İstanbul yönetiminin, 15 Ekim’e kadar sokaklarda sahipsiz kedi ve köpek bırakılmayacağı yönünde bir açıklama yaptığı ifade edilmişti.
Bugün 15 Ekim… Yaşanan şiddetli yağışlar nedeniyle insanlar bile sokaklarda zor anlar yaşadı.
Allah’ın adaleti her şeyin üzerindedir. Bizler gelir geçeriz, makamlar ve mevkiler de gelip geçicidir. Ancak hiçbir cana yapılan merhametsizlik karşılıksız kalmaz.
Bu dünyada yalnızca biz insanlar yaşamıyoruz. Sokaktaki kedinin de köpeğin de yaşamaya hakkı var.
Merhameti kaybeden insanlığını da kaybeder.
Bu saatten sonra herkes sözlerine, kararlarına ve savunmasız canlılara karşı davranışlarına dikkat etsin. Unutmayalım, bu dünya yalnızca bize ait değil.
Allah’ın yarattığı her can, bizlere emanettir.
#istanbul
DÖŞEYİN DİNAMİTLERİ!!!!!
Sayın Valim, Sayın Emniyet Müdürüm.
Bundan sizin haberiniz oldu mu?
Trabzon’da kamuoyunun hassasiyetleri dikkate alınarak bir film gösteriminin programdan çıkarılması olumlu bir örnek iken;
Aynı hassasiyet Trabzon’da çekilen ve milyonlara bu şehri, bu coğrafyayı anlatan Taşacak Bu Deniz için neden gösterilmiyor?
Karadeniz insanı öfkelidir belki, sesi yüksektir; ama aynı zamanda merhametlidir, hoşgörülüdür. Kendi fıkrasını kendi anlatacak kadar kendisiyle barışık bir coğrafyanın insanıdır. Yaylası da hayvanı da onun için kıymetlidir.
Bir yapım Trabzon’da çekiliyor, Trabzon’un adını ve kültürünü kullanıyorsa, bu şehrin değerlerini böylesine çarpıtan senaryosu da artık ilgili kurumlar tarafından görülmeli ve incelenmelidir.
Trabzon dekor değildir. Karadeniz insanı da reyting uğruna yazılacak bir şiddet karikatürü değildir.
@TrabzonValiligi@TrabzonEmniyet@TrabzonBelTr ve şehrimizin tüm ilgili kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarının bu konuda duyarlı olmasını bekliyoruz.
Bugün bir üniversite söyleşisinde genç meslektaş adaylarıyla bir araya geldim. Gördüğüm manzara hem düşündürücü hem de sektörün geleceği adına bir miktar kaygı vericiydi. Yeni neslin odağının mesleki adanmışlıktan ziyade “sosyal medyada nasıl parlarım?” veya “nasıl yüksek etkileşim alırım?” sorularına kaydığını gördüm. Aslında onları suçlamıyorum çünkü sektöre baktıklarında karşılaştıkları vitrin de tam olarak bu maalesef. (Mesleğini büyük bir titizlikle ve etik değerlerle sürdüren tüm meslektaşlarımı tenzih ederek söylüyorum.)
Sektörde geride bıraktığım 15 yılın ardından kendimi bazı konularda adeta bir "sit alanı" gibi korumaya aldım. Çünkü “etkileşim” bir amaç haline geldiğinde gazetecilik, meslek etiği biter, içerik üreticiliği-deyim yerindeyse influencerlık- başlar. Her mikrofon tutanın veya her kamera açanın yaptığı işe "gazetecilik" etiketi yapıştırmak ise bu mesleğe ömrünü, emeğini ve uykusuz gecelerini verenlere karşı bir haksızlık gibi geliyor.
Sektörümüz dijitalin hızıyla bambaşka yerlere savrulsa da meslek etiğinin etkileşim rakamlarında ya da takipçi sayılarında değil, yayınlarında ya da yaptığı haberlerdeki o “nitelikli” imzada gizli olduğuna inananlar da hâlâ var. Bu yüzden umudumu yitirmiyorum.
Son olarak, naçizane bir tavsiye. Lütfen dünyayla konuşabilmek için o İngilizce engelini artık aşın. Kendi yankı odasına hapsolmuş bir yayıncılık, gazetecilik ne kadar doğru?
Kamuoyunun bilgisine!
Türkiye Spor Yazarları Derneği TSYD’nin değerli başkanı Oğuz Tongsir ne yazık ki görevden alınmasının faturasını isim zikretmeden tarafıma ve kongrede birlikte hareket ettiğim arkadaşlarıma kesmek istemektedir. Herkesin bildiği gibi derneğin kongresi yapılmış ve ben kaybeden taraf Oğuz Tongsir ise 4. kez kazanan isim olmuştu. Bu gelişmenin ardından meslek kuruluşumuz TSYD’nın başkanı yönetim kurulu üyeleri ve hakkında hiçbir açıklama yapmamış ve daha da önemlisi ‘şaibeli seçim hakkında suskun kalmıştım ve kalmaya da kararlıydım. Ne var ki sevgili Oğuz Tongsir görevden alınmasının ardından yaptığı açıklamada, “Seçimi kaybetmiş malum kişilerin sosyal medyada yaptığı asılsız ihbar üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından bir tedbir olarak geçici bir süre TSYD başkanlığından uzaklaştırılmış bulunuyorum” ifadesini kullanmıştır.
Birincisi, ki en önemlisi meslek kuruluşumuz TSYD’nın başına kayyum atanmasının tek sorumlusu, bir dönem başkanlık yapmak isteyen ancak dördüncü kez kendisini başkan seçtiren Oğuz Tongsir’den başkası değildir. TSYD şu anda ‘usulsüz’ üyeliklerin ve ‘şaibeli’ kongrenin bedelini ödemektedir ve bunu yapan da başkanın kendisidir. Benim TSYD’nı bir devlet kurumuna şikayet etmem asla söz konusu olamaz. Şayet Oğuz Tongsir ya da değerli avukatı, biraz araştırma yaparsa görevden alınma nedeninin ‘usulsüz’ üyeler ve ‘şaibeli’ kongre olduğunu öğrenecektir. Kendisi yaptığı açıklamada usulsüzlük nedeniyle görevden alındığını itiraf etmiştir.
Saygılarımla
İsmail Er
Tüm köpek düşmanları yargılanıp hapse girecek. Hem de köpek düşmanlığından bile değil. Hepsinin içleri karanlık, çocuk düşmanı, kadın düşmanı, barış düşmanı faaliyetleri olduğu için girecekler.
Bir kişi köpek düşmanıysa her şeye düşmandır.
Göreceksiniz.
Köpekleri öldürmeye başladınız ama yine de çocuklar ölmeye devam ediyor.
Suçlu köpekler değil zihniyetiniz.
Vahşileşti, cezasızlık cesaretlendirdi bu insanları.
Sosyal medya mecralarında yayınlanan ‘Tesettürlü bir hanımefendinin Türkiye Spor Yazarlar Derneği’ne ait havuza, kıyafeti nedeniyle alınmadığı’ yönündeki iddialar hakkında,
🔎Basın Açıklamamız:
TSYD seçimlerinde kongre taktikleriyle oy verme işlemi 16’ya çekildi. İstanbul’daki üyeler yetişip oy kullanamasın diye yapıldı😅 “Gazetecilerin üye olduğu” güya meslek örgütünde bu yollara başvuruluyor. İstanbul’daki üyelere duyurulur. Oy verme hakkınızdan 1 saat gasp edildi
TRabzonspor tesislerden hareketiyle başlayan Şampiyonluk yayını tam 9 saat sürdü. Bu yayını bir sn durup dinlenmeden @muratturker_ yaptı. Yanında kameramanı @arslancankaba ile birlikte… Görünen Görünmeyen Krallar 👑👑🧿🧿 #Trabzonspor