Sana bir şey oluyor. Sen değişiyorsun. Dünyaya bakışın, insana bakışın değişiyor. Kelimeleri kısaltıyorsun, insana inanmayı azaltıyorsun. Kendi halindeliğinin dışında bir hayatı istemiyorsun. Bir şeyler oluyor artık o eski sen olamıyorsun.
üzülmenin de bir sınırı ve süresi var. bir sabah kalkacaksınız ve artık bir gram daha üzülmeye yerinizin olmadığını fark edeceksiniz. bunca zaman görülmediğiniz ve işitilmediğiniz yerde boşa çiçek açmışsınız. işte bu aşamadan sonrası hep iyileşmek. yokuş aşağı iyileşmek...
Isınmazsa taşınırsın valla nazlı hem de öyle bi taşınırsın ki şöyle kolayca ısınan güneş alan aydınlık havadar bi eve. Eski ev aklına geldikçe de ayy ne çektik o evde be dersin ısınmıyodu bir türlü.
her kalp kendi içindeki çiçeğin kokusunu verirmiş… yani o niye öyle yaptı bu niye şunu dedi diye fazla düşünmeye gerek yok maya bu çünkü. daha iyisi olamaz. kapasitesi yok.
Hiç kimse için o güzel canınızı sıkmaya değmez. Kimsenin peşinden koşmayın, kimsenin size acı çektirmesine izin vermeyin. Dengesizliklerine katlanmayın. Çok rica ediyorum kendinizi manipülatif insanlardan koruyun. Mutlaka sinyal verirler, kendilerini belli ederler. Sınır çekin.
Duanın gecikmesini hep bir imtihan olarak görürüz ama beklemek bazen hazırlıktır. Belki de Allah seni o kabul ânına hazırlıyor. Her gün dua edersin, görünüşte cevapsız kalır ama sonra bir gün imkansız gibi görünen şeyin tam merkezinde bulursun kendini. Çünkü dua bir süreçtir.
memleket kocaman bir kadın mezarlığı. memleket kocaman bir çocuk mezarlığı. memleket kocaman bir işçi mezarlığı. ülke edirne’den kars’a her bir karışıyla baştan aşağı bir mezarlık. lanet olsun.
Sanki asırlar boyu yaşayacakmışız gibi ne kadar gereksiz telâşları, ne kadar lüzumsuz yükleri sırtlanıyoruz.
Ruhuma, kalbime, aklıma, efkârıma, omzuma not; “mülkü, sahibine teslim et!”
insanlar sevdikleri için nasıl uğraşlar veriyolar ne yollar katediyolar bu yüzden kimsenin size lütuf gibi sunduğu sevgi kırıntılarıyla doymaya çalışmayın