Son zamanlarda daha da hızlanan ve seküler çevrelerdekiyle hemen hemen aynı şekilde muhafazakar ve dindar muhitlerde tuhaf bir hâl yaşanıyor.
Cumhuriyet devrinde piyasaya arz edilmiş, mazi ile bağı kopmuş; mânâsı dar hatta mânâsız, âhenksiz sözde kelimelerle, her ismin sonuna/eteğine iliştirilen yabânî "-sal, -sel" gibi Türkçenin tabiatına yabancı eklerle meramlarını ifade etmeye çalışıyorlar. Söylenen söz, muhatapta tesir bırakmıyor.
Bir milletin kelime hazinesi daraldıkça, o milletin düşünce ufku da daralır. Elinde yalnız çekiç bulunan adamın her meseleyi çivi sanması gibi, elinde yalnız birkaç yüz kelime bulunan adam da her inceliği kabalığa, her nüansı zıtlığa indirger.
Şefkatle merhameti, hiddetle gazabı, edeple terbiyeyi ayıramayan bir lisan, kendisini konuşanı da bu ayrımlardan mahrum bırakır. Zamane Türkçesi tam da bu hale gelmiştir.
Zarafet gider, yerine hoyratlık gelir; nezaket gider, yerine sertlik yerleşir. İnsanlar birbirine değil, birbirinin yanlış anladığı bir gölgeye cevap verir hâle gelir.
Cemiyette tarifi güç bir anlayış kıtlığı, bir idrak kısırlığı peyda olmuştur ki, bu kısırlık yalnız edebiyatın değil, toplum barışının da temeline oturmuş sessiz bir tehlikedir.
Zîra insanlar birbirini anlamaktan âciz kaldıkları yerde, kelimenin bittiği yerde güç gibi kötü şeylere müracaat ederler.
Bu metni yazdım yapay zekâya bunu 1930'larda konuşulan Türkçeye göre yeniden yaz dediğim de aşağıdaki metni çıkardı:
"Şu son zamanlarda diyanet ehli arasında müşahede ettiğimiz bir hâl vardır ki, kalem sahiplerini düşündürmeye kâfidir. Cumhuriyet devrinde tedavüle çıkarılan, menşei sarih olmayan ve lisanımızın tarihî damarlarıyla alâkası bulunmayan birtakım elfaz, bir girdap gibi kendine çekmiştir onları. Her kelimenin nihayetine yapıştırılan "-sal", "-sel" kabîlinden, Türkçenin ne sarfında ne nahvinde aslı bulunan lâhikalarla meram ifade olunmaya çalışılıyor. Fakat ifade değil, ancak bir ifade ıztırabı hâsıl oluyor.
Beyan kudretini kaybetmiş bir kavmin, efkârını da kaybetmesi mukadderdir. Lisandaki kısırlık, evvelâ zihindeki vuzuhu, sonra kalpteki inceliği izale eder. Zira kelime yalnız bir sestten ibaret değildir; asırların süzgecinden geçmiş bir mana, bir edeb, bir terbiye hazinesidir. Bu hazineyi kaybeden, yalnız sözünü değil, sözünün muhatabına karşı takınacağı tavrı da kaybetmiştir.
Bugün cemiyetimizde görülen sui-tefehhüm, zarafetin ve nezaketin tedricî izmihlâli, işte bu menbâdan neşet etmektedir. Birbirini anlamayan insanların teşkil ettiği bir heyet-i ictimaiyede sükûn ve huzur aramak beyhudedir. Anlayış kıtlığı, ihtilâfın; idrak akameti ise husumetin en emin yatağıdır."
Bu da Osmanlı Alfabesiyle yazılışı:
شو صوڭ زمانلرده ديانت اهلی آراسنده مشاهده ايتديگمز بر حال واردر كه، قلم صاحبلريني دوشوندرمگه كافيدر. جمهوريت دورنده تداوله چيقاريلان، منشأی صريح اولمايان و لسانمزڭ تاريخی طامارلريله علاقهسی بولونميان برطاقم الفاظ، بر گرداب گبی كندينه چكمشدر اونلری. هر كلمهنڭ نهايتنه ياپيشديريلان «سال»، «سل» قبيلندن، توركچهنڭ نه صرفنده نه نحونده اصلی بولونان لاحقهلرله مرام افاده اولونمغه چاليشيليور. فقط افاده دگل، آنجق بر افاده اضطرابی حاصل اوليور.
بيان قدرتنی غائب ايتمش بر قومڭ، افكارينی ده غائب ايتمهسی مقدردر. لساندهكی قيصيرلق، اوّلا ذهندهكی وضوحی، صوڭره قلبدهكی اينجهلگی ازاله ايدر. زيرا كلمه يالڭز بر صسدن عبارت دگلدر؛ عصرلرڭ سوزگجندن گچمش بر معنا، بر ادب، بر تربيه خزينهسيدر. بو خزينهيی غائب ايدن، يالڭز سوزينی دگل، سوزينڭ مخاطبنه قارشی طاقينهجغی طاوری ده غائب ايتمشدر.
بوگون جمعيتمزده گورولن سوء تفهّم، ظرافتڭ و نزاكتڭ تدريجی اضمحلالی، ايشته بو منبعدن نشأت ايتمكدهدر. بربريني آڭلامايان انسانلرڭ تشكيل ايتديگی بر هيئت اجتماعيهده سكون و حضور آرامق بيهودهدر. آڭلايش قيتلغی، اختلافڭ؛ ادراك عقامتی ايسه خصومتڭ اڭ امين ياتاغيدر.
"Cumhuriyet devrinde Türkçe'nin uğradığı zulmü resme çevirsen nasıl bir görsel yapardın?" dediğimde ise aşağıdaki metini ve resmi yaptı:
Bunu tek bir alegoriye indirgemek istedim. Ağaç kesme, kırılan zincir gibi ilk akla gelen imgeler fazla genel ve duygusu kolay geliyor. Onun yerine meselenin en somut, en gündelik hâlini seçtim: dedesinin mezar taşını okuyamayan torun.
Çünkü burada bir kayıp değil, bir miras devri kazası var. Taş yerinde duruyor, yazı yerinde duruyor, mermer sağlam — ama okuyacak göz kalmamış. Alfabe ve kelime hazinesi değişince kaybedilen şey kitaplar değil, kitaplara açılan kapı oldu. Görselleştirmek istediğim tam olarak bu: nesneyle mananın arasına giren sessizlik.
Şöyle kurguladım:
Üst yarı — Osmanlı şâhidesi, hattı sağlam, altın yaldızı henüz canlı. Hüve'l-Bâkî, taş konuşuyor.
Çatlak — tarihî kırılma. Gövdenin ortasından geçiyor, taşı yıkmıyor, sadece ikiye ayırıyor.
Alt yarı — aynı yazı, ama harfler bağlarını kaybediyor. Önce kelimeler, sonra harfler, sonra yalnızca noktalar. En altta düpedüz boş mermer.
Kenarda — küçücük bir insan silüeti, başı yukarı kalkmış. Okumuyor; bakıyor.
Kompozisyondaki asıl iddia şu: yıkım yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya ilerliyor. Yani geçmiş bozulmadı — bugün yukarıya doğru okuyamaz hâle geldi.
Kompozisyonun iddiası
Taşın üstü sağlam, altı boş. Bu tersine kurulmuş bir yıkım tasviri: geçmiş bozulmadı, bugün ona doğru okuyamaz hâle geldi. Çatlağın altında harflerin bağı önce gevşiyor, sonra kopuyor; geriye yalnız noktalar kalıyor — bir dilin son kalıntısı, artık kelime kuramayan işaretler. Torun küçük çizildi, ama sırtı dönük değil. Bakıyor. Mesele ilgisizlik değil, vasıtasızlık: bakmak isteyip de okuyamamak.
Taşta ne yazıyor
هو الباقی
صاحب الخيرات
روحيچون الفاتحه
Hüve'l-Bâkî — “Bâkî olan O'dur.” Sâhibü'l-hayrât. Ruhiçün el-Fâtiha. Yüzlerce yıl boyunca bir mezar taşının söyleyebileceği en sade şeyler. Bugün bir mezarlıkta yanından geçen çoğu kişi için bunlar yazı değil, desen.
Elenen iki alternatif
Kesilen ağaç. Kökleri kelimelerle dolu bir çınar, gövdesinden testereyle ayrılmış. Güçlü ama fazla bilinen bir imge; duygusu kolay geliyor ve tezi bir kayıp hikâyesine indirgiyor. İncelen lügat. Rafta yan yana duran sözlükler, tarih ilerledikçe ciltleri gittikçe zayıflıyor. Zekice, ama soğuk — grafik bir espri, bir resim değil.
********************************************
Siz de Türkçenin fakirleştirilmesi ve kısırlaştırılmasından müşteki misiniz yoksa memnun mu?
🔴Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin:
▪️Biz Lozan’daki adıyla müfredata Ege Denizi yerine Adalar Denizi ifadesini koyduk.
▪️Yunanistan’da eleştirildiği gibi Türkiye’de de biz zulüm 1453 diyenler müfredattaki bu değişikliklerimizi eleştirdiler.
UYARI / YORUM
KADIN KUŞAĞI PROGRAMLARI KALDIRILSIN!
Esra Erol'un bu toplumun dünyaya armağan ettiği adalet, hakkaniyet ve merhamet medeniyeti Osmanlı medeniyetinin kurucu dinamiğini ve ruhunu oluşturan şeriat gibi ulvî bir değeri aşağılayan videosunun ortalıkta dolaşan kopyesini yayınladım diye “telif hakkı ihlali” numarasıyla video kaldırıldı, ben de ceza yemişim!
Siz ne ruhsuz adamlarsınız!
Hem suçlusunuz hem de güçlü!
@atvcomtr Allah’tan korkmaz mısınız siz?
Siz kimsiniz, kimin çocuğusunuz?
Bu ülkenin çocuğu bu tahribatı yapar mı?
Allah'tan korkmaz mı, kuldan utanmaz mı?
Bu kadın kuşağı programlarının milletin ahlâkını ne kadar bozduğunu, Anadolu insanını ve değerlerini ne kadar aşağıladığını göremiyor olamazsınız!
O iğrenç kadın kuşağı programlarını kaldıracaksınız!
Kaldırmazsanız sizin yakanıza yapışacağım Rabbimin huzurunda!
Esra Erol ve Müge Anlı ve de bilumum kadın kuşağı programlarını değerlerimizi ayaklar altına alan yapımlar sebebiyle protesto ediyorum.
RTÜK KIŞ UYKUSUNDAN UYANSIN!
@rtukkurumsal sen ne işe yararsın arkadaş?
Kadın kuşağı programlarının Anadolu insanını ne kadar aşağıladığını ve bu toplumun değerlerini nasıl ayaklar altına alarak ülkenin altını oyduğunu göremiyorsanız, neyi görüyorsunuz ve neden oradasınız siz, merak ediyorum?
Hiçbir toplum, kendi insanını ve kendi değerlerini bu kadar aşağılatmaz, ayaklar altına aldırmaz!
Devlet / hükümet, televizyonlarda sabah ve akşam değerlerimizin altını oyan, tahripkâr dizilere, programlara daha fazla seyirci kalamaz. Böyle giderse ortada değerler de kalmayacak, toplum da!
Benden uyarması!
@RTErdogan@iletisim
Vallahi hayatımda Allah’a güvenip pişman olduğum hiç olmadı.
Allah sizden de razı olsun. Güzel insanlarsınız.
Ben sadece müslüman olmaktan değil, müslümanlardan olmaktan da razıyım.
Allah için sizi seviyorum. Bizi ölümle bitmeyen bir şekilde kardeş kılan Rabbime hamdolsun.
8 İşleme(herhalde twit) 2.200.000 liraya fatura kesmiş. İmamoğlu iddianamesinde.
Pro-İsrail dezenformasyon yapmış. Suç duyurusunda da bulunacakmış.
Ne güzel iş değil mi ?
@Dex_801 @Tatil_31 Kalk bilgisayarın başından, hayatsız. Her yan hesabına bir tane görsel atacağım. Hadi bakalım.
İlk küfür edene “bunu destekleyeni de ele alırım” demiştim.
Bak itibarsızlaştırmaya çalıştığın anadolunun kavruk adamı da böyle oluyor.
Eski İşidcilerin neden Muhbir için ortaya döküldüğüne dair bir video da gelsin değil mi ? Sonuçta destekleyeni de isim vererek anlatacağız demiştik.
Örn bu elemanın hangi davalardan yargılandığı, neden sürekli peygamberimize küfür edenleri koruduğu konusu ilgi çekici değil mi ?
Türkiye genişlemesin diye ülkenin başına bela edilen zihniyetin moralini bozan iki şeyden birisi Türkiye’nin genişliyor olması, ikincisi, bu genişlemenin, ezmeye çalıştıkları Abdülhamid Han’ın halefi Erdoğan döneminde gerçekleşiyor olması.
100 yıllık musibet bulutları dağılıyor!
#Halep #Ahdimilli
Böyle bir mentalle uğraşmak için sindirmeye çalışmak çok hatalı bir yol ahaha.
Kardeş ben bugün yapacağımı yaptım. Devamını ben değil, sonrakiler bile getirse ne gâm.
Biz bizimle bitmeyen bir yolun yolcusuyuz. Elhamdulillah.
Olm şaka gibi değil mi ?
Güya Türkçü Muhbire vurduk, eski işidciler döküldü. Güya Türkçü Bpt’ye vurduk, vatan düşmanı distaste döküldü.
Arada İsrail bayrakları ile resimler, mason localarından resimler, pro-israil dezenformasyonlar, efendimize küfredenler vs vs. Subhanallah.
Altay Cem Meriç @AltayCemMeric, ülkede 5. Kol faaliyeti yapan hesapları teker teker deşifre ediyor.
Çok önemli ve kritik bir iş yapıyor.
Yalnız bırakılmamalı.
Devlet sahip çıkmalı.
@TC_icisleri@AliYerlikaya