@fatihsalman@kirmizikara Değil Erol Bulut, Ancelotti gelse, Guardiola gelse olmaz abi o iş. Sorun oyuncularda veya hocada değil; sorun ortaya süper lig vizyonu koyamayan yönetimde. Birçok 1. Lig ekibinin kadrosu bile Gençlerbirliği’nin kadrosundan daha iyi şuan.
Siyasette, ticarette, aile hayatında, dostlukta; hiçbir vakit "empati yeteneğini" kaybetmemek lâzımdır.
Siyaset, sermayesi insan olan bir iştir.
Kırarak, dökerek, dağıtarak olmaz!
Siyaset, insanla yapılır, insanla!
Kibir, ego, yok saymak, adam yerine koymamak gibi süflî ve beyhude işlerin varacağı nihai ve kaçınılmaz noktaysa sadece başarısızlıktır, zafiyettir.
Bir yerde, asgari nezaket, hak edilen ihtiram ve insana layık olan zarafet yoksa geriye ne kalır ki?
Bazen bir telefon, bir nezaket cümlesi bile tüm meseleleri çözer.
Bizden önceki ve başka yapılarda görülen basit insani zaaf ve hataların zerresinin dahi bize hiç bulaşmaması ise en büyük temennimizdir!
Siyasetle iştigal ettikleri hâlde bu kadar rahat insan kırabilen, kerameti kendinden menkul insanlara, hep sormak istemişimdir!
Bu kadar rahat kırıp dökebiliyorsun ya!
Yarın, bir tek oy için dahi olsun, insanların kapısına gitmeyecek misin?
Bir tek oy için dahi olsun, eşine, dostuna, seçmene, vatandaşa yalvarmayacak mısın?
"Oyunuzu partimize verir misiniz?" diye, yüzünü eğmeyecek misin?
Üye yaparken, mitingde kalabalık olsun diye gelinmesini isterken, "Lütfen!" diye rica etmeyecek misin?
E aslan kaplan evlâdım, o vakit bu neyin kibri? Bu ahmaklık niye? Neden elindekini bu kadar kolay harcıyorsun?
Ticari, siyasi, ahlâki bir namussuzluğu yoksa; aşikâr şekilde fitne-fesat ehli değilse; hakkaniyet ölçüsünden saparak seçmeni/vatandaşı/üyeyi/arkadaşları yok sayan herkes, sadece kendisine zarar verir!
Kırılacak olan, kırılması gereken de yeri gelir kırılır, ezer geçersin, o başka mevzu!
Ancak insanların emeklerine, gayretlerine, alın terine, bir heva, heves uğruna, kolayca yazık etmemek lâzımdır!
İnsana yatırım yapan mekanizmalarda, bu anlaşılmaz tavrın nihai ve kaçınılmaz sonu ise ancak hüsrandır!
Diyeceksiniz ki ne oldu?
Bir şey yok.
Testi kırılmadan, biz milletin teveccühüne talip isek insanları kırmayalım, aman ha, diyorum! Aman ha! Sakın ha!
Başkaları yaptı, biz yapmayalım, diyorum!
Harekete daha önce bir kadirsizlik ve kalleşlik yapmadıysa; aleni şerefsiz, haysiyetsiz, disiplinsiz ve sıkıntılı değilse hiç kimseyi kırmayalım, dökmeyelim! Kaybetmeyelim, toparlayalım!
“Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, İki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, Bir Sinan, bir de Süleyman gerek.” diyor ya Mehmet Akif!
Bu satırları bir erken uyarı sistemi, ikaz radarı yahut erken ihtar cümleleri gibi okuyun!
Emek veren, alın teri döken bütün arkadaşlarımıza baki selâm ve muhabbetle...
Yeni uygulanacağı iddia edilen vergi paketi:
• 100.000 TL üzeri limitli kredi kartlarına yıllık 750 TL savunma sanayi katkı payı,
• Sıfır araç satışına 3.000 TL, ikinci el araç satışına 1.500 TL tescil ücreti,
• Gayrimenkul alım satımında iki taraftan da 750 TL katkı payı,
• 100 cm3 ve 6 kw'nin altındaki motosikletlere MTV
• 5.000 TL'den pahalı saatlere ve dronelara ÖTV. (NTV)
@srkntnyldz Büyük KARAKTERSİZLİK, çok büyük ŞEREFSİZLİK…
Üç evli olmayan adamı, öyleymiş gibi haber yapmak ve işine geldiği için bu yalan haberi alıntı yapmak suretiyle yaymak…
Muhalefet liderlerinin seçim değerlendirme konuşmalarını dinledim. Ümitleri inkisara uğramış muhalefet seçmeninin üzüntüsünün, hissiyatının ve beklentisinin hilâfına, sorumluluk duygusuna dair hiçbir emare göremedim.
Hiçbir öngörüleri tutmadı, hiçbir dedikleri gerçekleşmedi. Lâkin yüzlerinde en ufak bir üzüntü ve mahcubiyet yok!
Milletin kaderiyle, değişim talebi için sandığa koşan muhalif seçmenin umuduyla kumar oynamanın bedelini kim ödeyecek?
Önce süreç olarak doğru yönetilmeyen; baskı, dayatma ve istişaresizlik ile terör gölgesinde örselenen irademiz için uyarmıştım.
Şimdi de bunca derdi ve ekonomik zorluğu olan bir memlekette, zafer kazanmış komutan edasıyla çıkılan kürsülerde, hisselerine zerre mahcubiyet düşmeyen muhalefet liderlerinin, muhalif seçmenin hissiyatını hâlâ görememiş olmalarına dair bende oluşan hissiyat şudur:
Anlaşılıyor ki herkes hâlinden memnun!
Seçimle ilgili söylediklerinizden hiçbirisi gerçekleşmediği hâlde, sizin payınıza mahcubiyet ve sorumluluk namına bir şey düşmüyorsa sizin adınıza biz vazifeyi üzerimize alıp sizin adınıza biz üzülüp sizin adınıza biz mahcup olup ve bu sorumsuz siyaset etme tarzından, sizin adınıza tekrar biz istifa edelim!
Yavuz Ağıralioğlu'nu anladınız mı?
Bu ekonomik zorlukta, depreme rağmen seçimi kazanan Cumhurbaşkanımız R. T. Erdoğan'ı yürekten tebrik ediyorum. Vallahi helâl olsun.
Bu çapsız, beceriksiz muhalefet ve genel merkezlere çöreklenmiş kifayetsiz muhterisler, acaba akıllanırlar mı?
Dün, ‘Muharrem İnce kazanacak’ diyenler bugün ‘Kılıçdaroğlu kazanacak’ diyorlar. Seçim sonrası Muharrem İnce’yi 1 günde sattılar, 14 Mayıs gecesi Kılıçdaroğlu’nu yemeleri 5 dakika sürmeyecek… Seçmeni gazlayalım derken kendinizi gazlıyorsunuz, sonra Hüsranı çok büyük oluyor…
Milletin vicdanı olmaya, milletimin hakkı, hukuku için haykırmaya devam edeceğim.
Ak Parti'li değilim.
Ak Parti'ye ve Tayyip Erdoğan'a yarıyor diye konuşuyor değilim!
Yaramasından da muzdarip değilim.
Ben, devletim, milletim için konuşuyorum ve her zaman da doğruları, doğru bildiklerimi konuşacağım.
Muhalif seçmenin umudunun, devlet-millet düşmanlarının heveslerine heba edilmesine, dayatmalara ve yanlışlara susmadım, susmayacağım!
Vatanım ve milletim için de yürümeye devam edeceğim. Türk Milleti için...
Kendilerine oy vermeyen vatandaş
Gazeteci ise yandaş;
Sanatçı, Sporcu ise yalaka;
Tüccar, Esnaf ise ihaleci;
Memur ise torpilli;
Öğrenci ise Tügvalı, Türgevli;
Emekçi, Emekli, Ev Hanımı ise cahil…
YETER BU MİLLETE ETTİĞİNİZ HAKARETLER…
Milleti hakir görmeyi bırakın…