşunun sosyalizmle olacağını bilen, bu uğurda mücadeleye tüm yaşamını veren bir insandı…”
Kurtuluş, Sayı: 23 | Haziran, 1978
Filistin’de Düşene Dövüşene Bin Selam!
Filistin’in özgürlüğü için siyonizme karşı verilen savaşta ölümsüzleşen Kurtuluş Hareketi militanı Kemal Ergin onurumuzdur!
Elinde enternasyonalizm bayrağı ile Filistin’e uzanan Kemal Ergin’in yaşamı bugün ezilen halkların yanında duruşun en önemli örneğidir.
Kemal Ergin Kurtuluş Kavgamızda Yaşıyor!
Kesintisiz Devrim II-III’de Mahir Çayan ülkemizdeki bu özgül devlet biçimine “oligarşik devlet cihazı” demektedir. Fakat onun özüne inmeden yukarıdaki özellikleri vurgulamak için de “sömürge tipi faşizm” demektedir. Buna “sömürge tipi demokrasi” de diyebilirdi. Çünkü sorun o zaman kapitalist-emperyalist ülkelerle, bizim gibi yarı-sömürge ülkelerin siyasal üst yapılarındaki farklı özelliklerin en genel biçimde vurgulanmasıydı. Bazen “açıkça” bazen “temsili demokrasi ile” icra edilen dediği baskı ve terör işte, oligarşik devletin yukarda saydığımız özelliklerinden geliyordu. Üstelik Mahir Çayan hiçbir yerde, bir devlet biçimi olarak emperyalist dönemde “burjuva demokrasisinden” sözetmez.
Mahir Çayan’ın bu önermesini çarpıtıp bir küçük burjuva demokratının -üstelik dönem birinin- Çetin Özek’in görüşleriyle geliştirerek faşizme kırk tür ad vererek, üstelik Marksist devlet teorisinin özüne aykırı olarak, şiddeti sadece bu devlet biçiminde “kurumlaştırmak” demokrasiyi cennette arayan küçük burjuvazinin hayalciliğidir. Çünkü devlet bizzat “şiddetin sürekli ve sistemleşmiş” (Lenin) bir ifadesidir. Yani “şiddet ve baskı” bizzat devletin içindedir, onun ifadesidir, bunu çekip aldın mı devlet kelimenin gerçek anlamında devlet olmaktan çıkar. Bu demokrasiden faşizme, oligarşiden monarşiye, her bir devlet biçiminin de bir özelliğidir. Ayrıca bir devlet biçimi olan demokrasiyi “burjuvazinin barışçıl yöntemlerle sürdürdüğü bir yönetim biçimi” sanmak, oligarşik devlet biçimi yerine, oligarşik yönetim, “yönetim metodu” vb. İsimler vererek yeni keşiflerde bulunmak teoriye yeni “katkılarda” bulunmaktadır.
Devlet, sınıf ve sömürü arasındaki ilişkinin diyalektik ve tarihi materyalist anlayışıyla kavranılması olan Marksist – Leninist devlet teorisinde, Devlet tipleri, Devlet biçimleri ve devlet iktidarı ve devlet kurumları vb. Dışında “yönetim”, “hükümet”, “parlamento” ayırımlarına yer yoktur. Özellikle devlet ve iktidar (hükümet) ayırımını, devleti hakim sınıfın bir baskı ve sömürü aracı olarak, sınıf diktatörlüğü değil de, sınıflar üstünde bir uzlaşma aracı sanan küçük burjuvazinin dünya görüşüdür.
Türkiye’de Devlet
…Burjuvazinin emperyalist dönem boyunca iki taktiği, iki yöntemi olan, reformist ve terörist eğilimi esas olarak iki oligarşi partisi tarafından temsil edilmektedir, ve bu devlet biçiminde bu iki eğilim iç içe geçmiştir. Bu iki eğilimin iç içe geçmişliği uygulamalarda zaman zaman tavizlerin verilmesini, birtakım demokratik hakların varolmasını sağlamaktadır. Oligarşi bu hakların kullanımını engellemeye çalışsa da, onları, en azından parlamenter görünümünü koruyabilmek açısından kaldırmaya yönelmez. Bu tür hakların varlığı arkasına saklanarak bir azınlık diktatörlüğü olduğunu gizlemeye çalışır. Bunda, toplumsal muhalefetin reformizm potasında eritilebildiği ölçüde de başarılı olur.
Emperyalist dönem boyunca başlıca iki devlet biçimi görülmektedir. Emperyalist dönemde devlet biçimi olarak burjuva demokrasisinden sözedilemiyeceğinden, bu dönemde oligarşik devlet ve faşist devlet biçimleri vardır. Bunlar elbette her bir ülkenin tarihi toplumsal gelişiminin özelliklerini göstermektedirler. Örneğin gelişmiş kapitalist-emperyalist devletlerde görülen finans oligarşinin devleti, bizdeki oligarşik yapının yansısı olan oligarşik devletten, oligarşik yapı farklılıkları ve uygulamalarıyla ayrılır.
Faşist devlet biçiminden ülkemizdeki oligarşik devlet biçiminin şu temel farklılığı vardır. Bilindiği gibi faşist devletin her şeyden önce iki özelliğinden biri toplumsal muhalefeti tümüyle ortadan kaldırması, diğeri de devleti aşağıdan yukarı veya yukardan aşağıya nasıl ele geçirirse geçirsin, devleti yeniden düzenlemesidir.
Ülkemizde herkesin bildiği gibi oligarşik devlet, toplumsal muhalefeti tümüyle ortadan kaldırmıyor, fakat önemli ölçüde sınırlıyor, devleti de yeniden düzenlemiyor, sadece bürokratik ve askeri aygıtı daha da geliştiriyor. Ayrıca bu askeri bürokratik yapı içerisinde faşistlerin yer almasına da icazet tanıyor. Gelişen sol muhalefete bir alternatif olarak da aşağıdan yukarıya faşist hareketin gelişmesine de yadım ediyor. Temel ekonomik ittifaktan kaynaklanan bu yapısıyla oligarşik devlet gerici bürokratik bir özellik kazanıyor. Baskıcı ve terörist yanı ağır basıyor. Oysa kapitalist-emperyalist ülkelerdeki oligarşik devletlerde (finans oligarşisi) farklı tarihi toplumsal gelişme özellikleri vardır. Batıda kapitalizmin serbestçe gelişim gösterdiği, burjuva demokratik devrimlerini tamamlamış Amerika, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi oligarşik devletlerde, emperyalist dönem boyunca yoğun sınıf mücadeleleri sonucu korunan haklarla toplumsal gelişmelerinin belli tarihi evrelerinde ortaya çıkan ve demokratik hakların belli ölçüde kullanımına imkan veren, demokrasinin sınırlarının daha geniş “görünümü” bizdeki oligarşik devletten başlıca farklılığıdır.
Çünkü bizde toplumun tarihi gelişim süreci içerisinde oluşan ve yarı-sömürge ilişkilerin de belirlediği hakim gerici bürokratik bir karakter göstermekte, sınırları esas olarak oligarşiye kadar daralmış demokrasi ile ancak “devlet eliyle verilen haklara” yönelmekte, ve fakat yoğun faşist uygulamaları da olabilmektedir.
Turkish Socialist Internationalist Kemal Ergin Martyred Fighting for Palestinian Liberation
Laith Marouf Reports.
(Remembering Palestine’s International Martyrs: 78 Years Since the Nakba)
Watch Full Report: https://t.co/Dk3hkl4UwU
Filmed on: 16/5/2026
Donate: https://t.co/5QKfk5D8nM
Siz ki canınızı verdiniz halkımız için
Siz ki her şeyinizi verdiniz bu kavga uğruna
Göğüsünüzde onurla dalgalanan kavganın bayrağına siz ki al rengini verdiniz
Ey ölümsüz halkımız için
Toprağa düşenlerimiz
Ey yüce oğulları halkımızın
Onurla ve sabırla dinlenin şimdi
Kavganızı sürdürüyor yoldaşlarınız.
“Öyle ölümler vardır ki yakınları için onur, ölen için ise ölümsüzlüğün ilk adımlarından olur. “İbo”nun sosyalizm adına ölümü umursamaması bütün devrimcilerin onu bayraklaştırmalarının dolaysız nedenlerindendir…”
Ser verip sır vermeyen İbrahim Kaypakkaya’nın anısı bugün hâlâ mücadelemize önder olmaya devam ediyor.
Kurtuluş, Sayı: 20 | Mayıs, 1978