“Öldürmenin pek çok yolu vardır: Karnına bıçak saplamak, ekmeğini elinden almak, hastalığını iyileştirmemek, kötü koşullarda yaşatmak, ölesiye çalıştırmak, intihara sürüklemek, savaşa yollamak vs. Kanunlarda bunların pek azı yasaktır.”
—Bertolt Brecht
İzmir'deki Smyrna Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan yaklaşık 1500 yıllık mozaikte yer alan geometrik ve bitkisel motifler, Geç Antik Çağ'ın mimari anlayışı, sanat geleneği ve kent yaşamına ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
Dünyada sayısız insanın yurtsuz yuvasız olduğu aklımıza gelir mi hiç?
Kuşlar bile yuva diye çırpınırken…
📹Anılarımdan/ Objektifimden
Duvar kuş yuvaları Fas
Deniz’i tutukladılar, liyakatsizliğe posta koyan öğrenciyi de akıllarınca cezalandırıyorlar. İkisinin de korkmadan gayet bilinçli bir şekilde ortaya koydukları eylemler, sözleri, düşünceleri özgürce yerine ulaştı. Düşüncelere ve cesarete yasaktı, kelepçeydi işlemez. Nafile yani.
Kaçma fırsatı varken kaçmayıp yurt dışından gelen, kendisine ve çevresindekilere zarar vermeyen bir kişiye kelepçe takılması, üstelik bunun bir kamera marifetiyle çekilip yayınlanması hukuka aykırıdır.
***
"Kelepçe takmak polisin maddi güç kullanımının bir çeşidini oluşturmaktadır" ve titizlikle uygulanmalıdır.
Haklarınızı bilmeniz için KELEPÇE konusundaki şu dört bilgiyi paylaşmak isterim:
1-) Hukuken yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere (çocuklar hariç) kelepçe takılması için iki koşuldan biri bulunmalıdır:
- Kaçacaklarına ilişkin belirti bulunmalıdır.
- Kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin bir belirti bulunmalıdır.
Bu koşullar olmadan ve kişilerin fiziki durumu, yaşı, cinsiyeti ve sağlık durumu göz önüne alınmadan KELEPÇE TAKILAMAZ!
2-) Bu koşullar varsa belirtinin ağırlığına göre (i) "düz kelepçe", eğer bu yolla dahi sayılan tehdit bertaraf edilemiyorsa (ii) "arkadan kelepçe" takılabilir. Fakat bunlar son çaredir ve istisnaidir.
Kanunda sayılı hâller oluşmadan kelepçe uygulamasının gerçekleştirilmesi bir tazminat nedenidir.
Arkadan kelepçe takma uygulamasının, acı verme amaçlı ters kelepçe (kolların belin üstüne ve yukarı doğru gerilmesi) biçimini alması ise her hâlükârda yasaktır.
3-) Bir tedbir olan kelepçe takma uygulaması, hiçbir koşulda kişiyi çevresinin nezdinde aşağılama ve kamuoyu önünde suçlu göstermek amacıyla kullanılamaz.
4-) Emniyet Genel Müdürülüğünün konıyla ilgili 1 Nisan 2004 tarihli ve 2004/68 sayılı Genelgesi "arkadan kelepçe" konusunda bir "katalog suç" listesi üretmektedir. Bu üretim, kaçma şüphesi açısından dikkate değer olsa da, öncesindeki gelen cümleden bağımsız bir neden gibi uygulanırsa bu, CMK'nın temel kabulleriyle uyumsuz olur ve Anayasa'ya ve yürürlükteki mevzuata aykırıdır:
Genelge şöyle demektedir:
"olay yerinde yakalanıp polis birimlerine sevk edilecek kişilerin direnmesi, saldırıda bulunması kaçma veya kendilerinin veya başkalarının hayat ve beden bütünlüklerini tehlikeye sokma durumlarının varlığı ile cinsel taciz, kadın cinayetleri, uyuşturucu tacirleri ve terör suçları gibi toplumda infial yaratan suçların faillerinin ellerinin arkadan kelepçelenebileceği, bu istisnai hallerin bulunmadığı durumlar ile polis birimlerinden sağlık kuruluşlarına veya adli mercilere sevk edilecek kişilerin gerekli görülmesi halinde ellerinin öncelikle önden kelepçelenmesi tercih edilmelidir."
Deniz Göktaşın babası Kemal Göktaş hakkında 1980'de bazı olaylarda aktif rol aldığı ve polis öldürdüğü ve Çorum olaylarında aktif rol aldığı iddia ediliyor, bunla ilgili binlerce twit atıldı..
ANLATAYIM
Bahse konu Kemal Göktaş ile Deniz Göktaşın babası Kemal Göktaş ayrı ayrı kişiler..
Deniz'in babası 1972 doğumlu, yani 1980 yılında 8 yaşındaydı.. Hiç bir olayla ilgisi olmayan ve olamayacak adamı sırf Denizin babası olduğu için isim benzerliğini kullanarak attığınız iftiraları ne yapacaksınız? Hiç utanmıyor musunuz? Hesap vereceksiniz..
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Bugün 18 Mayıs Müzeler Günü. Bugün çalıştığı müzedeki usulsüzlüğü kabul etmeyen, bu yüzden mobbinge maruz kalan, kendisine yönelik baskı artarak sürünce ona mobbing uygulayanları tek tek anlattığı bir mektup bırakarak yaşamına son veren genç müzeci Merve Kaçmış’ı anmak istiyorum. Onun ardından Zeugma Mozaik Müzesi'nde başlatılan soruşturmada çeşitli usulsüzlükler tespit edilmiş, 10 eserin kaybolduğu ortaya çıkmıştı.
Tek karede 4 ağaç tanıyalım mı? O zaman başlayalım.
✅Servi
Yaprak dökmediği için ölümsüzlüğü simgeler, antik çağlardan beri mezarlıklara dikilir. Odunundaki yoğun reçine böcekleri uzak tutar ve hoş koku yayar. Nemli yaprak dokusu doğal yangın bariyeridir. Kerestesi çürümeye o kadar dayanıklıdır ki tarihi efsanelerde Nuh’un Gemisi’nde kullanıldığı anlatılır.
✅Sedir
Antik Mısır firavunları gemilerini ve mumya tabutlarını bu ağacın dayanıklı kerestesinden üretmiştir. Doğal ortamında bin yıldan fazla yaşayabilen anıtsal bir ağaçtır. Lübnan sediri türü Lübnan’ın ulusal bayrağında yer alır.
✅Erguvan
Bizans İmparatorluğu’nda soyluluğun sembolüdür ve hanedan dışında giyilmesi yasaktır. Baharda yapraklarından önce, çıplak dallarında mor-pembe çiçekler açar. Bu çiçekler salatalarda çiğ tüketilebilir. İstanbul Boğazı’nın simgesi olup, her bahar şehre adeta mor pembe bir renk örtüsü serer.
✅Çam
Yaralandığında salgıladığı reçine, milyonlarca yıl toprak altında fosilleşerek değerli kehribar taşına dönüşür. Havaya yaydığı fitonsid maddesiyle zararlı bakterileri yok ederek havayı temizler. Bazı türlerinin kozalakları, içindeki tohumları yaymak amacıyla sadece orman yangınının yüksek ısısıyla açılacak şekilde evrimleşmiştir.