Osman Kavala, Selahaddin Demirtaş, Can Atalay, Ekrem İmamoğlu, Ayşe Barım, Selçuk Kozağaçlı gibi isimler hukuksuzluğun kamuoyuna mâl olmuş ön saftaki kurbanları. Arkada dağ gibi mağdurlar ve mazlumlar kitlesi duruyor.
Sadece tutuklular değil. Ahmet Türk’ün yerine kayyım atandı. Laf kabilinden bile olsa kanuni bir gerekçe duydunuz mu?
Bu isimler özgürlüğüne kavuşmadan, hiç olmazsa sembolik anlamda Türkiye’de yeni yetme bir kabile devleti kadar bile hukukun geçerli olduğunu, hatta bir kaza müessesesinin varlığını kimse iddia edemez.
Adalet Bakanı veya herhangi bir hükümet temsilcisi çıkıp da, gündemdeki bir sorunun hukuk veçhesine dair bir beyanda bulunduğu, cümlesini “Türkiye bir hukuk devletidir” diye bağladığı zaman peşinen “mugalata” diye geçmekte haklısınız.
Hukuka avdet edilmezse ne olur?
Durum vahim.
İlk adım olarak yargıçlık teminatı ve doğal yargıç prensibinin işlerlik kazanması ile yargının bağımsızlığına doğru adımlar atılmazsa, Türkiye teker teker her şeyini kaybeder.
Sorun adalet sorunundan ibaret değil.
Her şeyimizi kaybedebiliriz.
İktidar, içinde hava kalmayan tenekelerin içeriye doğru çökmesi gibi dağılır ve gücünü sürdüremez.
Çözüm süreci ilerlemez. Devletin bekâ sorunu derinleşir. Kürtlerin özgür rızaları ile gönüllü olarak benimseyecekleri ulus devletin sağlam temellere oturması adına ülkemiz büyük bir fırsatı elinden kaçırmış olur.
Ekonomik krizden çıkış yolu bulunamaz.
Uluslararası çıkarlarımızı savunamayız ve koruyamayız.
Hukuka dönüş, Türkiye’nin en hayati sorunu ve bir yığın sorununun çözümü için olmazsa olmaz zorunlu adımı.
Görüyorsunuz hukukun olmadığı yerde, iktidarlar dahil kimse nefes bile alamıyor, ot bitmiyor ve gündüz vakti her yer kararıyor.
https://t.co/F0mb0LISrW
Duyuralım📢📢
"Emekli polisim, yaş 54. Sağlık sorunum yok. Beden işi veya şoför olur, b sınıfı ehliyet src2, src4 var. Konya merkezde iş arıyorum. Yardımcı olursanız sevinirim.
İletişim: @tevfikkcamm "
Ekrem İmamoğlu:
“Benim 35 yıllık diplomamı iptal ettirmeye çalışanlar başarılı olurlarsa, yarın sizin bağınıza, bahçenize, bankadaki paranıza çökerler.”
Evet sayın İmamoğlu bunlar 8.5 yıl önce bizim diploma dahil her şeyimizi iptal ettiler.
İngiltere’de kilosu 11 pounda satılan etin Türkiye’deki fiyatının 23 pounda denk geldiğini gören gurbetçinin dünyası başına yıkıldı:
“Türkiye ne zaman Londra’dan daha pahalı oldu?” https://t.co/Pxiz0rcj3B
Milletvekili Selçuk Özdağ:
"Vekiller malvarlıklarını açıklamalı.
100 bin TL maaş alıp, 4 milyon dolarlık yatları nasıl alıyorlar onları izah etsinler"
Destekleyenler ...?!
Emeklilik, yıllarca çalışmış insanın en rahat edeceği zaman olmalıyken yaşam mücadelesine döndü.
Muhtaç emekliler yaratıp onlara harçlık/sadaka vereceğinize emekli pazarda neden meyve sebzenin fiyatına bakarak alıyor, neden etin yanına yaklaşamıyor, torununa harçlık verirken neden iki kez düşünüyor bunların temel sebebinin çözülmesi gerekiyor.
İkramiye TÜİK enflasyonuna göre bile artsaydı bu yıl 9.392 TL olmalıydı.
Düşük açıklanan enflasyon oranına göre yapılacak düzeltmenin bile yarısından az açıklandı ikramiye.
İkramiye mi dedim ben?
2008 yılında “Emekli Maaşı” asgari ücretin en az % 110'u kadar olur yasası Akp tarafından kaldırıldı.
Videoyu Akp ve MHP’ye oy veren emeklilere izletebilir miyiz?
Ha işte yıllardır biz söylüyorduk ama size şaka gibi geliyordu.Gercek bu işte!
Ekrem İmamoğlu: “Evinden alıınıyor sonra da bir gelenekmiş gibi tutuklanıyor.
Neymiş “sen hapiste dur biz seni suçlayalım sen orada aklanmaya çalış”
Böyle adalet olmaz bunun adı net adaletsizliktir bunu başka bir tarifi de yoktur”
İyi pazarlar
Soguk sıkım zeytinyağı
Manti
Tereyagi
Tursu
Salça
Ve liste bilgisi için dm den yazabilirsiniz
Sevdiklerinize ürün gönderip paket hazirlayabirim
@takyol96@KararHaber KHK sorununda iktidar kanatının hak hukuk tanımamazlığı etkili olduğu gibi muhalefet partilerinin de umursamazlığı etkili oluyor. Biri bizlere zulm etmiş. Öteki de oy toplamak için seçim döneminde KHK demiş bırakmış. Bireysel gayret gösteren bir kaç kişi dışında.
Hükümet komiseri edasıyla yargı dağıtmaktan çekinmeyen ve her fırsatta kafasındaki otoriter devlet anlayışına karşı bir çıkış duyduğunda muhatabının kim olduğuna bakmaksızın parmak sallamaktan geri durmayan; atanmış bir memur olduğunu bir türlü idrak edemeyip seçilmişler üstünde bir vesayet organı gibi hareket eden Uçum, TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a da cevap yetiştirmeye ve kendince ayar vermeye çekinmemiş.
Sayın Kurtulmuş’un ve Ak Parti’nin içine düştüğü çıkmazı anlamak için oldukça manidar bir manzara.
Tarif edilen demokratik anlayıştan hiç olmadığı kadar uzaklaşmış olsak bile Sayın Numan Kurtulmuş’un bu sözleri kıymetli. En azından çağdaş bir Anayasa üzerinde düşünürken, zaruri olan bakış açısının tamamıyla unutulmamış olduğunu ortaya koyuyor.
Demokratik bir hukuk devletinde aslolan millettir. Devletin ülkesi ve milleti olmaz; milletin devleti ve ülkesi olur. Devleti millet karşısında önceleyen otoriter anlayışın tümüyle Anayasa’dan çıkartılması doğru bir adım olacaktır. Devlet millet için vardır, milletin huzuru ve özgürlüğünün temini için de devlet hukukla sınırlandırılmalıdır. Bunun gereği ise son yıllarda olabildiğince uzaklaştığımız hukuk devletidir.
Fakat Sayın Kurtulmuş’un samimiyetle düşünmesi ve muhasebe etmesi gereken husus son on yılda Ak Parti’nin savrulduğu yerde bu bakış açısına dair en ufak bir eser kalıp kalmadığıdır.
Bugün Ak Parti’nin ortağı MHP ile birlikte yönettiği Türkiye’de milletin herhangi bir husuta önceliği var mıdır?
Otoriter devletçilik adına hiç olmadığı kadar milletin hakkı ve hukuku yok sayılmıyor mu?
Adaletsizliklerle, yoklukla, liyakatsizlikle, korkunç sosyal sorunlarla ve devletin her türlü baskısıyla boğuşmaktan yorulmuş bir millet için 'devletin millet mi?' yoksa 'milletin devleti mi?' tartışmasının bir anlamı olabilir mi?
En basit ve güncel örnekle, bu haklı bakış açısını ortaya koyan siz Sayın @NumanKurtulmus, Anayasa’ya aykırı şekilde hapiste tutulan bir 'millet'vekili için TBMM başkanı olarak herhangi bir adım atabildiniz mi? Milletin hukukuna ve anayasal devlet iddiasına sahip çıkabildiniz mi?
Elbette devletin asıl amacı ve varlık sebebi milletin ve dolayısıyla milleti meydana getiren fertlerin onurunu korumak olmalıdır. Fakat mesele sadece Anayasa’ya yazmak değil, Anayasa hükümlerinin hakkını vermek, yani uygulamak anlamlıdır.
Devleti milletin efendisi gördükten; milletin haklarını çiğnedikten; milletin alın terini, emeğini birilerinin cebine soktuktan sonra Anayasa’ya 'milletin devleti' yazsanız ne olur 'devletin milleti' yazsanız ne olur!
@takyol96@KararHaber İrtibat/iltisak maddelerini ayıklayan ve KHK mağduriyetlerini gideren düzenlemeler olmaz ise hiç bir reform paketi ADALET'i sağlamaz...
https://t.co/M897ZjDrbw