Sanayi toplumu ve sanayi sonrası toplumlar, birbirlerini tanımayan kişilerin, gereksinim duydukları hizmetleri ve ürünleri piyasa aracılığıyla birbirlerinden satın aldıkları bir düzen. Doktor hasta, dolmuşçu yolcu, kasiyer müşteri, okul sahibi veli denklemlerinin hiçbirisinde taraflar birbirlerini tanımıyorlar. Modern ve postmodern yaşam, yabancılarla işbirliği yaptığımız dönemdir.
Böyle bir ortamda güven sağlamak için düzenleyici şeffaf kurumların varlığı ve bu kurumların güçler ayrılığı üzerinden devlet ve sivil toplum tarafından denetlenmeleri bu sanayi ve sanayi sonrası toplumun temel zorunluluğu. Sahtekarların, hilekarların, kötü niyetlilerin, dolandırıcıların kimler olduğu kimse birbirini tanımadığı için önceden bilinemeyeceğinden, bu toplumlarda böylesi olayların önü ancak, böyle davrananların, davranışları sonrasında yaptırımlarla karşılaşmalarıyla alınabiliyor.
Yabancılarla yaşamanın bir diğer sorunu da güvenlik sorunu. Beden bütünlüğümüze kimin ne şekilde zarar verebileceğini kimseyi tanımadığımız için bilemediğimizden, güçler ayrılığı üzerinden devletin güvenliği de sağlaması gerekiyor. Bu "güvenlik" güçler ayrılığı üzerinden yapılmadığında, toplumun bazı kesimleri "güvene" alınırken, diğer kesimleri "güvenden tümüyle" geri bırakılıyor. Güvene alınanlar, güvenden geri bırakılanları sömürüyor.
Türkiye'nin temel sorunu tüm yetkilerin partili bir başkana devredilerek başkanlık sisteminin getirilmesi ve denetim mekanizmalarının da güçler ayrılığı ilkesinin sona erdirilmesiyle (her şeyin başkana bağlanmasıyla) denetim mekanizmasının tek taraflı hale getirilmesi.
Denetlemenin, yargılanmanın, kanunların uygul(a)nmasının, Anayasaya uymanın askıya alındığı bir ortamda hukuk dışı olanlar güçleniyor, hukuka uyanlar sürekli can ve mal kaybına uğruyor. Para için bebekler, kapris için insanlar öldürülüyor; ülkemiz dört bir taraftan talan ediliyor.
Denetleme mekanizmalarının yeniden harekete geçebilmesi için ilk adım olarak acil parlamenter sisteme geri dönülmeli ve güçler ayrılığı yeniden yürürlüğe konulmalı.
Muhalefet partileri! Neredesiniz?
Bu fotoğrafı çok seviyorum. Bugün sembolik olsa da sadece bir gün değil her gün ekosistemde yaşadığımız bütün canlılara saygı duyup haklarını koruduğumuz günlere erişmek dileğiyle…
#4EkimHayvanlarıKorumaGünü
Tasarladıkları katliam için vicdanlarını rahatlatmak adına ötenazi diyorlar bir de, ülkemizde yasal olmayan bir uygulamayı, kendi iradesini belirtemeyen canlılara uygulamak için… İnsan türünün diğer canlılardan üstün olduğuna nasıl karar verildi!
#yasayıgeriçek
“Unutmadık” deniyor ya hani, ben bir sene boyunca unutmak için elimden geleni yaptım. Böyle bir felaketi hatırlayarak yaşanmaz çünkü. İnsan bu kadar acıyla yaşadığına utanır. #6SubatDepremleri 🩶
10 yıllık felsefe kariyerimde günümüze dair okuduğum en mantıklı şeyi foucault söylemişti. insan, diyor, bir teşebbüs/kuruluş/şirkettir. bu nedenle, insanın sorunu da, en nihayetinde, bir yönetim sorunudur. zamanını, duygularını ve arzularını yönetemeyen hayatını ziyan ediyor.
Başarılı bir araştırmacı olmak için iyi istatistiksel analiz yapabiliyor olmak şart. Üniversitede en sevmediğim dersti ve üçüncü alışımda geçmiştim. Şimdi bir günde bir yazılım öğrenip kullanmak zorunda kalıyorum. Analitik zeka mecburiyetlerle gelişiyor sanırım…#phdlife
Sürekli kalabalıklar içindeysem mutlaka kendi kendime kalacağım bir vakit yaratıp, zihnimi dinleme ihtiyacı duyuyorum. Düşüncelerime odaklanıp kendimi anlamak için bir nefes molası gibi…Yaş aldıkça kendimin yeni versiyonlarıyla tanışıyorum. Hayat daha çok anlam kazanıyor 🐠
Evet @ceyhunsinan çok haklısın, farkında bile olmadığımız daha neler var kim bilir, bizim de vardır. Kalıp yargıları fark edip değiştirebildiğimiz bir dünya umut ediyorum. 🙏🍀
Bugün bir arkadaşımla kafede oturduk. O (erkek) kahve sipariş etti ben çay istedim. Farklı bir garson,çayı ona kahveyi bana ikram etti. Bilinçaltlarımızda yatan cinsiyetçilik düşündürdü beni. Kalıplaşmış cinsiyet yargılarını eleştiren bir reklam yapmıştı Heineken, onu hatırladım.