✍️ Terapi desteği almaya niyetlenen biriyle ‘Sen psikologsun, bana bir şey söyle.’ diyen kişi arasındaki temel fark şudur: Hakikatin yükünü sırtlanmaya ne kadar niyetli oldukları.
Popüler kültür ve medya şiddeti metalaştırıyor, bu da gençlerin çatışma çözme becerilerini azaltıyor. Konuşmak, dinlemek veya anlamaya çalışmak yerine bilgisayar oyunu oynar gibi şiddete yöneliyor dürtü kontrol sorunu olan gençler.
Şiddet vakalarının çoğunun arkasında, fark edilmeyen veya kaynak yetersizliği nedeniyle müdahale edilemeyen ruh sağlığı sorunları var. Öğrencilerimize öfke yönetimi ve empati eğitiminin müfredatın bir parçası olarak verilmesi şart. Ayrıca sosyal hizmeti yaygınlaştırmalıyız, sorunlu gençleri tek tek tespit eden ve aileleri ile yakın iş birliği içinde çalışan sosyal hizmet sistemini okula entegre edebilmeliyiz.
‘Gücü gücü yetene’ dünyasında kimse güvende değildir.
Bu iki çocuğun internet geçmişleri, hangi istelerde vakit geçirdikleri, kimlerle konuştukları, ayrıca anne babanın detaylı dinlenmesi acil gerekiyor. Daha önce suç işleyip işlemedikleri, okul rehberlik biriminin dosyası, sınıftaki ve mahalledeki diğer çocukların bu iki kendini öldüren çocuk hakkında düşünceleri. Bunlar çok önemli. Bilinmeli ve bir daha bu şekilde olay olmadan süreci fark edebilmeli anneler babalar, uzmanlar ve eğitimciler. Bu detaylar çok önemli. Gizli kalmamalı. Çok netim.
İzlediğimize, oynadığımız oyuna, çocuğumuza nasıl bir davranış ahlakı miras bıraktığımıza hem devlet hem de toplum olarak dikkat etmeliyiz.. ve maalesef sanıyoruz ki hep “tanımadığımız çocuklar” öldürülecek...
Haberlerde saldırılar en ince ayrıntısına kadar taktiksel aktarılıyor, tıpkı gündüz kuşağı programında katillerin cinayeti nasıl işlediğini en ince ayrıntısına kadar anlattığı gibi. Bir şeyleri yanlış yapıyoruz ama bunun bedelini bir nesille ödemeyi göze almamalıyız.
Şanlıurfa’da yaşanan sorun bir okul sorunu değil arkadaşlar, okula güvenlik görevlisi koydun, kapıya x-ray cihazı koydun, bunu yapacak “çocuk” okul çıkışı yine aynı şekilde birini öldüreme mi ? Sorun ulusal bir sosyoloji sorunu. Bu arada tüm dünya bu sorunla boğuşuyor. Sadece biz de değil. İnternet öncesi ve İnternet sonrası dünyayı bir kere ikiye ayıracağız. 1970 sistemi ile 2026 yılında yaşamayacağız. Çocukların farklılığını kabul edeceğiz. Bundan sonra ne yapılacağına dair kafa yoracağız.
Modern psikoloji ekolleri ve modern psikolojinin üretildiği Batı medeniyeti, Gazzeli bebeklerin ilk üç yaştaki bağlanma stillerinin travmatize edilişine dair analizde bulunacak mı? Bu bebeklere dair söz söyleyecekler mi? Yoksa en etik ve en insani değerleri olan hümanistleri ancak “savaş koşullarından ötürü yeterli veriye ulaşılamıyor” mu diyecek.. Amerika kahrol ya.
Leyle-i Kadr
“Seni bulmak için bilen gönül, çöllere bile düşmek gerekseydi, düşerdi. Kutuplarda buzların altında, bin yıl kalıp almak gerekseydi, alırdı. Fakat sen, kendin geliyorsun. Seni bulmak için arınmış bir kalple aramak yetiyor. En saf bir merhamet gibi kendin geliyorsun.”
Sezai Karakoç, Samanyolunda Ziyafet
BUGÜN YAPAY ZEKA TARİHİNDE UTANÇ VERİCİ BİR GÜN YAŞANDI!
Bunu herkesin bilmesi gerekiyor. Bir dakikanızı ayırın, okuyun.
Pentagon, Anthropic şirketine gitti ve dedi ki: "Claude modelinizi bize verin. Kitlesel gözetleme sistemlerimizde kullanacağız. Otonom silah sistemlerimize entegre edeceğiz. Hiçbir kısıtlama istemiyoruz. Tam erişim."
Anthropic'in CEO'su Dario Amodei ne yaptı biliyor musunuz? Dünyanın en güçlü ordusunun, en güçlü devletinin yüzüne karşı "HAYIR" dedi.
"Bazı kullanımlar güvenlik, etik ve güvenilirlik açısından kırmızı çizgilerimizi aşar. Bunu vicdanen kabul edemeyiz" dedi.
Karşılığında ne oldu? Trump çıkıp Anthropic'i "radikal solcu şirket" ilan etti. 13 dakika, sadece 13 dakika sonra Savaş Bakanı Pete Hegseth şirketi "ulusal güvenlik riski" olarak damgaladı.
Yani bir şirket, "İnsanları toplu gözetlemek ve makinelere insan öldürme yetkisi vermek için teknolojiimizi kullanamzsınız" dediği için düşman ilan edildi.
Şimdi gelelim asıl utanç verici kısma.
Sam Altman Denen Akbaba kılıklı adam yani OpenAI'ın CEO'su. "Güvenli yapay zeka" söyleminin self-proclaimed şampiyonu.
Bu adam Anthropic'in ilkeli duruşunu gördüğü an, daha Dario'nun açıklamasının mürekkebi kurumadan, Pentagon'a koştu. "Biz varız, biz hazırız" dedi. Anlaşmayı imzaladı.
Rakibinin vicdani reddini kendi ticari fırsatına çevirdi.
Bir düşünün: Bir şirket "Hayır, bu etik değil" diye direniyor. Ve sen o "hayır"ın bıraktığı boşluğa koşuyorsun. Bu ne kadar ahlaksız bir fırsatçılıktır?
Sam Altman yıllardır bize ne anlatıyor? "Yapay zeka güvenliği en büyük önceliğimiz." "İnsanlığın yararına çalışıyoruz." "Sorumlu geliştirme yapıyoruz."
Ama gerçek sınav geldiğinde, gerçek baskı kapıyı çaldığında, ne yaptı? Paranın ve gücün önünde diz çöktü. Her zamanki gibi.
Bugün olan şeyi herkes net görsün:
Anthropic, teknolojisinin otonom katil robotlarda ve kitlesel gözetlemede kullanılmasını reddetti ve bunun bedelini ödemeyi göze aldı.
OpenAI ise tam da bu teknolojiyi seve seve teslim etti.
Yarın bir gün yapay zeka destekli bir drone, bir insanı insan denetimi olmadan öldürdüğünde, yarın bir gün milyonlarca masum insan yapay zekayla fişlendiğinde, o anlaşmanın altındaki imzayı unutmayın.
SAM ATMAN'IN İMZASINI!
Bu adam güvenli yapay zekanın savunucusu değil. Bu adam her fırsatta ilkelerini satan bir tüccar. Antropic'in cesaretinin yanında OpenAI'ın bu hamlesi tarihe kara bir leke olarak geçecek.
430'dan fazla Google ve OpenAI çalışanı Anthropic'e destek mektubu imzaladı. Kendi çalışanları bile utanıyor.
Bu sessiz kalınacak bir konu değil. Yapay zekanın geleceği birkaç CEO'nun vicdanına bırakılamaz.
Sam Altman'a ve OpenAI'a sesimizi duyurmamız gerekiyor: İnsanlık satılık değildir.
#BoycottOpenAI #SamAltman #AISafety #Anthropic
@VeysiCe Çocuklara sınırlar öğretilmeden camide istedikleri gibi koşturup bağırabilmelerine izin vermek ileride ibadeti sevdirecek doğru bir adım olduğunu düşünmüyorum. Aksine çocuk ibadeti pekte saygı duyulması ve dikkat edilmesi gerekilmeyen bir durum olarak değerlendirebilir.
@VeysiCe Veysi hocam yaklaşımınızı anlıyorum fakat çocuklar ibadethaneye, ibadet edene saygıyı da öğrenmeli. Kaldı ki cemaatin arkasında güreş tutan çocuklar da var. Usulünce nerde nasıl davranılması gerektiği öğretilerek ama çocukların eğlenmesine de mani olmayarak dengede olmak mühim
“Hayatın amacının “mutlu olmak” olduğuna inanamıyorum. Bence hayatın amacı yararlı olmak, sorumlu olmak, onurlu olmak, şefkatli olmaktır. Her şeyden önce, yaşadığına değmesidir: Hesaba katılmak, bir şeyleri savunmak, yaşamış olmakla bir fark yaratmış olmaktır.”
― Leo Rosten
“Bütün transeksüel hareketleri kurumsallaşmış bir çocuk istismarıdır.”
Tabii’de 18 Ocak’ta yayınlanacak Gökkuşağı Faşizmi belgeselinde eşcinsel LGBT hareketlerinin aile ve çocuklar üzerindeki yıkıcı etkileri bilimsel olarak anlatılıyor.
Yeni yapılan bir araştırmada Netflix’deki çocuk programlarının %40’ında eşcinsel içerikler olduğu saptanmış.
Çocuklar izlediklerinden etkilemiyor olsa bu kadar yoğun bir bombardımana tutulur muydu?
@senalsmn geçtiğin her yolda çiçekler açtırdın, bundan sonrasında da öyle olacağına inanıyorum. yürüdüğün yolda karşına çıkanlar çok nasipli Sena’m. inşallah kendin gibi kalbi sıcak güzel insanlarla yolun hep kesişir. yolun her daim açık olsun hayırla afiyetle kolaylıkla güzellikle..🌷
Herkes için yaşama hakkının peşinden giden bir aktivist için hayat zeytin ağacının gölgesinde susturuldu. Meslektaşımız Ayşenur'un bize bıraktığı mirasta, büyük bir sorumluluk ve onurlu bir mücadele var.
#AysenurEzgiEygi#Palestine
Başımız Sağolsun!
Uzun yıllardır ekibimizin değerli bir parçası olan, iyiliğin geleceği için fedakârca emek veren yol arkadaşımız Hilal Köroğlu vefat etti.
Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
EMDR Türkiye Derneği 3 Ekim’de düzenleyeceği Ulusal EMDR Kongresi’ne ömrünü İsrail ordusuna desteğe adamış katliam destekçisi İsrailli Udi Ören’i çağırmış. Udi Ören Gazze soykırımı başladığında tüm dünyayı İsrailli askerleri desteklemeye davet etmişti. Yine aynı konuşmasında soykırım suçu işleyen İsrail askerlerine yönelik bireysel ve grup terapileri hizmeti sunduklarını, bu askerlere destek için g��nüllü terapistler aradıklarını ve soykırım ordusu için bağış topladıklarını da söyledi.
Tüm dünya, soykırım suçlusu İsrail ordusunu boykot edip topraklarından kovalarken, EMDR Türkiye Derneği bu ordunun neferlerini baş tacı edip ülkemizde ağırlama cesaretini gösteriyor.
Mevzu kesinlikle, Udi Ören’in ırkı, dini, dili, vatanı değildir. Buradaki temel konu tüm dünya İsrail ordusuna karşı eylemdeyken Türkiye’de resmi bir derneğin, ulusal bir kongreye, İsrail ordusuna yardım eden, bağış toplayan, soykırıma devam etmeleri için terapi desteği sunan bu kişiyi davet etmesidir.
Bu kongrede yer alan tüm vicdanlı ruh sağlığı uzmanlarının Gazze’de katledilen bebekleri, anneleri, masumları düşünmelerini ve bu saçmalığa tepki göstermelerini rica ediyorum.
Sayın dernek yetkililerinden beklentimiz Gazze’deki soykırımın sesi olmaları, oradaki masumların hakkını aramanız değildir. Sizden tek beklentimiz; bebek katillerini destekleyen, onlara fon sağlayan kişilere bu tip organizasyonlarda yer vermemeniz ve bu organizasyondan kendisini derhal çıkartmanızdır. Eğer bu kararınızdan dönmeyecekseniz ve inadınız devam edecekse de etkinliğe Netanyahu’yu da davet etmenizi tavsiye ederim. Programınız kapsamında sizlere, masumları nasıl katlettiklerini, bir halkı nasıl haritadan ve dünyadan silmeye çalıştıklarını, bebek kanı akıttıklarını anlatır!